KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 23 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/1548
- Karar no
- 2024/86
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 21/12/2022
- Numarası
- 2021/104 2022/956
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
4.363 kelime·22 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sürücü ... yönetimindeki davalı İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait, davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı otobüs ile davalı ... yönetimindeki davalı ... Limited Şirketine ait davalı ...
AŞ'ye ZMSS poliçesiyle sigortalı otomobilin karıştığı kazada ağır biçimde yaralanan davacı ... sol ayağının diz altından kesildiğini, davacı ... kollarında kırıklar meydana geldiğini, aynı zamanda olayın tanığı olan davacı ... ise gözü önünde gerçekleşen kaza nedeniyle travma geçirdiğini, ayağı diz altından 27/2/2013 günü kesilen davacı ... ameliyat gideri olan 40.000 TL'nin ...
Hastanesine tanıkların yanında ödendiğini belirterek, davacı ... için belirsiz alacak davası niteliğinde tedavisi için yaptığı ve yapacağı masraflara karşılık olmak üzere 50.000 TL maddi tazminat ile 250.000 TL manevi tazminatın davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının hak mahrumiyeti ve güç kaybı tazminatının hesaplanarak ödettirilmesine;
davacı ... için belirsiz alacak davası niteliğinde, tedavisi için yaptığı ve yapacağı masraflara karşılık olmak üzere 10.000 TL maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminatın davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının hak mahrumiyeti ve güç kaybı tazminatının hesaplanarak ödettirilmesine; davacı ... için belirsiz alacak davası niteliğinde 1.500 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş.
8/9/2017 günü sunduğu bedel artırım dilekçesi ile davacı ... yönünden talep edilen maddi tazminatı 158.379,99 TL arttırarak 208.379,99 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü, ...Limited Şirketi, ... AŞ, ... AŞ, ... vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili cevap dilekçesinde; trafik kazası nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesinin 09/11/2017 gün ve 2013/340 (E) - 2017/796 (K) sayılı hükmüne karşı davacılar vekili, davalı ... AŞ vekili, davalı ...
AŞ vekili, davalılar ... vekili ile İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine Dairemizin 01/12/2020 gün ve 2019/1160 (E) - 2020/4286 (K) sayılı kararıyla davalı ... AŞ vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin, davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf dilekçelerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 352/1-b maddesi uyarınca ayrı ayrı reddine.
7/8/2017 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmaması, aleyhlerine açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilen davalılar ... AŞ ve ... AŞ ile davacı ...'ın kısmen reddine karar verilen maddi tazminat davası yönünden davalı ... AŞ lehine vekalet ücretine hükmolunması gerektiğinin gözetilmesi nedeniyle davalılar ... AŞ, ...
AŞ, ... ve ... vekilleri ile davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6'ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizin anılan kararından sonra sürdürülen yargılamada, ilk derece mahkemesince, davaya dahil edilen Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açılan davanın reddine; davalı ...
Limited Şirketine karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı ...'ın maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 152.135,79 TL maddi tazminatın davalılar ... , İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü, ... AŞ, ... AŞ ve ... müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı ... AŞ'nin 38.033,94 TL, davalı ...
AŞ'nin 114.101,84 TL'den sorumlu tutulmasına; davacı ...'ın maddi tazminat davasının reddine; davacı ... maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, 2.600 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek adı geçen davacıya verilmesine, davalı ... AŞ'nin 650 TL, davalı ... AŞ'nin ise 1.950 TL maddi tazminattan sorumlu tutulmasına; davacıların, davalılar ... AŞ ve ...
AŞ'ye karşı açtıkları manevi tazminat davalarının reddine; davacıların davalılar ..., İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve ... karşı açtıkları manevi tazminat davalarının kısmen kabulüne, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 3.000 TL, davacı ... için 3.000 TL manevi tazminatın adları geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... vekili dilekçesinde özetle; davanın ve içeriğindeki taleplerin sorumlusunun müvekkili davalı olmadığını, zira yaralanmaya neden olan kazanın oluşumunda trafik kuralını ihlal etmeyen müvekkili davalının kusurunun bulunmadığını, olayın oluş biçiminden de anlaşılacağı üzere davacıların oluşan zararlarından ve tazminat istemlerinden müvekkilinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete ve adalete aykırı olduğunu, bilirkişiler kurulunun ceza davasındaki asli-tali sorumlulukları hukuki neden ve gerekçe göstermeden keyfi biçimde rakama dökerek,
İETT otobüs sürücüsüne %75, müvekkili davalıya ise %25 oranında kusur yüklediğini, mahkemece yapılması gerekenin bozma kararında değinildiği gibi kusur yönünden dosyayı aydınlatmaya yetecek denetime elverişli rapor aldırmak iken hatalı eski raporla yetinilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından %61 oranında sürekli maluliyeti olduğu belirtilen davacı ...'ın meslek grup numarası 1 kabul edilerek düz işçi olduğundan hareketle raporun düzenlendiğini, oysa çalışmayan davacının meslek grup numarasının buna göre saptanması gerektiğini,
bu nedenle raporun maddi vakıayı aydınlatmaktan ve davacının gerçek sakatlık durumunu belirlemekten uzak olduğunu, davacı ...'ın maddi zararının 152.135,79 TL olduğuna ilişkin hatalı biçimde düzenlenen raporun denetime elverişli olmadığını, belgesi olmayan tedavi giderlerinin kabul edilemeyeceğini, protez harcamasına ilişkin belge sunamayan ve talebini somut olarak ispatlayamayan davacının bu iddiasını ispatlasa bile protez harcamalarından SGK'nin sorumlu olduğunu, tacir olmayan müvekkili davalı aleyhine avans faizine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda müvekkili idare ve sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, diğer davalı ... asli kusurlu olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 86'ncı maddesine göre, kazanın araçtaki bir bozukluktan meydana gelmemesi nedeniyle, kendi tedbirsizliğiyle kazaya neden olan davacının uğradığı zarardan, müvekkili idarenin sorumluluğuna gidilemeyeceği, hükmolunan manevi tazminatın pek aşırı (fahiş) olduğunu, hükmolunacak tazminatın ileride davalı sürücüye rücu edilmesi nedeniyle bu durumun otobüs sürücülerinin mağduriyetine neden olduğunu,
SGK tarafından karşılanan ancak haricen yapıldığı ileri sürülen masrafları kabul etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...
AŞ vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; tedavi ve bakıcı giderlerinden müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, belgelenmeyen tedavi giderleri yönünden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davaya konu tazminat hesabının PMF 1931 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Yalnızca davacı ... yönünden istinaf kanun yoluna başvurduğunu belirten davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40'ıncı Hukuk Dairesinin 01/12/2020 gün ve 2019/1160 (E) - 2020/4286 (K) sayılı kararıyla, "konusunda uzman doktor bilirkişiden, yukarıda belirtilen düzenlemeler ve Yargıtay kararı dikkate alınarak, davalıların (araç maliki-sürücüsü ve ZMS sigortacısının) sorumluluğunda kalan belgesiz tedavi ve yol giderleri ile dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğunda kalan belgeli tedavi giderlerinin, "gerektiği takdirde davacı ...'a uygulanan ampüte işlemi için özel hastanelerden dava tarihindeki fiyat bilgisi sorularak;
ampüte işleminin yapıldığı özel hastaneden de ampüte işlemine genel olarak uyguladıkları fiyat listesi sorularak gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alındıktan sonra tarafların delillerini değerlendirilerek dahili davalı Sosyal Güvenlik Kurumu ve diğer davalıların sorumluluğu belirlenerek nihai karar verilmesi gerekmektedir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin de yeniden aldığı bilirkişi raporuyla kusur oranlarını belirlediğini, özel hastaneden gelen bilgilerde ise ampüte işleminin 65.000 TL civarında olduğunun anlaşıldığını,
ilk derece mahkemesinin ise faturaya bağlanmayan bu giderin kabul edilmeyeceğini bildiren bilirkişinin görüşüyle bağlı olmamasına karşı bilirkişinin kararını hükme esas alıp kendi işlevinden uzaklaştığını, özel hastanelerden gelen fiyatların müvekkili davacının ampüte işlemine verdiği parayı doğrular nitelikte olduğunu, ödediği 40.000 TL'nin belgesiz olması nedeniyle dikkate alınmamasının müvekkilinin duyduğu acı ve elemi artırdığını, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak müvekkili davacının ödediği gerçek masrafların 192.135,79 TL olarak tespitine ve kusurları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiğini,
10 yıldan fazla süren davada çok büyük hak kayıplarına uğrayan müvekkili davacının ampüte işlemi için ödediği 40.000 TL'nin o günkü karşılığının 22.500 USD olduğunu, mahkemenin bu konuları gözetmeden karar verilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
HMK'nin 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalılar ..., İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve ...
AŞ vekillerinin davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat kararına yönelik istinaf dilekçelerinin incelenmesinde: İlk derece mahkemesinin hükmünü verdiği 2022 yılı için HMK'nin 341'inci maddesinin, 2'nci fıkrasında öngörülen istinaf başvuru sınırının, aynı Kanunun ek 1/1-2'nci maddesi uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle hesaplandığında 8.000 TL olduğu, ilk derece mahkemesinin ise davacı ... lehine 2.600 TL maddi tazminata hükmettiğinin anlaşılması karşısında; davalılar ..., İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve ...
AŞ vekillerinin, ilk derece mahkemesinin incelenmesine yasal olanak bulunmayan davacı ... lehine hükmolunan maddi tazminat hükmüne yönelik istinaf dilekçelerinin HMK'nin 341'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı ... vekili ile davalılar ..., İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve ...
AŞ vekillerinin istinaf kanun yolu başvuruları üzerine, davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davası ile davacılar tarafından açılan manevi tazminat davalarında verilen hükümlerin incelenmesine gelince: Adli Tıp Kurumu (ATK) 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuna göre sol proksimal üst 1/3'ten ampüte olan davacı ...
6/2/2013 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen arızası sebebiyle meslek grup numarası "Grup 1" kabul edilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği Hükümlerinden yararlanılarak E cetveline göre meslekte kazanma gücünü % 61 oranında kaybetmiş sayılacağı iyileşme süresinin 6 aya uzayabileceği belirtilmiş; davacı vekili dava dilekçesinde, davacının emeklilikten sonra müvekkili davacı ... resim çalışmalarına başladığını bildirmiş;
davalı ... vekili ise ATK 3'üncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuna dayanılarak bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen davacı ...'ın sürekli sakatlığından kaynaklanan tazminat hesabına ilişkin rapora karşı beyanlarında, davacının meslek grup numarasına ilişkin açıklamaya yer vermediği anlaşılmıştır.
Bu itibarla HMK'nin 357'nci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf kanun yolu aşamasında ileri sürülmesine olanak bulunmadığından, davalı ... vekilinin bu konuya yönelen istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Hükme esas alınan aralarında aktüerya uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki otobüsle seyir halinde iken, tali yol durumundaki ...Caddesinden ...
Caddesine giren ve 2 şeridi geçtikten sonra, 3'üncü şeride girmeden önce ana yoldan gelen trafiği gereği gibi dikkatli biçimde kontrol etmeyen soldan gelen hızına göre yakın ve frenle duramayacak mesafede bulunan otomobil sürücüsü ...'e öncelikli geçiş hakkı vermeyen davalı sürücü ... %75 oranında;
kavşağa yaklaşırken hızını azaltmayan, tali yoldan gelen sürücülere göre öncelikli geçiş hakkı bulunmakla birlikte ışıkların çalışmadığı kavşakta hızını azaltıp kontrollü ve dikkatli geçiş yapmayan, bu nedenle kontrolsüz kavşağa hızlı, dikkatsiz ve tedbirsiz giriş yaparak tali yoldan kavşağa giren otobüs ile çarpışan davalı sürücü ... ise %25 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, böylece davalı sürücü ... yönetimindeki davalı İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait otobüs ile davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığı anlaşılmış;
olası yaşam süresi bakımından PMF 1931 yaşam tablosu esas alınan ve yaşam süresi içinde asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği kabul edilen davacı ...'ın sürekli sakatlığından kaynaklanan zararının, gelirin her yıl %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yönteminin kullanılması suretiyle Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan,
yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulunun raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş, KTK'nin 85'inci maddesinin 1'inci ve son fıkraları uyarınca, davalı işleten İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğünün, davalı ... ile birlikte adı geçen sürücünün kusuru oranında oluşan zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun anlaşılması karşısında, davalı İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğünün davaya konu trafik kazası nedeniyle oluşan zarardan sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı;
kazaya karışan araçlardan birinin ticari olduğu kabul edilen otobüs olması nedeniyle, davacılar lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatlara avans faizi uygulanmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
KTK'nin 90'ıncı maddesinde yer alan "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla.
19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle iş gücü kaybı tazminat hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve iş gücü kaybı tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla hesaplanması olanağı
bulunmadığının anlaşılması karşısında, davacı ... sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararının, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasında isabetsizlik görülmemiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır.
Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz.
Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır.
Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacılar ... ile davalılar ... dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişiler kurulu raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre,
adları geçen davacılar lehine hükmolunan manevi tazminat miktarının aşırı olmadığı kabul edilmiştir.25/2/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 13/2/2011 gün ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 59'uncu maddesiyle değiştirilen KTK 98'inci maddesinde trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK
tarafından karşılanacağı öngörülmüştür. Motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketleri ile işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülükleri 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır.
Diğer bir anlatımla KTK'nin 98'inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı SGK'ye geçmiştir.Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesi uyarınca, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur.
Belgeye dayanmayan tedavi giderleri (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir.Diğer yandan; her ne kadar 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.b. maddesinde, tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de.
6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi gideri tazminatı gibi belgesiz tedavi gideri sayılmamıştır.
Bu durumda, SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma yeteneği bulunmamaktadır.Bu durumda belgeli olmayan tedavi giderleri ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan zarardan SGK sorumlu olmayıp zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. [Aynı yönde Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2021/11627 (E) - 2022/6346 (K) sayılı kararı ve benzer nitelikteki diğer kararları] Dolayısıyla mahkemenin geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin kabulüne karar vermesinde usul ve
yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Eldeki davada ortopedi ve travmatoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise davacı ...'ın 6 aylık bakıcı giderinin 5.921,80 TL; pansuman, bakım için gerekli tıbbi malzemeler ve yardımcı ortopedik malzeme bedelinin 2.500 TL; protez ve tedavi için ulaşım ve bu süreçteki diğer sosyal bedeller için 4.500 TL olmak üzere toplam 12.921,80 TL, tedavi fark ücreti 90 TL gideri olduğu belirtilmiş;
ortopedi ve travmatoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 7/8/2017 tarihli raporda, davacı ... tarafından Mikrocerrahi Hastanesine ödendiği ileri sürülen ve belgelenemeyen 40.000 TL ücretin tıbbi duruma, piyasa koşullarına ve piyasa rayiç değerlerine uygun olduğu bildirilmiş. Dairemizin yukarıda açıklanan 1/12/2020 gün ve 2019/1160 (E) - 2020/4286 (K) sayılı kararından sonra sürdürülen yargılamada ise ...
Hastanesi tarafından ampütasyon işleminin 60.000 - 65.000 TL arasında yapıldığı belirtilmiştir. Somut uyuşmazlık yukarıda yapılan açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde, belgesiz tedavi gideri niteliğinde olduğu anlaşılan bakıcı gideri, tedavi için ulaşım ve bu süreçte tedavi ile bağlantılı yapılan harcamalardan davalı sürücüler ve işletenler ile ZMSS poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketlerinin sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davaya konu trafik kazası nedeniyle ağır biçimde hasar gören sol bacağı Özel İstanbul Mikro Cerrahi Hastanesinde 12/2/2013 günü yatışının yapılmasının ardından gerçekleştirilen cerrahi girişimle (ameliyat) ampüte edildiği (bir uzvun tamamının ya da bir kısmının kesilip atılması) anlaşılan davacı ...'ın, yapıldığı kanıtlanan ameliyat nedeniyle ödediği anlaşılan ve yukarıda açıklanan yasal düzenleme içeriğine göre SGK'nin sorumluluğu altında bulunan 40.000 TL tedavi giderinin, davalı SGK'den tahsiline karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davalılar ... AŞ ve ... AŞ'nin fazla karar ve ilam harcından sorumlu tutuldukları anlaşılmış ise de, bu durum istinaf nedeni olarak ileri sürülmediğinden kararın kaldırılması nedeni yapılmamış, ilk derece mahkemesinin bu konudaki hüküm fıkrası yinelenmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1548, K. 2024/86, 23 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama