KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Dosya no
- 2021/1950
- Karar no
- 2024/1666
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/04/2021
- Numarası
- 2017/464 (E) - 2021/245 (K
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.430 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
27/02/2017 tarihinde ... plakalı aracın davacıya çarptığını, bu nedenlerle trafik kazasında yaralanarak beden gücü kaybına uğrayan davacı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 500 TL tedavi ve bakıcı giderleri, 500 TL geçici iş göremezlik, 1.000 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının hesaplatılarak temerrüt tarihinden olmak üzere şimdilik 2.000 TL maddi tazminatın işletilecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
14/05/2020 tarihli ıslah dilekçesiyle geçici iş göremezlik alacağını 2.566,65 TL'ye, sürekli iş göremezlik alacağını 42.291,84 TL'ye, bakıcı gideri zararını 3.217,28 TL'ye, tedavi gideri alacağını 600 TL'ye artırarak toplam 48.675,77 TL tazminatın 08/05/2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince.
"Davanın kısmen kabulü ile geçici iş göremezlik tazminatı 2.300,06 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı 38.263,72 TL, bakıcı gideri tazminatı 3.217,28 TL, tedavi masrafı 600 TL olmak üzere toplam 44.381,06 TL'nin 08/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince alınan raporda davacının %70, davalının ise %30 kusurlu bulunduğunu, ancak ceza dosyasında alınan kusur raporunda ise tarafların %50 kusurlu bulunduğunu, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmemesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, dosyaya sunulan evrak ve belgelerde görüleceği üzere davacının taksi şoförü olduğunu, kazanın davacının taksi kullanımı sırasında meydana geldiğini, bu nedenle mahkemece emsal ücret yerine asgari ücret üzerine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu,
avans faizi yerine yasal faize hükmedilmesinin de yerinde oladığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle. Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tanzim edilen kusur bilirkişi raporunun yetkili merci tarafından tanzim edilmediğini, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından davanın reddi gerektiğini,
aksi halde davaya konu olan kazanın meydana gelmesinde etkili olan tüm unsurların irdelenerek tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bir bilirkişiye ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine tevdi edilmesi gerektiğinden mahkemece eksik inceleme neticesinde verilen kararın kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararına esas olarak alınan maluliyet raporunun yetkili merci tarafından hazırlanmaması sebebiyle hukuka aykırı olduğunun izahtan vareste olduğunu,
dolayısıyla hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki raporun yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe kapsamında davacı tarafın tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş görmezliğe ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını,
davacı tarafın talebine konu geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının tedavi gideri kapsamında olması nedeniyle 6111 sayılı Yasanın 59. maddesi ile değiştirilen KTK'nin 98. maddesi düzenlemesi gereği müvekkili sigorta şirketinin değil Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle talep edilen tazminat hesabı uzmanlık gerektirdiğinden Hazine Müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini,
müvekkili şirket aleyhine dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken avans faizine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece alınan 23/02/2018 tarihli bilirkişi raporuna göre kazada davalı sigortalı aracın sürücüsü % 30, davacı yayanın % 70 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesinin 04/09/2019 tarihli raporunda da kusur oranlarının aynı şekilde belirlendiği görülmektedir.
Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporlarının örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü, ceza yargılamasının, hukuk mahkmesini sadece maddi olgu açısından bağlayıcı olduğu nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Yine, aktüer bilirkişi raporuna esas alınan ATK 08/07/2020 tarihli davacının maluliyetine ilişkin sağlık kurulu raporunda, önceki raporlar da değerlendirilip çelişkiler giderilerek, davacının kaza sonrası tedavilerine ilişkin kayıtların ve raporların irdelenerek kaza ile maluliyet arasında uygun nedensellik bağının kurulmasına,
raporun kaza tarihine göre uygun yönetmelik hükümlerine göre ve yetkili heyetçe ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmiş olmasına göre; bu konulardaki davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olmayıp kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. KTK'nin 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır.
Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.Somut olayda; davalı sigorta şirketine 26/04/2017 tarihinde başvuruda bulunulmuş olup bu tarihten sonraki 8. iş gününün sonu itibarıyla davalı sigorta şirketi temerrüde düşmüştür. Bu nedenle, davalı sigortacının "dava tarihinden itibaren" faize hükmedilmesi gerektiği yönündeki itirazı yerinde değildir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, genel şartlar değişikliğinden önce ve halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98. maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında.
"2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa ... ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde karar vermiştir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacının kaza tarihinde ticari takside şoför olarak çalıştığını iddia etmiş ise de; dava dışı kişi olan ... adına ... plakalı aracın ticari taksi çalıştırma ruhsatı dışında davacının taksi şöförü olarak çalışmasına ilişkin delil sunulmadığı, davacının bu iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, maddi tazminat hesabının emsal ücret üzerinden yapılmaması yerindedir.
Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi ek ve kök raporunun davacı için belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlendiği, yapılan ödemede düşülerek kusur oranlarına göre tazminatın belirlendiği anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığından bu hususa değinen istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Ancak, davaya konu trafik kazasına sebep olan davalı Sigorta Şirketine trafik sigortalı aracın yolcu taşımada kullanılan minibüs (ticari) olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince kabul edilen maddi tazminat bakımından temerrüt faizi olarak -talep gibi- avans faize hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, davacı vekilinin bu konudaki istinaf itirazı kabul edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/1950, K. 2024/1666, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama