KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 28 Kasım 2023
- Dosya no
- 2021/545
- Karar no
- 2023/1588
- Davanın konusu
- Maddi ve manevi tazminat
- Karar yazım tarihi
- 28/12/2023
Karar Metni
1.204 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkillerden ...nın babaları müteveffa ...davalı... adına kayıtlı ve...yönetiminde... plakalı aracın, çarpması ile vefat ettiğini, davalı sigorta şirketinin 69.140,05 TL ödeme yaptığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacılar için maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/988 Esas sayılı dosyasının birleştirme kararı gereğince davacı vekilinin 28/12/2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın oğlu ...'nın kaza sonucunda vefat ettiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıkla şimdilik 10.000 TL maddi tazminat ve 7.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline dava etmiş ardından 13/02/2020 tarihli ıslah dilekçesinde, bu talebini 25.007,91 TL ıslah etmiştir.
İlk derece mahkemesince; asıl davanın kısmen kabulüne, fazla taleplerin reddine, birleşen dava yönünden davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebinin ıslah edilen haliyle kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekili, bilirkişi raporunda müteveffanın kusur durumunun dosya içeriği ile davalı sürücü ve araç içindeki arkadaşlarının beyanlarına göre tayin edilerek objektif kriterlerin hiçbir suretle esas alınmadığını, bilirkişi raporlarına yapılan itirazların dikkate alınmadan karar verildiğini, bilirkişi raporunda asgari ücret dikkate alınarak hatalı hesap yapıldığını, manevi tazminat miktarının hayatın olağan akışına ve gerçek fiili duruma tamamen aykırı olup hukukilikten uzak ölçüde ve oldukça düşük takdir edildiğini, ...nın 25 yaşına kadar destek almasını ve ...'nın da destek alacaklısı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ...
Sigorta AŞ vekili, müvekkil şirket tarafından yapılan ödemenin yerinde olup olmadığının tespiti için, ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak, değerlendirme yapılması gerektiğini, karara konu bilirkişi raporunda ödeme verilerine göre hesaplama yapılmadığını, hesaplamaya konu olan kusur oranının fahiş olup kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunu, bilirkişi raporunun tek taraflı olduğundan itiraz ettiklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Dava...vekili, müteveffa ...ın birinci derecede asli kusurlu olduğunu,
müvekkilinin ise ikinci derece tali kusurlu olduğu bilinçli taksir unsurunun oluşmadığını, müvekkilinin aracını normal seyrinde kullanırken, müteveffa ...'nın yaya geçişine kapalı olan yola aniden atladığını, taşıt yolunun kullanım hakkı öncelikli olarak müvekkilde iken, müteveffanın kendi kusuruyla yola atlaması neticesinde bu kazanın meydana geldiğini, 69.140,05 TL'nin sigorta şirketi tarafından davacılara ödendiğini, ceza mahkemesinde taraf bile olmayan müteveffanın annesi ...'nın açtığı davanın zaman aşımından reddedilmesi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.
TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir."TBK’nın 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır.
Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının yaralanması, maluliyet oranı ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nın 56/1.maddesi kapsamında davacı lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf iddia ve itirazı yerinde değildir.
KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 66 maddesinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar devamında bu hususa değinen davalı ... vekilinin istinafı yerinde değildir.
Somu olayda, ceza yargılamasının yapıldığı Kocaeli 4.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/366 esas sayılı dosyasına sunulmuş olunan bilirkişi raporunda davalı sürücünün tali, davacıların desteğinin ise asli kusurlu olduğu, Mahkemece alınan kusur raporuna göre de davalının %37.5, davacıların desteğinin% 62.5 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda Ceza mahkemesine sunulan kusur raporu ile kaza tespit tutanağının ve Mahkemece alınan kusur raporunun birbiri ile örtüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü anlaşıldığından davacılar ve davalı vekillerinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı ... ve davalı ...igorta AŞ vekillerinin hükme esasa alınan aktüer bilirkişi raporuna itirazları yerinde değildir.
Ancak, destekten yoksun kalınacak sürenin, çocuklar için, yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü gerekmektedir.
Somut olayda; davacılar ...'nın destek alacağı süre 25, ...'nın destek alacağı süre 22 yaşlarına kadar hesaplanmıştır. Ancak anılan davacı ...'nın orta okul öğrencisi olduğu, ...nın ise yüksek öğrenim gördüğü sosyal ekonomik durum araştırmasından anlaşılmaktadır.
Bu durumda Mahkemece, davacı ...nın da yüksek öğrenim göreceğinin kabulü ile eğitim süresinin 25 yaşına kadar devam edeceği ve babalarından destek göreceğinin kabul edilmesi gerekirken destek alacağı süresinin 22 yaşa kadar hesaplanarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece, aktüer hesap uzmanından ek rapor alınarak; davacı ... yönünden destek alacağı sürenin 25 yaşına kadar belirlenmesiyle, diğer davacıların destek alacaklarının bu husus gözetilerek yeniden hesaplanması ve değerlendirmesi için hükmün kaldırılmasına davacılar vekilini bu yöne değinen istinaf itirazının kabulüne karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/545, K. 2023/1588, 28 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama