KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2024
- Dosya no
- 2021/1456
- Karar no
- 2024/890
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 24/11/2020
- Numarası
- 2015/619 Esas - 2020/641 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve manevi tazminat
Karar Metni
1.102 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 10/02/2015 tarihinde davalı ... Tur. Tic. Ltd. Şti'nin maliki, davalı ...'nun sürücüsü, davalı ... Sigorta AŞ'nin sigortacısı olduğu aracın davacı yaya ...'e çarpması neticesinde yaralandığını belirterek şimdilik 2.000 TL maddi ve 80.000 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili ile davalı ... vekili cevap dilekçesinde davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; maddi tazminat davası yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... San. Gıda Tur. Tic. Ltd.
Şti'nden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili; kusur oranlarının tam tespit edilemediği hallerde ceza yargılamasında "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği sanığın az kusurlu kabul edilmesinin hukuk yargılamasında davalıya teşmil etmenin mümkün olmadığını, mahkemenin manevi tazminata ilişkin hüküm kurarken dayandığı kusur raporunun, hükmedilen tazminat miktarının davacının maluliyet oranı ve kusur durumu göz önüne alındığında oldukça düşük olduğunu,
yargılama devam ederken davalılardan sigorta şirketi ile maddi tazminat yönünden sulh anlaşması gerçekleşmiş olup, dosyaya sunulan sulh anlaşması gereğince de, sigorta şirketinin masraf ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan ettiğini, aynı anlaşma gereğince sigorta şirketi yönünden vekalet ücreti alacağının kalmadığını beyan ettiğini, davanın konusuz kalması halinde davanın açıldığı tarihte haksız olduğu tespit edilen tarafın yargılama giderini ödemekle yükümlü olacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Somut olay nedeniyle, ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 48. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/200 Esas sayılı dosyasına sunulmuş olan 12/01/2016 tarihli bilirkişi raporunun davalı sürücünün tali kusurlu, davacının asli kusurlu olduğu ve bu raporun hükme esas alındığı kararın istinaf incelemesiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bununla beraber Mahkemece alınan 25/06/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydan gelmesinde trafik ışıklarına göre davalı sürücü %15 (yüzde on beş) oranında , davacı yaya %85 (yüzde seksen beş) oranında kusurlu, yada davalı sürücü %85 (yüzde seksen beş) oranında davacı yaya %15 (yüzde on beş) oranında kusurlu olduğu şekilde seçenekli tespit edilmiştir.
Bu durumda ceza yargılamasında belirlenen maddi olgunun hukuk mahkemesi için bağlayıcı olacağı açıktır. Mahkemece ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporuyla uyumlu olarak davacının %85 kusurlu olduğu seçeneğin hükme esas alınması yerindedir.
Davacı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacıdaki yaralanmanın niteliği ve maluliyet oranı ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nce hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğu, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uymadığı kanısına varıldığından, davacı vekilinin, manevi tazminat miktarının az olduğu yönündeki istinaf itirazı yerindedir.
Bu çerçevede, dosya kapsamı, olay tarihi, davacının maluliyet oranı, kusur ve tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları değerlendirilerek, manevi tazminat müessesinin amacı ve hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak, takdiren davacı lehine 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.
Son olarak, Mahkemece maddi tazminat yönünden tarafların sulh olmasıyla maddi tazminat talebinin konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Ancak davacı dava açmakta ve davasında haklı olduğundan maddi tazminat yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının da kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1456, K. 2024/890, 7 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama