KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2022
- Dosya no
- 2020/1262
- Karar no
- 2022/2086
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 11/12/2019
- Numarası
- 2017/1078 (E) - 2019/1198 (K
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.118 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı oldukları ... plaka sayılı aracın müvekkillerinin murisi ...'a çarpması sonucunda meydana gelen kazada, adı geçen desteğin vefat ettiğini belirterek davacılar ... ve ... için şimdilik ayrı ayrı 500 TL olmak üzere maddi tazminat ve yine bu davacılar için ayrı ayrı 15.000 TL; diğer davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 7.000 TL olmak üzere manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, maddi tazminat taleplerinin kabulüne, davacı ... yönünden 3.353,51 TL ve davacı ... yönünden 3.871,74 TL destekten yoksun kalma tazminatının kararda belirtilen faiz başlangıç tarihlerinden itibaren olacak şekilde davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline.
Manevi tazminat taleplerinin ise kısmen kabulüne, davacı ... için 2.500 TL, davacı ... için 2.500 TL, davacı ... için 1.000 TL, davacı ... için 1.000 TL olmak üzere toplam 7.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/06/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi haricinde kalan davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili; kusura ilişkin yapılan araştırmanın yeterli olmadığını, hükme esas alınan ATK raporunun yetersiz olduğunu, ceza dosyasından alınan raporun aynen kopyalanarak gerekçesiz bir şekilde tanzim edildiğini, 4 yaşında olan müteveffaya asli kusur izafe edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, bir an için müteveffa çocuğa asli kusur izafe edilse dahi bunun yüksek takdir edildiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazları doğrultusunda ikinci kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden rapor alınmadan eksik incelemeyle karar verilmesinin doğru olmadığını,
manevi tazminatın son derece düşük takdir edildiğini, somut olayın özellikleriyle bağdaşmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili ise maddi tazminat davası yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 1-Davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin değerlendirilmesi. HMK'nın 341/2. maddesine göre miktar veya değeri 3.000 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.
Aynı maddenin 4. fıkrasına göre ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 3.000 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Sözü geçen kanuna 6763 sayılı kanunun 44. maddesi ile eklenen Ek 1. maddesi uyarınca maddedeki parasal sınırın yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenen kesinlik sınırı karar tarihi itibarı ile 4.400 TL'dir.
Somut olayda, ihtiyari dava arkadaşı konumundaki davacılar lehine hükmedilen (davacı ... için 3.553,51 TL, davacı ... için 3.871,24 TL) destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının, karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı altında kaldığı görülmektedir. Bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir. 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Eldeki davada, maddi vakıanın ve kusur durumunun ispatı davacı tarafa aittir.
Aksi ispat edilene kadar geçerli 13/06/2016 tarihli kaza tespit tutanağında, yaya konumundaki 2012 doğumlu müteveffa ...'ın bakım ve gözetiminden sorumlu olan kişilere 2918 sayılı yasanın 68/1-b-3; davalı araç sürücüsüne ise aynı yasanın 47/1-d maddesi uyarınca kusur izafe edildiği, soruşturma aşamasında işbu kaza tespit tutanağından başka bir delil elde edilemediği, ceza dosyası üzerinden yapılan yargılamada da kaza tespit tutanağı doğrultusunda uygulama yapıldığı, eldeki yargılamada davalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunun ispat edilemediği,
dolayısıyla kaza tespit tutanağı doğrultusunda tanzim edilen ATK'nın 07/01/2019 tarih ve 02/03/2017 tarihli bilirkişi raporları, hükme esas alınmak suretiyle kusur durumuna ilişkin bir başka bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Ancak, kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların mali ve sosyal durumu ile hakkaniyet ve caydırıcılık ilkesi kapsamında yapılan değerlendirmede, davalı araç sürücüsü tali kusurlu olsa dahi bir ömür boyu evlatlarının ve kardeşlerinin acısını çekecek olan davacılar bakımından hükmedilen manevi tazminat tutarları azdır.
O halde, TBK'nın 56. maddesi uyarınca somut olayın özellikleri nazara alınarak davacılar tarafından talep edilen tazminat tutarlarının, hak ve nasafete göre kabul edilebilir olduğu sonuç ve kanaatiyle manevi tazminat davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
29/11/2022
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2020/1262, K. 2022/2086, 29 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama