KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2023
- Dosya no
- 2020/2039
- Karar no
- 2023/1462
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/06/2020
- Numarası
- 2018/1351 Esas - 2020/326 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 21/12/2023
Karar Metni
1.980 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında süre gelen ticari ilişki neticesinde davalının müvekkili şirketten muhtelif tarihlerde malzeme aldığını, ancak bakiye 19.443,87 TL borcunu ödemediğini, davalı aleyhine açılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu, dilekçe ekinde sundukları sözleşme , cari hesap ekstresi fatura ve irsaliyeler incelendiğinde davalının müvekkili şirkete 19.443,87 TL borcu olduğunun görüleceğini beyanla itirazın iptalini, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında müvekkilinin Özbekistan'a yapacağı ihracata dayalı olarak muhtelif aydınlatma ürünlerinin alımı-satımı konusunda ticari ilişkileri olduğu yolunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasında dava konusu miktarda cari hesap alacağı bulunmadığını, davacının teslim etmediği ürünlere yönelik mutabık olunmadığı halde fatura tanzim etmek suretiyle suni bir alacak yaratma gayreti içinde olduğunu, teslim edilmeyen ürünler olmasına rağmen cari hesaba dahil ettikleri anlaşılan fatura alacağının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, faturaya konu edilen malların teslim edildiğine dair ispat külfetinin davacı tarafça olduğunu,
davacı tarafın sözü edilen ürünleri teslim edilmediğini bilmesine rağmen alacak talebinde ısrar ettiğini, Ba Bs formlarında da böyle bir alacağa yer verilmediğini, davacı tarafın dava konu dışında da sair tüm edimlerini yerine getirirken gerekli özen ve dikkati göstermediğini geç teslimle birlikte eksik ve ayıplı ürünler göndererek müvekkilinin zararına sebep olduğunu, söz konusu zararlar ve geç teslime ilişkin olarak davacı tarafa dava açılacağını beyanla açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacının ticari defter kayıtlarına davalıdan 19.443,87 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise davacıya 2.009,70 TL borçlu olduğu, taraflara ait ticari defter ve belgelerin lehlerine kati delil teşkil ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı ve davalıya ait ticari defterler arasında 17.434,17 TL'lik fark bulunduğu, davalı tarafından davacıya yapılan 50.000 USD ödeme 27/07/2017 tarihinde gerçekleşse de 29/07/2017 tarihinde uygulanan USD alış kuru olan 3.5292 TL baz alınarak 176.460 TL olarak kayıtlara yansıdığı, oysa ödemenin gerçekleştiği tarihteki kurun 3,5574 TL olduğu, buna göre ticari defterlere 177.870 L olarak kayıt edilmesi gerektiği, buna göre 17.434,17 TL'lik farkın 1.410,00 TL'sinin davacının alacağından düşülmesinin gerektiği, 13.579,80 TL'lik faturanın davalıya ait ticari defterlerde görünmediği,
davacıya ait BS formunda bildirimi yapılmış olsa da davalıya ait BA formlarında bildiriminin yapılmadığı, faturaya ait ... numaralı irsaliyeye ait ürünlerin, davalı adresinde ...'ya teslim edildiği tespit edilmiş ise de davalının böyle bir çalışanı olmadığını belirttiği, celbedilen davalıya ait sigortalı çalışan listesine göre davalının ... isminde bir çalışanının olmadığının anlaşıldığı, davalı tarafın malların kendisine teslim edilmediğini iddia ettiği, davacı tarafın ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, irsaliyeli fatura ile teslim olgusunu ispatlayamadığı,
davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması sebebiyle davalıya yemin teklifinde bulunmuş olup davalı şirket yetkilisi ... tarafından yemin metnine konu olan hususlarda yemin edildiği, davacı tarafın bu şekilde de malların davalıya teslim edildiğini ispatlayamadığı, 2.447,37 TL farkın davacı tarafından davalı adına düzenlenen 20.09.2017 tarih ... nolu 13.579,80 TL tutarındaki ihraç kayıtlı fatura ile ilgili malın ihraç edildiğine dair evrakların zamanında davacı yana teslim edilemediğinden davacı tarafın iş bu fatura KDV iadesini alamaması nedeniyle bu faturanın KDV'sinin davalı tarafa borç kaydedildiği,
ancak malların teslim edildiği olgusu davacı tarafça ispatlanamadığından bu mallara ait fatura KDV'sinin davacı tarafça borç kaydedilmesinin de mümkün olmadığı, davalının ticari defterlerine göre davacıya 2.009,70 TL borçlu olduğu anlaşılmakla açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...
E sayılı icra takibinde davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 2.009,70 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olmakla icra inkar tazminatına ilişkin talebin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu ödemenin davacı şirket hesabına 31/07/2017 saat 09:29'da gönderilmiş olup 31/07/2017 tarihinin pazartesi olduğu da dikkate alındığında, davacı tarafından ödemenin muhasebeleştirilebilmesi;
bir önceki iş günü olan 28/07/2017 tarihli TCMB tarafından saat 15.30'da açıklanan USD alış kurunun (3,5292 TL) baz alınarak hesaplanması ile mümkün olup hesaplamanın bu şekilde yapılmakla bu durum dosyada mevcut 30/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini, paranın geldiği tarih ve baz alınan kur oranı dikkate alındığında da Mahkemenin sadece davalının kayıtlarına itibar ederek hüküm kurmasının hatalı olduğunu,
davalının ödemeyi yanlış muhasebeleştirmesi sonucu müvekkilin 1.410,00-TL tutarındaki alacağının yok sayılması usul ve yasaya aykırı olup taraflar arasında mevcut sözleşmede malların fabrikaya teslim olup davalı adresinde değil davacı şirket adresinde davalıya teslim edildiğini, davalı ticarete konu tüm malları kendi temin ettiği araçlarla davacının fabrikasından teslim aldığını, davalının defterlerine işlemiş olduğu faturalara ilişkin irsaliyelerde imzası olan şahıslarda zaten davalı çalışanı olmadığını,
mahkemeden isim ve adreslerini bildirdiği kişilerin malları davacı şirketten aldıktan sonra davalıya teslimi konusunda ellerinde bulunan bilgi belgelerin gerektiğinde dosyaya sunulması ve tanık olarak dinlenmesi istendiğini ancak reddedilmekle teslim husunda sadece imza sahibinin çalışan olup olmadığına bakmış ve eksik inceleme sonucu karar verildiğini, yerel mahkemenin sadece davalı defter kayıtlarına itibar etmesi ve nakliyecileri dinlememesi sonucu hatalı karar verdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: kendisine yemin teklif edilen tarafın yemini eda ettiği takdirde yemin teklif eden kimsenin iddia ettiği vakıanın doğru olmadığı ispat edilmekle yeminin eda edilmesi üzerine artık ortada uyuşmazlık konusu olan vakıa kesin delille ispatlanmış olacağından karşı taraf o konuda yeni bir delil getiremeyeceğini, hâkimin de yeni bir araştırmada bulunamayacağını, davacı tarafın 2. ve 3. madde başlığı altındaki istinaf nedenlerine ilişkin olarak,
ileri sürdükleri ikame delil ve beyanlarına ilişkin iddiaların genişletilmesine muvafakati bulunmadığını, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturaya konu ürünlerin teslim edilip edilmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "C/H bağlantılı bakiye alacak fatura ve irsaliyeler" sebebine dayalı olarak 19.443,87 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 18/06/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 19.443,87 TL alacaklı durumdadır.
Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 2.009,70 TL borçlu görünmektedir. Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, 1410,00 TL'nin davalı tarafından davacıya yapılan 50.000 USD ödemenin 29/07/2017 tarihinde uygulanan USD alış kurunun baz alınmasından; davacının 13.579,80 TL'lik faturasının davalıya ait ticari defterlerde kayıtlı olmamasından.
13.579,80 TL tutarındaki faturanın KDV iadesine ilişkin 2.447,37 TL'nin davalıda kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır.
Talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda 1410 TL farka ilişkin olarak, davalının 27.07.2017 tarihinde yaptığı dövizli (USD) ödemenin davacının banka hesabına 31.07.2017 tarihinde geçtiği, davalı tarafından yapılan ödeme aynı gün davacının banka hesabına geçmediğinden yapılan ödemenin aynı gün valörlü olmadığı anlaşıldığı, davacının, muhasebe ilkeleri gereği “bir önceki iş günü olan 28.07.2017 tarihli TCMB tarafından saat 15:30 da açıklanan USD alış kurunu (3.5292 TL) baz alınarak muhasebe kayıtlarına yansıttığı, ifade edilmiştir.
Davacının sunduğu dekontta da 31/07/2017 tarihi yer almaktadır. Buna göre davacının döviz ödemesini muhasebeleştirmesinde bir usulsüzlük bulunmamakta olup, 1.410,00 TL farka ilişkin olarak davacının defterinin esas alınması gerekir.
Buna göre, ilk derece mahkemesince 1.410,00 TL alacağın da hüküm altına alınması gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Yine aynı bilirkişi raporunda 20.09.2017 tarih, ... no'lu ve 13.579,80 TL bedelli ihraç kayıtlı faturaya ait ... no'lu irsaliyedeki ürünlerin davacının fabrikasında nakliyeci ...'ya imza karşılığında teslim edildiği, ... Kargo vasıtasıyla gönderilen faturanın 25.09.2017 tarihinde davalı ...'a teslim edildiği tespit edilmiştir.
Davacı tarafça, 13.579,80 TL bedelli faturaya konu malların nakliyeciye teslim edildiği ileri sürülerek bu konuda nakliyecilerin tanık olarak dinlenmesi talep edilmiştir. HMK'nın 200/1. Maddesine göre, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.
Maddenin ikinci fıkrasına göre ise, senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Davacının alacak hakkının doğabilmesi için malın teslim edilmesi şarttır. Yukarıda anılan yasal düzenlemeye göre hukuki işlem niteliğinde olan mal teslimi iddiasının ispatı için kural olarak tanık dinlenemez.
Davacı tanıklarının dinlenmesine davalının açıkça muvafakat ettiğine ilişkin bir kayda da dosyada rastlanılmamıştır. Bu nedenle davacının iddialarının tanıkla ispatı mümkün olmayıp kesin delillerle ispatlanması gerekir. Bu kapsamda davalıya yemin teklif edilmiş ve davalı tarafça yemin eda edilmiştir. Bu halde, 13.579,80 TL bedelli faturaya konu malların teslim edildiği ve buna bağlı olarak 2.447,37 TL KDV iadesine ilişkin alacak bulunduğu ispat edilememiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince takibin 3.419,70 asıl alacak üzerinden devamına kabul verilmesi gerekirken 2.009,70 üzerinden devamına karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2039, K. 2023/1462, 21 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama