KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2024
- Dosya no
- 2021/1099
- Karar no
- 2024/1182
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 24/11/2020
- Numarası
- 2018/1029 (E) - 2020/599 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.886 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Sigorta AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı, davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaldırım üzerinde bulunan ...'e çarpması sonucu dava dışı ...'in vefat ettiğini, davacı ... için 1.000 TL, davacı ... için 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adları geçen davacılara ödenmesine,
davacı ... için 100.000 TL, davacı ... için 100.000 TL olmak üzere toplam 200.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 20.000 TL olmak üzere toplam 40.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş.
19/02/2020 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını davacı ... için 23.170,03 TL, davacı ... için ise 41.535,34 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; tüm davalılar yönünden maddi tazminat talebinin kabulü ile anne ... için 41.535,34 TL destekten yoksun kalma tazminatı, baba ... için 23.170,03 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere 64.705,37 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine;
manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile takdiren anne ... için 30.000 TL, baba ... için 30.000 TL, diğer davacılar ... için 10.000 TL ve ... yönünden 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan ... ve davalı ...'dan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kaldırımda yürümekte iken davalılara ait frenleri tutmayan ve yasal muayeneleri yapılmadan trafiğe çıkan aracın kaldırıma girmesi sonucu müteveffanın feci bir şekilde ezilerek ölümüne sebep olduğunu, ailenin yaşamış olduğu acı ve meydana gelen kazanın vehameti göz önünde bulundurulduğunda mahkemece hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu belirterek,
ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden bozulmasını talep etmiş, mahkemece eksik istinaf harç ve masrafının tamamlanması için gönderilen muhtıraya rağmen eksiklik giderilmediğinden davacılar ..., ... ve ... yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu nedenle istinaf başvurusu davacı ... yönünden incelenmiştir. Davalı ...
Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda tespit edilen destekten yoksun kalma tazminatında hesaplama hatası yapılmış olduğunu, hesaplamaya esas alınan gelirin ve destek paylarının hatalı olduğunu, ıslah tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, ilama dayalı icra takibinin teminat karşılığında durdurulmasını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesinin 19/09/2019 tarihli raporunda; davalı sürücü ...'ın fenni muayenesi geçmiş kamyonet ile trafiğe çıktığı, bu hali ile mahal şartlarına uygun bir hızla seyrini sürdüremeyip, arızalanan fren sisteminin etkisi ile vasıtasının kontrolünü kaybedip dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğundan olayda %60, davalı ...'ın sahibi olduğu taşıt için gerekli ve yeterli bakım onarımı yaptırmadığı, trafikte seyre uygun olmayan aracın çalışmasına müsaade ettiğinden olayda %40 oranında kusurlu olduğu,
müteveffa yaya ...'in ise olayın meydana gelmesinde hatalı tutum ve davranışı bulunmadığından kusursuz olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporunun HMK'nin 279. maddesinde aranılan koşullara uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.Dosya kapsamından kazada ölen ...'in Karadeniz Teknik Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisi olduğu anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece alınan 21/10/2019 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda ölen ...'in anne ve babasına ödenmesi gereken toplam tazminat tutarı dava açılmadan önce sigorta şirketince yapılan ödemelerde dikkate alınarak 64.705,37 TL olarak hesaplanmıştır. Hükme esas alınan hesap raporu ayrıntılı, gerekçeli, denetlenebilir nitelikte olduğundan hükme esas alınmasında isabetsizlik yoktur.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda belirlenen destek paylarında desteğin babasının ölümünden sonra annesi için 1/7 oranında pay ayrılacağı kabul edilmiş, davalı sigorta şirketi vekilince yapılan itirazda bu pay oranının 1/4 olması gerektiği belirtilmiş olsa da; raporda belirtilen oranın davalı lehine olduğu göz önüne alındığında bu hususa ilişkin davalı sigorta şirketinin itirazı değerlendirilmeye alınmamıştır.
Davacı, davasını belirsiz alacak davası olarak açmıştır. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılması, bilirkişi raporu ile tazminat miktarının belirlenmesinden sonra başlangıçta istenen tazminatın artırılmasına ilişkin davacılar vekilince verilen 19/02/2020 tarihli dilekçenin bedel artırımına ilişkin talep olması dikkate alındığında ilk derece mahkemesince artırılan kısım faiz başlangıcı yönünden verilen kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56. maddesinin 1. fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz.
Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir teselli, bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır.
Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Bu durumda, genç yaşında vefat eden davacıların desteğinin babası ... için takdir edilen manevi tazminat tutarının, kazanın gerçekleşme biçimi, ortaya çıkan zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alındığında yetersiz kaldığı görülmektedir.
O halde, TBK'nin 56. maddesi uyarınca somut olayın özellikleri nazara alınarak istinaf eden davacı ... tarafından talep edilen tazminat tutarı hak ve nesafete göre makul ve kabul edilebilir olduğu sonuç ve kanaatiyle manevi tazminat davasının tam kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1099, K. 2024/1182, 17 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama