KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/676
- Karar no
- 2024/224
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 08/12/2020
- Numarası
- 2015/702 Esas 2020/682 Karar
- Davanın konusu
- Maddi tazminat
Karar Metni
1.090 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine sigortalı olan ... plakalı aracın 29/05/2013 tarihinde yaptığı kaza sonucunda yolcu olan davacının yaralandığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili, 17/03/2020 tarihli ıslah dilekçesi ile 900 TL olan maddi tazminat talebini 127.006 TL olarak, geçici işgöremezliğe ilişkin maddi tazminat talebi olan 75 TL'yi 4.714,37 TL artırarak 4.789,37 TL'ye, bakıcı giderine ve belgelendirilmeyen tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat talebi olan 25 TL'yi makul olması gerekçesiyle 25 TL olarak sabit tuttuğunu belirtmiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulüne 4.789,37 TL geçici, 127.006 TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 131.795,37 TL maddi tazminatın 16/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili; hesaplanan tutara göre davacı yanın uğradığı geçici iş göremezliğin SGK tarafından karşılandığını, kurulan hatalı hükmün kaldırılarak geçici iş göremezlik tazminatı yönünden davanın reddi gerektiğini, dava konusu olayda hatır taşıması mevcut olmasına rağmen, hatır taşıması indirimi yapılmaksızın hüküm tesis edildiğini, davacı, sigortalı araçta kendi menfaati için taşınmakta olduğu esnada kazanın meydana geldiğini, dosya kapsamında alınan maluliyet raporunun Yerleşik Yargıtay kararları gereği hesaplama yapılması için uygun olmadığını,
nitekim Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinden alınan Sağlık Kurulu Raporunda davacının maluliyetinin 38-39 yaşa göre %23, şimdiki yaşına göre %24 olduğu tespit edildiğini, davacının maluliyet oranının tespitinde bedensel zararların yanında psikolojik arazlarının da dahil edildiğini, psikolojik arazlar kalıcı maluliyet oluşturmamakta olup tedavi ile iyileşebilen rahatsızlıklar olduğunu, diğer yandan kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde davalı şirkete karşı tazminata temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini,
ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Somut uyuşmazlıkta Adnan Menderes Üniversite Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulundan 02/07/2018 tarihli maluliyet raporunda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmanın maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde yapılan değerlendirmeye göre davacının meslekte kazanma gücünü 38-39 yaşa göre % 23,
şimdiki yaşına göre % 24 oranında kaybettiği saptanmıştır. kaybettiği ve geçirdiği kaza nedeniyle 6 aya kadar geçici iş göremez hale geldiği tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun davacının maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak uygun Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.
KTK'nin 99.maddesine göre, ZMSS Genel Şartları ile belirlenen belgeler ile birlikte sigorta kuruluşuna başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği, kısmi ödeme yapılması halinde ise bu tarih itibarıyla davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Davalı tarafa, 07/07/2014 tarihinde başvuru yapıldığı ancak 16/04/2015 tarihinde 38.069,80 TL ödeme yapıldığı, bu nedenle temerrüdün 16/04/2015 tarihinde gerçekleştiği anlaşılmakla, Mahkemece faiz başlangıcına ilişkin uygulamada isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır.
Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir.
Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.
Somut olayda, davacı yolcu ile dava dışı sürücünün arkadaş oldukları, birlikte Nazilli'den Bodrum'a gittikleri, taşımanın sadece davacı yararına olduğunun ve dolayısıyla hatır taşıması indirimi koşullarının oluştuğunun davalı tarafça ispat edilemediği değerlendirilerek Mahkemece hatır taşıması indirimi uygulanmaması yerinde görülmüştür.Son olarak, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda davacı için belirlenen maluliyet oranı, kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre düzenlenmesi yerinde ise de.
SGK tarafından Aydın 2. İş Mahkemesi 2019/171 E. 2019/ 13 K sayılı kararı ile rücu edilen 6.240,40 TL'nin geçici iş göremezlik tazminatından mahsup edilmemesi hatalıdır. Bu itibarla, fazla tazminat hesabı içeren aktüerya raporuna değinen davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde olup Mahkemece verilen hükmün kaldırılarak belirlenen geçici iş görmezlik tazminatından SGK'nin rücuya tabi ödemesinin mahsubuyla aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/676, K. 2024/224, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama