İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAF KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2225 K.2024/2

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı/karşı davalı vekili ve davalılar /karşı davacılar vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

Esas2020/2225Karar2024/2Tarih18 Ocak 2024Okuma29 dk · 5.846 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
18 Ocak 2024
Dosya no
2020/2225
Karar no
2024/2
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
10/10/2019
Numarası
2012/326 Esas - 2019/892 Karar
DAVA ve KARŞI DAVA
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
İstinaf karar tarihi
18/01/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.846 kelime·29 dk okuma·7 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı/karşı davalı vekili ve davalılar /karşı davacılar vekilince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

ASIL DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili firmayı kötülemek, karalamak için sosyal medyada geniş bir kitleye yanlış, yanıltıcı bilgiler vererek, müvekkilinin ticari itibarı ve ürünlerini kötüleyen söz ve eylemler içinde olduğunu, "hırsız" ibaresine yer verdiklerini, bu suçlamalar kapsamında yasal işlem başlatmadığını, sosyal medyadan karalama çalışmaları yürüttüğünü, gerçek dışı beyanlarla, müvekkili firmayı dolayısıyla hizmet ve ürünlerini kötüleme yolunu seçerek müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattıklarını, davalıların, yazılı ve sosyal medyada, paylaşım sitelerinde, müvekkili firma ve ürünlerini,

hizmetlerini kötülemek, müşterileri nezdinde kötü izlenim oluşturmak, müvekkili firmaya ait müşteri ve fiyat listeleri, sözleşme tarihleri vb ticari sır niteliğindeki bilgileri ele geçirip bunları haksız rekabet etmede, fiyat düşürmede ve yıkıcı fiyat politikası uygulamada araç olarak kullandıklarını, buna ilişkin listeleri aldığı kişiler ve bu yöndeki eylemler konusunda tanıkları bulunduğunu, davalıların haksız rekabet oluşturan söz ve eylemleri bunlarla sınırlı olmadığını, bunlardan bir diğer önemli haksız ve hukuka aykırı eylemin de,

müvekkili firmanın yurt dışında bulunan Uluslararası Kuruluşa yaptığı üyelik başvurusunun reddedilmesi için, hakkında yanlış ve gerçek olmayan bilgiler verdiklerini, bunun sonucu olarak müvekkilinin üyelik başvurusunun uzun süre askıda tutulduğunu ve iddiaların gerçek olmadığının anlaşılması üzerine yakın zamanda üyeliğinin kabul edildiğini, aynı eylemin farklı kişilerce islenmesi nedeni ile BK 61. maddesi gereğince davanın müteselsilen açıldığını, anılan söz ve eylemlerin, davalı şirket ve onu temsilen gerçek şahıs tarafından ve aynı eylemle işlendiğini,

BK 61 maddesi gereğince her iki davalı arasında müteselsil sorumluluk ilişkisi oluştuğunu, davanın her iki davalıya karşı müteselsilen açılması zorunda kalındığını, anılan söz ve eylemlerin, TTK nun 54 ve devamı maddelerince hukuki yaptırıma bağlanan söz ve eylemler olduğunu, davalıların bu eylemleri sonucu, İstanbul Teknik Ünüversitesi, Figür Kongre, Genel Kurmay Başkanlığı vb bazı kurum ve kuruluşların artık müvekkili ile çalışmayacaklarını söylediklerini ayrıca bu haksız eylem ve beyanlar sonucu, Megavizyon, Penguen gıda, Eren Talu, Hasbro, Beykoz Belediyesi, Baund FR (PR ajansı), Elektra İletişim (PR Ajansı),

İstanbul İletişim ( PR ajansı) Turuncu İletişim (PR Ajansı ) Pozitif FR (PR ajansı) gibi, birden çok kişi ve şirketlere halkla ilişkiler konusunda danışmanlık ve hizmet veren kuruluşlar nezdinde olumsuzluğa hatta müvekkili firmadan bu gerçek dışı yayınlar konusunda bilgi istenilmesine neden olduğunu, bu durumun potansiyel müşteri ilişkisini olumsuz etkileyeceğini, maddi kayba neden olduğunu ve olacağını, davalılardan, müteselsilen ve fazlaya ilişkin kısmın saklı kalması kaydıyla, şimdilik 30.000,00-TL maddi tazminat talepleri olduğunu,

olayın niteliği göz önüne alındığında güncel ve olası müşteri ve kazanç kaybının kesin olarak belirlenmesinin olanaklı olmadığını, bu nedenle BK 42 ve TBK nun 50. maddesi dikkate alınarak muhtemel zararlar açısından da ayrıca hakkaniyete uygun bir hesaplamanın yapılmasını talep ettiklerini, zira müvekkilinin firmanın güncel zararları yanı sıra, bu söz ve eylemlerden etkilenip, muhtemelen sözleşmelerini yenilemeyecek müşterileri de olacağını, bunun bu aşamada tespiti olanaklı olmadığını, bu nedenle TBK 50. md.'sinin dikkate alınarak muhtemel zararlar açısından da belli bir miktara karar verilmesini talep ettiklerini,

medya takip sektöründe ilk 4 firmadan biri olan ve Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Jandarma Genel Komutanlığı gibi stratejik öneme sahip kamu ve çok sayıda özel kuruluşlara da hizmet vermiş olan bir firma hakkında, veri hırsızlığı yapan, merdiven altı çalışan yakma medya olduğu dile getirilen, bilirkişi raporunda olmayan hususları varmış gibi salt müvekkili aleyhine karalama ve kötüleme aracı olarak kullanmaya ilişkin söz ve eylemlerin, maddi kazanç kaybı ile birlikte manevi açıdan da zarar veren eylemler olduğunun açık olduğunu, bu son derece ağır itham ve gerçek dışı suçlamalardan,

müşterilerle birlikte şirket çalışanları dahi son derece olumsuz etkilendiklerini ve bundan dolayı manevi üzüntü yaşadıklarını, müşterileri nezdinde oluşan olumsuzluğu gidermek için, çok sayıda görüşme yapmak, yazılı görsel medyada çok sayıda açıklamalar yapmak ve bunun manevi üzüntüsünü çekmek zorunda kaldıklarını, davalıların bu haksız rekabet ve hakaret teşkil eden eylemlerinin sözleşmelerin yenilenme dönemi olan yıl sonuna rastlamasının da ayrıca üzüntü ve maddi kayba neden olduğunu, tüm bu nedenlerden dolayı, TTK'nun 58. maddesine dayalı manevi tazminat talebinin de yasal ve haklı olduğunu,

açıklanan ve somut delillerle de kanıtlandığı üzere, davalıların bahsi edilen söz ve eylemlerinin, TTK'nun 54 ve devamı maddelerinde belirtilen haksız rekabet teşkil eden söz ve eylem niteliğinde olduğundan, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ve dava tarihi itibari ile reeskont faizi uygulanmak suretiyle, davalılar hakkında müteselsilen, şimdilik 30.000 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminata, ayrıca davalıların haksız rekabet oluşturan eylemlerinin sonlandırılmasına, verilecek kararın lehe olması halinde uygun araçlarla ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ASIL DAVADA SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın, müvekkilleri tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi ve bu eylemler sebebiyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu, davacı/karşı davalı tarafından müvekkillerine isnat edilen eylemlerin hiçbirinin haksız rekabet teşkil etmediğini, davacı/karşı davalı tarafından sunulan delillerin haksız rekabete ilişkin talepleri ile herhangi bir bağlantısı bulunmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın reddinin zorunluluk arz ettiğini,

davacı/karşı davalı yanın müvekkillerine isnat ettiği eylem ve sözlerin hiçbirinin yasada açıkça tanımlanan "haksız rekabet teşkil eden eylem" tanımına uymadığını, davacılar tarafından sunulan bilgi ve belgelerin haksız rekabet iddiasıyla ikame olunan işbu dava bakımından delil değeri bulunmadığını, davacı/karşı davalı ...

Merkezi Limited Şirketi ("...")'nin, dava dilekçesinin "Dava Konusu Edilen Söz ve Eylemlerin Özeti" başlıklı bölümünde müvekkili ...'ın facebook ve tvvitter gibi sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımları ile ...'yi karalayıcı ve onun hakkında gerçekle ilgisi olmayan iddialar ileri sürerek ve ...'nin hizmetlerini ve ticari faaliyetini küçümseyerek ve hatta onun vereceği hizmetlere güvenilmeyeceğim beyan ederek haksız rekabete yol açtığını iddia ettiğini,

müvekkilinin mezkur sosyal paylaşım sitelerinde paylaştığı hususların dayanağının ... tarafından diğer müvekkillerimin bilgisayar sisteminden usulsüz şekilde medya takip hizmeti verisini kendi sistemine transfer ederek müvekkillerimin müşterilerine ucuz fiyatlı satışını teklif ederek ticari zarara uğratma eylemi olduğunu, müvekkilleri ... Hiz.

A.Ş ("...") tarafından ... ve ... aleyhine İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2012/66 D.İs sayılı dosyasıyla ikame olunan delil tespiti davasıyla ... tarafından üretilen medya takip hizmetinin şirket sunucularından hukuksuz yollarla elektronik ortamda elde edilerek ...'nin müşterilerine sunulduğunun bilirkişi marifetiyle tespitini talep ettiğini, bu davanın davalılarından ...in müvekkili ...'te 24.07.2010-04.01.2012 tarihleri arasında "yönetici" olarak (Yönetim Kurulu Başkan Vekili) çalıştığını, ...'in eski imza yetkilisi ve hissedarı olduğunu,

anılan tespit davasının diğer davalısı ...'ın ise diğer müvekkili ... bünyesinde 19.08.2009-02.03.2012 tarihleri arasında "kurumsal müşteri temsilcisi" olarak istihdam edildiğini, ...'ın müvekkili ... bünyesinde çalıştığı süre içinde sunucu bilgisayarlarına yaptığı müdahale ile işyerinden ayrıldıktan sonra üretilen tüm sektörlere ilişkin medya takip hizmeti verisini 23.02.2012- 31.12.2012 tarihleri arasında e-posta yoluyla her gün düzenli olarak ibareli e-posta adresine gönderilecek şekilde sistem kaydı oluşturduğunu,

müvekkilinin ürünü olarak medya takip hizmeti verisini usulsüz şekilde elde ettikten sonra ... ve ...'in müşterilerine satış konusu yaptığını, aynı şekilde satışa hazır hale getirilmiş medya takip hizmeti verisinin 30.10.2011- 30.10.2015 tarihleri aralığında ...'e ait e-posta adresine gönderilecek şekilde sistem kaydı oluşturulduğunun tespit edildiğini, ... ve ...'ın, müvekkillerinin müşteri listelerini de kopyalayarak hangi müşterinin hangi sektörle ilgili medya takip Hizmeti satın aldığını ve hangi tarihte sözleşmesinin sona erdiğine dair verileri de elde ettiklerini,

işten ayrılmadan öncesinden bugüne kadar müvekkilinin oluşturduğu medya takip hizmeti verilerini düzenli olarak her gün usulsüz şekilde elde eden bu şahıslar, ... ile işbirliği yaparak müvekkillerinin müşterilerine teklif ettiğini ve müvekkili firmaların yıllardır hizmet verdiği müşterilerin pek çoğunu ...'nin müşterisi haline getirdiklerini, anılan sebeplerle müvekkilleri tarafından tespit talebinde bulunulduğunu, tespit dosyasına sunulan 12.10.2012 havale tarihli Bilirkişi Raporu'nda sistem üzerinde ve e-posta adreslerinin tanımlı olduğunu,

bu posta adreslerine medya takip sistemleri olan Hermes adlı program aracılığıyla üretilen tüm verilerin günlük olarak gönderildiğinin tespit edildiğini, bahsi geçen bilirkişi raporunun usulsüz veri transferinin gerçekleştirildiğini açıkça gözler önüne sererken, davacı/karşı davalı vekilinin bu hususların her biri sadece bir iddiadan ibaretmiş gibi yansıtma çabasının tamamen kötü niyetli olduğunu, gerçekliği mahkemece alınan bilirkişi raporuyla sabit olan duruma ilişkin olarak muhtelif platformlarda paylaşılan beyan ve açıklamaların, haksız rekabet teşkil etmeyeceğinin mahkemenin takdirinde bulunacağını,

müvekkili ... tarafından ... aleyhine Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2012/57 E. sayılı dosyasıyla ikame olunan davanın müvekkili ... tarafından ...'nin, ...'in bilgisayar sistemine Antalya Konyaaltı Belediye Başkanlığı'nın bilgisayar sistemi üzerinden giriş yaparak haksız şekilde elde ettiği verinin parasal kıymetinin karşılığı olan meblağın tazmini talebiyle dava ikame edildiğini, müvekkili ...'e ait isimli internet sitesinde, Antalya Konyaaltı Belediyesine ait ...

İP adresli ağ geçidi üzerinden istekler geldiğini ve çok sayıda müşterilerine ait şifreler ile sisteme giriş yapılarak veri çekildiğinin tespit edildiğni, konu ile ilgili Antalya Konyaaltı Belediyesi ile görüşüldüğünde sistemlerindeki bir güvenlik açığının kullanılarak internet üzerinden başkaları tarafından vekil sunucusu olarak kullanıldığının anlaşıldığını, bu sayede müvekkilinin internet sitesine bağlantı yapan kişi/kurumun kendi İP adresini gizlediğini, Antalya Konyaaltı Belediyesine ait İP adresi ile giriş yapıldığını, Antalya Konyaaltı Belediyesi ile yapılan işbirliği çerçevesinde,

sürekli veri çekilen kaynak İP adresinin ... no.lu adres olduğunun tespit edildiğini, bu İP adresinden ...'in veri tabanına usulsüz erişim ve veri transferine ilişkin sistem loğları dilekçe ekinde yer alan DVD içerisinde sunulduğunu, ayrıca bu loğların Antalya Konyaaltı Belediyesi sisteminde halen muhafaza edildiğini, ... adresinin kime ait olduğu sorgulandığında ... adresinin ...''ye ait olduğunun tespit edildiğini, bir başka deyişle,

... müvekkili tarafından büyük bir emek ve masraf yapılarak ticari faaliyetinin esas unsuru olarak oluşturulmuş verileri usulsüz ve hukuka aykırı şekilde Antalya Konyaaltı Belediyesine ait bilgisayar sistemini kullanarak elde ettiğini ve müvekkilinin emek vererek oluşturduğu veriyi kullanarak ticari kazanç sağladığını, bunun üzerine, her türlü hukuki ve cezai takip hakları saklı tutularak,

usulsüz şekilde transfer edilen verilerin parasal karşılığının tahsili ve uğranılan zararların tazmini talebiyle bu davanın ikame edildiğini, arz ve izah olunan nedenlerle, davacı/karşı davalı yanın asıl kendisinin eylem ve fiilleri haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkillerinin sosyal paylaşım siteleri ve diğer platformlarda paylaştığı açıklama ve bildirilerin haksız rekabete aykırı davranış kapsamında değerlendirilemeyeceğini, bu paylaşımların ancak ayrı bir ceza yargılamasının konusu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

KARŞI DAVA

Karşı davacı ... A.Ş. Ve ... A.Ş. vekili karşı dava dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının, müvekkillerinin çalışanlarını ayartmak suretiyle müvekkilleri tarafından oluşturulan verileri bilgisayar ortamı üzerinden usulsüz olarak transfer ettiklerini ve bu verileri müvekkillerinin müşterilerine daha uygun fiyat karşılığında teklif ettiklerini, müvekkili firmaların çok sayıda müşterisini kaybetmesine neden olduklarını,

davacı/karşı davalı yanın müvekkili firmalar bünyesinde daha önce çalışmış bulunan ... ve ... adlı çalışanları ayartmak suretiyle müvekkilleri tarafından oluşturulan verileri bilgisayar ortamı üzerinden usulsüz olarak transfer ettiğini ve bu verileri müvekkillerinin müşterilerine daha uygun fiyat karşılığında teklif ettiğini, müvekkili firmaların çok sayıda müşterisini kaybetmesine neden olduğunu, bahsi geçen şahıslardan ...'in müvekkili ...'te 24.07.2010-04.01.2012 tarihleri arasında "yönetici" olarak (Yönetim Kurulu Başkan Vekili) çalıştığını, ...'in eski imza yetkilisi ve hissedarı olduğunu,

anılan tespit davasının diğer davalısı ...'ın ise diğer müvekkili ... bünyesinde 19.08.2009-02.03.2012 tarihleri arasında "kurumsal müşteri temsilcisi" olarak istihdam edildiğini, ...'ın müvekkili ... bünyesinde çalıştığı süre içinde sunucu bilgisayarlarına yaptığı müdahale ile işyerinden ayrıldıktan sonra üretilen tüm sektörlere ilişkin medya takip hizmeti verisini 23.02.2012- 31.12.2012 tarihleri arasında e-posta yoluyla her gün düzenli olarak ibareli e-posta adresine gönderilecek şekilde sistem kaydı oluşturduğunu,

yine aynı şekilde ...'in de müvekkili ... bünyesinde çalıştığı süre içinde sunucu bilgisayarlarına yaptığı müdahale ile işyerinden ayrıldıktan sonra üretilen tüm sektörlere ilişkin medya takip hizmeti verisini 30.10.2011- 30.10.2015 tarihleri aralığında ...'e ait e-posta adresine gönderilecek şekilde sistem kaydı oluşturduğunu, müvekkilinin ürünü olarak medya takip hizmeti verisini usulsüz şekilde elde ettikten sonra ... aracılığı ile müvekkilleri ... ve ...'in müşterilerine satış konusu yaptıklarını, ... ve ...,

müvekkillerinin müşteri listelerini de kopyalayarak hangi müşterinin hangi sektörle ilgili medya takip hizmeti satın aldığını ve hangi tarihte sözleşmesinin sona erdiğine dair verileri de elde ettiklerini, ...'ın müvekkili ...'te çalıştığı süre içinde sunucu bilgisayarlarına yaptığı müdahale ile işyerinden ayrıldıktan sonra üretilen tüm sektörlere ilişkin medya takip hizmeti verisini 23.02.2012- 31.12.2012 tarihleri arasında e-posta yoluyla her gün düzenli olarak ...(@)gmail.com ibareli eposta adresine gönderilecek şekilde sistem kaydı oluşturduğunu, aynı şekilde sistem üzerinde [email protected] e-posta adresinin de tanımlı olduğunu,

bu posta adresine de medya takip sistemleri olan ... adlı program aracılığıyla üretilen tüm verilerin günlük olarak gönderildiği hususlarının İstanbul 4. Fikrî ve Sınai Haklar Mahkemesi'ni 2012/66 D.

İş sayılı dosyasına sunulan Bilirkişi Raporu'nda tespit edildiğini, anılan Bilirkişi Raporunun dilekçe ekinde sunulduğunu, bilirkişi incelemesinin yapıldığı bilgisayarın sabit disklerinin de adı geçen mahkeme kasasında korunduğunu, müvekkillerinin uzun yıllardır hizmet verdiği pek çok önemli müşterisi;

... ve ... adlı şahısların davacı/karsı davalı ... adına aradıklarını belirterek kendileri ile irtibata geçtiğini, ...'ten aldıkları medya takip hizmetinin daha iyisini yarı fiyatına verebileceklerini, iki hizmetin mukayesesi için herhangi bir ücret talep etmeyeceklerini bildirdiklerini, işten ayrılmadan öncesinden itibaren bu güne kadar müvekkilinin oluşturduğu medya takip hizmeti verilerini düzenli olarak her gün usulsüz şekilde elde eden bu şahısların,

... tarafından oluşturulmuş medya takip hizmeti verilerini de müvekkilinin ürünü üzerine ekledikten sonra müvekkillerinin müşterilerine teklif ederek yıllardır hizmet verdiği pek çoğunu ...'nin müşterisi haline getirdiklerini, müvekkilinin ticari faaliyetinin ana amacı, satış konusu yaptığı yegane ürünü olduğunu, bu ürünün her gün düzenli şekilde şirket bilgisayarlarından usulsüz şekilde elde edilmesinin açıkça hırsızlık olduğunu, her hangi bir emek verilmeden elde edilmiş bu ürünlerin/verilerin davacı/karşı davalı ... ile ... tarafından ayartılan ve müvekkili firmaların eski çalışanı olan şahıslar tarafından;

müvekkillerinin müşterileri dahil üçüncü kişilere müvekkilinin satış fiyatının yarısı kadarlık bedellerle satıldığını, bu şekilde müvekkilinin ticari zarara uğratıldığını, söz konusu haksız rekabetin tespiti ve bu sebeple oluşan zararın tazmininin gerektiğini, bu kapsamda müvekkilinin uğradığı zararın rakamsal olarak tespiti île müvekkil şirketlerle çalışan, fakat bu süreçte müvekkili firmalarla çalışmayı bırakıp ... ile çalışmaya başlayan firmaların tespit edilmesisin mümkün olmadığını, müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespiti için EK-6'da sundukları belgelerin yapılacak bilirkişi incelemesi sırasında kullanılabileceğini,

sunulu belgelerin.

2011 ve 2012 yıllarında müvekkili firmalarla çalışmakta iken davacı/karşı davalının, müvekkili verilerine haksız erişimi başladıktan sonra müvekkilleri ile çalışmayı bırakan 279 adet müşterinin listesi, bu müşterilerin müvekkil ile akdettikleri sözleşmeleri ve son bir yıl içinde kesilen faturalar olduğunu, listelerde de görüleceği üzere 2011 ve 2012 yılında davalı/karşı davacı müvekkillerini bırakarak kuvvetle muhtemel davacı/karşı davalı ile çalışmaya başlayan 279 adet müşteri sebebiyle müvekkillerinin uğradığı toplam ticari zararın 1.514.940,00-TL olduğunu,

toplam 279 adet müşterinin bir kısmı davacı/karşı davalı müvekkili ile 2012 yılında çalışmaya son verdiğini, bir kısmının da 2011 yılında çalışmaya son verdiğini, her bir müşterinin davalı/karşı davacı müvekkili ile akdettiği sözleşme ve kendisine son 1 yıl içinde kesilen hizmet faturası örneklerinin yer aldığı bu delillerin davacı/karşı davalının ticari defter ve kayıtları ile mukayese edildiğinde davacı/karşı davalının müvekkilinin sisteminden hukuksuz şekilde elde ettiği veriler sebebiyle hangi müşterilerin müvekkili ile sözleşmelerinin sona ermesini müteakip kendisiyle sözleşme yapmasını sağladığını ve bu surette davalı/karşı davacı

müvekkiline ne miktarda ticari zarar verdiğinin ortaya çıkacağını, bu 279 adet firmadan ...'nin şirket kayıtlarında da bulunanların ve bu firmaların hangi tarihte ... ile çalışmaya başladığının tespit edilmesi halinde, müvekkili firmaların uğramış olduğu zararın somut olarak tespitinin de mümkün olabileceğini, bu nedenle haksız rekabet sebebiyle uğradıkları zararın tespiti için ekte sunulan listede yer alan 279 adet firmadan kaç tanesinin müvekkili firmalar ile çalışmayı bıraktıktan sonra ... ile çalışmaya başladığının ve hangi tarihte başladığının bilirkişi incelemesi ile tespitini talep ettiklerini,

fazlaya ilişkin tüm hak ve alacak talepleri saklı kalmak kaydıyla, karşı dava yönünden müvekkili firmaların çalışanlarını ayartmak suretiyle müvekkilleri tarafından oluşturulan verilerin usulsüz olarak transferini sağlayan,

bu verileri daha düşük fiyatla müvekkillerininn müşterilerine teklif eden ve müvekkili firmaların birçok müşterisini kaybetmesine yol açan ve bunun dışında da başka ağ geçitleri üzerinden bizzat kendisi veri çekerek bu verileri müşterilerine sunan davacı karşı davalı ...'nin bu fiillerinin TTK md. 54 vd. devamı hükümleri uyarınca haksız rekabet/haksız fiil ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na aykırılık teşkil etmesi sebebiyle;

karşı davanın kabulü ile mezkur haksız rekabetin ve kanuna aykırılığın tespitine, men'ine, ref'ine, hüküm özetinin tüm Türkiye'de yayın yapan bir gazetede masrafı davacı/karşı davalıdan alınmak üzere 1 kere ilanına davacı/karşı davalıların anılan davalı/karşı davacı müvekkilinin eseri niteliğindeki medya takip hizmeti verisine hukuksuz erişimi ve ticaret alanına çıkartılması eylemleri neticesinde müvekkillerinin müşteri kaybı başta olmak üzere uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması amacıyla şimdilik; ...

Merkezi A.Ş için 50.000,00 TL maddi tazminatın, 150.000,00 TL manevi tazminatın 23.02.2012 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsil anına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ... Değ. A.Ş. için 50.000,00 TL maddi tazminatın, 150.000,00 TL manevi tazminatın 23.02.2012 tarihinden itibaren işlemiş ve tahsil anına kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı-Karşı davalı ... Ltd.

Şti. vekili aşamalardaki beyanında asıl dava dilekçesinde yazılı iddiaları tekrarla karşı davanın reddini talep ederek Bakırköy FSHM'nin 2012/57 esas sayılı davası ile karşı davanın taraflarının, konusunun ve sebebinin aynı olduğunu öne sürerek derdestlik itirazında bulunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Asıl davada; davacı ... Ltd. Şti., davalı .....

A.Ş. ve onu temsilen ...'ın facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımları ile ...'yi karalayıcı ve onun hakkında gerçek ile ilgisi olmayan iddialarda bulunduklarını,, ...'nin hizmetlerini ve ticari faaliyetini küçümseyerek ve hatta onun vereceği hizmetlere güvenilmeyeceğini beyan ederek haksız rekabete yol açtıklarını öne sürerek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı ...'ın ve ...

A.Ş.'nin e-mail, twitter ve facebook üzerinden yaptıkları açıklamalar ile davacı ... Ltd. Şti.'yi veri hırsızlığıyla suçladıkları, ayrıca ... A.Ş.'nin, ...

Ajansının ilgili veri hırsızlığı haber linkini bülteninde yayınladığı, davalı ...'ın anılan eylemleri nedeni ile İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/63-2014/607 E.K. sayılı ilâmı ile "Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" suçundan 5237 sayılı TCK 125/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Asıl dava konusu uyuşmazlık ile ilgili TTK md. 55/1-a-1 hükmünde kötüleme tanımlanmamıştır.

Bir açıklamanın kötüleme olarak nitelendirilebilmesi için herşeyden önce o açıklamanın yanlış ve yanıltıcı olması ve rekabete ilişkin olması yani rekabet ortamını etkilemeye elverişli olması gerekir. Açıklamanın ulaştığı kitlenin tarafsız ve objektif, ortalama bir ferdi nezdinde bu açıklamanın rekabeti etkilemeye elverişli olup olmadığı belirleyicidir. Kötüleme, genel bir ifadeyle bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır.

Ancak yaratılan olumsuz intibanın bir kişinin ticari hayatını da etkilemesi durumunda haksız rekabet söz konusu olur. Bu durumda somut olayda; karşı davaya konu iddiaların teknik olarak doğrulanması halinde asıl dava konusu anılan açıklamalar TTK md. 55/1-a anlamında haksız rekabet teşkil etmeyecekti.

Bu husus nazara alınmak sureti ile karşı davaya konu edilen iddiaların tümünün teknik olarak ispata elverişli olmaması hali, olayların oluş biçimi, olayların akışı ve karşı dava yönünden teknik olarak tespit edilen mevcut delil durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde asıl dava konusu anılan açıklamaların suçlama boyutunda olduğu, rekabete ilişkin olmadığı kanısına varılmış olup anılan açıklamaların haksız rekabete dayalı olarak değil de genel hükümlere göre açılacak bir tazminat davasında öne sürülebileceği kabul edilmiştir.

Kaldı ki; haksız rekabetin varlığının kabulü için kişinin ticari hayatının da etkilenmiş olması gerekmektedir. Somut olayda ise tarafların dava konusu döneme ilişkin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinden; müşterilerin 2012 yılının belirli bir döneminde tarafların biriyle ticari ilişkisini sonlandırarak, bir diğeri ile ticari ilişki kurduğu, hangi müşterinin hangi tarihte diğer taraf ile anlaşma yaptığının belli olmadığı, bu durumda dava tarihi itibarı ile davacı ...

Ltd. Şti.'nin kazanç kaybı hesaplamasının mümkün olmadığı, davacı ... Ltd. Şti.'nin müşteri sayısının 2012 yılında 2011 yılına göre 276 adet arttığı, çok sayıda müşteri değişikliğinin söz konusu olduğu, bu durumun dava konusu açıklamalar ile ilgisinin bulunup bulunmadığının tespitinin de mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu sebeplerden dolayı dava ve karşı davada haksız rekabetin varlığı ispat edilemediğinden davanın ve karşı davanın reddine" karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı/karşı davalı vekili ve davalılar /karşı davacılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın davalılarca müvekkili firma aleyhine gerçekleştirilen haksız rekabet neticesinde müvekkili firmanın uğramış olduğu maddi ve manevi zararların tazminine ilişkin olduğunu, yerel mahkemece dosyada mevcut ve müvekkilin maddi ve manevi zarara uğratıldığını gösterir delillerin yerinde değerlendirilmediğini ve davanın reddine karar verildiğini, dosyada mevcut delillerden de açıkça görüleceği üzere davalıların müvekkili firmayı kötülemek ve müvekkilinin piyasadaki mevcut ve olası müşterileri üzerinde olumsuz algı yaratmak amacı ile sosyal medyada bir takım eylemler yaptığını,

müvekkili firmanın ismini kullanarak açıkça hırsız ibaresine yer verdiklerini, bu eylemler neticesinde müvekkili firmanın hem itibarının zedelendiğini hem de maddi ve manevi zarara uğratıldığını, müvekkili firmayı hizmet ve ürünlerini kötüleme yolunu seçerek müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğrattıklarını, diğer taraftan davalıların müvekkili firmaya ait müşteri ve fiyat listeleri, sözleşme tarihleri vb. ticari sır niteliğindeki bilgileri ile geçirip bunları haksız rekabet etmede, fiyat düşürmede ve yıkıcı fiyat politikası uygulamada araç olarak kullandıklarını,

müşterilere müvekkili firmayı kötüleyen mailler attıklarını ve tüm bu eylemleri ile müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturduklarını, davalıların haksız eylemleri bunlarla sınırlı kalmamış, yazılı medya ve sosyal paylaşım ağlarında müvekkili firmayı karalamak dışında müvekkili firmaya ait müşteri ve fiyat listelerini, sözleşme başlangıç ve bitiş tarihlerini ve listelerini ve firmaya ait ticari sır niteliğindeki bilgileri de yasa dışı yöntemlerle ele geçirip bunları da haksız rekabet etme de fiyat düşürmede ve yıkıcı fiyat politikası uygulamada da araç olarak kullanmış olduklarını,

yerel mahkeme kararında gerekçeye yer verilmediği gibi karşı davanın reddi neticesinde lehlerine hesaplanan yasal vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, karşı dava yönünden verilen davanın reddine yönelik kararın onanması ile burada hesaplanan yasal vekalet ücretinin ise düzeltilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalılar/karşı davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından gerekçeli kararın 6100 sayılı HMK'nun 297 maddesinde aykırı olarak düzenlendiğini, yerel mahkeme nezdinde tesis edilen gerekçeli kararda her ne kadar IP adresinin tek başına delil kabul edilemeyeceği ancak delil başlangıcı olarak kabul edilebileceği, müvekkili şirketin haksız rekabet iddiasına yönelik yeterli delil bulunmadığı yönünde hüküm tesis edilmiş ise de işbu tespitin dosya kapsamı ve tanık anlatımları ile uyuşmadığını,

zira dosya kapsamında dayanılan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2012/57 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporları, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2012/96824 Esas sayılı soruşturma dosyasında bulunan ve ... San. Tic.

A.Ş. tarafından gönderilen ve bahse konu eylemlerin gerçekleştirildiği IP adresinin davacı/karşı davalıya ait olduğunu gösteren müzekkere cevabı ve işbu IP numarası ile giriş yapılan veri tabanlarına ilişkin bilgi doğrultusunda söz konusu IP adresinin davacı/karşı davalı tarafından kullanılmakta olduğunun sabit olduğunu, kaldı ki bir an için IP adresinin delil başlangıcı olduğu kabul edilse dahi, bu husus gerek tanık anlatımları gerekse de diğer yazılı delilleri ile de ispat edildiğini,

yine davacı/karşı davalı tarafından da IP adresinin kendilerine ait olmadığı ileri sürülmüş değil iken yerel mahkemenin karşı dava yönünden hangi cihetle hüküm tesis ettiği kendilerince anlaşılamadığını, yerel mahkemece tesis edilen gerekçeli kararda davacı/karşı davalının müvekkili şirketin çalışanlarını ayartmak suretiyle usulsüz veri transferi yaptığına yönelik iddiaları hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, oysa ki dosyada mübrez 15/05/2017 tarihli heyet raporu ile;

davacı/karşı davalı tarafından gerçekleştirilen usulsüz veri transferine ilişkin cevap dilekçemizdeki hayat olayının, önceki bilirkişi raporlarındaki teknik tespitlerle örtüştüğü, bu nedenle de müvekkili şirketin eski çalışanları ... ve ...'in gönderdikleri günlük veriler üzerinden davalı firmaya zarar vermiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olduğu tespit edildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının asıl dava yönünden onanmasını, karşı dava yönünden kaldırılmasını, asıl davanın reddine karar verilmesini,

karşı davanın kabulüne karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı davalılar üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.

GEREKÇE

Dava ve karşı dava; haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi ve bu eylemler sebebiyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, taraflarca istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

İstinafa konu uyuşmazlık temelde; taraflara isnat edilen eylemlerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, gerçekleştirilmiş ise TTK 54 ve devamı maddelerindeki düzenlemeler gereği haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabet oluşturması halinde tarafların bu yüzden uğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesi noktasındadır.

Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır.

Aynı yasanın 56. maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini,

e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.

Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz.

Yine tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d). Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.

Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise; ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

TTK'nın 58'nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir.

Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı ise haksız rekabet fiilinin davacının kişilik haklarına zarar vermiş olmasıdır.

Somut olayda; davacı taraf, davalının müvekkili firmayı kötülemek, karalamak için sosyal medyada geniş bir kitleye yanlış, yanıltıcı bilgiler vererek, müvekkilinin ticari itibarı ve ürünlerini kötüleyen söz ve eylemler içinde olduğu, "hırsız" ibaresine yer verildiği, sosyal medyadan karalama çalışmaları yürütüldüğü, gerçek dışı beyanlarla davacı firmayı dolayısıyla hizmet ve ürünlerini kötüleme yolunu seçerek müvekkilini maddi ve manevi zarara uğratıldığı,

yazılı ve sosyal medyada, paylaşım sitelerinde, müvekkili firma ve ürünlerini, hizmetlerini kötülemek, müşterileri nezdinde kötü izlenim oluşturmak, müvekkili firmanın yurt dışında bulunan uluslararası kuruluşa yaptığı üyelik başvurusunun reddedilmesi için, hakkında yanlış ve gerçek olmayan bilgiler verildiği, davalıların bu eylemleri sonucu, İstanbul Teknik Ünüversitesi, Figür Kongre, Genel Kurmay Başkanlığı vb bazı kurum ve kuruluşların artık müvekkili ile çalışmayı bıraktıkları, ayrıca bu haksız eylem ve beyanlar sonucu, ..., ... gıda, ..., ..., Beykoz Belediyesi, ...

(PR ajansı), ... İletişim (PR Ajansı), ... (PR ajansı) ... İletişim (PR Ajansı ) ... FR (PR ajansı) gibi, birden çok kişi ve şirketlere halkla ilişkiler konusunda danışmanlık ve hizmet veren kuruluşlar nezdinde olumsuzluğa hatta müvekkili firmadan bu gerçek dışı yayınlar konusunda bilgi istenilmesine neden olduğu ileri sürülerek bu eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ve eylemin sonlandırılması maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı karşı davacılar ise; davacı/karşı davalı yanın müvekkili firmalar bünyesinde daha önce çalışmış bulunan ... ve ... adlı çalışanları ayartmak suretiyle müvekkilleri tarafından oluşturulan verileri bilgisayar ortamı üzerinden usulsüz olarak transfer ettiğini ve bu verileri müvekkillerinin müşterilerine daha uygun fiyat karşılığında teklif ettiğini, müvekkili firmaların çok sayıda müşterisini kaybetmesine neden olduğunu, müvekkilinin ürünü olan medya takip hizmeti verisini usulsüz şekilde elde ettikten sonra ... aracılığı ile müvekkilleri ... ve ...'in müşterilerine satış konusu yaptıklarını,

eski çalışanları ... ve ...'un oluşturduğu sistem ile kendilerinin medya takip sistemleri olan ... adlı program aracılığıyla üretilen tüm verilerin günlük olarak gönderildiği hususlarının İstanbul 4. Fikrî ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2012/66 D.

İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda tespit edildiğini, 2011 ve 2012 yıllarında müvekkili firmalarla çalışmakta iken davacı/karşı davalının, müvekkili verilerine haksız erişimi başladıktan sonra müvekkilleri ile çalışmayı bırakan 279 adet müşterinin bulunduğunu, toplam ticari zararın 1.514.940,00 TL olduğunu belirtip bu fiiller nedeniyle haksız rekabetin tespitini hüküm özetinin tüm Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilanına ve maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince tarafların delilleri toplanmış, tarafların dava konusu döneme ilişkin ticari defter kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelenerek haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin ve buna bağlı olarak maddi zararlarının olup olmadığının tespiti yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Yine hüküm kurulurken tarafların iddia ve savunmalarının özeti yapılmış, toplanan deliller tartışılmış ve değerlendirilmiş sabit görülen ve görülmeyen iddia ve vakıalar belirtilmiş olmakla karşı davacıların bu yöne ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. Dosyaya alınan 22/05/2015 tarihli bilirkişi raporunda özetle. "TTK m.54, m. 55/1/a çerçevesinde davalılar ... A.Ş. ve ...'ın davranışlarının haksız rekabet fiili teşkil ettiği, davacı ... Ltd.

Şti.'nin kar kaybının 462.126,72 TL olarak hesaplanabileceği, manevi tazminat miktarının mahkemenin takdirine bulunduğu..." yönünde görüş bildirilmiştir. Tarafların itirazları kapsamında alınan 21/09/2016 tarihli bilirkişi ek raporunun sonuç kısmında ise; bilirkişi kurulumuzca yukarıda açıklanan nedenlerle TTK m.54 ve 55/1/a çerçevesinde davacı ... Ltd. Şti.'nin kar kaybının 67.353,97 TL olarak hesaplanabileceği..." yönünde görüş bildirilmiştir.

Dosyaya sunulan 05/05/2017 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "... firmasının mevcut müşterilerinin sözleşme bilgilerinin bilgisayar ortamından davacı ...

Takip firmasına aktarıldığına dair bir kanıt bulunamadığı, ... sistemine Antalya Konyaaltı belediyesi üzerinden çeşitli kullanıcılar ile giriş yapıldığının belirtildiği, bununla ilgili bilgilerin DVD/CD'de ... web sunucu loglarında mevcut olduğu ancak davalının iddia ettiği gibi Antalya Konyaaltı belediyesinin log kayıtlarında bu bağlantıların hangi kaynak IP'den yapıldığı bilgisine ulaşılamadığı, mizanlar üzerinde yapılan incelemelerde, müşterilerin 2012 yılının belirli bir döneminde tarafların biriyle ticari ilişkisini sonlandırarak bir diğeri ile ticari ilişki kurduğunun anlaşıldığı,

dolayısı ile hangi müşterinin hangi tarihte diğer taraf ile anlaşma yaptığı belli olmadığından, dava tarihi itibari ile her iki taraf için de kazanç kaybı hesaplanması mümkün olmadığı, kaldı ki bu durumun karşılıklı olarak her iki taraf için de söz konusu olduğu,

bu anlamda yapılacak bir zarar hesabının her iki taraf için de geçerli olacağı, diğer yandan davacı karşı davalı yanın müşteri sayısının 2012 yılında 2011 yılına göre 276 adet arttığı, buna mukabil davalı karşı davacı yanın müşteri sayısının da 2012 yılında 2011 yılına göre 236 adet arttığı anlaşıldığından her iki taraf için çok sayıda müşteri değişikliğinin söz konusu olduğu anlaşılmakla bu değişikliklerin nedenlerinin ise dava konusu olay ile ilgili bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesinin mümkün olmadığı görüşü bildirilmiş, sonuç olarak Antalya Konyaaltı Belediyesi'ne ait olan adres üzerinden ... web sitesine bağlanıldığı,

...'a ait e-posta üzerinden bu işlemin yapıldığı ancak ... medya takip firmasının mevcut müşterilerinin sözleşme bilgilerinin davacı firmaya aktarıldığına dair bir kanıta rastlanılmadığı, serbest ispatın geçerli olduğu bu davada, ne davacı ne de davalı iddialarının doğruluğu konusunda tam bir kanaat tesis edilemediği ancak kötüleme şeklinde haksız rekabetin varlığı için üçüncü şart olan beyanların yanlış ve yanıltıcı olduğu konusunda bir kanaate ulaşmanın şart olduğu,

dolayısıyla kötülemenin teknik açıdan kötüleme şeklindeki haksız rekabetin üç unsurunun birden somut olayda gerçekleştiği sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığı..." yönünde görüş bildirilmiştir.

Dosyaya alınan 04/10/2018 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında "...IP adresinin tek başına delil kabul edilemeyeceği ancak sadece delil başlangıcı olabileceği, Davalı karşı davacının iddia ettiği gibi Konyaaltı Belediyesi'ne ait 212.174.46.3 IP numarasının dava dışı Antalya Konyaaltı Belediyesi'ne ait bir IP numarası olduğu ve davacı yanın hukuksuz şekilde davalı karşı davacı müvekkilinin erişim sırasında kendi IP numarasını (72.92.126.100) gizlemek sureti ile Antalya Konyaaltı Belediyesi'ne ait ağa geçidinin kullanıldığı ve ihlale konu verilerin içerik ve miktarları hususunda mahkeme marifeti ile yapılmış bir delil tespiti bulunmadığı

bildirilmiştir.

Dava tarihine konu olan dönemlere ait dava dosyalarında incelemeye ibraz edilen fatura örnekleri ve diğer tüm eklerin detaylı tetkikinde her iki tarafında müşterilerinin firmalar arası gidiş-gelişlerinin olduğu, her iki tarafın da müşteri sayılarını iş hacimlerine göre yükselttikleri, müşteri sirkülasyonunun hızlı ve yüksek olması sebebi ile her iki taraf için de kazanç kaybı hesaplamasının mümkün olmadığı, bu hususta yapılacak bir zarar hesabının her iki taraf için de geçerli olacağı..." yönünde görüş bildirilmiştir.

Somut olayda; tarafların aynı iş kolunda çalıştığı ve gerçek anlamda birbirine rakip oldukları sabittir. Asıl davada; davacı ... Ltd.

Şti., davalı ... ve onu temsilen ...'ın facebook ve twitter gibi sosyal paylaşım sitelerindeki paylaşımları ile ...'yi karalayıcı ve onun hakkında gerçek ile ilgisi olmayan iddialarda bulundukları, ...'nin hizmetlerini ve ticari faaliyetini küçümseyerek ve hatta onun vereceği hizmetlere güvenilmeyeceğini beyan ederek haksız rekabete yol açtıklarını öne sürülmüştür. Davalı ...'ın ve ... A.Ş.'nin e-mail, twitter ve facebook üzerinden yaptıkları açıklamalar ile davacı ... Ltd.

Şti.'ni veri hırsızlığıyla suçladıkları, ayrıca ... A.Ş.'nin, ... Ajansının ilgili veri hırsızlığı haber linkini bülteninde yayınladığı, davalı ...'ın anılan eylemleri nedeni ile İstanbul 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/63 Esas -2014/607 Karar sayılı ilâmı ile "Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" suçundan 5237 sayılı TCK 125/1 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.

TTK md. 55/1-a-1 hükmüne göre bir açıklamanın kötüleme olarak nitelendirilebilmesi için yanlış, yanıltıcı olması ve rekabete ilişkin olması yani rekabet ortamını etkilemeye elverişli olması gerekir. Kötüleme, bir kişi hakkında olumsuz intiba yaratılmasıdır. Ancak yaratılan olumsuz intibanın bir kişinin ticari hayatını da etkilemesi durumunda haksız rekabet söz konusu olabilir.

Karşı davaya konu iddialar teknik olarak doğrulanamamakla birlikte ispatlanması halinde asıl dava konusu anılan açıklamalar TTK md. 55/1-a anlamında haksız rekabet teşkil etmesi söz konusu olmayacaktır.

Karşı davaya konu edilen iddiaların tümünün teknik olarak ispata elverişli olmaması hali, olayların oluş biçimi, olayların akışı ve karşı dava yönünden teknik olarak tespit edilen mevcut delil durumu bir bütün olarak değerlendirildiğinde asıl dava konusu anılan açıklamaların suçlama boyutunda olduğu, rekabete ilişkin olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda davacı tarafın bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde görülmemiştir.

Karşı dava yönünden; davacının sahip olduğu sisteme Konyaaltı Belediyesi'ne ait IP adresine ağ üzerinden giriş yapılarak çekilen verilerin davalı ...'ye ulaştığı iddia edilmiş, ayrıca eski çalışanları ... ve ...'in iş yerinden ayrıldıktan sonra üretilen medya takip verilerini her gün usulsüz olarak elde ederek ... ile iş birliği yapmak sureti ile müşterilerine daha uygun bir fiyat karşılığında teklif edip müşterileri ...'nin müşterisi yaptıkları böylece haksız rekabet yapıldığı iddia edilmiştir.

Konyaaltı belediyesi aracılığıyla alınan verilerin davacı karşı davalı ... şirketine ait logların kayıtlı olmadığı belirlenmiştir.

Yine Antalya Konyaaltı Belediyesinin log kayıtlarında bu bağlantıların hangi kaynak IP'den yapıldığı bilgisine, öne sürülen sisteme erişim ve ilgili bilgilerin takibinin ancak ...'nin ilgili bilgisayarlarına o anda keşif yapılması ile kesinlik kazanabileceğinden ve bu aşamada böyle bir belirleme yapılmasının teknik olarak mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda ...

A.Ş.'nin medya takip hizmeti verisinin ve mevcut müşterilerinin sözleşme bilgilerinin bilgisayar ortamında ... Ltd. Şti.'ye aktarıldığının teknik olarak belirlenmemiştir. Bu durumda ... Ltd. Şti.'nin, ... A.Ş.'nin bilgisayar sisteminden usulsüz şekilde medya takip hizmeti verisini kendi sistemine transfer ederek ...

A.Ş.'nin müşterilerine düşük fiyatlı satışını teklif ederek haksız rekabete yol açtığı iddiaları ve sistem üzerinde [email protected] ve [email protected] e-posta adreslerinin tanımlı olmakla birlikte bu posta adreslerine karşı davacıların kullandığı ... adlı program aracılığıyla üretilen bir kısım verileri gönderildiği anlaşılmakla birlikte bu verilerin ... firmasına verildiği, onun tarafından kullanıldığına dair de dosyada delil bulunmamaktadır. Dosya içinde bulunan davacı ...

Takip firmasınca sunulan, dava dışı ... firmasının ... firması ile kurduğu ticari ilişkiyi sonlandırma beyanının, doğrudan karşı davacıların eski çalışanı ... muhatap alınarak yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu belge karşı davacıların önceki çalışanı ...'in ... hesabına dava dışı ... iletişim firması ile iş ilişkisi yürüttüğü anlaşılmaktadır. Ancak bu ilişkide karşı davacılardan elde edilen verilerin kullanıldığına dair herhangi bir delil mevcut değildir.

Bu durumda karşı dava yönünden TTK md. 55/1-c, d anlamında ihlâlin oluştuğunun kabulü için yeterli delilin bulunmadığı sabittir. Bu durumda karşı davacıların bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerine görülmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince dava ve karşı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve karşı davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle. 1-Davacı/Karşı davalı ... Mer. Ltd. Şti. ve Davalılar/Karşı davacılar ... AŞ ile ... A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden; a-Davacı ... Mer. Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Karşı dava yönünden; a-Davacı ... AŞ ile ... Hiz.

AŞ tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.18/01/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2225, K. 2024/2, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Asıl Dava
  5. Asıl Davada Savunma
  6. Karşı Dava
  7. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  8. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  9. Gerekçe
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2225
Karar No
2024/2
Tarih
18 Ocak 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2020/2227 K.2024/52
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2229 K.2024/45
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2236 K.2024/57
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2020/2240 K.2024/46
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2241 K.2024/58
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2246 K.2024/59

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.