KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1595
- Karar no
- 2024/1513
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 29/06/2021
- Numarası
- 2018/425 (E) - 2021/611 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
1.567 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ün idaresindeki ... plakalı kamyonun davacı yaya ...’a çarparak yaralanmasına neden olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL maddi tazminatın 11/03/2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 30.000 TL manevi tazminatın davalılar tahsilini talep ve dava etmiş.
10/02/2021 tarihli ıslah dilekçesiyle toplam 133.629,01 TL maddi tazminatın mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımı ve husumet yönünden reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince, davanın kabulü ile geçici iş göremezlik tazminatı olarak 17.067,01 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 116.562 TL olmak üzere toplam 133.659,01 TL'nin davalı ...
AŞ yönünden dava tarihi olan 11/05/2018 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi olan 11/03/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesine. 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 11/03/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.Davalı ...
Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkiline isnat edilecek herhangi bir sorumluluk bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarının hangi kıstaslar gözetilerek tanzim edildiği belirsiz kalmak suretiyle düzenlendiğini, hükme esas almaya elverişli olmayan maluliyet oranları üzerinden hesaplanan tazminat miktarlarını kabul etmediklerini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ...
AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadan açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili lehine reddedilen manevi tazminat üzerinden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu yönde karar verilmediğini, davacının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinden sorumlulukları bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu alanında uzman olmayan kişilerce yapılmış olup ayrıntılı değerlendirme yapılmadan sigortalı araç sürücüsüne peşin kusur atfedilmiş ve müterafik kusur durumunun değerlendirilmediğini,
Adli Tıp Kurumu raporunda maluliyet tespitinin "Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre yapılması gerekirken "Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre belirlendiğini, ıslahla belirlenen miktarın zaman aşımına uğradığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, maddi ve manevi tazminat istemiyle HMK'nin 107/1. maddesi hükmüne göre belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir.
HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK'nin 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür.
HMK'nin 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğinden davalı vekilinin ıslah zamanaşımına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı).Bununla beraber, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/4/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir.
Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyada içeriğinden, somut olaya ilişkin maluliyet sebebiyle ... nolu hasar dosyası oluşturulduğu, 29/05/2018 tarihinde sigorta şirketine ihbarda bulunulduğu anlaşılmış olup başvuru şartının yerine getirildiğinin kabulü gerekmektedir.KTK'nin 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun'un 85/1. maddesine göre "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." maddenin son fıkrasına göre ise "işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi,
aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." İşletenin bu sorumluluğu bir tehlike sorumluluğudur.KTK'nin 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir.
Maddi ölçüye göre ise trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/02/2019 tarih, 2016/6712 E. ve 2019/2237 K. sayılı kararı).Davalı ...
Şirketi işleten olarak, kazada sürücünün kusurundan dolayı doğan zarardan, kanundan kaynaklanan (tehlike sorumluluğu) sebeple, davacıya karşı müteselsilen sorumludur.Mahkemece alınan 28/12/2020 tarihli, davalı araç sürücünün %70, davacı yayanın ise %30 oranında kusurlu olduğuna ilişkin bilirkişi raporu ile aynı olaya ilişkin Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/796 (E) sayılı dosyasında alınan 15/05/2018 tarihli raporların örtüştüğü, raporların olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Bununla beraber davacının yaya olması sebebiyle müterafik kusur itirazı değerlendirlmemiştir.Somut olayda, ATK 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 07/08/2020 tarihli raporda "Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre maluliyetin belirlendiği, tazminat hesabının bu rapor esas alınarak yapıldığı, Yargıtay uygulamasına göre poliçe tarihi itibarıyla uygun yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporuna karşı istinaf başvurusunun isabetli olmadığı kabul edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında.
"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde karar vermiştir.
Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.Ancak, davalı sigorta şirketine dava dilekçesiyle açıkça manevi tazminat talebi yönünden de husumet yöneltilmiş olup Mahkemece davalı işleten ve sürücü aleyhine bu konuda hüküm verilmiş, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine manevi tazminata hükmedilmemekle birlikte, hükümde açıkça davanın reddedildiği belirtilmemiştir.
Bu itibarla davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulü gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1595, K. 2024/1513, 31 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama