KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/747
- Karar no
- 2024/512
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 28/1/2020
- Numarası
- 2017/912 (E) - 2020/59 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ... yönetimindeki ... plakalı araçla 13/11/2010 günü seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazasında yolcu olarak bulunan eşi ... öldüğünü belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanarak, davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davaya konu trafik kazasının davacının %100 tam kusurlu davranışıyla gerçekleştiği, olay nedeniyle davacının kendi yararına hak elde edemeyeceği, aksi durumda zararı gideren Güvence Hesabının davacıya rücu etmesi gerekeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; mahkemece davacıların kazada yaşamını yitiren araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalıp kalmadıkları değerlendirilerek,
destekten yoksun kaldıklarının kabulü halinde ... karşısında 3'üncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.Dava dosyasına getirtilen Yeşilhisar Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/14 (E) sayılı davasına ilişkin belgelerin incelenmesinde;
davacı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı otomobille Niğde-Kayseri karayolunda seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen tek taraflı kazada, otomobilde yolcu olarak bulunan ve aynı zamanda eşi olan ...'ın öldüğü konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki ... plakalı otomobille seyir halinde iken aracın hızını yol, hava ve trafik koşullarına göre ayarlamayan, yorgun, dalgın araç kullanan, yoldan, havadan, trafikten ve araçtan kaynaklanan herhangi bir neden bulunmamasına karşın direksiyon hakimiyetini kaybederek aracı şeridinde tutamayan davacı sürücü ... %100 oranında tam kusurlu olduğu belirtilmiş, böylece davacı sürücü Mukadder Karalar'ın yönetimindeki otomobil ile davacının desteği ölen ... kaza sırasındaki konumları ve adı geçen davacı sürücünün davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgulara dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişilerin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.
Somut olayda tartışılması gereken hukuki sorun; davacının tam kusuruyla neden olduğu trafik kazasında ölen kişinin, desteğinden yoksun kalması nedeniyle, ...nın destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 91'inci maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca, işletenlerin, bu Kanunun 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
Aynı Kanunun 85'inci maddesinin, 1'inci fıkrasında, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı belirtilmiş; anılan Kanunun 85'inci maddesinin son fıkrasında maddesinde ise “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükmüne yer verilmiş;
dava konusu rizikonun gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1'inci maddesinde sigortanın kapsamı, "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür.
Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır." biçiminde ifade edilmiş.
5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14'üncü maddesinin 2'nci fıkrasının, "b" bendinde ise rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için ...na başvurulabileceği belirtilmiştir.
Öte yandan KTK'nin 85'inci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Aynı Kanunun 88'inci maddesinin 1'inci fıkrası gereğince de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, aracın maliki olan işletenin, aracın sürücüsünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının (ZMSS) ise, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve KTK'nin 91'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca yapılması zorunlu bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, dava dışı ... adındaki kişiye ait ZMSS poliçesi bulunmayan ... plakalı otomobille seyir halinde iken, davaya konu trafik kazasına %100 kusuruyla neden olan davacı sürücü ..., bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına ya da bir şeyin zarara uğramasına neden olması durumunda, zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı adı geçen dava dışı işletenle birlikte müteselsil sorumludur.
ZMSS poliçesi de işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu teminat altına almaktadır. Diğer bir anlatımla işleten, sürücünün kusuruyla üçüncü kişilere verdiği zarardan sorumlu olup ZMSS sigortacısı da işletene isabet eden sorumluluğu poliçede öngörülen limit dahilinde teminat altına alır.
Bu itibarla trafik kazası nedeniyle oluşan zararı ZMSS poliçesiyle teminat altına alınan üçüncü kişi olmayan ve davaya konu trafik kazasına %100 kusuruyla neden olan davacının, destekten yoksun kalma zararları davalı ...ndan talep etme hakkı bulunmamaktadır.
26/3/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/747, K. 2024/512, 26 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama