KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2022
- Dosya no
- 2020/2446
- Karar no
- 2022/2183
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/01/2020
- Numarası
- 2015/336 Esas - 2020/49 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan
Karar Metni
1.859 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava ve uyuşmazlık. TBK'nın 53. ve 56. maddeleri kapsamında ölümlü trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma zararı adı altında maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince.
Davacı ... tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasının HMK 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, davacılar ... (...), ... (...) ve ... için 20.217,35'er TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için 5.000'er TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekili ile davalı ... Sigorta AŞ. vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok az olduğunu belirtmiştir. Davalı ...
Sigorta AŞ. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; trafik kazası sonucunda her vefat edenin yakınlarına destekten yoksun kalma tazminatı ödenemeyeceğini, Yerel Mahkemece görülen davada daha önce alınan kök raporda belirtildiği üzere davacıların destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamadıklarının sabit olduğunu, ancak muvafakatları olmamasına ve hukuka uygun olmayacak şekilde davacı tarafın tanık dinletme talebinini Mahkemece kabule edildiğini ve tanıkların beyanlarından sonra tekrar bilirkişi hesaplaması yapıldığını,
müteveffaların gelirleri hakkında veya davacılara oldukları destek hakkında hiçbir bilgi ve delilin dosyada bulunmadığını, Mahkemenin talimatı gereğince bilirkişinin bu şekilde hesaplama yaptığını, Mahkemenin kararındaki davacıları tek tek irdelemek gerekirse davacı ... (...)'un kaza tarihinde 24 yaşında olduğunu ve herhangi bir yüksek okula devam etmediğini;
davacı ...'ın 27 yaşında olduğunu ve destek alacak yaşı çoktan geçmiş olduğunu, diğer davacı ...'ın ise müteveffanın sağlığında evlendiğini ve kaza tarihinde 34 yaşında olduğunu, dolayısıyla her üçü yönünden destekten yoksun kalma tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dosya kapsamından. 25/12/2014 tarihinde, davalı ...
Sigorta AŞ.'nin ZMS sigortacısı, davalı ...'un maliki ve ...'un sürücüsü olduğu aracın, davacıların yakınları ... ile ...'e çarpması nedeniyle meydana gelen trafik kazası neticesinde, ... ile ...'in vefat ettiği; eldeki davada davacılar tarafından, davacılar ..., ... (müteveffa ...'nın evlatları), ... ve ... (müteveffa ...'in evlatları) için destekten yoksun kalma tazminatı ile davacı ... için 30.000 TL, davacılar ... ve ... için 25.000'er TL ve diğer davacıların her biri için 20.000'er TL'den olmak üzere toplamda 200.000 TL manevi tazminat talep edildiği;
kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %25, müteveffa yayaların ise %75 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde yukarıda belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. A-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi: Kazanın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde.
Mahkemece davacıların her biri için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, TBK'nın 56. maddesinde düzenlenen manevi tazminat müessesesinin amacına ve hakkaniyet ilkesine uygun ve makul olduğu kanısına varılmıştır. Bu nedenle davacılar vekilinin istinaf başvurusundaki itirazlar yerinde görülmemiştir. B-Davalı ...
Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesi: Yargıtay ile Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşulların ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, 25 yaşının doldurulmasına kadar; yüksek öğrenim yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; nüfus kayıtlarına göre, 28/06/1980 doğumlu olan davacı ...'ın 25/12/2014 tarihinde gerçekleşen kaza tarihinde 34 yaşında olduğu, 09/12/1998 tarihinde evlenen bu davacının 3 çocuğunun bulunduğu. 01/02/1987 doğumlu olan davacı ...'ın kaza tarihinde 27 yaşında ve kazadan sonra 09/08/2015 tarihinde evlendiği.
24/11/1990 doğumlu olan davacı ...'un ise kaza tarihinde 25 yaşının içerisinde olduğu ve kazadan hemen sonra 17/05/2015 tarihinde evlendiği tespit edilmiştir. Ayrıca, davacıların yüksek öğrenim gördüklerini ispata yarar hiçbir delil de dosyaya ibraz edilmemiştir. Buna göre, her üç davacı da, yüksek öğrenim gördüklerinin kabul edilmesi halinde dahi kaza tarihinde destek alabilecekleri yaş sınırını geçmiş bulunmaktadırlar.
Bu durumda, Mahkemece, bu davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Bu nedenle, davalı ... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf başvurusundaki itirazları kabule şayan görülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2020/2446, K. 2022/2183, 13 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama