KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/1195
- Karar no
- 2024/686
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 20/04/2021
- Numarası
- 2017/739 Esas - 2021/326 Karar
- Davanın konusu
- Maddi tazminat
Karar Metni
1.106 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 19/07/2014 tarihinde davalının sigortacısı olduğu, ... plakalı aracın yaptığı kazada araç içerisinde yolcu olan davacının yaralandığını, 09/06/2017 tarihinde davalı şirkete başvuru yapıldığını, olumlu yanıt alamadığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.Davacı vekili 10/11/2020 dilekçesi ile davayı 258.646,03 TL olarak ıslah etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile 183.916,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili;
tek taraflı trafik kazasında ölen sürücünün %100 kusurlu olduğunu, buna rağmen bilirkişi tarafından emniyet kemerinin takılı olmadığı varsayımı kabul edilip %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasının mahkemece hükme esas alınmasının hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu bilirkişi raporunda sorumluluk durumu belirlenirken davacı ile araç sürücüsünün yakın akrabalık ilişkisi içinde olduğu ve taşımanın ücret karşılığı yapıldığını gösterir bir belge bulunmadığını belirtilerek taşımanın hatır taşıması olduğundan bahisle %20 oranında indirim yapıldığını,
ancak müvekkili ve araç sürücüsü arasında herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmadığını, yalnızca arkadaşlıklarının söz konusu olduğunu, yolculuğa birden fazla arkadaş hep birlikte sınava girmek için çıktıkları ve dönüş yolunda davaya konu kazanın meydana geldiğini, kaza nedeniyle davalının 09/06/2017 tarihinde yapılan başvuru neticesinde temerrüde düşürülmüş olup faizin bu tarihten sonra işletilmesi gerekirken yerel mahkeme kararında yazılı şekilde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu,
aynı şekilde davalının sigorta şirketi olup ticari faiz yerine yasal faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davalı vekili; davacının memur olup geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu %15 maluliyetinin oluşması sebebiyle maaşından bir kesinti yapılmadığını, bu sebeple kazanç kaybının söz konusu olmadığını, davacının %15 oranında maluliyetinin olması sebebiyle hayatını devam ettirirken diğer insanlara göre daha fazla efor sarf edeceğini, sarf edeceği fazla eforun da kişinin kazancıyla bir ilgisi bulunmadığını,
kazanç kaybı olmaması sebebiyle hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerekirken asgari ücretin 2,23 katı üzerinden hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, bu sebeple hesap bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacı için belirlenen %15 maluliyet oranı, iyileşme süresi, kaza tarihindeki yaşı,
son maaş bordroları dikkate alınarak aylık geliri esas alınıp PMF yaşam tablosuna göre düzenlendiği, dava dışı sürücünün kusur oranına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre davalı lehine (yaşam tablosu itibarıyla) olan yönteme göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen davalı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Somut olayda davacı, meydana gelen kazada yolcu olup kazanın oluşumunda kusursuzdur.
Davacının emniyet kemeri olmadan nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması ise sürüş kusurlarından olmayıp hakim tarafından tazminattan indirim sebebi (müterafik kusur kapsamında) olarak kabul edilmelidir.
Mahkemece, davacının kusursuz olduğu, dava dışı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kabul edilerek, belirlenen tazminattan davacının araçtan fırladığı, dolayısıyla emniyet kemeri takmaması nedeniyle Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması yerindedir.
(Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 17/06/2020 tarih, 2019/ 1444 E. ve 2020/ 3593 K. sayılı kararı).Hatır taşıması ise bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Dosyasındaki delillere göre davacı ile araç sürücüsünün arkadaş oldukları, davacı ile dava dışı diğer yolcularla birlikte hep birlikte gittikleri sınav yerinden döndükleri, taşımadan sadece davacının menfaati olmadığı, sürücünün de menfaatinin olduğu, olayda hatır taşıması bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu nedenle hatır taşıması nedeniyle tazminattan %20 oranında indirim yapılarak karar verilmesi hatalıdır.
(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/13092 Esas - 2022/8298 Karar sayılı kararı) Ayrıca davacı tarafından davalı şirkete başvurusunu yaptıktan sonra verilen olumsuz yanıt üzerine dava açıldığına göre KTK'nin 97. maddesindeki başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü ile başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasının faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Son olarak,
davaya konu trafik kazasına sebep olan aracın davalı Sigorta şirketine ZMS sigortası ile sigortalı olduğundan İlk Derece Mahkemesince kabul edilen maddi tazminat bakımından ticari faize hükmedilmemesi isabetsiz olup bu konudaki davacı vekilinin istinaf itirazı yerindedir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1195, K. 2024/686, 7 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama