KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Ocak 2024
- Dosya no
- 2020/2227
- Karar no
- 2024/52
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/06/2020
- Numarası
- 2018/1015 Esas - 2020/332 Karar
- Dava
- Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan
Karar Metni
2.699 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/01/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar ... ve ...'nin diğer davalı ... Geliştirme AŞ'nin ortakları olduğunu, davacının üniversitede sınıf arkadaşları, onların aile mensupları ve yakın tanıdıkları ile kendi aralarında sermaye toplayarak 2013 yılında otel kurmak ve toprak sahiplerine de kira ödemek amacıyla İstanbul Kağıthane ... Caddesi üzerinde ...
Ada, ...,...,...,...,...,... parsellerde ana mal sahipleri ile anlaşarak ve tapulara %50 ortak olarak metruk binaları yenilediklerini ve butik otele çevirip işletmeye başladıklarını, daha sonra davacının arkadaşlarının taşınmazın toplamda %50'si üzerindeki paylarını farklı binalar için farklı anonim şirketi kurarak, şirket hisseleri üzerinde paylaştıklarını, ... ada, ... nolu parselin %50'si davalı ... Geliştirme AŞ, parsel 9un %50 hissesi ise ... AŞ (...
AŞ) üstüne alındığını, 26/12/2014 tarihinde davacının arkadaşı ...'ın davalı ... AŞ'deki %10 hissesini ve ...
AŞ'den ise parsel 9un %5 tapusunu devraldığını, yine 2017 yılı Mayıs ayında davacının ortak arkadaşları ve yakınlarının davalı şirketteki paylarını davalı ...'nun kayınpederi olan diğer davalı ...'ye devrettiğini, davacının devir sonrasında davalılar ile birlikte ortak duruma geldiğini ve %10 pay ile azınlık duruma düştüğünü, ortaklık yapısının değişmesinin ardından davacıya tebligat yapılmaksızın çağrısız olarak genel kurul toplandığını ve yönetim kurulu başkanlığına ..., yardımcılığa ise ...'nin getirildiğini, yönetim kuruluna tek imza ile temsil yetkisi verildiğini,
davacının iyi niyetle şirket ortağı olarak davalı şirket ortağı ve yöneticiliğine e-posta ve telefonla genel kurul ile yönetim kurulu kararları, ana sözleşme ve satış sözleşmeleri, varlıklar ve yükümlülükler, varsa kira sözleşmesi,
pay defteri kopyası gibi bilgileri talep ettiğini, bilgilerin verilmemesi üzerine davacının davalı ... ve ...'ye ihtarname gönderdiğini, daha sonra ...'nin davacıyı arayarak diğer davalı ...'nun şirketin içini boşalttığını, evrakları sakladığını, diğer taşınmazlardaki hisselerini sattığını ve mal varlığını yurt dışına çıkarmaya çalıştığını belirttiğini, ancak davalının sicil kayıtlarını incelediğinde davalıların gizlice usulsüz olarak genel kurul yaptığını, yönetim kuruluna kendilerini seçtiğini, davalıların aslında işbirliği içinde olduklarını öğrendiğini, davalıların bu şekilde şirketi ve davacıyı zarara uğrattığını,
davalıların gerek 23/05/2017, gerekse 07/07/2017 tarihinde yaptıkları genel kurulun çağrısız olduğunu, söz konusu genel kurulların kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olduğunu, bu nedenle söz konusu genel kurullar ve şirkete seçilen yönetim kurullarının yok hükmünde olduğunu, anılan nedenlerle davalı şirketin sahibi olduğu İstanbul Kağıthane ...
Cad. ... ada, ... nolu parselin taşınmaz ve bağımsız bölümler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, aksi halde tapuya şerh verilmesine, dava sonuçlanıncaya kadar yönetim kurulunun temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılarak tedbiren şirkete kayyım atanmasına, davalı şirketin 23/05/2017 ve 07/07/2017 tarihli genel kurulların yok hükmünde yada butlanla malul olduğunun tespitine, söz konusu alınan kararların ve sonrasında yönetim kurulunca yapılan tüm işlemlerin geçersiz sayılmasına, şirket kayıt ve defterlerinin uzman bilirkişi tarafından inceletilmesine ve şirkete özel denetçi atanmasına,
davalılar ... ve ...'nin yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, aksi halde sınırlandırılmasına, davalı şirkete kayyım atanmasına, şirketin uğradığı zarara karşılık bilirkişilerce yapılacak inceleme sonrasında arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin kısa vadeli krediler için işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve şirkete ödenmesine, şirket tarafından ödenmeyen kar paylarının geçmişe dönük ödenmesine ve bu hususta fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği gibi çağrısız ve usulüne uygun olmayan bir genel kurul yapılmadığını, 08/05/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında davalının henüz pay sahibi olmadığından söz konusu toplantıda bulunmadığını, davalı ...'nin diğer davalı ...'na şirket ile ilgili defterler vs.konusunda da bir husumet bulunmadığını, davalının diğer davalılardan ...
Otel AŞ'nin %79 payına sahip ortağı ve yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, yönetim kurulu karar defteri, ortaklar pay defteri ve genel kurul müzakere defterlerinin ...'na teslim edilmek üzere 04/07/2017 tarihinde ...'a verildiğini, ...'nun söz konusu şirketin işleyişi ile ilgili usulsüzlükler yapmış olduğunu, bu hususların ortaya çıkması için şirketin pay defteri ve yönetim kurulu defterinin şirket merkezinden ... tarafından götürüldüğünü, şirket defterleri incelenmek için ihtarname gönderilerek ...'ndan istenilmiş ise de bu duruma bir cevap verilmediğini,
diğer davalı ...'nun şirket ile ilgili yaptığı usulsüzlüklerin ortaya çıkmaması için 6102 sayılı TTK 392.maddesi ve 437.maddesine aykırı davranarak defterleri gizlediğini ve yönetim kurulu ile genel kurulun toplanmasını engellendiğini, bu husus ile ilgili İst.8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/384 Esas sayılı dosyası ile TTK 410/2.maddesi uyarınca genel kurulu toplantıya çağırma izni verilmesi ve şirket defterlerinin iadesi talepli dava açıldığını, anılan nedenlerle öncelikle iptali istenilen genel kurul toplantılarının usulüne uygun olarak yapılmış olduğunu, iptali durumunda şirketin büyük zarara uğrayacağını,
davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu ve taleplerinin reddi gerektiğini, anılan nedenlerle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davası ve açıklamalarının maddi gerçeklikleri yansıtmadığını, keyfi ve duyuma dayalı bir kısım iddialarla gerçekler ve sorumlular gizlenmeye çalışıldığını, dava dilekçesinde bahsi geçen şirket, şahıs ve taraflar arasında uzun dönemlerle süregelen bir hukuki ilişki bulunduğunu, yaşanan uyuşmazlıklar da davacının gerçeğe aykırı beyanları ve haksız kazanç elde etmeye yönelik hukuka ve usule aykırı talepleri bulunduğunu, davacının kötü niyetli işbirliği, şahsi ilişki ve menfaatleri doğrultusunda davalı ...
AŞ yada iş ortağı bir şirketi sabote etmeye ve yasa ile korunan ticari menfaaletlerin gelişmesini ve sürekliliğini engellemeye yönelik taleplerinin hukuken korunamayacağını, tapu kayıtları incelendiğinde taraflar haricinde davalı ... Otel'in tapu ortağı ve taşınmazı asıl kiraya verenin ... ve komşu parselde ...
Tic.AŞ başta olmak üzere tüm bu hukuki ilişkilere dahil olan komşu parsel ve bina maliki 3.kişiler de mevcut bulunduğunu, davacı ile işbirliği içinde olduğu ..., ailesi ve huzurdaki diğer davalı ... ile usulsüz dava takip ve temsilinde bulunan vekillerinin işlemleri neticesinde tapu malikleri nezdinde taahhüt ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, adı geçenler tarafından davacı, davalı ve sair üçüncü kişilerden sermaye, kira, yatırım ve benzeri sebeplerle tahsil edilen paraların şahsi amaçlarla kullanıldığını, davalı ...
Otel'in ve diğer şirketlerin içlerinin boşaltıldığını, zararlarına sebebiyet verildiğini, bu zararların günden güne arttığını, yine davalının tapu ve hisselerini devrettiği ve malvarlığını yurt dışına kaçırmaya çalıştığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davalının yalnızca kendisine teklif edilen hisse ve hisseli tapuları almak istediğini, kendisine verilen taahhütlere inanarak hareket ettiğini ve bu taahhütler doğrultusunda ödemeler yaptığını, bu şekilde ... ile ailesi ve davalı ...'nin maddi menfaat elde ettiğini, yine ...'nin ... ve ailesi ile hukuka ve usule aykırı işbirliğini devam ettirdiğini,
davacı ve işbirliği içinde olduğu diğer davalı ... ve dava dışı ... ve ailesinin yasa ve usule aykırı şekilde mevcut ticareti sabote edip şirketlerin faaliyetlerini sonlandırmak için kötü niyetli ve ahlaka aykırı davranmakta ve gerek şirket gerekse ortakları aracılığı ile davalı ...'ndan ve bir kısım diğer ortaklarından kira, hisse devir ve binaları ihya etmek üzere yapılan yatırımlara dair yapılan tahsilatlara haksız ve ahlaksız şekilde konmayı planladığını, yine dava dilekçesinde bahsi geçen genel kurulların sırasıyla %75 ve %90'lık hazır bulunanlar ve oybirliği ile gerçekleştirildiğini,
ticari sicil nezdinde tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, bu çerçevede TTK 416.ve 417.maddeleri hükümleri dikkate alındığında bu genel kurul kararlarının yok hükmünde yada iptal edilebilir nitelikte olmadığının anlaşılacağını, genel kurulların ve alınan kararların davacının malumu olduğunu, davalının özen ve bağlılık borçları ile rekabet yasağını ihlal ettiği ve davalı ...
Otel ile davacıyı zarara uğrattığı iddialarının da gerçeği yansıtmadığını, davacının birçok maddi vakıadan haberdar olduğunu, anılan nedenlerle davacının kötü niyetli davasının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı ... Geliştirme A.Ş'nin cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalıların beyanları, ibraz edilen deliller, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar ... ve ...'nin diğer davalı ...
AŞ'nin ortakları olduğu, davacı tarafça her ne kadar açılan işbu davada, davalıların gizlice usulsüz olarak genel kurul yaptığı, yönetim kuruluna kendilerini seçtiği, davalıların işbirliği içinde oldukları, davalıların davalı şirketi ve davacıyı zarara uğrattığını, davalıların gerek 23/05/2017, gerekse 07/07/2017 tarihinde yaptıkları genel kurulların çağrısız olduğu, söz konusu genel kurulların kanuna ve esas sözleşmeye aykırı olduğundan bahisle şimdilik 10.000,00 TL'nin kısa vadeli krediler için işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline ve şirkete ödenmesine,
şirket tarafından ödenmeyen kar paylarının geçmişe dönük ödenmesine ve bu hususta fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş ise de, mahkememizce yaptırılan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre davalı şirketin kurulduğu 2013 yılından itibaren her yıl zarar ettiği, hiç kar etmediği, bu nedenle 100.000,00 TL kuruluş sermayesinin 89.369,20 TL'sini kaybettiği ve kaydi değerlere göre iflas durumuna geldiği, davalı ...
Otel'in 2015 yılından itibaren teknik olarak iflas durumunda olduğu, bu tarihten itibaren gayri faal olduğu, yine şirketin incelenen ticari defterleri ve Kurumlar Beyannamelerine göre davalılar ... ve ...'nun davalı ...
Otel'i zarara uğratmadıkları, davalıların yönetime geçmesinden sonraki dönemde şirket zararının önceki dönemlere göre azaldığı, söz konusu zararın da şirketin zaruri giderlerinden kaynaklandığı, davalı şirketin kar payı dağıtımı ile ilgili herhangi bir genel kurul kararının bulunmadığı, yine kuruluşundan itibaren hiçbir zaman kar etmediği, aksine her yıl zarar ettiği, bu nedenle davacının talep edebileceği herhangi bir kar payı alacağı bulunmadığı anlaşılmakla, davacının sübut bulmayan davasının reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından davalıların yetkilisi olduğu şirketin 2013 yılından itibaren her yıl zarar ettiği, 2015 yılından itibaren teknik olarak iflas durumuna geldiği, bu tarihten itibaren gayrı faal olduğu nedenleriyle davalıların şirketi zarara uğratmadıkları yönünde hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, mahkeme tarafından kendilerince yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın eksik incelme ile karar verilmiş olduğunu, karara dayanak yapılan bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazda şirkete ait Kağıthane İlçesi, ...
Mahallesi, ...
Ada, ... parselde kayıtlı taşınmaz ile ilgili olarak herhangi bir inceleme yapılmadığını, taşınmazın davalılar tarafından başka bir şirket üzerinden otel olarak kullanıldığını, ticari gelir elde edildiğini ve bu gelirin ortak olunan şirkete aktarılmadığını, bu yönde inceleme yapılması gerektiğinin belirtildiği halde, mahkemenin itirazları dikkate almadan eksik incelemeye dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporunu esas alarak davanın reddine karar verdiğini, dava dilekçelerinde şirkete ait taşınmaz bilgilerinin verildiğini, delil olarak tapu kayıtlarının belirtildiği halde mahkemece taşınmazın tapu kaydının celp edilmediğini,
haricen yaptıkları incelemede şirketin mülkiyetinde bulunan taşınmaz üzerinde alacaklısı ... olan İstanbul ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasından 249.267,95 TL tutarında haciz ile yine davacısı ... olan İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/511 Esas sayılı dosyasından tedbir kararı olduğunun görüldüğünü, mahkeme dosyası incelendiğinde tarafların ortağı olduğu ...
Otelcilik şirketi ile ... arasında hisse devri karşılığında taşınmazın tamir ve tadil edilerek otel olarak işletilmesi ve hisseyi devreden ...'a 10 yıl süre ile kira bedeli ödenmesi konusunda anlaşma yapıldığını ve bu anlaşma nedeniyle taşınmazın 1/2 hissesinin ... Otelcilik şirketine devredildiğini, ancak taşınmazın hisse devri yapıldığı halde ...
Otelcilik tarafına hiçbir sözleşmesel edimin yerine getirilmediğini, bu nedenle tapu iptali ile kira alacakları için dava açıldığının görüldüğünü, davalılar tarafından şirkete ait taşınmazın farklı firmalar üzerinden otel olarak işletildiği halde taşınmazın devrine söz konusu sözleşme edimlerinin hiçbir zaman yerine getirilmediğini, şirket yetkililerinin şirket taşınmazı üzerinden gelir elde ettikleri halde şirketi zarara uğrattıklarını, bu durum ortada iken sadece şirket kayıtları üzerinden yapılan eksik inceleme ile şirket yetkililerinin şirketi zarara uğratmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,
belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf dilekçesinde; taşınmazın davalılar tarafından başka bir şirket üzerinden otel olarak kullanıldığı, ticari gelir elde edildiği ve bu gelirin ortak olunan şirkete aktarılmadığının asılsız olarak iddia edildiğini, bu iddianın dava dilekçesinde yani dilekçeler teatisi aşamasında iddia edilmediğini, dava reddedilince istinaf dilekçesine gerekçe oluşturulabilmek adına ileri sürüldüğünü, davacı tarafın ileri sürdüğü iddialar iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi kapsamında olduğunu, bu duruma muvafakatlerinin bulunmadığını,
müvekkilinin şirkete ait taşınmazı farklı firmalar üzerinden otel olarak işletmemekte olduğunu, ticari gelir elde etmediğini, davacı tarafın iddialarını ispat edemediğini, istinafına gerekçe oluşturabilmek adına asılsız iddialarda bulunduğunu, işbu durumun kabulünün mümkün olmadığını, belirtilen sebepler neticesinde davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Diğer davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve istinafa cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava; anonim şirket yöneticilerinin TTK'nın 553/1 maddesi uyarınca sorumluluğuna ilişkin tazminat ve kar payı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davalı şirketin dağıtılacak karının bulunup bulunmadığı ve şirket yöneticilerinin şirketin zarara uğramasına kusurlarıyla sebep olup olmadıkları noktasındadır.Davalı şirketin 2013 yılında 100.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, kuruluşunda davacının şirkete ortak olmadığı, dosya içeriğindeki belgelerden davacının 08/05/2017 tarihli genel kurul kararı ekinde yer alan hazirun cetveline göre %10 hisse ile ortak olduğunun belgelendiği görülmektedir.
Davalı şirketin 08/05/2017 tarihinde yapılan genel kurula kadar yöneticisi dava dışı ... ve ...'dür.
08/05/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine ...'ın seçildiği, şirketin 07/07/2017 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ... ve ...'nun yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri, önceki yönetim kurulu başkanı ...'ın 07/07/2017 tarihinde istifa ettiği, yönetim kurulu yaptığı toplantıda ...'nun yönetim kurulu başkanı, ...'nin de yönetim kurulu başkan vekili olarak görev yapmalarına, her iki yönetim kurulu üyesinin münferit imza ile şirketi temsil etmesine karar verildiği görülmektedir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesi uyarınca;
kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. TTK'nın 555 maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
Yönetim kurulu üyeleri görevlerini ifa ederken ve verilen yetkileri kullanırken, tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket etmeli ve şirket menfaatlerini gözetmelilerdir. Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. Ancak, yönetim kurulu üyesinin özen yükümlülüğünün, genel kurulda kendisine tanınan yetki ile sınırlı olduğuna şüphe yoktur.
Bunun yanı sıra yönetim kurulunun sorumluluğu kusura dayanan bir sorumluluktur. Ayrıca, yönetim kurulu üyesinin sorumlu tutulabilmesi için kusurlu hareketin o üyeye izafe edilmesi de gereklidir.
Yönetim kurulu üyelerinin şirket nam ve hesabına yapmış oldukları işlem ve sözleşmeler nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri, ancak kendilerine kusurlu bir eylemin yüklenmesi durumunda mümkündür.Tarafların delilleri toplanmış, davalı şirketin elde edilebilen 2016 ve 2017 yılı ticari defterleri üzerinde bilirkişi heyetince inceleme yaptırıldığı, şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir dönemde kar etmediği, şirketin kuruluş sermayesinin %90'lık kısmını kaybettiği, teknik iflas durumunda bulunduğu, şirketin 2015 yılından itibaren gayri faal olduğu, davalıların yönetici olduğu 2017 yılında şirket zararının önceki yıllara göre azaldığı,
söz konusu zararlarında şirketin zaruri giderlerinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Bu durumda davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiası ispat edilemediğinden bu yöne ilişen talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacının kar payı alacağı talebinin reddine yönelik karara ilişkin istinafı yönünden yapılan değerlendirmede.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 408/2-d. fıkrasında finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu düzenlenmiştir.
Şirket genel kurulu, şirket kar payının belirlenmesi ve dağıtımı konusunda tek yetkili organ olup, bu yetkisini yönetim kuruluna devretmesi de mümkün değildir. Genel kurul şirket karının ne zaman, ne kadar ve nasıl dağıtılacağına karar vermeye yetkili tek organdır. Bu yönde alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı müddetçe muaccel kar payı alacağından bahsetme imkanı yoktur.
Genel kurulca karın dağıtımı konusunda bir karar verildiği takdirde ortağın oluşan bu kar payı alacağı için talep ve dava hakkı bulunacaktır. Zira Genel kurul kararı ile ortakların muaccel bir alacak hakkı doğmuş olmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davalı şirketin hiçbir dönem kar etmediği, zarar ettiği, teknik olarak da iflas durumunda bulunduğu, dağıtılacak bir karın bulunmadığı anlaşılmakla bu yöne ilişen istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/2227, K. 2024/52, 18 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama