KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2022
- Dosya no
- 2020/575
- Karar no
- 2022/49
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 11/09/2018
- Numarası
- 2016/499 Esas - 2018/320 Karar
- Dava
- İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 20/01/2022
Karar Metni
1.683 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 05/09/2012 tarihinden itibaren devam etmesi gereken hizmet sözleşmesi gereğince davalıya ait ... isimli yatın, müvekkili şirket tarafından işletilen ...'dan bağlama hizmeti aldığını, bu hizmete ilişkin ücret faturalarının bizzat davalıya tebliğ edildiğini ancak fatura bedelinin ödenmediğini, bu nedenle alacağın tahsili amacıyla İstanbul ...İcra Müdürlüğü' nün ... E sayılı dosyasıyla davalıya karşı takip yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız olduğunu belirterek anılan icra dosyasındaki davalı itirazının iptaline, takibin devamına ve alacağın % 20 si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetki yönünden reddi gerektiğini, zira müvekkilinin ikametgahının Düzce ilçesi olup HMK 6.maddesi uyarınca Düzce Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bunun dışında müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, nitekim müvekkilinin ... isimli teknenin sahibi veya işleteni olmadığını, rica üzerine tekneyi o dönem için kiraladığı belirtilen başka bir müşteri için KKTC'ye götürüldüğünü, teknenin kaptanı da olmadığını, davacının hukuki yararının da bulunmadığını, ayrıca davanın esas yönünden de haksız olup reddiyle alacağın % 20'si oranındaki tazminatın davacıdan tahsiline ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davacı şirket tarafından yat bağlama ve yat çekme sözleşmesi gereğince ... isimli yata verilen bağlama hizmeti ile hizmet bedellerinin ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili amacıyla takip yapıldığı, davalının takibe itirazı ile takibin İİK nun 66 ve devamı maddeleri gereğince durduğu, icra takibinin davanın İİK nun 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürede davanın açıldığı, icra takibinin ..., ... ve ... hakkında yapıldığı,
her ne kadar davalı dava konusu hizmetin verildiği yatın kaptanı olmadığı yönünde savunmalarda bulunmuş ise de. T.C. Limanları Özel yat Belgesi içeriğinden ve 30.07.2012 tarihli hizmet sözleşmesini kaptan hak ve sorumluluğuyla imzalamasından dolayı ... isimli teknenin kaptanı olduğu kanaatine varılmış ise de; talep edilen hizmet bedelleri açısından teknenin sahibi olmadığı, nitekim faturaların da ...
İsimli şirkete kesildiği, davalının tekne kaptanı olması nedeniyle söz konusu borçlardan dolayı şahsi olarak sorumlu olmasını gerektirmeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak Davacının davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin bilirkişi raporunun aksine hüküm kurduğunu, yerel mahkeme davalının tekne kaptanı olduğu kanaatine varmasına rağmen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermesi hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket ile ... arasında 05.09.2012 tarihinden itibaren imzalanan hizmet sözleşmelerinin mevcut olduğunu, ...'ın davacı şirketten tekne yetkilisi olarak hizmet almış olup ve bu hizmetlerin karşılığını ödemediğini, hizmet sözleşmelerinin ''unvan'' kısmında davalının ''tekne kaptanı'' olduğu ayrıca resmi makam evrağı olan T.C.
Limanları Özel Yat Kayıt Belgesi incelendiğinde davalının yine ''kaptan'' olduğunun yazdığını, Davalının şirkete bağlı olarak hukuki işlem yapma yetkisine haiz olmakla, kendi adına şirket hesabına hukuki işlem yapmış, müvekkil şirketle hizmet sözleşmeleri imzaladığını, imzalanan hizmet sözleşmeleri uyarınca ''...'' teknesi, bağlama hizmeti almış, verilen hizmetlere ilişkin ücret faturaları düzenlenmiş ve bizzat davalıya tebliğ edildiğini, hal böyle iken davalının taraf sıfatının olmadığını kabul etmenin mümkün olmadığını, söz konusu hizmet sözleşmesi davalı ile müvekkil şirket arasında imzalanmış olup,
davalı ile davacı şirket arasında kurulduğunu, yerel mahkeme tarafından davalı şirketin bir off-shore şirket olduğu göz önünde bulundurulmadığını, davalı şirketin Amerika'da kurulmuş olmakla, bazı vergi muafiyetlerinden yararlandığını, yerel mahkemece davalı şirketin off-shore olarak tabir edilen bir şirket türü olduğu düşünülerek uluslararası hukuk bakımından statüsü, Türk milletlerarası özel hukukunda tabi olduğu rejim, ... şirketlerin hak ve fiil ehliyetine uygulanacak hukuk gibi meselelerin tartışılması gerektiğini, sunulan faturaların davalı tarafa teslim edildiği ''eksiksiz teslim alan'' başlığı altında açıkça anlaşıldığını,
tüm faturalarda davalının imzasının bulunduğunu, TTK'nın 21. maddesine göre 8 gün içerisinde itiraz etmediği için faturayı kabul etmiş sayılacağını, takibe dayanak faturaların esas alınması gerektiğini, davacı şirketin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğunu, ticari defter kayıtlarının aksi kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğini, ancak davalının kesin delil sunmadığını, beyanla,
ilk derece mahkemesince verilen kararı kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalının davaya konu hizmet alındığı belirtilen "..." isimli tekne üzerinde hak sahibi olmayıp tekne üzerinde herhangi bir yetkiye de sahip olmadığını, davalının, kendisinden rica edilmesi üzerine tekneyi o dönem için tuttuğu/kiraladığı belirtilen ancak kendisi de tekne üzerinde malik, işleten veya donatan sıfatlarına haiz olmayan dava dışı bir kişi için, tekneyi KKTC'ye götürdüğünü, iddia olunan bakım-onarım hizmetleri esnasında teknenin kaptanı olmadığı gibi,
sonrasında da süreklilik arz edecek şekilde teknenin sahibi veya işleteni tarafından yetkilendirilmiş kaptanı olmadığnı, davalının eylemi ve tüm sorumluluğu yalnızca tekneyi KKTC'ye götürmekten ve bu amaçla liman çıkış belgeleri imzalamaktan ibaret olduğunu beyanla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, verilen marina hizmeti nedeniyle oluşan ücret alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının marina hizmet bedelinden sorumlu olup olmadığı noktasındadır. ...isimli yata bağlama hizmeti verilmesine ilişkin 30/07/2012-06/08/2012 tarihlerini kapsayan 30/07/2012 tarihli, 2.741,00 TL bedelli Hizmet Sözleşmesi, 07/08/2012-13/08/2012 tarihlerini kapsayan 07/08/2012 tarihli, 2.741,00 TL bedelli Hizmet Sözleşmesi, 14/08/2012-20/08/2012 tarihlerini kapsayan 14/08/2012 tarihli, 2.741,00 TL bedelli Hizmet Sözleşmesi, 21/08/2012-27/08/2012 tarihlerini kapsayan 19/08/2012 tarihli, 2.741,00 TL bedelli Hizmet Sözleşmesi,
27/08/2012-27/08/2013 tarihlerini kapsayan 05/09/2012 tarihli, 25.722,00 TL bedelli Hizmet Sözleşmesi tekne kaptanı sıfatıyla davalı ... tarafından imzalanmıştır. Sözleşmelerde, davalı tarafından sözleşme bedelinin ödemesi kabul edilmiştir. Ayrıca bu sözleşme bedellerine ilişkin olarak dava dışı ...'ye faturalar düzenlenmiş, faturaların "eksiksiz teslim alan" kısımları davalı tarafından imzalanmıştır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, ..., ... ve davalı takip borçlusu hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında, "hizmet sözleşmesi ve ek kuralları, alacaklı müvekkil şirket defter ve kayıtlarına dayalı alacak" sebebine dayalı olarak 36.886,00 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 07/02/2013 tarihli takip talebiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine icra takibi davalı takip borçlusu yönünden durmuştur.
Davacı tarafından, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. Maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Dosyada bulunan hizmet sözleşmelerinde davalı ... isimli yatın kaptanı olarak gösterilmiş ve 21/07/2012 tarihli "T.C. Limanları Özel Yat Kayıt Belgesi"'nde de davalının kaptan diğer kişilerin ise yatçı/yolcu oldukları belirtilmiştir.
Davalı her ne kadar dava konusu yatın kaptanı olmadığını savunmuş ise de, gerek kendi imzasının bulunduğu hizmet sözleşmelerinde, gerekse resmi makamlar tarafından düzenlenen yat kayıt belgesinde davalı kaptan olarak yer almış olup bu belgelerin aksi ispatlanamadığından davalının söz konusu yatın 21/07/2012 tarihinden itibaren kaptanı olduğunun kabulü gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 1109/2.
Maddesi uyarınca, kaptan, ifasını ayrıca üstlenmedikçe veya kanuni yetkilerini aşmadıkça, yapmış olduğu işlemlerden dolayı şahsen borç altına girmez. Bu düzenlemeden anlaşıldığı üzere gemi borçlarından dolayı esasen kaptan şahsen sorumlu değildir. Ancak maddede kaptanın kendi yapmış olduğu işlemlerden kaynaklanan borçları üstlenmesi halinde bu borçlardan şahsen sorumludur.
Buna göre hizmet sözleşmelerini kaptan sıfatıyla ve "sözleşme bedelini ödemeyi kabul ediyorum" ibaresiyle imzalayan davalı bağlama hizmeti ücretlerinden davacıya karşı sorumludur.
Ancak, kısmet hasar bedeli açıklamalı fatura konusu alacağa ilişkin davalının bir taahhüdü bulunmadığından icra takibine konu edilen 200,00 TL bedelli bu alacaktan davalı sorumlu değildir.Davalı tarafça, ... görevlilerince tekneye kesilen kapalı fatura ve bu faturalara dayanak sözleşmenin yerine getirildiğine dair ön onay sayfasının tekne kaptanınca imzalanması gerektiğinin bildirilmesi üzerine, borcun ödendiği bilgisi ve marina görevlileri ile ...'in bu belgelerin translog için birer formalite olduğunu belirtmesi üzerine ne olduğunu bilemediği bir kısım evraka imza attığını savunulmuştur.
Ancak bu iddiaları ispatlayacak dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının bu savunmasına itibar edilmesi mümkün değildir.Davalı, yatın kaptanı olarak bağlama hizmet bedellerinden kaynaklanan borcu üstlenmiş olduğundan davacıya karşı sorumlu olmasına rağmen, mahkemece davalının pasif husumeti bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda. Mahkemece eldeki davada davalının pasif husumetinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın 36.686,00 TL yönünden kısmen kabulüne,takibe konu alacak faturadan kaynaklanan likit bir alacak olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne, ,reddedilen kısım yönünden davacı takip başlatmakta haksız ise de dosya kapsamına göre kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine ,karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
20/01/2022
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/575, K. 2022/49, 20 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama