KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2020
- Dosya no
- 2020/333
- Karar no
- 2020/638
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/12/2019
- Numarası
- 2019/9127 Esas - 2019/324 Karar (Uyuşmazlık Hakeminin 19/11/2019 gün ve 2019/76077 (E) -2019/94784 (K) sayılı kararı)
- Davanın konusu
- Trafik Kazasından Kaynaklanan Hasar Tazminatı
Karar Metni
633 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan ... plaka sayılı aracın müvekkiline ait ... plaka sayılı araca çarpmak suretiyle hasara neden olduğunu ileri sürerek, belirsiz alacak davası niteliğinde 100,00 TL onarım gideri, 100,00 TL araç değer kaybı olmak üzere şimdilik 200,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakemi başvurunun kısmen kabulü ile 100,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, bakiye 100,00 TL talebin reddine karar vermiştir.
Davacı vekili 11/12/2019 günü sunduğu itiraz başvuru dilekçesinde özetle: tebliğ edilen bilirkişi raporunda yer alan miktar ve değerlendirmelere itiraz etmediklerini, bilirkişi raporunda tespit edilen 11.852,55 TL'lik miktar üzerinden ıslah dilekçelerini hazırladıklarını, müvekkilinin ıslah harç ve masraflarını ödemesini beklerken 19/11/2011 tarihli kararın taraflarına tebliğ edildiğini belirterek hukuki dinlenilme hakkına, Anayasa'nın 36'ncı maddesine,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6'ncı maddesine aykırı davranıldığını ileri sürerek toplam 11.852,55 TL alacağın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12'nci maddesi uyarınca beş bin TL altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarının kesin olduğu belirtilerek başvurunun komisyon tarafından değerlendirmeye alınmayacağı bildirilmiştir. Davacı vekili, Sigorta Tahkim Komisyonunun kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan incelemede: Dava ve uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan hasar tazminatına ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30'uncu maddesinin 12'nci fıkrasında beş bin TL'nin altındaki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarının kesin olduğu, beş bin TL ve daha üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında verilen hakem kararlarına karşı, kararın Komisyonca ilgiliye bildiriminden itibaren on gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere Komisyon nezdinde itiraz edilebileceği, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, kırk bin TL'nin üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı değil, Komisyon Müdürü ve İtiraz Yetkilisi tarafından imzalanmış hukukî işleme karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesi'nin 09/04/2018 gün ve 2015/16514 (E) - 2018/3954 (K) sayılı kararında da belirtildiği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 12/12/2019 tarihli Komisyon Müdürü ve İtiraz Yetkilisi tarafından imzalanmış " ... itiraz başvurunuzun komisyonumuz tarafından değerlendirmeye alınamayacağına karar verilmiştir." biçimindeki yazısının, hakem kararı niteliğinde değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer bir anlatımla, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/12'nci maddesi gereğince, Sigorta Tahkim Komisyonu Müdürü ve İtiraz Yetkilisi tarafından yerine getirilen hukukî işlemin, HMK'nin 341'inci maddesi kapsamında istinaf kanun yoluna başvurulabilecek nitelikte nihai karar olarak değerlendirilmesi olanaksızdır.
Bu bağlamda, itiraz hakem heyeti tarafından verilmiş istinaf kanun yolu kapsamında incelenebilecek nitelikte karar bulunmadığı gözetilerek istinaf kanun yolu başvuru koşulları oluşmadığından HMK'nin 352/1-ç. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2020/333, K. 2020/638, 29 Nisan 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama