KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/599
- Karar no
- 2024/329
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 07/12/2020
- Numarası
- 2018/1190 Esas - 2020/780 Karar
- Davanın konusu
- Rücuen Tazminat
Karar Metni
959 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
11/01/2010 tarihinde dava dışı ...'in idaresindeki, davacı şirkete ait ... plakalı araç ile dava dışı ...'ın idaresindeki ... plakalı araçlar arasında meydana gelen kaza nedeniyle ... plakalı araç içerisinde bulunan ...'ın vefat ettiğini, davacının 09/03/2018 tarihinde dava dışı ...'ın yakınlarına 246.515,61 TL ödeme yaptığını, davalıların poliçe gereği sorumluluk tutarlarının yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirleneceğinden davanın belirsiz alacak olarak açıldığını bildirmekle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 500 TL davalı ...
Sigorta AŞ'den (... Sigorta AŞ ile birleşen) 500,00 TL'nin ise davalı ... AŞ'den ödeme tarihi olan 09/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince; davacının davalı ...
Sigorta AŞ açısından davasının kabulüne, 33.034,72 TL tazminatın 09/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, davacının davalı ... Sigorta AŞ açısından davasının reddine karar verilmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili (...
Sigorta Anonim Şirketi ile birleşmiş) dava konusu alacak belirli olduğundan belirsiz alacak davası şartları mevcut olmadığını, bu nedenle açılan davanın süre vermeksizin hukukî yarar eksikliği nedeniyle usûlden reddedilmesi gerektiğini, belirli bir alacak için dava açan davacının kanunen hakkı olmadığı halde belirsiz alacak davası şeklinde talebini ileri sürmesinin dürüstlük kuralı ile de bağdaşmadığını, işleten değişikliği nedeniyle münfesih olan poliçeden müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, TBK'nin 121/3. maddesine aykırı olarak faize faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Somut olayda, davacının alacağının belirlenebilmesi ancak yargılama sırasında delilerin toplanıp değerlendirilmesiyle mümkün olabilecektir.
Bu nedenle davacının iddia ettiği zararın dava tarihi itibarıyla miktar ve değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği, dava dışı zarar görenlere yapılması gereken ve dolayısıyla rücu edilecek bedelin sunulacak deliller değerlendirilerek bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceği, bu nedenle, davacının davaya konu taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olabilecek nitelikte olduğu anlaşılmakla HMK’nin 107. maddesine uygun olarak,
aradaki hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar veya değeri belirtmek suretiyle dava açabileceği anlaşılmakla, davalı vekilin bu yöne değinen istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.04.2019 tarih, 2017/17-1099 E. ve 2019/460 K. sayılı kararı) Bununla birlikte, KTK'nin 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir.
Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
Sigortacı, da poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Dolayısıyla davacının uzun süreli kiracı olması karşısında, doğan zarardan davacıya karşı İMSS sigortacısı davalı şirket sorumludur.
Aracın uzun süreli kiralanmış olması bu sorumluluğu kaldırmayacaktır. Bu nedenle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Son olarak, Mahkemece alınan 28/07/2020 tarihli heyet rapordaki hesaplamaya göre 33.034,72 TL'nin ilamda hükmedilen ana para, icra vekalet ücreti ve faiz alacakları toplamı olduğu, toplam bedel üzerinden verilen kararda (davalının temerrüde düşmediği) takip öncesi 5.058,08 TL faize ve takip sonrası 7.921,68 TL faize 09/03/2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle davalı vekilinin istinaf itirazının kabulüyle, rücu edilen asıl alacağın 20.054,96 TL olarak belirtilerek, kabul edilen sadece asıl alacağa 09/03/2013 tarihinden itibaren faiz işletilmesi şeklinde hükmün düzeltilmesine karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/599, K. 2024/329, 27 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama