KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
- Dosya no
- 2020/1745
- Karar no
- 2024/59
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26/12/2019
- Numarası
- 2017/1021 Esas - 2019/1272 Karar
- Dava
- Birleşme Kararının İptali İstemi
- İstinaf karar tarihi
- 18/01/2024
Karar Metni
2.918 kelime·15 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Tic. Ltd. Şti.'nin %1,5 oranında hissedarı olduğunu, anılan şirketin 2016 yılı olağan ortaklar genel kurul toplantısının 07/09/2017 tarihinde gerçekleştirildiğini, şirketin 07/09/2017 tarihli ortaklar genel kurul toplantısında şirketin tüm aktifi ve pasifi ile bir bütün halinde davalı şirkete tüm varlık ve yükümlülükleri ile devredilmesi,
birleşme işlemleri için alınmış olan kararlar gereği şirketin azınlık ortakları olan ..., ... ve ...'un ayrılma akçesi ödenmek sureti ile birleşilen şirkete taşınmaması yönünde karar alındığını, ilgili kararların tamamen müvekkilinin şirketten çıkarılması için alındığını ve prosedürlerin TTK'nun emredici hükümlerine aykırı olarak kötü niyetle gerçekleştirildiğini, müvekkili vekili tarafından ilgili kararlara muhalefet şerhi sunulduğunu, ...Tic. Ltd.
Şti.'nin hakim ortağı ve müvekkilinin ağabeyi ... ile müvekkili arasında ciddi anlamda ihtilaflar mevcut olduğunu belirterek ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 07/09/2017 tarihinde yapılan ortaklar genel kurul toplantısında alınan ...Tic. Ltd. Şti.'nin davalı ... Tic. A.Ş. ile birleşmesine dair kararın yürütmesinin geri bırakılmasına, ...tic. Ltd. Şti.'nin 07/09/2017 tarihinde yapılan ortaklar genel kurul toplantısında alınan ... Tic. Ltd. Şti.'nin ... Tic.
A.Ş: ile birleşmesine dair kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşme sözleşmesinin oy hakkına haiz ortakların %98,5'i tarafından onaylandığını, TTK 141/2 md. Uyarınca davacı yanın birleşme kararına itiraz hakkı bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını, azınlık pay sahiplerinin çıkartılarak birleşme kararı alınmasındaki amacın anonim şirkette iç huzurun sağlanması olduğunu, dava konusu olayda davacının çıkarma kararı alınmasına karşı itiraz hakkı bulunmadığını, dava konusu olayda TTK'nın ilgili hükümlerinin ihlal edilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; dava, TTK md. 192'ye dayalı olarak açılan birleşme kararının iptali talebine ilişkindir. Davacı; ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin %1,5 oranında hissedarı olduğu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin 07/09/2017 tarihli genel kurul toplantısında şirketin tüm aktif ve pasifi ile bir bütün halinde davalı ...
A.Ş.'ye devrolunması, azınlık ortaklara ayrılma akçesi ödenmek sureti ile paylarının birleşen-devir olunan şirkete taşınmaması yönünde karar alındığı, bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği, birleşme prosedürünün TTK'nun emredici hükümlerine aykırı olarak kötü niyetle ve tamamen davacının şirketten çıkarılması için alınmış olduğu, ayrılma akçesinin şirket değerinin fahiş derecede altında hesaplanmış olduğu ve alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye, dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçeleri ile alınan birleşme kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı; birleşme sözleşmesinin oy hakkına haiz ortakların %98,5'i tarafından onaylandığını, TTK md. 141/2 uyarınca davacı yanın birleşme kararına itiraz hakkının bulunmadığı, çıkarmanın şirkette iç barışı sağlamaya yönelik olduğu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı savunmasında bulunarak davanın reddini talep etmiştir.
Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için; şirketin birleşme sözleşmesini genel kurulun onayına sunup sunmadığı, davacının %1,5 oranında hissedar olduğu ...Tic. Ltd.
Şti.'nin TTK 149/1 hükmünde ön görülen dökümanları davacının incelemesine sunup sunmadığı, devrolunan şirkette azınlık haklarına sahip ortak olan davacının oransal eşitlik sebebi ile devralan davalı şirkette azınlık haklarına sahip olup olmayacağının, birleşmeye ilişkin kararın bu sebepler ile iptali koşullarının mevcut olup olmadığının tespiti gerekmekte olup, birleşme sözleşmesinin 07/09/2017 tarihinde yapılan ortaklar genel kurul toplantısının onayına sunulduğu ve anılan sözleşmenin genel kurul gündeminin 6. maddesinde yer aldığı,
6. maddenin toplantıya katılan 19.000 oyun 285'inin olumsuz oyuna karşılık 18.715 oy ile kabul edildiğinden yasanın aradığı gerekli toplantı ve karar nisaplarına uygun olarak karar alındığı anlaşılmıştır.
Diğer yandan TTK md. 149/1'de birleşmeye katılan şirketlerin birleşme sözleşmesini, birleşme raporunu ve son 3 yılın yıl sonu finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara bilançolarını, ortakların intifa senedi sahipleri ile şirket tarafından ihraç edilmiş bulunan menkul kıymet hamillerinin, menfaati bulunan kişilerin ve diğer ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlü olduğu düzenlenmiş olup, bu yükümlülük birleşmeye katılan şirketlerin her biri tarafından şirketlerin merkezlerinde,
şubelerinde ve halka açık anonim şirketlerde sermaye piyasası kurulunun ön göreceği yerlerde genel kurul kararından önceki 30 gün içinde yerine getirilmelidir. TTK 149/3 maddesi uyarınca birleşmeye katılan şirketlere yüklenen bir diğer yükümlülük de Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan ve internet sitesine konulan ilânda ilgili kişilerin inceleme yapma hakkına işaret edilmesidir.
Ayrıca birleşmeye katılan şirketler birleşme belgelerini ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarını tevdiiden en az 3 iş günü önce TTSG ile şirket sözleşmesinde öngörülen gazetede, sermaye şirketleri de internet sitelerinde ilân ederler (TTK md. 149/4). TTK 149/5 maddesinde bu inceleme hakkından vazgeçilmesinin küçük ve orta ölçekli şirketlerde bütün ortakların onayı ile mümkün olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda 13/07/2017 tarih 9366 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 646. Sayfasında birleşen şirketler olan ... Tic. Ltd. Şti. ve ... Tic. A.Ş. tarafından "Birleşme işlemi inceleme hakkı duyurusu" ilânı yapılmıştır.
Anılan ilân metninin "Birleşme sözleşmesi, birleşme raporu, son 3 yılın finansal tabloları ile yıllık faaliyet raporları ve 31/05/2017 tarihli geçici bilanço genel kurulun onayına sunulmasından önce 30 gün süresince 01/07/2017 tarihinden itibaren 2. Bölge ... mevkii ... Cad. ... Merkezi No:... D: ...
Maslak/Sarıyer İstanbul adresinde ve şirket merkezimizde ilgililerin incelemesine hazır bulundurulacağı 6102 sayılı TTK'nun 149 maddesi gereğince ilân olunur." şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere ilân içeriğinde yer alan tarihler bakımından uyumsuzluklar mevcuttur. İlânda 01/07/2017 tarihinden itibaren yasada belirtilen evrakların ilgililerin incelemesine sunulduğu belirtilmiş olmasına karşın ilân tarihi 13/07/2017'dir.
Ayrıca 01/07/2017 tarihinden itibaren inceleme için bulundurulacağı ilân edilen belgelerden birleşme raporu ve birleşme sözleşmesi 31/07/2017 tarihli olarak düzenlenmiştir. Birleşen şirketler tarafından yapılan bu ilânın mevcut hali ile yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir.
Her ne kadar davalı vekili 09/12/2019 tarihli dilekçesinde ilânda belirtilen "01/07/2017" tarihinin ilâna çıkarken sehven yapılan bir hata sonucunda bu şekilde düzenlendiğini, ilân edilmek istenilen tarihin 31/07/2017 olduğunun açık ve net olduğunu, ilânda "hazır bulundurulacağı" denilmek sureti ile ileri bir tarihe işaret edildiğini,
ilândaki bu ibareden ilân edilmek istenilen tarihin 31/07/2017 olduğunun anlaşılmakta olduğunu savunmuş ise de somut olayda TTK 149'daki belgelerin hangi tarihten itibaren ne süre ile incelemeye hazır bulundurulduğu geçerli deliller ile ispat edilemediğinden davalı taraf savunmaları geçerli kabul edilmemiş olup, ilânın mevcut bu hali ile TTK md. 149/1'e aykırı olduğu ve davacıya inceleme hakkının kullandırılmasının mümkün olmadığı,
bu nedenle TTK md. 192 uyarınca birleşmeye ilişkin kararın iptali koşullarının gerçekleştiği kanısına varılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu olayda birleşme sözleşmesinin oy hakkına haiz ortakların %98,5’i tarafından onaylandığını, T.T.K.
141/2 maddesi uyarınca davacı tarafın birleşme kararına itiraz hakkının bulunmadığını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından davanın kabulüne karar verilmiş olmasının açıkça yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin T.T.K.’nun 149. maddesindeki belgelerin hangi tarihten itibaren ne süre ile incelemeye hazır bulundurulduğu ile ilgili gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadığını, müvekkili firmanın defter kayıt ve belgelerine dahi bakmadan eksik inceleme ile karar verdiğini, T.T.K.’nun 192. maddesine dayanılarak açılan bu iptal davasında, T.T.K.’nun 149. maddesi gerekçe gösterilerek iptal kararı verilmesinin de mümkün olmadığını,
sonuca hiçbir etkisi olmayan basit bir maddi hata gerekçe göstererek davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usule ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının “anonim şirkette iç huzurun sağlanması” amacına da aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra kararı verilmesini, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava. TTK'nun 192 maddesi uyarınca davalı gösterilen ... Anonim Şirketi ile birleşen ... Limited Şirketi'nin aldığı birleşme kararının iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinaf konusu uyuşmazlık temelde; davacının birleşme kararına karşı iptal davası açma hakkının bulunup bulunmadığı, eksik inceleme ile hüküm verilip verilmediği, incelemeye hazır bulundurulması gereken belgelerin hazır bulundurulma tarihinin doğru ilan edilmemesinin birleşme kararının iptalini gerektirip gerektirmediği noktalarındadır. Somut uyuşmazlıkta uygulanma ihtimali bulunan 6102 sayılı TTK 141.
Maddesi ve gerekçesi, 149, 155 ve 192. maddelerinin ilgili fıkraları aşağıdaki gibidir. 6102 sayılı TTK madde 141- (1) Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.
(2) Birleşmeye katılan şirketler birleşme sözleşmesinde, sadece ayrılma akçesinin verilmesini öngörebilirler.141. maddenin gerekçesinin ilgili bölümü ise şöyledir. Birinci fıkra: Bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin İkinci Yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği, onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen, birleşmeye muhalif olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.
Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır (140 ncı maddeye ve bu maddenin birinci fıkrasına ilişkin gerekçeye bakılmalıdır). 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde öngörmüştür. Oysa, ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.
Bu sebeple 141 inci madde modern şirketler hukuku anlayışına uygun olarak, ortaklara yenilik doğurucu bir seçim hakkı tanımaktadır. Ortaklar isterlerse, ortak olma durumlarını ilke gereği devralan veya yeni kurulan şirkette devam ettirirler, isterlerse birleşme sözleşmesinde öngörülen ayrılma akçesini alarak şirketten ayrılırlar. İkinci fıkra: İkinci fıkra iki yanlı kullanılabilir: (1) arzu etmeyen ortaklar ayrılma akçesini alarak şirketten çıkabilirler.
Böylece anonim şirketlerde şirketten çıkma olanağı sağlanmış olur. (2) ikinci fıkra arzu edilmeyen, devamlı sorun çıkaran azınlığı ve/veya ortağı, ayrılma akçesini ödeyerek şirketten çıkarma hakkını büyük çoğunluğa vermektedir. Çünkü bu karar sermayenin yüzde doksanının oylarıyla alınacaktır (Tasarı m. 151.5).
Buna uluslararası birleşme literatüründe, squeeze-out merger veya cash-out merger ya da Freeze out merger, yani ortağı çıkararak birleşme denilmektedir (Bakınız: Genel Gerekçe 121 numaralı paragraf). Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki, bu hükmün özelliği, birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır.
Bu husus, İsviçre öğretisinde, şirkete tanınmış bir çeşit çıkarma yetkisi olarak nitelendirilmekte ve Amerika Birleşik Devletleri hukukundaki “squeeze out” kurumuna benzetilerek bu adla anılmaktadır. Çıkarma, Tasarının 151 inci maddesinin beşinci fıkrasıyla birlikte değerlendirilmelidir. Birleşme sözleşmesi, sadece ayrılma akçesinin ödenmesini öngörüyorsa, bu sözleşmenin devreden şirketin oy hakkını haiz ortaklarının yüzde doksanı tarafından onaylanması gerekir.
Bu nisapla onaylanmak şartıyla birleşme sözleşmesi belirli ortakların, devralan şirkette pay sahibi olmalarına engel olup onların ayrılma akçesi almalarını zorunlu olarak öngörebilir. Bu nisapla alınan bir karara çıkarılmaları birleşme sözleşmesinde ismen belirtilmiş bulunan ortaklar itiraz edemezler. Bu yüksek nisap, adeta onların haklarını kaldırmakta ve yüzde doksanının istemediği bir kişinin şirkette kalmasına izin verilmemektedir.
Türk hukukunda yeni olan bu çıkarma yetkisi, şirket iç barışını sağlamaya yöneliktir. Çıkarmaya itiraz edemeyen ortağın, ayrılma akçesinin tutarına itiraz hakkının var olduğu şüphesizdir.
Huzuru bozan pay sahiplerinin şirketten çıkarılmaları gerektiği görüşü modern şirketler hukukunda gün geçtikçe ağırlık kazanmakta, şirketin menfaatine olan bir kararın alınmasını kendisine özel menfaat sağlanmasına bağlayan bir ortağın şirketten çıkarılması anonim şirketlerin niteliğine aykırılık olarak değerlendirilmemektedir. Bu fıkra ikinci fıkradaki çıkma hakkı ile de denge sağlamaktadır.
6102 sayılı TTK madde 149- (1) Birleşmeye katılan şirketlerden her biri, merkezleriyle şubelerinde ve halka açık anonim şirketler ise Sermaye Piyasası Kurulunun öngöreceği yerlerde, genel kurul kararından önceki otuz gün içinde; a) Birleşme sözleşmesini, b) Birleşme raporunu, c) (Mülga: 26/6/2012-6335/43 md.), d) Son üç yılın yıl sonu finansal tablolarıyla yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara bilançolarını, ortakların, intifa senedi sahipleriyle şirket tarafından ihraç edilmiş bulunan menkul kıymet hamillerinin, menfaati bulunan kişilerin ve diğer ilgililerin incelemesine sunmakla yükümlüdür.
Bunlar ilgili sermaye şirketlerinin internet sitelerinde de yayımlanır. (3) Birleşmeye katılan şirketlerden her biri, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ve internet sitelerine de konulan ilanda, inceleme yapma hakkına işaret eder.
(4) Birleşmeye katılan her şirket, birinci fıkrada anılan belgelerin nereye tevdi edildiklerini ve nerelerde incelemeye hazır tutulduklarını, tevdiden en az üç iş günü önce, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirket sözleşmesinde öngörülen gazetelerde ve sermaye şirketleri de internet sitelerinde ilan eder.6102 sayılı TTK MADDE 151- (1) Yönetim organı, genel kurula birleşme sözleşmesini sunar.
Birleşme sözleşmesi genel kurulda; c) Limited şirketlerde, sermayenin en az dörtte üçünü temsil eden paylara sahip bulunmaları şartıyla, tüm ortakların dörtte üçünün oylarıyla,... Onaylanmalıdır. (5) Birleşme sözleşmesi bir ayrılma akçesini öngörüyorsa bunun, devreden şirket şahıs şirketiyse oy hakkını haiz ortaklarının, sermaye şirketiyse şirkette mevcut oy haklarının yüzde doksanının olumlu oylarıyla onaylanması şarttır.
6102 sayılı TTK madde 192- (1) 134 ilâ 190'ıncı maddelerin ihlali hâlinde, birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler. İlanın gerekmediği hâllerde süre tescil tarihinden başlar.
(2) Kararın bir yönetim organı tarafından verilmesi hâlinde de bu dava açılabilir. (3) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmeye ilişkin işlemlerde herhangi bir eksikliğin varlığı hâlinde, mahkeme taraflara bunun giderilmesi için süre verir.
Hukuki sakatlık, verilen süre içinde giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli önlemleri alır.Dosyada bulunan birleşme kararı veren şirkete ait sicil kayıtlarının incelenmesinde; şirketin ... sicil numarası ile ticaret sicilinde kaydının bulunduğu, 07.09.2017 tarihli genel kurulda alınan birleşme kararı nedeniyle tasfiyesiz infisah nedeniyle sicil kaydının kapalı olduğu, şirketin toplam 19.000 hissesinden 18.525 hissesinin ..., 285 hissesinin davacı ... ve 190 hissesinin ise ...'ya ait olduğu görülmektedir.
Davacının birleşme kararı veren şirkette %1,5 oranında payı bulunmaktadır.Davacının hissedar olduğu limited şirketin davalı gösterilen ... Anonim Şirketi ile birleştiği ve bu birleşmenin tescil edilmesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un 153 üncü maddesi gereğince devir olunan şirketin bütün aktif ve pasifinin devir alan şirkete geçeceği, bu nedenle davacının devir alan şirkete karşı davasını yöneltmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmektedir.
(Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/2864 Esas - 2023/3314 Karar sayılı ilamı) Davalı tarafın; davacının sadece ayrılma akçesine itiraz edebileceği, birleşme kararına karşı dava açma hakkı bulunmadığına yönelik istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede. 6102 sayılı TTK 141.
Maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere azlıkta kalan ortakların birleşme kararı ile birlikte birleşilen şirkete taşınmayabileceği, bu konuda özel bir çıkarma hakkının düzenlendiği görülmektedir. Madde gerekçesinden de anlaşıldığı üzere çıkarılmasına karar verilen ortağın bu çıkarma kararına karşı itiraz etme hakkı yoktur. Yoksa ortaklıktan doğan birleşme kararına karşı dava açma hakkının bulunmadığını söyleme imkanı yoktur.
Birleşme kararına karşı iptal davasını özel olarak düzenleyen TTK 192. Maddesinde de bu yönde bir kısıtlama yoktur. Maddenin "bölünme ve tür değiştirme kararına olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş bulunan birleşmeye, bölünmeye veya tür değiştirmeye katılan şirketlerin ortakları; bu kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren iki ay içinde iptal davası açabilirler.
İlanın gerekmediği hâllerde süre tescil tarihinden başlar." şeklindeki düzenlemesinden dava açma için başkaca bir ön koşul öngörülmemiştir. Bu durumda davalı vekilinin bu yöne ilişen istinaf nedenleri yerinde değildir.TTK 192. Maddesi açıkça TTK 134 ila 190. Maddelerinin ihlali halinde birleşme kararına karşı iptal davası açılabileceğini düzenlemekle 149. Maddeye aykırılık bulunması halinde Yasa'nın açık düzenlemesi karşısında iptal davasına esas teşkil edebilir.
TTK 134 vd. maddelerinde ticaret şirketlerinin birleşme, bölünme ve tür değiştirmeleri özel olarak düzenlenmiştir. TTK 149. maddesi gereği; a) Birleşme sözleşmesini, b) Birleşme raporunu, ve son üç yılın yıl sonu finansal tablolarıyla yıllık faaliyet raporlarını, gereğinde ara bilançolarını, birleşme kararından 30 gün önce ortakların ve ilgililerin incelemesine hazır bulundurma yükümlülüğü getirilmiştir.
Bu belgelerin kaç gün önceden incelemeye hazır edileceği, belgelerin tevdi edileceği yerler, nerelerde incelemeye hazır bulundurulacağı, kaç gün önceden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirket sözleşmesinde öngörülen gazetelerde ve sermaye şirketlerinin de internet sitelerinde ilan edileceği gibi hususlar emredici nitelikte düzenlenmiştir. Yasanın bu düzenlemesi ortakların, ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmasına imkan sağlama amacını gütmektedir.
Bu nedenle bu usul işlemlerinin yerine getirilmemiş olması ortakların ortaklık haklarına ve mülkiyet haklarına zarar verici niteliktedir.Birleşmeye karar veren şirketin bahsi geçen evrakları TTK 149 maddesi gereği genel kurulun yapılacağı 07/09/2017 tarihinden 30 gün önce ilan etmesi gerektiği yasal düzenleme gereğidir. Şirket bahsi geçen ilanı 13/07/2017 tarihinde yani genel kurul yapılmadan Yasa'nın emrettiği 30 günden daha önce ilan görevini yerine getirmiştir.
Ancak 13/07/2017 tarihine yapılan ilanda belgelerin 01/07/2017 tarihinden itibaren incelemeye hazır bulundurulacağı ilan edilmiştir. Bahsi geçen belgelerin en geç ilan tarihi itibariyle incelemeye hazır bulundurulduğu ve Yasa'nın ilan yapılmasına ilişkin konuluş amacı dikkate alındığında ortakların inceleme hakkını ihlal eden bir durum bulunmadığı görülmektedir. Eldeki ilan genel kuruldan 54 gün önce yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda ortakların gerekli evrakları incelemesi için Yasa'da öngörülen 30 günlük süreden daha uzun bir süre evrakların incelemeye hazır bulundurulmuş olmasının davacı aleyhine bir durum olmadığı, hak kaybına sebep olan bir işlem olmadığı, ilanda hazır bulundurulma tarihini ilan tarihinden önceki 01/07/2017 olarak bildirilmiş olmasının sonuca bir etkisi olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek, yapılan ilandaki incelemeye hazır bulundurma tarihinin ilandan önceki tarih olarak verilmesi nedeniyle ilanın geçersiz olduğu ve bu sebeple davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1745, K. 2024/59, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama