KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1760
- Karar no
- 2024/1679
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 06/04/2021
- Numarası
- 2018/118 (E) - 2021/310 (K
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.253 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. 27/08/2017 tarihinde ... Havalimanı şantiye sahası içinde davalılardan ... firmasına ait ... plakalı aracın ... plakalı araca çarpması sonucu araçta hasar meydana geldiğini, alacağı temlik aldığını belirterek araçta meydana gelen 48.340 TL hasar bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... Sigorta Şirketi vekili, davalı ... AŞ vekili ve davalı ...
Şti. vekili cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince. "Davanın kabulü ile 48.340 TL hasar tazminatının davalı .... Şti. (yeni unvanı: ... Şirketi) açısından 28/08/2017 tarihinden itibaren; davalı ... AŞ yönünden 02/10/2017 tarihinden itibaren; davalı ...AŞ yönünden 05/02/2018 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Karara karşı davalı...
Sigorta Şirketi vekili ve davalı ... AŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı...
Sigorta Şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın şantiye sahasında meydana geldiğini, karayolu sınırları dışında meydana gelen kazanın ZMMS Genel Şartları kapsamında teminat dışı olduğunu, bu itirazlarının dikkate alınmayarak kabul kararı verilmesinin doğru olmadığını, davayı kabul etmemekle birlikte kusura ilişkin olarak sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin dayanaksız olduğunu, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması taleplerinin değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin %100 kusuru üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
bilirkişi raporunda başvuruya konu araçta meydana gelen bakiye hasar bedelinin 48.340 TL olarak tespit edildiğini, bilirkişi raporuyla tespit edilen tutarı kabul etmediklerini, davaya konu aracın reel değeri gerçeğe uygun hesaplanmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kaza tarihinde kasko sigorta şirketinden bir ödeme alıp almadığının tespiti ile mükerrer ödemenin önüne geçmek adına ...
Merkezi’ne müzekkere yazılarak kaza tarihi ve sigortalı araç bilgisi ile hangi konuda ödeme yapıldığının sorulması gerektiğini, aracın sovtaj bedelinin kaza tarihi itibariyle piyasa rayici dikkate alınarak bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda fatura sunulmaksızın KDV tutarının talep edilmesi ve KDV tutarına hükmedilmesinin mümkün olmayacağını, dava konusu olay haksız fiilden kaynaklandığını, ticari iş niteliğinde olmadığını, bu nedenle davacı vekilinin avans faizine yönelik taleplerinin reddi gerektiğini,
müvekkili şirket aleyhine dava tarihinden itibaren faize hükmolunmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ...
AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı tarafın taleplerinden sorumluluğunun bulunmadığını, işbu nedenle huzurdaki davanın müvekkili şirket yönünden reddi gerekirken kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu taleplerin öncelikle Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinden karşılanması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçesinin Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesi olmayıp kasko poliçesi olduğunu, kasko poliçesinin, trafik sigortası poliçe limitinin tükenmesi halinde devreye gireceğini,
bu bağlamda davanın kabulü anlamına gelmemek üzere müvekkili sigorta şirketinin ancak trafik poliçe limitinin tükenmesi halinde ve poliçe limitinin üzerinde kalan tutar ve ferileriyle sorumlu olduğunu, poliçe limiti ve sigorta poliçeleri arasında öncelik sırası nazara alınmaksızın müvekkili sigorta şirketinin tüm tazminat ve ferileriyle sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kusur ve hasar bilirkişi raporunun resmi bilirkişilik görev ve yetkisine sahip Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınması gerektiğini, mahkemece verilen hüküm ile avans faiz işletilmesine hükmolunmasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu,
dava konusu talebin haksız fiil neticesinde meydana geldiğini, haksız fiilden kaynaklanan taleplere işletilecek faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, davacı tarafından temlik alınan alacağa ikişkin araçta trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasarın, kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın sürücüsü, işleteni ZMSS ve ...sigortacısı davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay 17. HD'nin 2016/12156 E. 2019/7414 K. sayılı kararında ve benzer nitelikteki kararlarında içtihad olunduğu üzere Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın, mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip, karayolu ile bağlantısı olan, bir alanda meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nin 2. maddesi uyarınca, kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir.
Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Davacının aracının kazanın gerçekleştiği inşaat sahasına ulaşabilmesi için mutlak surette inşaat sahasına bağlanan bir yolu kullanması gerektiğine göre 2918 sayılı yasanın uygulanması yerindedir.Davaya konu kazanın, inşaat sahası içerisinde meydana geldiği,
hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun iş güvenliği uzmanınca hazırlanan olay tutanağı, kazanın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığına göre kusur raporuna ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.KTK'nin 99. maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalı ZMMS sigortacısının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda kazaya sebep olan aracın, davalı işleten şirkete ait davalılara sigortalı olduğuna göre kabul edilen hasar tazminat tutarlarına avans faiz uygulanmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”.
85/1. maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”.
85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.Yine Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur.Yukarıdaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, kanun koyucu, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortacısı ile ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk değil sıralı bir sorumluluk öngörmüştür.
Bu nedenle, Mahkemesince davalı genişletilmiş kasko sigortacısı ...
Sigorta yönünden, tazminatın ZMMS poliçe limitini aşan kısmı yönünden karar verilmesi gerekirken, davalıların müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi doğru olmamıştır.Ayrıca,, hükme esas alınan hasar tazminatı bilirkişi raporunda, aracın hasar tespitine ilişkin hasar tespitine ilişkin değerlendirilme gerekçelerinin yetersiz olduğu, hasara ilişkin fatura kalemlerinin kaza ile uyumu ve gerekliliği ve miktarları yönünden tek tek değerlendirme yapılmadığı,
sonuç verilere nasıl ulaşıldığının belirtilmediği nedenle denetlenemediği görülmektedir.O halde, mahkemesince yukarıda belirtilen nedenlerle hasar tazminatın belirlenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdi ile sigortalı aracın hasarlı parçaları dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi tarafından ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması ve davalı ZMSS poliçe sorumlusu ile davalı genişletilmiş kasko sigorta sorumlusunun sıralı sorumlu olduğu göz önüne alınarak, alınan rapor sonucunun değerlendirilerek karar verilmesi için, Mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1760, K. 2024/1679, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama