İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1459 K.2023/870

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya…

Esas2020/1459Karar2023/870Tarih21 Eylül 2023Okuma12 dk · 2.488 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
21 Eylül 2023
Dosya no
2020/1459
Karar no
2023/870
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
02/12/2019
Numarası
2017/444 Esas - 2019/1144 Karar
Dava
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
21/09/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.488 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı aleyhine alacağın tahsili için Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ...

Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine geçildiğini, davalının kısmi itirazı sebebiyle takibin durduğunu, söz konusu alacağın sebebinin müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki cari hesap ilişkisine konu faturalar olduğunu, müvekkili şirketin işbu faturalara konu ürünleri davalıya teslim ettiğini, edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ...

Esas sayılı icra dosyasına vaki haksız itirazının şimdilik 10.000,00 TL’lik kısmına yönelik itirazın iptali ile takibin devamına, likit alacağa yönelik haksız itirazı sebebiyle davalının dava konusu asıl alacağın % 20 'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, bu taleplerinin reddi halinde 10.000,00 TL alacağının temerrüt tarihi olan icra takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazda borcun 19.990,58 TL’lik kısmına itiraz edildiğini, itirazın iptali ile talep edilecek ve harca esas değer olarak gösterilecek miktarın 19.990,58 TL olabileceğini, müvekkili şirketin piyasaya yoğurt - ayran gibi malzemelerin kapak ve ambalaj kısımlarını tedarik ettiğini, bu iş için davacı şirket olan ... Ltd.

Şti. ile anlaştığını, uzun süreden beri ticari ilişkisini sürdürmekte olduğunu, anlaşmaya göre baskı için gerekli olan klişelerin parasını müvekkili şirketin ödeyeceğini, bu klişelerin mülkiyetinin müvekkil şirkete ait olmak üzere davacı şirket tarafından baskı için kullanılacağını, anılan klişelere ilişkin olarak davacı şirket tarafından toplam 7 adet faturanın düzenlendiğini, anılan klişe bedellerinin davacı tarafa süresi içerisinde ödenmiş olduğunu,

bu klişelerin davacı tarafça ticari ilişkinin sürdüğü süreçte kullanılmış olmakla birlikte ticari ilişki sona erdikten sonra müvekkili tarafından defalarca talep edilmesine rağmen müvekkile geri verilmediğini, müvekkilinin ücretini ödemiş olduğu ürünlerini alamadığını, bir de üstüne davacı tarafça klişelerin yandığından bahisle klişelerin müvekkili şirkete teslim edilmediğini, müvekkilinin klişelere ilişkin iade faturası düzenleyerek faturayı davacı tarafa gönderdiğini, bu faturalara karşı davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davacının Küçükçekmece ...

İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkil şirket aleyhine icra takibini başlattığını, müvekkilinin 31.827,18 TL üzerinden yapılan takibin 19.990,58 TL'lik kısmına itiraz etmiş olduğunu, 11.836,60 TL'lik kısmını da kabul ederek ödediğini, müvekkil şirketin cari hesap kayıtlarına göre 02.10.2014 tarihinde müvekkilinin, davacıya 31.827,20 TL borçlu iken 12.11.2014 tarihinde davacı tarafça müvekkili şirkete ayıplı olarak teslim edilen malların davacıya iade edildiğini, toplamda 3.917,60 TL'lik iade faturası kesilerek iadeye konu ayıplı mallarla birlikte bu faturaların davacıya teslim edildiğini,

ödemesi yapılan fakat davacı tarafından teslim edilmeyen mallara ilişkin de toplam 15.896,00 TL bedelli iade faturasının düzenlenerek davacı tarafa verildiğini, toplam değeri 19.813,60 TL değerindeki malın davacı tarafa iade edilerek cari hesaptan düşüldüğünü, davanın reddine, davacı taraf aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda " ...tarafların iddia ve savunmalarına, bilirkişi raporları, tanık beyanları içeriğine göre; taraflar arasında mal alım satımı gerçekleştiği, davacı tarafından faturadaki malların davalı tarafa teslim edildiği, teslim olunan mallara ilişkin davalı tarafça süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair bir belge ibraz edilmediği, tanıkların ayıba ilişkin beyanlarında da ayıp ihbarının süresi içinde yapılıp yapılmadığının belli olmadığı,

davalı şirketçe düzenlenen iade faturasının davacıya tebliğ edilmesine rağmen davacı yanca davalıya iade faturaları ile malların iade edildiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça ayıp ihbarının noter kanalıyla, iadeli taahhütlü mektupla yada telgrafla yapılması gerektiği, tanıkla ispat edilemeyeceği, davalının ayıplı mal iddiasını ispat edemediği tespit edilmiştir.

Bu nedenlerle ayıp iddiasına ilişkin inceleme yaptırılmasına gerek görülmemiştir.Davalı icra dosyasına yapmış olduğu itirazında takibin dayanağı olan sözleşmeden kaynaklı borçlu olmadığını, dosya borcunun 11.836,60 TL olduğunu, bunun dışında kalan 19.990,58 TL ile dosya borcunun tamamından kaynaklı faiz ve ferilerine itiraz ettiğini beyan etmiş ise de ayıba ilişkin herhangi bir savunma ve delil ileri sürmemiştir.

İcra dosyasına sunulmuş olan 27.10.2014 tarihli cari hesap mutabakat formunda davalı şirketin mutabık olduğuna dair yazı, kaşe ve imzasının yer aldığı davalı yanca bu hususta her hangi bir itirazda bulunulmadığı da tespit edilmiştir.İncelemeye sunulan defter ve belgeler ile tüm dosya kapsamına göre, davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan 10.629,98 TL hesap alacağının bulunduğu anlaşıldığından ancak davacının talebiyle bağlı kalınarak 10.000,00 TL bakımından davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiği,

dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu itirazın iptali davasının, 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde açılmamış olup ilk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın süresinde açıldığının kabulü ile uyuşmazlığın esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, ilk derece mahkemesince müvekkili şirket tarafından işbu dava konusu icra takibine yapılan itirazda davacı tarafından icra dosyasına sunulmuş olan cari hesap mutabakatına dair herhangi bir itirazda bulunulmadığının,

yine ayıba ilişkin herhangi bir savunma ve delil ileri sürülmediğinin tespiti ile buna hukuki sonuç bağlanmasının doğru olmadığını, ilk derece mahkemesince uyuşmazlık konusu olan müvekkili şirketin davacı adına düzenlediği iade faturalarının eksik incelenerek ve kabul edilmeyerek bilirkişi raporları doğrultusunda davacının takip tarihi itibariyle müvekkili şirketten 10.629,98 TL alacağının bulunduğunun hüküm altına alınmasının doğru olmadığını, uyuşmazlık konusu 12/11/2014 tarihli, 90409 no'lu, 3.917,60 TL bedelli diğer iade faturasının ise davacı tarafça ayıplı olarak teslim edilen mallara ilişkin olduğunu,

mahkemece ayıba ilişkin beyan ve delilleri dikkate ve değerlendirmeye alınmaksızın ayıp ihbarına ilişkin belge bulunmadığından bu hususun tanıkla ispat edilemeyeceğinden bahisle ayıp iddiasına ilişkin herhangi bir inceleme yaptırılmamış olması ve bu suretle eksik inceleme ile hüküm tesisinin doğru olmadığını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında yapılan hesaplama şekli ve hesap olunan tutarlar tamamen hatalı, çelişkili ve taraf ticari defter ve kayıtlarına aykırı olup eksik incelemenin ürünü olduğunu, bu haliyle bilirkişi raporlarının hükme esas almaya elverişli olmadığını, müvekkili şirketin,

işbu dava konusu icra takibine yaptığı kısmi itirazında haksız ve kötü niyetli olmadığını, dava konusu alacağın likit bir alacak olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, haklı ve hukuka uygun istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın öncelikle hak düşürücü süre nedeniyle reddine, aksi kanaat halinde davanın esastan reddine,

Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...

(05/01/2017 tarihinde yenilenmesi üzerine ... esas) Esas sayılı takip dosyasında "19.12.2014 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 31.827,18 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,5 avans faizi ile birlikte tahsili istemiyle 19/12/2014 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, 11.836,60 TL'lik kısım yönünden takibe itiraz edilmemiş ve itiraz edilmeyen miktar icra dosyasına yatırılmış, bakiye kalan kısım yönünden takip durmuştur.

İş bu itirazın iptali davası 10/05/2017 tarihinde icra takibinin yenilenmesinden sonra açılmıştır. Davalı vekili icra dosyasına yapılan kısmi ödemenin davacı tarafça tahsil edilmesi nedeniyle davacının icra takibine yapılan itirazı öğrendiğini fakat davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını beyan ederek kararı istinaf etmiştir. Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ...

(05/01/2017 tarihinde yenilenmesi üzerine ... esas) Esas sayılı takip dosyasında davalının itiraz dilekçesi davacıya tebliğ edilmemiştir. Haricen öğrenme, itirazın iptali davası için kanunda düzenlenen bir yıllık dava açma süresini başlatmayacağından davalının hak düşürücü süre dava şartına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Hakim tarafından resen araştırılan hak düşürücü süre içinde dava açılıp açılmadığına ilişkin dava şartının, davanın süresinde açılması ile yerine geldiğinin kabulü gerekir. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Davalı taraf, bir kısım ürünlerin teslim edilmediğini, teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğunu, iade edilen ürünler için iade faturası düzenlendiğini, davacıya borcunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bir kısım ürünlerin teslim edilmediği, teslim edilen bir kısım ürünlerin ise ayıplı olduğu iddiasıyla düzenlenen iade faturalarına ve icra dosyasına yapılan ödemeye karşılık davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222.

Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.

Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

Davalı vekili icra takibine yapılan itirazda davacı tarafından icra dosyasına sunulmuş olan cari hesap mutabakatına dair herhangi bir itirazda bulunmamalarına hukuki sonuç bağlanmasının doğru olmadığı yönünde kararı istinaf etmiş olup, taraflar arasında imzalanan 27/10/2014 tarihli mutakabatnamede davalı şirketin davacı şirkete 30/09/2014 tarihi itibariyle 32.129,26 TL borçlu olduğu anlaşılmakla taraflar arasındaki alacak-borç durumunun tespitinde bu miktarın değerlendirmeye alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.

Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre taraflar arasındaki 27/10/2014 tarihli mutabakatname sonrasında davacı defterine kaydedilen 302,08 TLlik iade faturası düşüldüğünde 19/12/2014 takip tarihi itibariyle davacı, davalıdan 31.827,18 TL alacaklı durumdadır.

Davacı vekilinin 02/09/2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davaya konu icra dosyasına yapılan 11.836,60 TLlik ödemenin davacının ticari defterlerine 9.360,60 TL olarak kaydedildiği şeklindeki beyanı öncesinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre davalı tarafça yapılan 9.360,60 TL lik ödemenin asıl alacak olan 31.827,18 TL den düşülmesiyle davacı, 05/01/2017 takip yenileme tarihi itibariyle 22.466,58 TL alacaklı görünmektedir.

Davalı ticari defterlerine göre davacının tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, davalının düzenlediği iade faturalar (15.896,00 TL ve 3.917,60 TL), kargo bedeli yansıtma (177,00 TL) sonrasında 19/12/2014 takip tarihi itibariyle davalının davacıya 11.836,58 TL borcu görünmekte, 31/12/2014 tarihinde kaydedilen 11.836,58 TL icra dosyasına yapılan ödemeden sonra ise davalının davacıya borcu görünmemektedir.

Davalı tarafından, takip tarihinden önce 19.813,60 TL tutarında iade faturaları düzenlenmiş ancak bu faturalar davacı tarafça Bakırköy ... Noterliği'nin 18.11.2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade edilerek kabul edilmemiştir.

Bilirkişi raporlarında 05/01/2017 takip yenileme tarihi itibariyle hesaplanan davacı alacağı 22.466,58 TL'den icra dosyasına ödenen 11.836,60 TL düşülerek bakiye alacak 10.629,98 TL olarak belirtilmiş ise de davacı tarafça itiraza uğramayan miktar ve davacının ticari defterine kaydettiği ödeme düşülmek suretiyle yapılan hesaplamanın sonuca etkili olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı vekilinin hesaplamanın doğru olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.

Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.

Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması karşısında bu olguyu değiştirimez. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır (Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı).

Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir.

Davalı tarafça 17/11/2012 - 18/12/2012 - 27/02/2013 - 13/04/2013 - 09/12/2013 - 21/02/2014 - 03/06/2014 tarihli toplam 15.896,00 TL bedelli faturalara konu ürünlerin teslim edilmediği iddiasıyla 12/11/2014 tarihli ... numaralı iade faturası düzenlenmiş ise de bu faturaların , davalının ticari defterlerindeki kayıtla çelişmeyecek şekilde haklı bir nedenle kesildiğine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir.

Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturalarının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmalarını ispata elverişli değildir.

Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

TTK'nın 18/3. maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup, bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.

Dosya kapsamındaki deliller ile ayıp ihbarının usule uygun olarak yapıldığı yani süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği hususunun ispatlanmamasına göre davalı vekilinin bu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davacı tarafından teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla 12/11/2014 tarihinde düzenlenen 3.917,60 TLlik iade faturasının de bu haliyle dayanağının kanıtlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu iade faturasının alacak hesabında dikkate alınmaması isabetli görülmüştür.

Davalı vekili alacağın likit bir alacak olmayıp yargılamayı gerektirdiği yönünde kararı istinaf etmiş olup, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerektiğinden ve eldeki davada da dava konusu alacak likit (belirlenebilir) olduğundan ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 170,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,30 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 21/09/2023

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1459, K. 2023/870, 21 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1459
Karar No
2023/870
Tarih
21 Eylül 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1462 K.2023/872
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1463 K.2023/871
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1465 K.2023/862
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1466 K.2023/865
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1468 K.2023/866
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/1473 K.2023/868

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.