KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Temmuz 2023
- Dosya No
- 2022/791
- Karar No
- 2023/1048
Karar Metni
4.006 kelime·20 dk okuma·1 bölüm
İncelenen Kararın Mahkemesi: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi: 17/11/2021 Numarası: 2014/368 (E) - 2021/1223 (K) Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat Karar Tarihi: 14/7/2023 Taraflar arasında görülen davada verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmakla dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili, 22/9/2013 günü müvekkili ... yönetimindeki ... plakalı aracın lastiğinin patlaması nedeniyle, lastiği değiştirmek üzere araç başında bulunan adı geçen davacı ile yanında yolcu olarak bulunan diğer davacıların desteği olan ...'ya, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı oldukları ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın çarpması sonucunda, ...'nın öldüğünü, ...'in ise ağır yaralandığını belirterek; ... yönünden davacılar ..., ... ve ... için şimdilik ayrı ayrı 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı;
... bakımından 1.000,00 TL cenaze defin gideri, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, ölenin babası davacı ... için 10.000,00 TL, kardeşi davacı ... için 5.000,00 TL, kardeşi davacı ... için 5.000,00 TL, kardeşi davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminata; davacı ... bakımından ise şimdilik 9.000,00 TL maluliyet tazminatı ile 10.000,00 TL manevi tazminata hükmolunması talebinde bulunmuş.
Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla 16/6/2021 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 255.738,32 TL arttırarak 256.738,32 TL'ye; davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 77.390,47 TL arttırarak 78.390,47 TL'ye; davacı ... için talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatını 90.844,08 TL arttırarak 91.844,08 TL'ye; davacı ... için talep ettiği maluliyet tazminatını 203.714,25 TL arttırarak 212.714,25 TL'ye; davacı ... için talep ettiği cenaze ve defin gideri tazminatını ise 1.000,00 TL arttırarak 2.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmişlerdir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı ... için 256.738,32 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... AŞ'nin 44.698,98 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), davacı ... için 78.390,07 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... AŞ'nin 13.648,04 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), davacı ... için 91.844,08 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ...
AŞ'nin 15.990,36 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla), davalılar Tasfiye Halinde ..
AŞ ve ...'den kararda belirtilen faiz başlangıç tarihlerinden itibaren müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacı ... bakımından 2.000,00 TL cenaze defin giderinin sigorta şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı ... şirketi aleyhine açılan cenaze ve defin giderine ilişkin talebin reddine; davacı ... bakımından 7.502,54 TL geçici iş göremezlik, 205.211,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 212.714,25 TL maddi tazminatın davanın açıldığı 11/9/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline;
manevi tazminat davası bakımından ise davacı ... için 20.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 9.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 4.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 81.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışında kalan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...
AŞ'nin davacı ... lehine hükmolunan 212.714,25 TL tutarındaki geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden vekâlet ücretiyle sorumlu tutulmadığını; davalı ... şirketi dışındaki davalıların toplam 81.000,00 TL tutarındaki manevi tazminat nedeniyle sorumlu oldukları vekâlet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 10/1. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesini talep etmiştir.
Davalılar Tasfiye Halinde ....
Dağıtım ve Pazarlama AŞ ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacılara yapılan dava öncesindeki ödemelerin dikkate alınmadığını, işbu yapılan ödemeler ile davacıların zararının karşılandığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 111. madde uyarınca değerlendirilme yapılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, kusura ilişkin araştırmanın yetersiz olduğunu, kusur oranları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, davacılara yapılan ödemenin oransal olarak mahsubu gerekirken işlemiş faiziyle mahsup edilmesinin doğru olmadığını, kendilerince yapılan 2.500,00 TL tutarındaki ödemenin dikkate alınmadığını,
sigorta şirketinin sorumluluk miktarının hatalı hesaplandığını, ölen ... bakımından asgari ücretin 1,40 katı kadar geliri olduğu iddiasının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, buna ilişkin bir ispatın söz konusu olmadığını, asgari ücrete yapılan zam oranları uygulanarak tazminat hesaplanmasının hatalı olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını, yüksek takdir edildiğini, ... bakımından alınan maluliyet raporu ile hesap raporunun hatalı olduğunu, rapora yönelik itirazların dikkate alınmadığını,
gelirine ilişkin bir ispat ortaya konulamadığından ötürü asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken asgari ücretin üzerinde hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, bu davacıya ödenen 1.000,00 TL'nin dikkate alınmadığını, KTK'nin 111. maddesi yönünden de bir değerlendirme yapılmadığını, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel ömrünün 31/12/2051 tarihine kadar olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, hesap raporuna yönelik hiçbir itirazının değerlendirilmeden karar verildiğini, her bir davacı yönünden reddedilen kısım yönünden vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken,
hepsi yönünden tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde. Davacılar vekili, 4/12/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, ...'nın ölümünden kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat ile ...'in yaralanmasından kaynaklanan maddi (maluliyet) tazminat ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. a)Kusura ilişkin değerlendirmede.
Hukuk hâkimi beraat kararıyla bağlı değil ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 74. maddesi uyarınca kesinleşen mahkûmiyet kararı ve bu kararda kabul edilen maddi vakıalarla bağlıdır.
Davaya konu trafik kazasında nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonucunda, davacıların desteği ... ile davacı ... kusursuz kabul edilerek, davalı araç sürücüsü ...'ün asli kusurlu bir biçimde kazaya neden olduğu gerekçesiyle, taksirle bir kişinin ölümüne ve nitelikli yaralanmasına neden olma suçundan dolayı Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 5/6/2015 gün ve 2014/21023 (E) - 2015/9981 (K) sayılı kararıyla onanarak kesinleşen İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/278 (E) - 2014/35 (K) sayılı hükmüyle 3 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmolunduğu;
dosyaya kazandırılan 20/3/2017 tarihli bilirkişi raporunda da davalı araç sürücüsünün asli, ölen araç sürücüsü ...'nın ise tali kusurlu olduğu kanaatinde bulunulduğu; mahkemece de kesinleşen ceza dosyası gözetilerek önlem amaçlı üçgen reflektör levha konulması dolayısıyla kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kanaatinde bulunulduğu, mevcut delil durumuna göre mahkemenin kusura ilişkin kabulünde oluş, usul ve yasaya aykırılık olmadığı,
bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerektiği anlaşılmaktadır. b)Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bilirkişi raporunun değerlendirilmesinde;İlk derece mahkemesince aktüerya uzmanından alınan 6/5/2021 günü havale edilen 3/5/2021 tarihli bilirkişi raporunda; ...'nın mirasçılarına yapılan ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılarak, ödemenin yetersiz olduğunun görülmesi üzerine, desteğin asgari ücretin 1,78 katı üzerinde geliri olduğu kabul edilerek progressive rant yöntemi ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre hesaplama yapılıp ödemelerin faiziyle güncellenmiş tutarlarının tazminat tutarlarından mahsup edildiği;
hizmet döküm cetveline göre 1984 yılından ölüm tarihine (2013 yılının 12. ayına kadar) kadar kesintisiz çalışması bulunan ölenin inşaat şirketlerinde çalıştığı, dolayısıyla ölenin çalışma süresi ile onlarca farklı inşaat şirketinde çalıştığı gözetildiğinde, asgari ücretin 1,78 katı oranında ücret alabileceği kabul edilerek hesaplama yapılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ancak davalı ... şirketinin poliçe limitine göre sorumluluğu tespit edilirken, yapılan ödemelerin güncellenmiş değerlerinin mahsubundan sonra kalan limit üzerinden garame hesabı yapılması doğru değildir. Bir başka ifadeyle, yapılan ödeme tutarlarının ana parası limitten düşüldükten sonra kalan limit üzerinden garame hesabı yapılması gerekmektedir.
Mevcut bilirkişi raporundaki veriler, garame hesabı yapılması bakımından yeterli olup buna ilişkin Dairemizce az ilerleyen satırlarda gösterilen şekilde hesaplama yapılması gerekmiştir.
Garame hesabı dışında Dairemizce usul ve yasaya uygun görülen sözü geçen bilirkişi raporunda, davacı ...'nin rapor tarihindeki verilere göre nihai zararının 382.230,96 TL; ölenin oğlu ...'ın zararının nihai zararının 102.797,63 TL; diğer oğlu ...'nın nihai zararının 119.352,33 TL; davacılara sigorta şirketi tarafından ödenen tutarın toplam 105.784,43 TL (... için 76.452,57 TL; ... için 13.710,34 TL; ... için 15.621,52 TL) olduğu;
kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin ekine göre kişi başına ölüm teminatı poliçe limiti olan 250.000,00 TL'den, ödenen toplam tutar düşüldüğünde (250.000,00 TL - 105.784,43 TL) bakiye 144.215,57 TL tutarında poliçe limiti kaldığı; bu limit üzerinden garame hesabı yapıldığında, davacıların toplam zararının 604.380,92 TL; buna göre garame oranlarının davacı ... için 382230/604380, davacı ... için 102797/604380, davacı ... için 119352/604380 olduğu;
buna göre garame hesabı yapıldığında davalı ... şirketinin sorumluluğunun davacı ... bakımından 144.215,57 x 382230/604380 = 91.206,71 TL; davacı ...'ın bakımından 144.215,57 x 102797/604380 = 24.529,15 TL; davacı ... bakımından ise 144.215,57 x 119352/604380 = 28.479,46 TL olduğu görülmektedir.
Buna göre, sigorta şirketi dışında kalan davalılar bakımından (poliçe limiti üzerinde kalan) aşan zarar tutarlarının ise, davacılar için hesaplanan zarar tutarlarından, bilirkişi raporunda gösterilen şekilde yapılan ödemelerin güncellenmiş tutarları düşüldükten sonra kalan davacı ... için 256.738,32 TL, davacı ... için 78.390,47 TL, davacı ... için 91.844,08 TL şeklindeki nihai zarar tutarlarından, bir önceki paragrafta yapılan garame hesabına göre sigorta şirketinin bakiye limit kapsamında sorumluluğunda kalan kısım mahsup edildiğinde,
davacı ... bakımından [(256.738,32 TL - 91.206,71 TL (sigorta şirketinin bakiye limit kapsamında sorumlu olduğu tutar)] 165.531,61 TL olduğu; davacı ... bakımından [78.390,47 TL - 24.529,15 TL (sigorta şirketinin bakiye limit kapsamında sorumlu olduğu tutar)] 53.861,32 TL olduğu; davacı ... bakımından [91.844,08 TL - 28.480,65 TL (sigorta şirketinin bakiye limit kapsamında sorumlu olduğu tutar)] 63.363,43 TL olduğu görülmektedir.
Davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde olup, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi uyarınca kararın bu yönden düzeltilmesi gerekmektedir. c)Maluliyet tazminatına ilişkin hesap raporunun değerlendirilmesinde; ... bakımından dosyaya kazandırılan Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Kurulu ve Marmara Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen her iki maluliyet raporunun birbiriyle örtüştüğü;
davacı ...'in maluliyetinden kaynaklanan maddi zararının, aylık kazancının asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek hesaplanan hükme esas alınan 3/5/2021 tarihli bilirkişi raporunun, HMK'nin 279. maddesinde aranılan koşullara ve dosya kapsamına uygun, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalılar vekilinin bu davacı yönünden ileri sürdüğü istinaf itirazlarının yerinde olmadığı görülmektedir. d)Sigorta şirketi dışında kalan davalılar tarafından yapılan ödemelerin değerlendirilmesinde.
Davalılar tarafından yapıldığı savunulan 2.500,00 TL ve 1.000,00 TL tutarındaki ödemelerin davacıların zarar tutarına bakıldığında lütuf ödemesi teşkil ettiği ve bu nedenle zarardan mahsup edilemeyeceği, giderek davalılar vekilinin istinaf başvurusundaki iddia ve itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. e)Manevi tazminat tutarına ilişkin istinaf itirazlarının değerlendirilmesinde.
İlk derece mahkemesince manevi tazminatın takdirinde TBK'nin 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre davalıların bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının reddi gerekmektedir.
Ancak ihtiyari dava arkadaşı konumundaki davacılar tarafından açılan manevi tazminat davalarında birbirine karşı bağımsızlığını koruyan her bir dava bakımından reddedilen tutarlar yönünden ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmemiş olması doğru olmamıştır. Bu yöne ilişkin istinaf başvurusu yerindedir.
2-Davacılar vekilinin davalı ... şirketi dışında kalan davalılar hakkındaki hükümler ile davalılar vekilinin vekâlet ücretine ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde.
Davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat nedeniyle, manevi tazminattan sorumlu tutulan davalılar ... ve ... aleyhine ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 10/1. maddesi uyarınca nispi vekâlet ücretine hükmolunması gerekirken, tek maktu vekâlet ücretine karar verilmesi; kısmen reddine karar verilen manevi tazminat talepleri yönünden ise kısmen reddine karar verilen manevi tazminat miktarlarına göre davacıların ayrı ayrı vekâlet ücretinden sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi yerinde görülmemiştir.
3-Davacılar vekilinin sigorta şirketine yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde.
Tarafların istinaf aşamasında sulh oldukları, davalı vekili tarafından sulh protokolü ibraz edildiği, sigorta şirketi aleyhine hükmedilen tazminat tutarlarının ödendiği ve tarafların ibralaştığı görülmekle, davacı vekilinin sigorta şirketine yönelik istinaf başvurusunun sulhe ilişkin bir karar verilebilmesi amacıyla kabulüne, bu davalı bakımından sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davacılar vekilince tüm borçlularla sulh olunduğu ifade edilmiş ise de, Dairemizce diğer davalılara bu konuda çıkarılan tebligata cevap verilmediği, taraflarca her hangi bir sulh protokolü de ibraz edilmediği, dolayısıyla sigorta şirketi dışında kalan davalılar yönünden mahkeme nezdinde usulüne uygun yapılmış bir sulh işlemi bulunmadığı sonucuna varılmıştır. 4-Davacı ve davalı ... şirketinin sulh olmasının diğer davalılara etkisinin değerlendirilmesinde ise.
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar TBK'nin 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166 ve 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan kanun hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur (TBK mad. 162/1). Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK mad. 166/3).
Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse bunun sonuçlarına katlanır. (TBK mad.
168/2) Somut olay yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerelendirildiğinde,a)Sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulan ibraname içeriklerine göre davacıların (... mirasçılarının destekten yoksun kalma tazminatı bakımından ...'in ise maluliyet tazminatı bakımından) sigorta şirketini poliçe limitine kadar ibra ettikleri, dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin az yukarıda garame hesabına göre yapılan hesaplamada sigorta şirketinin sorumluluğunda kalan miktar kadar diğer davalıların da sorumluluktan kurtuldukları,
buna göre gerekçeli kararın 1 numaralı bendinin "destekten yoksun kalma tazminatına dair hesap raporunun değerlendirilmesi" alt başlığının son paragrafında hesaplandığı üzere, yazılı nihai bakiye zarar kalemlerinden sigorta şirketi dışında kalan davalıların sorumlu oldukları, ancak sigorta şirketi tarafından sulh protokolü kapsamında yapılan ödeme tutarıyla limit kapsamında ödemesi gereken tutar arasında kalan kısmın TBK'nin 168/2. maddesi uyarınca davacılar üzerinde bırakılması gerektiği,
b)... tarafından açılan maluliyet tazminatı bakımından ise tespit edilen zararın sigorta şirketinin poliçe limiti altında kalıyor olması nedeniyle maluliyet tazminatı yönünden davalıların tamamen sorumluluktan kurtuldukları; davacı taraf davasında haklı olmakla birlikte ... yönünden yapılan sulh işleminin yargılama giderlerine de sirayet ediyor olması nedeniyle vekâlet ücreti dahil yargılama giderlerinin ... davası yönünden taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği kabul ediyliştir.
Bu itibarla sigorta şirketi dışında kalan davalılar vekilinin garame hesabı ve manevi tazminat davası bakımından davalılar Tasfiye Halinde ... Dağıtım ve Pazarlama AŞ ile ... lehine hükmedilen vekâlet ücretlerine ilişkin istinaf itirazlarının kabulüne, diğer istinaf itirazlarının reddine; davacılar vekilinin sigorta şirketi dışında kalan davalılar yönünden istinaf başvurusunun vekâlet ücreti ile sınırlı biçimde kabulüne,
sigorta şirketine yönelik istinaf başvurusunun ise tarafların istinaf aşamasında sulh olmaları nedeniyle bu konuda bir karar verilebilmesi amacıyla kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının sigorta şirketi yönünden kaldırılmasına ve sulh protokolünün diğer davalılara sirayeti bakımından gerekçeli kararın 4 numaralı bendinde açıklandığı şekilde hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2022/791, K. 2023/1048, 14 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama