KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2026
- Dosya no
- 2025/1446
- Karar no
- 2026/453
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 22/4/2025
- Numarası
- 2022/744 (E) - 2025/296 (K
- Davanın konusu
- Maddi ve Manevi Tazminat
Karar Metni
3.562 kelime·18 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacılar vekili dilekçesinde özetle; davacılardan ...'in oğlu, davacılar ... ve ...'in ise kardeşi olan müteveffa ...'in davalılardan ...AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı otomobil ile Adıyaman İli, Besni İlçesi, ...
Köyü mevkinde seyir halinde iken, davalı idarenin sorumluluğundaki köprü ve yolun kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu öldüğünü ileri sürerek, davacı ... için 90.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL manevi tazminat ile belirsiz alacak davası niteliğinde 10.000 TL maddi tazminata hükmolunmasını talep etmiş. 13/3/2019 günü sunduğu dilekçeyle, davacı ... için talep edilen maddi tazminat tutarını 51.524,38 TL'ye yükseltmiş.
25/12/2019 günü sunduğu dilekçeyle davacı ... için talep edilen maddi tazminatın 38.643 TL tutarının davalılar ...AŞ ve ...Özel İdaresinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, 12.381 TL maddi tazminatın ...Özel İdaresinden tahsiline, davacı ... için 90.000 TL, davacı ... için 30.000 TL, davacı ... için 30.000 TL manevi tazminatın davalı ...Özel İdaresince ödenmesine karar verilmesini istemiş.
25/11/2024 günü sunduğu ıslah dilekçesiyle ... için talep ettikleri maddi tazminatı 160.526,95 TL'ye yükselttiklerini beyan etmiştir.
Davacı vekili 26/2/2025 günü sunduğu dilekçeyle de, dosyaya sunulan 12/8/2024 tarihli ek rapor uyarınca, davacı ... için 138.402 TL maddi tazminatın 1/8/2014 tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline, 20/1/2020 tarihli ilam uyarınca Dikili İcra Dairesinin ... (E) sayılı takibine ödenen 68.314,88 TL'nin hükmün infazı aşamasında 17/3/2020 tarihi itibarıyla mahsubuna, ... İdaresi yönünden 22.124,95 TL maddi tazminatın 1/8/2014 gününden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Özel İdaresi vekili cevap dilekçesinde, yetkisizlik itirazında bulunarak kazanın oluşumunda müvekkili kurumun kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
Davalı ... AŞ (eski unvanı ...AŞ) vekili cevap dilekçesinde özetle, kardeş için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanamayacağını, kazanın oluşumuna sürücünün tek taraflı kusurunun neden olduğunu, işletenin öldüğü kazalarda ölenin geride kalanlara karşı sorumluluğu devam etmediğinden ve bu durumda işletene yükümlülük getirilemeyeceğinden bu yükümlülüğü üstlenen sigorta şirketine karşı da talep hakkının devam ettiğinden söz etmenin hukuka ters düşeceğini belirterek ilk davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin davalı ...AŞ'ye karşı açılan davanın kısmen kabulüne, 38.643,00 TL tazminatın davalı ...AŞ'den alınarak davacı ...'e verilmesine, davalı ...Özel İdaresine karşı açılan manevi tazminat ve destekten yoksun kalma tazminatı davalarının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 114'üncü maddesinin 1'inci fıkrası ile 115'inci maddesinin 2'nci fıkrası uyarınca usulden reddine ilişkin 21/1/2020 gün ve 2015/909 (E) - 2020/27 (K) sayılı kararının davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizin 15/9/2022 gün ve 2020/1793 (E) - 2022/1542 (K) sayılı kararıyla,
eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu gerekçesiyle kaldırılmasının ardından sürüdürülen yargılamada; ilk derece mahkemesinin 22/4/2025 gün ve 2022/744 (E) - 2025/296 (K) sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne, toplam 160.526,95 TL maddi tazminatın, 38.643 TL tutarındaki bölümü bakımından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına. 12.881 TL tutarındaki bölümü bakımından davalı ... AŞ'den 5/8/2014, davalı ...
İdaresinden ise haksız eylem tarihi olan 6/7/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen. 109.002,95 TL tutarındaki bölümünün ise ıslah tarihi olan 25/11/2024 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... AŞ ve ... İdaresinden (davalı ...
AŞ'nin sorumluluğunun bakiye poliçe limiti olan 211.357 TL ile sınırlı olması koşuluyla) müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacı ...'e verilmesine; davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için 5.000 TL, davacı ... için 5.000 TL manevi tazminatın ... İdaresinden tahsil edilerek adları geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...
İdaresi vekili dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, kanıtlar ayrıntılı değerlendirilip açıklanmadan ve tartışılmadan hatalı soncuna ulaşıldığını; sürücünün %100 kusuruyla meydana gelen kazanın oluşumunda müvekkili idarenin kusurunun bulunmadığını; ilk derece mahkemesince davalılar yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi dikkate alındığında, ölen ya da mirasçılarına karşı müvekkili idarenin herhangi bir tazminat sorumluluğunun bulunmadığını;
dosya içerisinde alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayıp çelişkilerle dolu olduğunu, gerekçeli biçimde kusur ve hesap raporu alınmadığını; hesaplamanın 1,8 teknik faiz kullanılmadan yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; emsal karar uyarınca, zararın belirlenmesi için yapılacak hesaplamada ...yaşam tablosu ve 1,8 teknik faizin esas alınması gerektiğini, haksız eylem tarihi olan 6/7/2014 gününden itibaren yasal faiz uygulanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı ilkesi uyarınca poliçe kapsamında müvekkili şirketin destekten yoksun kalma zararına yönelik sorumluluğunun bulunmadığını;
istinafa konu gerekçeli kararda müvekkili sigorta şirketi yönünden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinin usuli kazanılmış hak ilkesini zedelediğini, ilk derece mahkemesinin 21/1/2020 gün ve 2015/909 (E) - 2020/27 (K) sayılı ilamıyla aleyhine 38.643 TL maddi tazminat hükmedilen müvekkili sigorta şirketinin, tazminatı Dikili İcra Dairesinin ...
(E) sayılı takip dosyasına ödediğini, bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunan davacının müvekkili şirket yönünden, hükmedilen tutara ilişkin itirazda bulunmadığını, açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesinin 21/1/2020 gün ve 2015/909 (E) - 2020/27 (K) sayılı ilamının müvekkili şirket tarafından istinaf edilmeden kesinleştiğinden, müvekkili şirket bakımından usuli kazanılmış hak doğduğunu.
12/8/2024 tarihli bilirkişi hesap raporunda, hesabın, garameten sorumluluk prensiplerine aykırı yapıldığını, ölen ...'in gelirinin %100 tutar üzerinden davacıya ve diğer hak sahiplerine paylaştırmasının hatalı olduğunu.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye dönük uygulanması olanağı bulunmadığından, ...Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınarak yeniden hesaplama yapılması gerektiğini; aktüer hesabının müsteşarlık nezdinde tutulan aktüer siciline kayıtlı aktüerler tarafından yapılması gerektiğini;
tedbirli bir tacir olarak kanunlar ile poliçe genel ve özel şartlarında öngörülen yükümlülüklerini yerine getiren ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 97'nci maddesine uygun olarak kendisine başvurulmayan müvekkili şirketin temerrüdünden söz edilemeyeceğini, dolayısıyla müvekkili davalı şirketin diğer koşulların varlığı durumunda ancak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulabileceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı ...'in oğlu olan destek ...'in yönetimindeki davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı ... plakalı araç ile 6/7/2014 günü seyir halinde iken, meydana gelen tek taraflı trafik kazasında öldüğü konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Somut olayda, tartışılması gereken hukuki sorun, destek ...'in 6/7/2014 günü meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle davacı lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilip hükmedilemeyeceğine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) 91'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca işletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.
Aynı Kanunun 85/1'inci maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı belirtilmiş; anılan Kanununun 85'inci maddesinin son fıkrasında maddesinde ise, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğuna ilişkin hükme yer verilmiş;
davaya konu rizikonun gerçekleştiği ve kasko poliçesinin bağıtlandığını tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1'inci maddesinde sigortanın kapsamı, "sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" biçiminde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, ZMSS; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3'üncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekirki, tehlike sorumluluğu niteliğindeki işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu mali sorumluluk sigortacısının sorumLuluğu da KTK'nin 91'inci maddesinde düzenlenen sorumluluğu da tehlike sorumluluğu kapsamında değerlendirilmelidir. Öyleyse, hem işletenin hem de sigortacının sorumluluğu, hukuki niteliği itibarıyla tehlike sorumluluğuna ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın bu çerçevede ele alınarak, çözümlenmesi gerekmektedir. KTK'de mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu yanında, ZMSS poliçesinin akdedildiği ve rizikonun meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan kapsam dışında kalan hallerin düzenlendiği 92'nci maddesinde; "Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.
a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,
b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,
c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,
d)Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,
e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,
f)Manevi tazminata ilişkin talepler." hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve sınırlı olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Somut uyuşmazlık bakımından, davalı ... AŞ ile dava dışı ... arasında 19/8/2013 günü, 19/8/2013 başlangıç, 19/8/2014 bitiş tarihlerini kapsayan ZMSS poliçesinin bağıtlandığı ve rizikonun meydana geldiği 6/7/2014 tarihinde; 26/4/2016 gün ve 29695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunun 4'üncü maddesiyle değiştirilen KTK'nin 92/g maddesinin yürürlükte olmadığından, 1/6/2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklikten önce yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının (...) uygulanması gerekmektedir.
Haksız bir eylem sonucu ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 53/3'üncü maddesine dayanarak bu sebeple uğradıkları kayıpların ödettirilmesini isteyebilir.
Öğretide destek, "bir kimseye fiilen sürekli ve düzenli bir şekilde bakan ve olayların olağan akışına göre ona bu tarzda ilerine bakması kuvvetle tahmin edilen (büyük olasılık olan) kimse o kişinin desteğidir. Destekle ölenin baktığı kişinin, aynı ailenin bireyleri, kan hısmı veya birinin diğerinin mirasçısı olması şart değildir." biçiminde tanımlanmakta, desteğin yardımı da "...
Desteğin geçimini sağlama veya geçimine katkıda bulunma yardımı, para verme tarzında olabileceği gibi bir kimseye hizmet görme tarzında da olabilir. Keza bunların dışında bir fayda sağlama da destek olma durumu yaratabilir..." olarak açıklanmaktadır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. M.
Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 11'inci bası, 2'nci cilt, sayfa 120) Diğer bir anlatımla destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Aile bireylerinin dayanışması, birbirlerine yardım ve hizmet etmesi, bakıp gözetmeleri, koruyup kollamaları bir yaşam gerçeğidir. Genel yaşam deneyimleri ve hayatın olağan akışı, yetişkin bir insanın anne ve babasına ve belirli bir düzeyde destek olacağını gösterir, anne ve babanın gereksinimleri bulunmasa dahi evladın onlara yardım etmesi, hayatın alışılmış gereklerine göre doğal ve ahlaki bir ödevdir. Bu yardımın mutlaka geçimlerini sağlamaya yönelik olması da gerekmez. Anne ve babanın çocuklarının maddi desteğine muhtaç olabileceğinin kabulü, hayatın olağan akışına, Türk örf, adet ve geleneklerine uygun düşer. Yetişkin bir insanın anne ve babasına her durumda ve her biçimde destek olduğu kabul edilir.
Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler arasında, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği konusunda da herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/6/2011 gün ve 2011/17-142 (E)- 2011/411 (K) sayılı kararında açıklandığı gibi; murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir.
Davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterdiği zarar; ileri sürüldüğü gibi desteğin sürücüsü olduğu araçla tek taraflı kaza yapmasından kaynaklansa bile salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranılabilen bir zarardır. Bu halde sürücünün ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalanlar üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez.
Şu hale göre poliçenin bağıtlandığı tarihte KTK'nin 92/g maddesinin yürürlükte olmadığı da gözetildiğinde; sürücü miras bırakanın, ister kendi kusuru, ister bir başkasının kusuruyla olsun, salt ölmüş olmasıyla, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan oluşan zarar, gerek Kanun, gerekse poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğundan, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul
edilemez. Bu nedenle destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.
Öte yandan davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hak, salt miras yoluyla geçen bir hak olmayıp, bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya doğan, asli ve bağımsız bir talep hakkıdır.
Somut olayda, davacının talebi ve iddia ettiği zarar, ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmaktadır. Dolayısıyla, davacıların ölenin mirasçısı sıfatına dayanmayan, doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki desteğin kusuru davacıya yansıtılamayacak ve desteğin kusuru onun desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyecektir.
Bu itibarla eldeki davada, yeni ...'nin yürürlüğe girdiği 1/6/2015 gününden önce desteğin tam kusuruyla meydana gelen ve desteğin ölümüyle sonuçlanan kazada, desteğin kusurunun destek alacaklılarına yansıtılması olanağı bulunmadığı gözetildiğinde, ölenin desteğinden yoksun kalan davacı ...'in bu sebeple uğradığı zararın, rizikonun meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ZMSS teminatında belirtilen limit kapsamında davalı ... AŞ'den tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 7/7/2020 gün ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararıyla.
19/6/2021 gün ve 31516 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanun'un 18'inci maddesi ile KTK'nin 90'ıncı maddesinin 1'inci fıkrasına eklenen tümce ve fıkranın ise Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 gün ve 2021/82 (E) - 2022/167 (K) sayılı kararıyla Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmesi nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının hesaplamasının %1,8 teknik faiz uygulanarak yapılmasına ilişkin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve destekten yoksun kalma tazminatının %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranıyla
hesaplanması olanağı bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda, davacı ...'in destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararının, olası yaşam süresi bakımından ...Yaşam Tablosu esas alınarak, işleyecek (bilinmeyen) devre bakımından her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progressive rant yöntemi kullanılarak hesaplanmasının yerinde olduğu kabul edilmiş; haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılacağından, davalı ...
İdaresinin, kazanın meydana geldiği 6/7/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulmasında isabetsizlik görülmemiş.
İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim görevlisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, kazanın meydana geldiği yol kesiminde trafik güvenliğinin sağlanması açısından yeterli işaretlemenin yapılmadığı, köy girişinde bulunan 50 km/sa hız kısıtlaması dışında yolun eğimli ve virajlı olduğu, sürücülerin hızlarını düşürmesi gerektiği yönünde uyarıcı işaretlemenin yapılması gerektiğini, ayrıca yol kenarında sürücülerin güvenli seyrini etkileyecek çukurların bulunduğunun anlaşıldığını belirterek,
ölen sürücü ...'in hatalı sevk ve idaresinin kazanın oluşumunda birinci derecede %75 oranında, yolun yapım ve bakımından sorumlu kurumun ise görevini yapmamış olmasının kazanın oluşumunda %25 oranında etkili olduğunun bildirilmesi, böylece olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının;
davacı ...'in destekten yoksun kalmaktan kaynaklanan zararının, ölen desteğin gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek ve olası yaşam süresi bakımından ...Yaşam Tablosu dikkate alınarak ve gelirinden bir kısmını kendisine ayıracağı kabul edilip diğer destek alacaklısı dava dışı babaya da pay ayrılarak ve desteğin de ileride evlenip 2 çocuğu olacağı kabul edilerek yöntemine uygun biçimde hesaplandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan,
yeterli gerekçeyi de taşıyan kusura ilişkin raporu ile aktüerya hesap uzmanı bilirkişinin raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış; hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda ... İdaresinin %25 kusur oranına göre hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından sorumlu tutulduğunun anlaşılması karşısında, bu konuya yönelen istinaf nedeni benimsenmemiştir.
Ancak, Dairemizin 15/9/2022 gün ve 2020/1793 (E) - 2022/1542 (K) sayılı kararıyla kaldırılan ilk derece mahkemesinin 21/1/2020 gün ve 2015/909 (E) - 2020/27 (K) sayılı kararıyla, davalı ...
AŞ'nin 38.643 TL maddi tazminattan sorumlu tutulduğu; istinaf başvuru dilekçesinde davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan maddi tazminat için öngörülen faiz başlangıç tarihine yönelik istinaf nedeni ileri süren davacılar vekilinin, sigorta şirketi aleyhine belirlenen maddi tazminatın tutarına yönelik istinaf nedeni ileri sürmediği, böylece ilk derece mahkemesinin 21/1/2020 gün ve 2015/909 (E) - 2020/27 (K) sayılı nihai kararının maddi tazminatın miktarı bakımından usuli kazanılmış hak oluşturduğunun anlaşılması karşısında, davalı ...
AŞ aleyhine daha önce 21/1/2020 gün ve 2015/909 (E) - 2020/27 (K) sayılı nihai kararla hükmolunan tutardan fazla maddi tazminata hükmolunmasında isabet görülmemiştir.
Kabul ve uygulamaya göre yapılan incelemeye göre ise davalı ... AŞ'nin, davaya konu trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zararın giderilmesi istemini içeren dilekçesinin ulaştığı 23/7/2014 gününden itibaren KTK'nin 99'uncu maddesinin 1'inci fıkrası ile ZMSS poliçesinin bağıtlandığı tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, tazminatın ve giderlerin ödenmesine ilişkin B.2'nci maddesinde öngörülen 8 iş gününün sona erdiği 8/8/2014 gününden itibaren işleyecek yasal faizden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesinin de yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davalı ... AŞ'ye karşı açılan maddi tazminat davasında, adı geçen sigorta şirketi lehine usuli kazanılmış hak oluşturan 38.643 TL maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesi tarafından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve bu karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmaması dikkate alınarak, 38.643 TL tutarındaki maddi tazminat bakımından karar verilmesine yer olmadığına ilişin karar yinelenmiş; ancak, HMK'nin 331'inci maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre davalı ... AŞ yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, E. 2025/1446, K. 2026/453, 2 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama