KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2023
- Dosya no
- 2020/2387
- Karar no
- 2023/386
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 06/02/2020
- Numarası
- 2016/309 Esas - 2020/131 Karar
Karar Metni
2.396 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık. TBK'nın 54., 53. ve 56. maddeleri kapsamında, ölümlü-yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı- sürekli maluliyet tazminatı adı altında maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince 06/02/2020 tarihli kararıyla. "1-Tüm davacıların, davalılardan ... ve ... Sigorta A.Ş.'ye yönelik açtıkları davanın ayrı ayrı reddine, 2-Davacılar ...., ..., ...ve ... tarafından, davalılar ...,... ve ...
A.Ş.'ye yönelik açılan maddi tazminat istemine ilişkin davalarının ayrı ayrı reddine, 3-Davacı ...'ın, davalılar ..., ... ve ...
Sigorta A.Ş.'ye yönelik açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile; a-Eşi ...'ın ölümü nedeniyle bakiye 20.146,38 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... ve ...'den kaza tarihi olan 22/08/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden ödeme tarihi olan 16/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
b-Vefat eden oğlu ...'ın ölümü nedeniyle 40.876,99 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... ve ...'den kaza tarihi olan 22/08/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 16/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, c-Vefat eden kızı ... (...)'ün ölümü nedeniyle 38.078,85 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan ... ve ...'den kaza tarihi olan 22/08/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 16/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
d-Kendi yaralanması nedeniyle oluşan 89.866,09 TL bedensel zararın, davalılardan ... ve ...'den kaza tarihi olan 22/08/2014 tarihinden, davalı sigorta şirketi yönünden 16/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Tüm davacıların, davalılar ... ve ...'e yönelik açtıkları manevi tazminat davalarının kısmen kabulü ile;a-Davacı ... için takdir olunan 60.000 TL,b-Davacı ... için takdir olunan 3.000 TL,c-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL,d-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL,e-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL, f-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL,g-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL, h-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL, ı-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL,
i-Davacı ... için takdir olunan 15.000 TL'nin kaza tarihi olan 22/08/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak yukarıda belirtildiği şekliyle davacılara ödenmesine, 5-Davacıların manevi tazminat davası yönünden fazlaya ilişkin istemlerinin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekili, davalı ...
Sigorta AŞ. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasında ağır yaralanarak ciddi manada hayati tehlike atlatan davacı ...'nın maddi tazminat taleplerinin doğru değerlendirilmeden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarının çok az olduğunu, talepleri doğrultusunda kabul edilmesi gerektiğini, davacı ...'nın kazada yaralanarak psikolojik tedavi görmek zorunda kaldığını ve yakınlarını kaybettiğini, bu nedenle hükmedilen 3.000 TL'lik manevi tazminatın çok düşük olduğunu,
taleplerin tümüyle kabul edilmesi gerektiğini; reddedilen manevi tazminat miktarı bakımından davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin doğru hesaplanmadığını, esasen manevi tazminatta tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir davacı için ayrı ayrı reddedilen miktarlar üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, kaldı ki, davacı ... için talep edilen 100.000 TL'lik manevi tazminatın 60.000 TL'sinin kabul edildiğini, 40.000 TL'sinin ise reddedildiğini, reddedilen miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücreti 6.000 TL olması gerekirken 8.600 TL olarak hükmedildiğini,
kararın bu yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı ... için verilen destekten yoksun kalma tazminatı miktarlarında hata olduğunu, kendileri tarafından yapılan hesaplamada müteveffa ...'ın vefatı nedeniyle 47.572 TL destekten yoksun kalma zararı çıktığını, 2.918 TL fazla hükmedildiğini, ...'ın vefatından dolayı 36.664 TL çıktığını, Mahkemece 4.213 TL fazla hükmedildiğini, ...'ün vefatından dolayı beklenen ömrünün 9 ay fazla olarak hesaplamaya dahil edildiğini;
...'ın maluliyetine ilişkin kendileri tarafından yapılan hesaplamaya göre maluliyet tazminatının 79.973 TL çıktığını, Mahkemece 89.866 TL'ye hükmedildiğini, 9.884 TL fazladan maluliyet tazminatı verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu yönlerden hatalı olduğunu; müvekkili şirket tarafından 16/12/2014 tarihinde yapılan ödemenin, ödeme tarihinde yeterli olup olmadığı tespit edilmeden, rapor tarihine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin, yaptığı ödeme sonucu ibra edildiğini ve miktarlar arasında fahişlik söz konusu olmadığından ibranamenin iptalinin talep edilemeyeceğini.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan ve hükme dayanak yapılan kusur raporunun hatalı olduğunu, davacıların desteğinin ve diğer davacı sürücüsünün de kusurlarının bulunduğunu, dosyada verilen yetkisizlik kararı nedeniyle taraflarına vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili esas karara karşı her ne kadar istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, istinaf harçlarının yatırmaması nedeniyle Mahkemece 20/10/2020 tarihli ek karar ile HMK'nın 344. maddesi uyarınca davalı ...'in istinaf talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, ek kararın usulüne uygun bir şekilde davalı vekiline tebliği edildiği ve ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı anlaşılmıştır. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
Mahkemece müvekkili hakkındaki maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verildiğini, reddedilen maddi tazminat yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karşılık, manevi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dosya kapsamından. 22/08/2014 tarihinde, davalı ...
Sigorta AŞ.'nin ZMS sigortacısı, davalı ...'in maliki-işleteni ve davalı ...'in sürücüsü olduğu, tır-çekici niteliğindeki araç (... plakalı çekici ve .... plakalı römork) ile davacıların yakını-desteği ...'ın sürücüsü olduğu ... yabancı plakalı araç ve davalı ...
Sigorta AŞ.'nin ZMS sigortacısı ve davalı ...'ın sürücü olduğu ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası neticesinde; davacıların yakınları-destekleri araç sürücüsü ... ile araçta yolcu olarak bulunan ... ve ...'ün vefat ettiği; araçta yolcu olarak bulunan ..., ... ve ...'nın yaralandığı; eldeki davada, destekten yoksun kalma tazminatı-maluliyet tazminatı adı altında maddi tazminat ile manevi tazminat talep edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince karara dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 28/05/2018 tarihli raporunda; kazanın meydana gelmesinde, davalı sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ... ile müteveffa sürücü ...'ın kusursuz oldukları mütalaa edilmiştir.
ATK raporunun yapılan incelenmesinde; raporun, HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, trafik kazası tespit tutanağı ve krokisi ile ceza dosyasından alınan diğer raporların tartışıldığı ve değerlendirildiği; raporun, kazanın oluş şekline ve dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu kanısına varılmıştır. Bu nedenle, kusura yönelik itirazlar kabul edilmemiştir.
Mahkemece karara dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurlunun 17/09/2018 tarihli raporlarında; davacı ... ile davacı ...'nın trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalarının fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğundan maluliyet tayinine mahal olmadığı. 17/09/2018 tarihli raporunda; davacı ...'ın trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmasının %59.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı mütalaa edilmiştir.
Her 3 ATK raporunun yapılan incelenmesinde; raporların, haksız fiillerden kaynaklanan beden gücü kayıplarının tespiti konusunda dikkate alınacak tek geçerli yönetmelik olan. "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre düzenlendiği tespit edilmiştir. Bu nedenle, maluliyet raporlarına yönelik itirazlar yerinde görülmemiştir.
Yine Mahkemece karara dayanak yapılan 29/03/2019 tarihli aktüer raporunda; davacı ...'ın, eşi ...'ın vefatı nedeniyle talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma zararının 20.146,38 TL, oğlu ...'ın vefatı nedeniyle talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma zararının 40.876,99 TL; kızı ...'ün vefatı nedeniyle talep edebileceği destekten yoksun kalma zararının ise 38.078,85 TL olduğu mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi raporunun yapılan incelenmesinde; raporun, HMK'nın 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, raporda herhangi bir hatanın bulunmadığı, raporun hüküm kurmaya yeterli olduğu kanısına varıldığından, bu yöne ilişkin itirazda isabet bulunmamaktadır. Ayrıca HMK'nın "Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331/2. maddesinde. "Görevsizlik veya yetkisizlik (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy.
Kanun-33.madde) kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Buna göre, yetkisizlik kararı nedeniyle davalı ... Sigorta AŞ. lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında herhangi bir hata bulunmadığından, bu yöne ilişkin itiraz da kabul edilmemiştir.
Davacılar ... ile ... lehine verilen manevi tazminat miktarlarının az olduğuna yönelik itiraza gelince; kazanın oluş şekli ve sonuçları, kusur durumu, davacıların yolcu olmaları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacıların yaralanmalarının niteliği ve gördükleri tedavi süreçleri ile TBK'nın 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; bu davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun düşmediği ve az olduğu kanısına varılmıştır.
Bu nedenle, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin itirazının kabulü ile davacı ... için 22.500 TL, davacı ... için 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.
Ayrıca, davacı ...'ın yönünden reddedilen 40.000 TL'lik manevi tazminat miktarı üzerinden İlk Derece Mahkemesince kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT gereğince yapılan hesaplama sonucunda 6.000 TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hüküm fıkrasının 12. numaralı bendinde 8.600 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olması; reddedilen manevi tazminat davası nedeniyle davalı ... lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmadığından, bu yöne ilişkin itirazlar da haklı görülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2020/2387, K. 2023/386, 14 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama