KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Kasım 2023
- Dosya no
- 2021/525
- Karar no
- 2023/1523
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 18/11/2020
- Numarası
- 2018/469 Esas - 2020/694 Karar
- Davanın konusu
- Maddi ve manevi tazminat
Karar Metni
1.417 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ...
AŞ nezdinde sigortalı ... plakalı aracın yaptığı kazada malul kaldığını başvuru yapılmasına rağmen zararlarının tam olarak karşılanmadığını belirtilerek, geçici iş göremezlik nedeniyle 250 TL, sürekli iş göremezlik nedeniyle 250 TL, bakıcı gideri için 250 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi, yol, yemek, refakatçi giderleriyle ek diğer giderler için 250 TL olmak üzere şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren avans-ticari faiz ile davalılardan ve 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte araç sürücüsü ve malikininden tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili ıslah dilekçesinde, müvekkil için 7.537,73 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminat alacağını, maddi tazminat için sigorta şirketi yönünden temerrrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt-avans faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte, manevi tazminat için olay tarihinden itibaren yasal faiz, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...
Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, usule uygun bir başvuru yapılmadığını, tüm belgelerin iletilmesi gerektiğini, dava şartı noksanlığının söz konusu olduğunu, belirsiz alacak davası açmasında hukuki menfaati olmadığını, davacının kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, maluliyetten doğan tedavi masrafları ve bakıcı giderleri tazminatına ilişkin taleplerin sigorta poliçesi teminatı kapsamı dışında olduğu,
kaza tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi yönündeki taleplerin reddi gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğini, yasal faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin zamanaşımı nedeniyle reddini talep ettiklerini, kusur oranlarının araştırılması gerektiğini, ceza yargılamasında davacının asli kusurlu olduğunu, kırmızı ışığa 24 metre gibi kısa bir mesafede hızlı araç kullanması iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın asli ve 1. derecede kusurlu olduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi halinde maluliyete sebebiyet verilmemesi,
manevi zarara ilişkin hiçbir somut veri bulunmadığını, faizin dava tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, SGK’nın iş göremezlik veya tedavi masrafı gibi ödemeler bakımından zararını karşıladığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; maddi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.794,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 369,30 TL tedavi giderleri olmak üzere toplam 6.163,67 TL tazminatın davalı ... şirketi yönünden 28/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve diğer davalılar ... ile ... yönünden kaza tarihi olan 18/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı ...
AŞ vekili, davacı tarafından müvekkil şirkete usule uygun bir başvuru yapılmadığını, emsal nitelikteki Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin kararı gereğince, davacının geçici iş göremezlik ve tedavi tazminatına ilişkin taleplerinin teminat dışı olduğunu, Savcılık dosyası kapsamında düzenlenen raporda davacının asli kusurlu olduğunun tespit edilmesine rağmen huzurdaki davada %50 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu olduğunu, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmeden kurulan hükmü eksik incelemeye dayandığını,
bilirkişi raporunda SGK tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığına ilişkin bir bilgi olmadığını, davacı manevi tazminat talebini müvekkil şirkete yöneltmiş olmasına rağmen reddedilen manevi tazminat tutarı üzerinden ret vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, kaza tarihinden itibaren yasal faiz işletilmeyeceğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: -2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişiklik yapılarak,
zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği belirtilmiştir.
6704 sayılı Kanun, 29695 sayılı Resmi Gazete'de 26/04/2016 tarihinden yayımlanması ile KTK'nin 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmiştir. Yasal değişiklikle birlikte, artık mahkemeye dava açılmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı olarak başvuru yapılması zorunlu hale getirilmiştir.
KTK'nin 97. maddesi ile getirilen bu başvuru koşulu HMK’nin “dava şartlarını” düzenleyen 114/2. maddesinde yer alan "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü kapsamında özel bir dava şartıdır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça 15/11/2017 tarihinde yazılı başvuru yapıldığı, Sigorta Şirketinin 27/11/2017 tarihinde çeşitli evrak ve belgeler istediği, başvuru talebinin karşılanmadığı anlaşılmakla, başvuru koşulu yerine getirilmiştir.
Bu nedenle davalı ... şirketinin başvuru şartına ilişkin istinaf itirazının reddi gerekmiştir. -Her ne kadar yeni Genel Şartların A.5.b maddesinde açıklanan sağlık giderleri teminatının Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiş ise de KTK'nin 98. maddesinde SGK'nun sorumlu olduğu tedavi giderleri açıkça sayılmıştır. Bu giderler kapsamında geçici iş göremezlik tazminatının bulunmadığı açıktır.
Bu doğrultuda poliçenin ve genel şartların tarafı olmayan SGK'yı yasal düzenleme olmaksızın tüm sağlık gideri teminatı kapsamındaki tazminat kalemlerinden sorumlu tutmak mümkün olmayacaktır.
Ayrıca sigorta şirketleri tarafından poliçe bazında KTK'nin 98. maddesindeki sayılanlar kapsamında SGK'ya katkı payı aktarımı yapıldığı nazara alındığında, KTK'nin 98.madde kapsamı dışında sağlık giderleri teminatı içinde kalan tazminat kalemlerine ilişkin sigortalıdan alınan prim ücretleri sigorta şirketlerinin uhdesinde kalmaktadır.
Bu doğrultuda sigorta şirketlerinin KTK'nin 98. madde dışında kalan sağlık gideri teminatı kapsamındaki geçici iş göremezlik tazminatından poliçe limiti ile sorumluluğu devam edecektir.
Kaldı ki sağlık giderleri teminatı açıklayan Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesinde "Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesiyle sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğunun sona ermesini KTK'nin 98.maddesine bağlamıştır.
Ancak kanun koyucu tarafından yeni Genel Şartlarda ki bu düzenleme doğrultusunda KTK'nin 98.maddesinde değişiklik yapılarak" geçici iş göremezlik tazminatı madde kapsamına alınmadığı, açıkça SGK tarafından karşılanacağı ve Sigorta Şirketleri ve Güvence Hesabının sorumluluğunun sona erdiği" yönünde değişiklik yapılmadığından Genel Şartların A.5.b bendinin son cümlesi kadük kalmıştır/ yürürlüğe girmemiştir.
Başka bir ifadeyle halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98.maddesinde, yeni Genel Şartlarda ki sağlık giderleri teminatına ilişkin düzenleme doğrultusunda Sigorta Şirketleri ve Güvence Hesabının sorumluluğunun sona ereceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığından 98.madde hükmü dışında kalan teminatlar (tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı) bakımından sorumlulukları devam edecektir.
Nitekim Yargıtay 17. Hukuk Dairesi genel şartlar değişikliğinden önce halen yürürlükte bulunan KTK'nin 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararında "2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında kalan tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu, yasa kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden varsa trafik şirketi yoksa Güvence Hesabı ve her iki halde de diğer haksız fiil sorumlularının (işleten ve sürücü gibi) sorumlulukları devam edecektir" yönünde karar vermiştir.
Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ve tedavi giderlerine ilişkin istinaf itirazının reddine karar verilmiştir. -KTK'nin 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Mahkemece davalı ... şirketine başvurudan itibaren 8 iş günü sonrası ile temerrüd tarihinin belirlemesi usul ve yasaya uygundur. -Davacı vekili dava dilekçesinde "Araç sürücüsü ve malikinin 10.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren.." şeklinde manevi tazminata ilişkin dava açtığı, açıkça davalı ... şirketine manevi tazminat yönünden husumet yöneltmediği anlaşılmış bu hususa değinen istinaf itirazının reddi gerekmiştir.-Davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazının, aynı olay nedeniyle, İstanbul 52. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/262 esas sayılı dosyası bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün tali derecede,
yaya olan davacının ise asli kusurlu olduğu, Mahkemece alınan kusur raporunda davacı ve davalı sürücünün %50 kusurlu olduğu tespitlerinin, kazanın gerçekleştiği yer görüntüleri, taraf ifadeleri ile olayın oluşuna uygun düştüğü, Mahkemece ayrıca ATK Trafik İhtisas dairesinden keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmamış olmasında usule ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/525, K. 2023/1523, 15 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama