KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2024
- Dosya no
- 2020/1507
- Karar no
- 2024/334
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2019
- Numarası
- 2018/248 Esas - 2019/1160 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/03/2024
Karar Metni
1.681 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatmış olduğu İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile takip dosyasına davalı yanca itiraz edilerek durdurulduğunu, alacağın tahsili amacı ile huzurdaki davayı açarak yapılan itirazın iptalini takibin kaldığı yerden devamını, %40 oranında icra inkar tazminatının davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili mahkemede görülmesi gerektiğini, müvekkil şirket 2013 Temmuz ayında şahıs şirketi olarak kurulduğu, bilahare anonim şirket statüsüne geçtiği, acentelik faaliyetleri kapsamında Hayat, Sağlık, Elementler Sigortalar ve Bireysel Emeklilik branşlarında kurumsal ve bireysel müşterilere sigorta aracılık hizmeti saglamakta olduğu, elementler ve saglık sigortaları branşında ... A.Ş ... AŞ,... AŞ gibi bir çok önemli sigorta şirketinin ecenteliğini gerçekleştiren müvekkil şirket davacı şirketin acenteliğini yaptığı, müvekkil şirketin hiçbir borcu olmadığını beyanda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce yapılan nihai değerlendirmeye göre; bilirkişi raporundaki açıklama ve değerlendirmelerin dosya içeriğine göre yerine olduğu kanaatine varılarak hükme esas alınmaya uygun bulunmuştur. Zira, davalı ... A.Ş., ilk kuruluşta ... olarak 01.07.2013 tarihinde kurulmuş olup, 24.03.2014 tarihinde ticaret siciline tescil ile nev'i değiştirmiş ve ...
A.Ş. olarak faaliyetini devam ettirmiş, 11.09.2015 tarihinde davalı ..., ... deki acenteliği iptal edilerek tüm portföyü, ... Şirketi'nin % 100 hissedarı olan ... A.Ş. ye devretmiş olduğu tespit edilmiş olup, davalının bu portföyünden doğan sorumlulukların da "portföy devir protokolü" gereğince ... Şirketi'ne devredildiği kanaatine varılmış, bu devir sonucunda, bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere devredilen portföyün karşılığı olarak davalı ...
A.Ş, ye 406,585,96 TL para ödemesi yapılarak ibralaşıldığı anlaşılmıştır. Yapılan bu ibralaşma sonrasında, davacının alacak olarak talep etmiş olduğu kısmın da bu ibralaşma sürecinde kapatıldığı kanaatine varılmıştır.
Raporda da tespit edildiği üzere davacının bu alacağı ile ilgili icra takibi ile fesih ihbarnamesini 10.05.2017 tarihinde yürürlüğe koyması sonucu 09.09.2015 ile 10.05.2017 arasında davalı ... davacının hesaplarının kapanmış olması dolayısıyla bu borcun doğuşu izah edilememiştir.
Netice olarak; davacının, dava ve takibe konu alacağına dair iddiası varken. iddia edilen davalı borcunun, protokol ve sonucunda taraflarca mutabık kalınarak yapılan ödemeden mahsup edilmemiş, teminat mektubunun iadesi dolayısıyla davalının borcunun kapanarak tasfiye edilmiş olup, davacının yapılan takipte ve açılan işbu davada haklı olmadığı görülerek dava reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; portföy devir protokolü ile davalı ... ofisinin yalnızca portföyü dava dışı ... Sigorta'ya devredildiğini, söz konusu devirden sonra taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin fesih tarihine kadar devam ettiğini, portföy devri sonucunda avans iadesine ilişkin yükümlülüğün de dava dışı ... Sigorta'ya devredilmiş olduğu şeklinde bir değerlendirmenin yapılabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, ...
Sigorta tarafından sigorta ofisine yapılan 406.585,96 TL ödeme ve teminat mektubunun iadesi hususlarından hareketle davalı ile ibralaşıldığı sonucunun çıkarılamayacağını, ..
Sigorta'nın davalının müşteri portföyünü bu bedel ile satın aldığını, nitekim bu hususun dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporlarında da yapılan defter incelemelerinin bir sonucu olarak şüpheden ari şekilde tespit edildiğini, teminat mektubunun müvekkili şirketçe iade edilmesinin sebeplerinden birinin de dosya kapsamındaki beyan dilekçelerinde belirttikleri üzere davalı taraf ile imzalanan mutabakat zaptı ile müvekkili şirketin kendisini güvence altına alması olduğunu, söz konusu mutabakat zaptının borcu ikrarı niteliğinde olduğunu, bu kayıtsız şartsız borç ikrarının varlığı sayın mahkemece dikkate alınmazken,
teminat mektubu iadesinin ibra olarak değerlendirilmesinin kendilerince anlaşılamadığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava; acentelik sözleşmesinden doğan bakiye cari (açık) hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Anadolu ....
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası kapsamında, davacının davalı aleyhine 25/07/2017 tarihinde "01/07/2013 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında imzalanan 01/01/2015 tarihli ... nolu protokolden doğan cari hesap alacağı" açıklaması ile 249.126,97-TL asıl alacak, 4.385,67-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 253.512,64-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının yasal süre içerisinde itiraz ederek takibi durdurduğu, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.
Davacının, 11/03/2015 tarihinde hedeflerini gerçekleştirmesi amacıyla 300.000,00-TL avans ''destek komisyonu'' adı altında davalıya ödeme yaptığını, 11/05/2017 tarihli ihtarname ile acentelik sözleşmesinin kendilerince feshedildiğini, acentelik prokolü gereğince davalıya verilen 300.000,00-TL lik avansın davalının hakedişleri düşüldükten sonra kalan miktar olan bakiye alacağın tahsilini talep etmiştir.Davalının ise davacıya borcu olmadığını, hissadarlar sözleşmesi uyarınca yapılan 406.585,96-TL lik portföy değeri hesaplamasında söz konusu tutarın da mahsup edilerek hesaplama yapıldığını,
acentelik sözleşmesi gereğince davacı tarafa verilen 27/08/2014 tarihli ve 1 yıl süreli teminat mektubunun kendilerine 21/12/2015 tarihinde iade edildiğini, ayrıca 11/09/2015 tarihinde yapılan portföy devir protokolü uyarınca davacının claw back ödemelerinden kaynaklandığını iddia ettiği borçlar da dahil tüm borçlardan dava dışı ... şirketinin sorumlu olduğunu ve 21/06/2017 tarihli şirket pay alım ve satım sözleşmesinin 9. maddesi ile ibra edildiklerini beyan ettiği görülmüştür.İstinafa gelen uyuşmazlık;
taraflar arasında bulunan 01.07.2013 tarihli acentelik sözleşmesi ve bu acentelik sözleşmesi kapsamında 01.01.2015 tarihli ... no.lu protokol ve sözleşmeler gereğince davalıya yapılan ödemelerin avans niteliğinde olup olmadığı, ödenen bu paraların davacıya iadesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Taraflar arasında 01.07.2013 tarihinde acentelik sözleşmesi ve ... sayılı Protokol imzalanmış, daha sonra da bu sözleşme kapsamında 01.01.2015 tarihinde 2015 - 20 numaralı Protokol imzalanmıştır.
Bu protokol 10.05.2017 tarihinde ... tarafından Beyoğlu ... Noterliği kanalı ile gönderilen Fesih İhbarnamesi ile iptal edilerek, Acenteye 249.126,97 TL borç bakiyesi olduğu belirtilerek 7 gün içinde ödenmesi tebliğ edilmiştir. Davacı şirket ile davalı arasında 09.09.2015 tarihindeki Pay Devir ve Temlik Sözleşmesi ile davacı şirketin % 100 hissesine sahip olduğu, dava dışı ... A.Ş. Nin hisselerinin %50 si davalı şirkete devir olmuştur. 11.09.2015 tarihinde ise dava dışı ...
A.Ş. ile davalı şirket arasında portföy devri protokolü imzalanmıştır.
Portföy Devir Protokolünün 1. maddesi gereği, Davalı şirket 11.09.2015 tarihi itibariyle davacı şirketteki tüm portföyünü protokolün 2. maddesi çerçevesinde belirlenen portföyün değeri taraflar arası imzalanan 09.09.2015 tarihli Hissedarlar Sözleşmesi Madde 4.10 belirtilen formül baz alınarak 406.585,96 TL olarak hesaplanmış ve işbu Protokolün imza tarihinde davalı tarafından dava dışı ...' ya devredilmiştir.11.09.2015 tarihli portföy devri protokolünün 3. maddesinin 1. fıkrasında, Sigorta ofisinin 11/09/2015 tarihine kadar ... bireysel emeklilik aracısı ve hayat sigortası acenteliğini yaptığı,
iş bu protokol ile sigorta ofisinin portföyünü ... devretmeyi kabul ettiği, 4. Fıkrasında müşterilerin ... 'ya devrinden sonra müşterilerden gelebilecek olan iptal, çıkış, cayma, aktarım, fesih gibi talepler sonucu oluşacak olan claw back ödemelerinin iş bu protokol tarihi itibariyle ... tahsil edileceği, 5. Fıkrasında, bu kapsamda ... devir sonrası müşteriler kapsamında oluşacak olan tüm borçları ödemeyi taahhüt ettiği görülmüştür.Yine davacı ile davalı şirketler ve dava dışı ... arasında 20/06/2017 tarihinde Pay Alım ve Satım Sözleşmesi yapıldığı, sözleşme kapsamında davalının dava dışı ...
A.Ş(eski ünvanı ..) şirketindeki paylarını davacı şirkete devrettiği anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde inceleme yaptırılarak alınan bilirkişi heyet raporunda. 10.05.2017 Tarihinde davalıya Beyoğlu ....
Noterliği kanah ile 14.05.2017 tarihinde ''FESİH İHBARNAMESİ' nde” yer alan 249.126,97 TL borç ( 11.05.2017 tarihli icra takibinde de yer alan ) Davacının 15.01.2015 - 16.02.2017 tarihleri arasında ödenen destek komisyonlarından olan bakiye alacaklarından kaynaklandığı davacı defterlerinde gözükmekle beraber acenteliği iptal edilen ve portföyü devredilen davalı ile ilişiği tespit edilememiş davacı vekiline borcun kime ait olduğuna dair sorduğumuz soruya da cevap verilmemiştir.
Böyle bir borç doğmuş ise davalı'ya 406.585,96 TL para ödemesi yapılırken ve 100,000.- TL teminat mektubu yürürlükte iken borcun neden buradan tasfiye edilmediği hakkında bir açıklama yapılmamıştır. Bu 300.000.- TL nin dava dışı tüzel kişiler ... A.Ş. ve ... A.Ş. lerin acenteliği döneminde verildiği, dolayısıyla bu borcun bu dava dışı tüzel kişilere ait olduğu, kanaati bildirilmiştir.
İtiraz üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış olup, bilirkişiler ek raporlarında ise dava konusu alacağın, işbu komisyon avansının da dâhil olduğu dönemde, davacı bu avanstan davalırın henüz hak etmediği dolayısıyla kendisine fazladan ödenen miktarını geri alınması gereken kısmının 249.126,97 TL olduğunu beyan etmiştir. Davacının yaptığı fesih dolayısıyla, Davalının tüm portföyü 09.09.2015 tarihli Portföy Devir Protokolü ile ... A.Ş. ye devredilmiştir.
Bu devir karşılığı Davalı acenteye ... şirketi tarafından, (ki bu şirketin % 100 hissedarı ... olup) portföy devir karşılığı olarak 406.585,96 TL ödeme yapılmıştır. Davacının alacak rakamının da bu hesaplaşma içinde kapatıldığı kanısındayız.
Davacının bu alacağı ile ilgili icra takibi ile Fesih ihbarnamesini 10.05.2017 tarihinde yürürlüğe koyması sonucu 09.09.2015 ile 10.05.2017 arasında davalı ... davacının hesaplarının kapanmış olması dolayısıyla hu borcun doğuşu izah edilememiştir.
Bu itibarla Davacının le bir alacağı varken, işbu bol kiyesini protokol ve sonucunda taraflarca mutabık kalınarak yapılan ödemeden mahsup etmemesi vede teminat mektubunun İladesi dolayısıyla, davalının borcunun kapanarak tasfiye edilmiş olduğu hususunu belirtmiştir.Somut olayda davacının davaya konu ettiği alacak, taraflar arasındaki 01/07/2013 tarihli acentelik sözleşmesi kapsamında yapılan 01/01/2015 tarihli ve 2015-20 nolu protokolün 4/1.b maddesi gereğince davalı şirkete acentelik dönemi için yapmış olduğu avans ödemesinin bakiye bedelidir.
11/09/2015 tarihli sözleşmede dava dışı ... A.Ş. İle davalı şirket arasında portföy devri protokolü imzalanmış olup davalı şirket bu tarih itibariyle davacı şirketteki müşteri portföyünü devretmiştir.
Dolayısıyla 11/09/2015 tarihli sözleşmeden devrin portföye ilişkin olup müşteriler kapsamında oluşacak borçların devrinin söz konusu olduğu, bu sözleşme ve sonrasındaki şirket pay devir sözleşmesinden davaya konu edilen 2015-20 nolu protokolden doğduğu iddia olunan komisyon alacağının da devri sonucunun doğmadığı açıktır.Bu kapsamda mahkemece acente komisyon avans ödemesinden iade edilmesi gereken kısmının olup olmadığı incelenmeksizin oluşturulan bilirkişi raporu hükme esas alarak davanın reddine karar vermesi yerinde olmamıştır.
İlk derece mahkemesince, 01/01/2015 tarihli ve 2015-20 nolu protokol maddeleri incelenmek ve davalının protokoldeki borçlarını yerine getirip getirmediği, avans ödemesinin iadesi gerekip gerekmediği, gerekiyor ise miktarı noktasında ayrıntılı, denetime açık hüküm kurmaya elverişli rapor alınmak üzere dosyanın sigorta konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1).a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1507, K. 2024/334, 5 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama