İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2004 K.2023/1293

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2020/2004Karar2023/1293Tarih22 Kasım 2023Okuma14 dk · 2.833 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
22 Kasım 2023
Dosya no
2020/2004
Karar no
2023/1293
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
16/06/2020
Numarası
2018/109 Esas - 2020/225 Karar
Dava
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
22/11/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.833 kelime·14 dk okuma·4 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ortağı ve yetkilisi olduğu; ... Limited Şirketi aleyhine davalı ... tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/61 D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alınarak İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyasından takibe geçildiğini, ihtiyati haciz ve icra takibine konu 10.05.2017 keşide, 10.06.2017 vade tarihli 65.000 TL bedelli bir adet bononun borçlusu ... Ltd.

Şti. eski ortağı dava dışı ... olup şirketin bononun kefili olarak gösterildiğini, ortağı ve yetkilisi olduğu şirketin eski ortağı dava dışı ... hissesi 30.11.2017 tarihinde imzalanan sözleşme çerçevesinde 01.12.2017 tarihinde tarafına devredildiğini, devire konu sözleşmede şirketin aktif ve pasifleri belirlenmiş ve bu çerçevede şirket dava dışı ... alındığını, "Sözleşme" başlıklı şirket devri için mutabakata varılan sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği üzere şirketin bundan başkaca herhangi bir borcu veya kefaletinin bulunmadığının açıkça görüleceğini,

her ne kadar dava dışı ... 'dan alınan şirket hisseleri taraflarına geçse de şirket'e dava dışı ... akraba bağı bulunduğu davalı ... 'a verdiği geriye dönük olarak hazırlanan muvazaalı bononun kefalet kısmında yine dava dışı ... imzası olduğunu, şirket devrinde şirketin aktifleri ve pasifleri ticari kayıtlar ile sabit olacağından şirketin böyle bir kefaletten bilgisi olmadığını, dava dışı ... tarafından davalı ... verilen bono ile davacıya icra takibi yapılmış olsa da takibe konu bono geriye dönük ve muvazaalı şekilde hazırlandığını, davacı şirketin davalı ... ile herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını,

davalının alacaklısı olduğu şirketin eski ortağı dava dışı ... da herhangi bir kefaleti bulunmadığını, şirket ticari kayıtlarında bu husus ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığını, davalının takibe konu ettiği bonoya davacının eski ortağı olan dava dışı ... tarafından verilen ve davacının herhangi bir bilgisi olmadığı bonoya şirketin verdiği kefaletin geçersiz olduğunu, Şöyle ki. 6102 sayılı TTK'nın 358.

Maddesinde belirtildiği üzere ortakların şirkete borçlanmalarının yasaklandığını, şirketin şirket ortağına kefil olmasının TTK çerçevesinde yasaklandığını, Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde şirketin kefaletinin geçersiz olduğunu, kefaletin şirketler hukukunun temel prensiplerine aykırı olduğunu, davalının takibe koyduğu senette davacı şirketin verdiği kefalet geçersiz olduğu gibi dava dışı ... mezkur bonoyu geriye dönük olarak muvazaalı şekilde keşide ederek akrabalık bağı bulunan davalı ...'a verdiğini,

davalı ... dava dışı ... ile iletişim halinde olduğundan muvazaanın anlaşılmaması için kendisini de icra takibine borçlu olarak eklediğini, alınan ihtiyati haciz kararında malvarlığı sorgusu yapma gereği bile duymayarak eski şirket ortağı olan ... verdiği bilgiler doğrultusunda sadece ... Bankası ve ...

Bankası'na birinci haciz ihbarnamesi gönderdiğini, şirketin hangi bankada hesaplarının olduğunu bilen ve şirketin faaliyet alanının ne olduğunu bilen bononun gizli alacaklısının şirketin eski ortağı dava dışı ... olduğunu gösterdiğini, diğer haciz işlemlerini yapma gereği bile duymadığını, dava dışı şirketin eski ortağı olan ... bu süreçte zimmetine para geçirdiğini, bu hususla ilgilide Cumhuriyet Başsavcılığına gerekli suç duyurularını yapacaklarını, şirketin borçlanma yasağının varlığım Yargıtay İçtihatlarının da desteklediğini, takibe konu bonodaki,

şirketin kefaleti geçersiz olduğu gibi mezkur bono şirket eski ortağı tarafından keşide edilmiş ve şirket bonoya kefil edildiğini, bononun alacaklısı davalının şirket eski ortağı dava dışı ... ile akrabalık bağı olduğunu beyan ederek bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firma müdürü olan ... tarafından, kendisine verilen yetkiye istinaden 10.05.2017 keşide, 10.06.2017 vade tarihli 65.000,00 TL bedelli dava konusu bono düzenlendiğini, bonoda ... avalist, müvekkilinin ise Iehtar olarak gösterildiğini, müvekkilinin bu bonoya istinaden İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/61 D. iş sayılı dosyasından ihtiyati haciz karan aldırtarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü ...

E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, öncelikle bononun zorunlu şekil unsurlarını ihtiva eden geçerli bir bono olduğunu, buna istinaden icra takibi başlatılmasının son derece olağan bir durum olduğunu, bononun muvazaalı olduğu iddiasının yerinde olmadığını, muvazaalı olmasını gerektirecek hiçbir durum olmadığını, ... hissesini 30.11.2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile 01.12.2017 tarihinde ... devrettiğini, davalının iddiasında şirket devri için mutabakata vanlan sözleşmenin 4. Maddesinde belirtildiği üzere şirketin bundan başka herhangi bir borcu veya kefaletinin bulunmadığının açıkça görüldüğünü belirttiğini,

30.11.2017 tarihli sözleşmede ortakların borçlardan sorumluluklarının düzenlendiğini, şirketle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmadığını, sözleşmede yer alan ortaklann yine sözleşme de yer alan bir takım borçlardan ne şekilde sorumlu olacakları belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun ("Kanun") 573. maddesinin 2. fıkrasına göre;

"ortaklar, şirket borçlarından sorumlu olmayıp, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdürler." hükmünün yer aldığını, Kaldı ki şirketle ilgili bu konuda düzenleme yapılması da söz konusu olamayacağını, şirketin borçlarının ortaklar arasında imzalanan sözleşme ile sınırlanması gibi bir durum hukukumuzda mevcut olmadığını, öyle olsaydı tüm şirketler bir sözleşme imzalayarak bazı borçları şirket borçlanndan men edeceklerine, şirket borçları aktif ve pasifiyle birlikte yine devam etmekte bu durumun hisse devrinden etkilenmediğini,

ortaklığın olağan işlerinden olduğunun kanıtlanmasına dahi gerek olmadığını, Yargıtay kararlanna göre; kefaletin şirketin işlerinden olduğunu, kefilliğin ortaklığın olağan işlerinden olduğunun kanıtlanmasına dahi gerek olmadığını, kambiyo senetlerinde soyutluk ilkesinin geçerli olduğunu, temelde ticari ilişki olup olmadığının müvekkili ilgilendirmediğini, avalin geçerlilik unsurlarının gerçekleştiğini, hükümsüzlüğünü ileri sürmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bonoda müvekkilinin iyi niyetli hakim olduğunu, şirkete borçlanma yasağı olduğu gerekçesiyle avalin geçerli olmadığı iddiasının geçerli olmadığını,

hamile karşı ileri sürülebilecek bir defi y da itiraz olmadığını beyanla müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış olan iş bu davanın reddine, davacı tarafın tazminat talebinin reddi ile, huzurdaki davanın kötü niyetle olarak açılması sebebiyle uğrayacakları herhangi bir zararda dava açma haklarının saklı kaldığını belirterek, masraf ve ücreti vekaletin davacı borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dosya kapsamı ve toplanılan deliller birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı davacı şirket eski ortağı ...'nın keşidecisi olduğu bonoda, davacı şirket kaşesi ve kendi imzası ile davacı şirket avalist yaptığı, senedin davalı lehine düzenlendiği, davalı ve dava dışı ... hala kızı oldukları, Gaziosmanpaşa CBS'nın 2018/14233 soruşturma numaralı dosyadaki ifadelerinde davalı tarafından borç para olarak dava dışı ...

65.000 TL verildiği ve şirketin ihracat işlemlerinde kullanılmak üzere verilen bu para karşılığı ... dava konusu senedi düzenlediği hususlarının beyan edildiği, ayrıca davalının savcılıktaki 17/05/2018 tarihli ifadesinde "kendi imzasını ve şirket kaşesini basarak 10/05/2017 tarihinde senet verdi..." diyerek dava dışı ... şirketi avalist yaptığından haberdar olduğunun görüldüğü, incelenen davacı şirket ticari defterlerinde; davalı ve dava dışı ... beyanlarında geçen ihracat işlemine yönelik bir kaydın bulunmadığı, yapılan ticari işlerin senet bedelinden düşük olduğu ve senedin şirketin defterlerine kaydedilmemiş olduğu,

senedin verilme amacına uygun kullanıldığına dair yine davacı ticari defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığının tespit edildiği, böylece senedin aslında dava dışı ... nam ve hesabına verildiğinin anlaşıldığı, davacı şirket faaliyetine 03/04/2017 tarihinde başlamış olmakla, bu tarihten 30/11/2017 tarihine kadar dava dışı ... şirket ortağı olduğundan bononun düzenlendiği 10/05/2017 tarihinde ortaklığının devam ettiğinin görüldüğü,

TTK'nun 644/1-b maddesi yollamasıyla limited şirketler için de geçerli olan TTK'nun 358. maddesinde "Pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, dava dışı ...'nın kendi adına yaptığı işlemde ortakla şirket arasındaki işlem yasağına aykırı olarak ve temsil yetkisini kötüye kullanarak davacı şirketi bonoda avalist yaptığı, temsilcinin temsil yetkisini kötüye kullanması niteliğinde olan bu aval işleminin batıl olduğu,

zira temsilcinin kendisiyle işlem yapmasının kural olarak yasak olduğu, temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlem sakat bir işlem olmakla bu işlemin temsil olunanı bağlamayacağı, bu nedenle davacı şirketin dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığı, nitekim "özenli bir temsilcinin, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlemin kural olarak temsil görevinin dışında kalacağı" (Doç.

Dr. Erol Ulusoy, Anonim Şirketlerde Şirketle İşlem Yapma Yasağı ve Çifte Temsil, Ankara, 2005, S: 67-78-228 ) anlaşılmakla, emsal alınan Yargıtay 19. HD'nin 2017/2711 Esas, 2018/52 Karar sayılı, 16/01/2018 tarihli kararı da bu yönde olmakla, davacının menfi tespit talebinde haklı olduğu, davalının, halasının kızı olan dava dışı ...'nın ortağı olduğu şirkette temsil yetkisini kötüye kullanmak suretiyle senette davacı şirketi avalist yaptığını bildiğinden takibi başlatmada haksız ve kötü niyetli olduğu değerlendirilerek, davanın kabulüne ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Takibe konu bonoda asıl borçlunun ... olup davalının kefil sıfatı ile borçlu olduğunu, davalının kefil sıfatı ile borçlu olduğu bir dosyada takibin iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığını, davalı ile ... arasındaki borcun sona ermediğini, mahkemenin de bu takibi iptal etme hakkı olmadığını, davacı takip dosyasında kefil sıfatı taşıması nedeniyle dosyada borç ilişkisi açısından 1. Şahıs sıfatında olmadığını, takipteki asıl borçlunun ... olduğunu,

... takibe konu senedi düzenleyerek davalıya vermiş olup Müvekkilin ...’nın ticari olarak şirket adına böyle bir işlem yapma yetkisi olup olmadığını bilmesi mümkün olmayıp bu nedenle davalının kötü niyetli hareket etmesi mümkün olmadığından mahkemece kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, ayrıca mahkeme kararında TTK 664 1-b maddesi yollaması ile 358 maddesi gereğince şirket ortaklarının şirkete borçlanamayacağından bahisle takibin iptaline karar verdiğini, TTK nın ilgili maddesi şirket ortağı ile şirket tüzel kişiliği ile diğer şirket ortakları arasındaki bir durum olduğunu davalıyı ilgilendiren bir durum olmadığını,

TTK'nın ilgili maddeleri gereğince takibin iptaline karar verilmesinin mümkün olmadığını, söz konusu olan senet Tekdüzen Hesap Planı’nda “321.Borç Senetleri” hesabında takip edilemeyeceğini, davacı şirket ... bu senette kefil/aval konumunda olduğunu, borçlu olmadığını, şirketin kefil olduğu durumlarda senetlerin ancak “Nazım Hesaplar”da takip edilebileceğini, Nazım Hesaplar bir işletmenin alacağı, borcu ve varlıkları ile ilgili olmayan,

ancak bunların açıklanması için kullanılmak üzere Muhasebe Planında bulunan ana hesap Nazım Hesaplara kayıt yapılması da TTK’ya göre ihtiyari olup uygulamada da büyük işletmelerin bazıları hariç hemen hemen hiçbir işletme Nazım Hesapları kullanmadığını, kanuni bir zorunluluğu olmayan hesapların takibi de olmayacağı için bunların işletmenin resmi defterlerinde bulunması zaruri olmadığı için de işletmenin resmi defter incelemesinden bunun anlaşılmasının mümkün olmadığını,

davalının ...’ya bu ödemeyi gerçekleştirmiş olup şirket hesaplarında bu durumun işlenip işlenmemesi davalıyı ilgilendiren bir durum olmayıp ayrıca ihracat işlemi bir satış işlemi olup bununla ilgili yurtdışından alım yapılmadığını, firmaların ihracat yapabilmek için bir kısım alımlar yapmaya ihtiyaçları olduğunu, ... da ihracat işlemini gerçekleştirmek için bir kısım alımlar yapmak üzere davalıdan borç almış ancak alınan bu paraların nereye harcandığının davalı tarafından bilinmesinin imkan ve ihtimali olmadığını, ancak davacı firmanın aralık ayı içerisinde yaklaşık 60.000 USD değerinde ihracat gerçekleştirdiğini,

bu ihracat için bir kısım harcamaların yapıldığının aşikar olup ki bu durumun davalı ile bir ilgisi olmadığını, tamamen şirket işleyişi ile ilgili bir durum olduğunu, ... tarafından ihracatın varlığını ispat etmek için verilen belgelerde bu durum açıkça görülmekte olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, keşideci lehine olan avalin geçerli olup olmadığı ve bunun lehtara karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği noktasındadır.

Dava dışı ... tarafından, davalı ... lehine 10/05/2017 tarihinde, 10/06/2017 vadeli ve 65.000,00 TL bedelli bono keşide edilmiş ve davacı şirket adına bono avalist olarak imzalanmıştır.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu ve keşideci hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...

Esas sayılı dosyasında bonoya dayalı olarak 65.000,00 TL asıl alacağın faiz ve masraflarıyla birlikte tahsili istemiyle kambiyo senetlerine dayalı haciz yoluyla icra takibi başlatılmıştır. Davacı tarafça, dava konusu bonoda şirkete yasağına aykırı olarak muvazaalı şekilde şirketin avalist gösterildiğinden bahisle takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/3.

Maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK'nın 702/1. Maddesine göre, aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.

Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.Ancak, bu durum 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun ehliyete ilişkin gerçek kişiler yönünden 7 vd. Maddeleri, tüzel kişiler yönünden 48 vd maddeleri ile temsile ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 40 vd. Maddelerinin uygulanmasına engel değildir.TTK'nın 629/1 maddesinde, müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine,

imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanacağı düzenlenmiştir. TTK'nın anonim şirketlere ilişkin 371/1. maddesinde, şirketi temsile yetkili kişilerin, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilecekleri.

Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin temsilciye karşı rücu hakkının saklı olduğu düzenlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise temsilcilerin üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin.

Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi, tescil ve ilan edilmek koşuluyla, bir temsilcinin temsil yetkisi sadece merkezin veya bir şubenin işleri yönünden bölgesel olarak veya birlikte temsil yetkisi kullanılması yönünden sınırlandırılabilir.

Kısıtlama yapılmış olsa bile bu karar iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Şirketi temsilen yapılan iş ve işlemler her halükarda geçerli olup, iç ilişkide temsil yetkisinin sınırlandırılmış olması üçüncü kişilerin şirkete müracaat etmelerine engel değildir. Bu bağlamda, limited şirketi temsile yetkili olanlar şirketi üçüncü kişilere karşı borçlandırabilirler.

Temsile yetkili kişiler tarafından yapılan işlemin esas sözleşmeye veya genel kurul kararına aykırı olması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilerin o işlemden dolayı şirkete başvurmalarına engel değildir.

Ancak, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı ve 629 uncu maddeleri gereğince müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü bulunmakta olup özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır. Bir başka deyişle, işlem için temsil edilenin yetki vermediğinin ve bu işlemin kural olarak temsil edileni bağlamayacağının kabulü gerekir.

Bunun istisnası temsil edilenin temsilciye açıkça kendisiyle işlem yapma izni vermesi veya yapılan işleme sonradan icazet vermesi halidir ki, bu hallerde işlem geçerli olur.Somut olayda, 05/04/2017 tarihinde kurularak tescil edilen davacı şirketi 10 yıl süre ile münferit imza ile temsil etmek üzere dava dışı ... müdür olarak seçilmiştir. Dava konusu bononun tanzim tarihi itibariyle de keşideci ... davacı şirketin temsilcisidir.

Davalı lehtarın, dava dışı keşideci ...'nın halasının kızı olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Ayrıca davalı, 17/05/2018 tarihli savcılık ifadesinde, ...'nın yapacakları ihracat ile ilgili olarak şirkete mal tedarik edilmesi için borç istemesi üzerine 65.000,00 TL karşılığında söz konusu senedi ...'nın kendi imzasını ve şirket kaşesini basarak verdiğini beyan etmiştir.

Buna göre, davalının dava konusu bonoyu, ...'nın hem kendi adına keşideci olarak hem de şirket adına avalist olarak imzaladığını bildiği anlaşılmaktadır.Dava dışı ... bonoyu hem kendi adına keşideci hem de keşideci lehine avalist olan davacı şirketi temsilen imzalamış durumdadır. Bu durum açıkça keşideci ile şirket arasında menfaat çatışması niteliğinde olup, davalı da bu durumu bildiğine göre, iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir.

Dava dışı temsilci ...'nın dava konusu bonoyu, şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide ederek şirket adına attığı aval imzası müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmamaktadır.

Bu durumda, aval için dava dışı temsilci ...'ya verilmiş açık bir iznin veya icazetin varlığının iddia ve ispat edilmediği de nazara alındığında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak, mahkemece menfi tespit hükmü ile yetinilmesi gerekirken davada taraf olmayan keşideci hakkında da sonuç doğuracak şekilde bononun iptaline karar verilmesi mümkün değildir.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/5.

Maddesine göre, borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

Davalı, dava dışı temsilci ...'nın şirket ile menfaat çatışmasına girerek özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı şekilde senedi hem kendi adına hem şirket adına imzaladığını bildiğinden takibinde kötü niyetli olup kötü niyet tazminatı şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;

ilk derece mahkemesince menfi tespit hükmü ile yetinilmesi gerekirken dava konusu bononun da iptaline karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KABULÜ ile, İstanbul ....

İcra Müd.'nün ... esas sayılı takip dosyasına konu 10/05/2017 keşide, 10/06/2017 vade tarihli, keşidecisi .... olan, lehtarı ... olan, 65.000 TL bedelli senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,Talebe konu meblağın %20'si üzerinden hesap edilen 13.000 TL kötüniyet tazminatının davalı yandan alınarak davacı yana verilmesine,2-Alınması gerekli 4.440,15 TL karar harcından davacının peşin yatırdığı 1.110,04 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.330,11 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.110,04 TL peşin,

35,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.145,94 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4-Davacı kendisine vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 9.250,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 650,00 TL bilirkişi ücreti,

123,00 TL tebligat vs.posta masrafı olmak üzere toplam 773,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davalı tarafın istinaf istemi kabul edilmekle birlikte davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda,

HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/11/2023

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2004, K. 2023/1293, 22 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Cevap
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2004
Karar No
2023/1293
Tarih
22 Kasım 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/2006 K.2023/1887
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2009 K.2023/1483
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2012 K.2023/1514
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/2015 K.2023/1888
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2015 K.2023/1640
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/2016 K.2023/1889

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.