KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Ocak 2024
- Dosya no
- 2023/1583
- Karar no
- 2024/25
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 9/2/2023
- Numarası
- 2014/892 (E) - 2023/134 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
2.490 kelime·12 dk okuma
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ... yönetimindeki ... plakalı motosikletle seyir halinde iken, aynı yönde önünde seyir halinde bulunan ve sinyal vermeden yolun sağına doğru geçmeye çalışan sürücüsü ... yönetimindeki, davalı ...
AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı işleten ... ait ... plakalı otomobile arkadan çarptığını, müvekkili davacının düşerek yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 5.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 6.000 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, davacı ... için 15.000 TL, davacının eşi davacı ... için 10.000 TL, davacının çocukları davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 5.000 TL olmak üzere toplam 35.000 TL manevi tazminatın ise davalı ...
AŞ ile davalılar ... müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş. 25/10/2022 günü sunduğu bedel artırım dilekçesiyle talep ettiği geçici iş göremezlik tazminatını 1.144,02 TL'ye, talep ettiği sürekli iş göremezlik tazminatını 43.854,53 TL'ye, talep ettiği toplam maddi tazminat tutarını 44.998,35 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar ... AŞ ve ... AŞ vekilleri cevap dilekçelerinde davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, davalı ...
AŞ'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 1.144,02 TL geçici iş göremezlik, 43.854,53 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 44.998,55 TL'nin davalılar ...
AŞ, ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... verilmesine; davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ...AŞ, ...dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ... ye verilmesine, davacılar .. açtığı manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacılar ..,..., ..., .... vekili dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile maddi tazminat davası açılmayan davalı ...
AŞ lehine, maddi tazminat davası yönünden vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde sigorta şirketinin sorumluluğunun ZMSS limitleri dahilinde olduğu vurgulanarak talepte bulunulduğunu, bu haliyle ilk derece mahkemesince pasif husumet yönünden değerlendirmenin ve kurulan hükmün hatalı olduğunu,
kaza sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşletmeleri Yönetmeliğine göre Adli Tıp Kurumu (ATK) 2'nci İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 17/11/2021 tarihli rapor içeriğine göre %21,2 oranında sürekli maluliyeti bulunduğu anlaşılan ve geçici iş göremezlik süresinin de 9 ay olduğu belirlenen, kırığa bağlı arızası yaşam fonksiyonlarının ağır derecede etkileyen müvekkili davacının eşi ve çocukları lehine manevi tazminat hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu kazanın davalı ...'ın gerekli özen ve dikkati göstermemesinden kaynaklandığını,
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/110744 soruşturma sayılı dosyasına sunulan raporda davalı sürücünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) maddelerini ihlal ettiğinin net bir şekilde ortaya konulduğunu, bu haliyle davalı ... tam ve asli kusurlu kabul edilmesi gerekirken, davacının %85 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesinin yerinde olmadığını, müvekkili davacının kazancına ilişin tanık dinletme ve emsal ücret araştırması taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosyaya eklenen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/110744 sayılı soruşturma belgeleri içinde bulunan bilirkişi raporu ile kroki içeriğine göre çarpma noktasının 15 Temmuz Şehitler Köprüsü Anadolu Yakası çıkışında D-100 karayolu emniyet şeridinin içinde bulunduğu anlaşılmış.
Karayolları Genel Müdürlüğünde görevli makine mühendislerinden oluşturulan bilirkişiler kurulu tarafından düzenlenen raporda ise, emniyet şeridine geçmeden önce bu şerit üzerinde kendisi gibi bulunabilecek araçların olabileceğini düşünerek hareket etmesi ve şerit değiştirmelerde olduğu gibi şerit üzerinde olan araçlar ile arasında güvenli bir mesafe oluşturduktan sonra manevraya başlaması gereken ve böylece KTK'nin 47'nci maddesinin "c" bendine aykırı davranan davalı sürücü ... meydana gelen trafik kazasında %15,
yönetimindeki motosiklet ile emniyet şeridinde seyrederek ileriye yeteri kadar dikkatini vermeyen ve emniyet şeridine yönelen otomobile karşı hızını azaltmak suretiyle önlem alamayan, görüş alanı içerisinde bulunan araca karşı yeterli dikkat ve özeni göstermeyen, böylece KTK'nin 84'üncü maddesinin "h" bendine aykırı davranan davacı sürücü ...'nin ise %85 oranında kusurlu olduğu bildirilmiş, böylece davalı sürücü ...'ın yönetimindeki otomobil ile davacı sürücü ... yönetimindeki motosikletin kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek,
olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının;
dava dilekçesinde davacı ... kuyumculuk sektöründe faaliyet gösterdiğini ileri süren davacılar vekilinin adı geçen davacının gelirine ilişkin üçüncü kişileri bağlayıcı, objektif nitelik taşıyan kanıt sunmadığı gibi İstanbul Kuyumcular Odası tarafından gönderilen 27/5/2014 tarihli yazıda ise ücretlerin işçi ve işveren arasında özel anlaşma ve koşullara göre belirlendiğini, ancak her koşulda 1/1/2014 - 30/6/2014 tarihlerinde uygulanması gereken asgari ücretin aylık 1.071 TL olduğunun bildirilmesi hükme esas alınan aktüerya uzmanı bilirkişi raporunda ise davacının gelirinin en az asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek hesaplama yapılması,
böylece davacı ...'nin sürekli iş göremezlikten kaynaklanan zararının Kanuna ve Yargıtay'ın süreklilik gösterilen kararlarına uygun biçimde belirlendiğinin anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan kusura ilişkin bilirkişi raporu ile aktüerya uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiş; dava dilekçesinde davalı sıfatıyla ...
AŞ ve ... AŞ'ye yer veren ve dilekçenin talep sonucu bölümünde "sigorta şirketlerinin sorumluluğu poliçe limitleri dahilinde olmak üzere" ibaresinin ardından tüm davalılardan maddi tazminat talebinde bulunan davacılar vekilinin, 25/10/2022 günü sunduğu ıslah dilekçesi başlığında da davalılar ... AŞ ve ...
AŞ'nin adına yer vererek, 44.998,35 TL'ye yükselttiği maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istediği, böylece davacılar vekilinin davalı ... AŞ'ye karşı maddi tazminat davası açtığının anlaşılması karşısında, hakkında açılan maddi tazminat davasının reddine karar verilen ... AŞ lehine vekâlet ücretine hükmolunmasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Aynı maddenin 2'nci fıkrası uyarınca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır.
Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.
Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları gözönünde tutularak,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Eldeki davada davaya konu trafik kazası nedeniyle vücudunda kemik kırıkları oluşan davacının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre meslekte kazanma gücünü %21,2 oranında kaybetmiş sayılacak biçimde yaralandığı, iyileşme süresinin ise olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir.
Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ...'nin davaya konu trafik kazası nedeniyle ağır biçimde yaralandığı gözetilerek, davacılar ile davalılar ... dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, bilirkişi raporundan anlaşılan kusur oranlarına ve olayın meydana geldiği tarihe göre TBK'nin 56'ncı maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca davacı ... eşi ... ile çocukları ... lehine manevi tazminat hükmolunması gerekirken davacı ... yaralanmasının ağırlığı konusunda yanılgıya düşülerek,
davacılar ... manevi tazminat davalarının reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Diğer yandan, kazaya karışan ... plakalı otomobilin manevi tazminat teminatını içeren genişletilmiş kasko poliçesine göre sorumlu olduğu 15.000 TL manevi tazminat limitinin, istinaf incelemesinin kapsamına göre inceleme dışı kalan davacı ... lehine hükmolunması nedeniyle tüketildiğinin anlaşılması karşısında, davalı ...
AŞ'nin, davacılar ... lehine hükmolunması gereken manevi tazminattan sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır.Kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, istekle bağlı olmaksızın Dairemizce kendiliğinden incelenen karar ve ilam harçları yönünden yapılan incelemede ise davalılar ... AŞ ve ... AŞ'den eksik tahsiline hükmolunan karar ve ilam harçlarının düzeltilmesi gerektiği sonucuna ulaşılarak aşağıdaki biçimde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2023/1583, K. 2024/25, 11 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama