KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2024
- Dosya no
- 2021/867
- Karar no
- 2024/507
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 16/10/2020
- Numarası
- 2019/648 (E) - 2020/439 (K
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
832 kelime·4 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...
Şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı otomobilin, adı geçen sürücüsünün tam kusuruyla dava dışı sürücü ...'un yönetimindeki müvekkili davacı ...'a ait ... plakalı araca çarparak hasar görmesine neden olduğunu belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL değer kaybı tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili ile davalı ... vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, hesaplanan 17.490 TL değer kaybı tazminatının, davalı ... tarafından ödendiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; uzmanlık alanı otomobil ve otomotiv sektörü olmayan bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hatalı olduğunu, henüz satılmamış bir aracın bedelinin kaza tarihine bakılarak hesaplanması hukuken hatalı olduğu gibi bu durumun bilirkişinin gerçek piyasa koşullarından habersiz olduğunu gösterdiğini, kazada davacıya ait otomobilin arka bagaj kapağı, egzoz aksamı, havuz sacı, stopları ile arka şasesi dahil birçok parçasının hasar gördüğünü, şasede oluşan hasarın aracın değerini oldukça düşürdüğünü,
tramer kayıtlarında 48.930,51 TL tutarında hasar kaydı olan ve şasesinde hasar oluşan aracın boyandığı gerekçesiyle değer kaybının az olacağı yönündeki ifadelerin bilirkişinin gerçeklikten uzak olduğunu gösterdiğini, hatalı rapora dayanılarak müvekkili aleyhine hüküm kurulduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davada tarafların taraf ehliyetine sahip bulunmaları HMK'nin 114/1-d maddesi uyarınca dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden incelenecektir.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki hak ehliyetini medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8'inci ve 48'inci maddelerine göre belirlenir. Buna göre hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir.
Aynı Kanunun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre gerçek kişilerin kişiliği ve bununla hak (medeni haklardan istifade) ehliyeti ölümle sona erer. Bu nedenle ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava devam ederken davacı ölürse, davacının mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip edebilirler. (Prof. Dr. Baki Kuru, Prof.
Dr. Ramazan Aslan, Prof. Dr. Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 25'inci baskı, sayfa 207 vd.) Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekâlet ilişkisi de kural olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 43'ncü maddesinin 1'inci fıkrası ile 513'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca sona erer.
Vekilin davaya devam etmesi olanağı bulunmayıp yalnızca bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Dava dosyasının incelenmesinde; davalı ...'ın nüfus kaydı içeriğine göre nihai karar verildikten sonra 2/4/2021 günü öldüğü anlaşılmıştır. Eldeki davada ise nihai karar verilmiş olmakla birlikte istinaf kanun yolu incelemesi devam ettiğinden hüküm henüz kesinleşmemiştir.
Bu nedenle ölümüyle taraf ehliyeti son bulan ...'ın mirasçılarına davaya devam edip etmeyeceklerini bildirmeleri uyarısını içeren belge tebliğ edilerek, oluşacak sonuca göre nihai karar verilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Kabule ve uygulamaya göre de; davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının, otomobilin markası, tipi, cinsi, model yılı ve kilometresi gibi bilgilere yer verilerek, hasarsız emsallerinin değeri ile kazadan sonra onarılmış değeri arasındaki fark esas alınarak, diğer bir anlatımla hasar görmeden önceki değeri ile hasar görmesinin ardından onarılmış durumdaki ikinci el piyasa değeri arasındaki farka göre belirlenmesi gerekirken;
bilirkişi tarafından, davalılar ... ile ... arasında akdedilen ZMSS poliçesinin tarafı olmaması nedeniyle davacı yönünden uygulanma olanağı bulunmayan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında öngörülen hesaplama yöntemi kullanılarak hesaplanmasının isabetsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
26/3/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2021/867, K. 2024/507, 26 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama