KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1076
- Karar no
- 2024/1477
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/02/2021
- Numarası
- 2019/584 Esas - 2021/91 Karar
- Dava
- Sözleşmenin İhlalinden Kaynaklanan Tazminat
- İstinaf karar tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.906 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 15/08/2016 tarihinde ... numaralı teklif ile anlaşma imzalandığını, anlaşma gereğince müvekkilinin davalı şirketten taksitler halinde ödeme yapmak üzere 10 adet araç satın aldığını, müvekkilinin yapılan anlaşmaya riayet ederek ödemelerini düzenli şekilde yaptığını, davalının müvekkiline karşı iki adet icra takibi başlattığını ve bu takiplerini bahane ederek müvekkilini zor duruma soktuğunu, borç tasfiye protokolü imzalaması konusunda zorlama yaptığını, aksi halde kefil ...
Şirketinden alacaklarını bildirdiklerini, davalının müvekkili zor durumda bırakarak imza attırmaları nedeniyle yağma suçu işlediklerini beyanla şimdilik 10.000 TL maddi alacağın işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında imzalanan "Otomotiv ve Otomotiv Ürünleri Kredisi ve Rehin Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereğince davacı adına kayıtlı 10 adet araç üzerine müvekkili lehine 1. dereceden rehin şerhi işlendiğini, davacının basiretli tacir hükümlerine aykırı hareket ettiğini, protokolü bizzat imzaladıklarını, feragat, beyan ve kabulün hukuki sonuçlarının davacı tarafça bilindiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı ve toplanılan delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasındaki Otomotiv ve Otomotiv Ürünleri Kredisi ile Rehin Sözleşmesi geri ödeme planına göre davacının ödemesi gereken taksitlerden yalnızca ilk iki tanesini gecikmeli olarak ödediği, 16/02/2017 tarihinde yapılması gereken ikinci ödemenin 01/06/2017 tarihinde yapıldığı, 16/05/2017 tarihli taksidin ise ödenmediği, bunun üzerine davalı yanca 15/08/2017 tarihinde hesabın kesildiği, kredi sözleşmesinin 15/1.
Maddesi uyarınca ilk iki taksidin geç ödenmesi nedeniyle davalı yanın hesabı kat etme hakkına sahip olduğu, davalı yanın Büyükçekmece ... Noterliği'nin 15/08/2017 tarihli ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinde taksitlerin zamanında ödenmemesi ve rehinli araçlar üzerine 3. kişilerce yapılan takipler sonucunda haciz konulması gerekçesine dayandığı, 3. kişilerce yapılan takiplere emsal olarak gösterilebilecek hesabın kat edilmesinden önceki 04/07/2017 tarihinde Antalya ...
İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında dava dışı şirket tarafından davacı aleyhine icra takibine başlandığı, 21/07/2017 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında dava dışı şirket tarafından davacı aleyhine ihtiyatı haciz kararının uygulanması için takibe girişildiği ve 10/08/2017 tarihinde İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında dava dışı kişi tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra takibinin başlatıldığının tespit edildiği, davalı yanca başlatılan rehinli takibe ilişkin İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davacı yanın 26/10/2017 tarihinde borca itirazından ve 27/10/2017 tarihinde kıymet takdirine itirazından feragat ettiği, akabinde araçların satışına muvafakat ettiğini bildirerek araçların satılmasını talep ettiği, yine davalı yanca başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine ilişkin İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalı vekilinin 02/11/2017 tarihinde dava dışı kefil aleyhine uygulanan hacizlerin ve 29/12/2017 tarihinde borçlular adına kayıtlı araçlar üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılmasını talep ettiğinin görüldüğü, devamında taraflar arasında davaya konu 03/11/2017 tarihli borç tasfiye protokolünün imzalandığı, protokolde davalı yanca başlatılan takip dosyalarına konu borçların davacı ve kefil tarafından kabul edildiğini ve ödemek istediklerini, dosya borçlarından indirim yapılarak tasfiyesi hususunda tarafların anlaşmaya vardıkları hususunun belirtildiği, protokole göre;
davacı ve kefillerin kredi sözleşmesinin teminatını teşkil eden araçları 12/11/2017 tarihine kadar satarak satış bedelini davalıya olan borçlarına mahsup edilmek üzere ödeyecekleri, en geç 12/11/2017 tarihine kadar 702.500,00 Euro ödenmesi halinde takip giderleri hariç kredi sözleşmesi borcunun sona ereceği, ödemenin belirtilen tarihlerde yapılmaması halinde protokolün kendiliğinden münfesih olacağı, mutabık kalınan tarihlerde ödemenin yapılmaması halinde araçların icrai yoldan satışlarının gerçekleşeceği ve borçlu ve kefillerin protokole dayalı olarak talepte bulunamayacakları,
yükümlülüklerin tam ve zamanında yerine getirilmemesi halinde davalının borç tüm ferileri ile ödeninceye kadar başta icrai satış işlemleri olmak üzere yasal işlemlere devam edeceği hususlarının kabul edildiği görülmekle, sonuç olarak taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 15.1 (vadesinde borçların ödenmemesi) ve 15.5 (üçüncü kişilerce takip yapılması) maddelerinin davacı yanca ihlali nedeniyle davalı tarafın kredi hesabını haklı sebeple kat ettiği ve bunun üzerine borç tasfiye protokolünün imzalandığının anlaşıldığı, davacı yanın borç tasfiye protokolünün imzalanmasında cebrin etkisi altında olduğunu ispata elverişli bir delil sunamadığı,
sözleşmenin zorla imzalatılması suretiyle yağma suçunun işlendiğinin beyan edilmesine rağmen dosya kapsamında herhangi bir soruşturma dosyası bilgisinin dahi bulunmadığı, nitekim borç tasfiye protokolünün imza tarihi 03/11/2017 olmakla irade fesadı nedeniyle 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmadığı, davalı tarafça yapılan takip işlemlerin yasa ile tanınan hakların kullanılmasına ilişkin olduğu,
bu hakların kullanılmasının davacı yanın protokolü imzalarken irade fesadına uğradığı anlamına gelmeyeceği, davalı yanca başlatılan takip dosyalarında davacının itirazlarını geri çekmesi ve davalının kefiller adına uygulanan hacizlerin ve araçlar üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılması talebinde bulunması üzerine borç tasfiye protokolünün imzalandığı hususu ile birlikte protokol hükümlerinin içeriği nazara alındığında taraflarca yapılan iş ve işlemlerin protokolün imzalanması sürecine ve imzalandıktan sonra icrasına yönelik olduğu,
protokolün davacıya zorla imzalatıldığından bahsedilemeyeceği, davacı iradesinin de protokolün imzalanmasına yönelik olduğu anlaşıldığından davacı yanın davasının dayanaksız ve haksız olduğu, davacı iddialarının ispatlanamadığı, aksi düşünülse dahi protokol içeriğinde davalının davacıdan aşırı bir menfaat elde ettiğine dair bir düzenleme bulunmadığından ve davacı yanın bu nedenle uğradığı zararı da kanıtlayamadığı anlaşıldığından açıklanan gerekçelerle davanın reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ve davalı şirket arasında 15.08.2016 tarihli ‘Kredi Geri Ödeme Planı’nı sözleşmesiyle araçların fiyatı Toplam 763.000,00-Euro ile anlaştıklarını, kredilerin 16.11.2016 tarihinden başlayarak, üç ayda bir ödenmek şartıyla 48 ay vadeli sözleşme imzalandığını, kredi sözleşmesinin bitiş tarihinin ise 17.08.2020 olduğunu, mahkemeye buna ilişkin olarak ödeme şartlarını belirten taksit listesi sunulduğunu, 29/12/2016 tarihinde ilk taksidin (57,100.00) Euro ...'a ödendiğini,.
Akabinde 17/03/2017 tarihinde 56.900,00-Euro ...
Bankası ile ve 01/06/2017 tarihinde ise 55.760,00-Euro ... aracılığıyla gönderildiğini, davacının ödemeleri 10 günlük gecikme ile ödediğini, ancak ödeme tarihinden itibaren ödemesi gereken miktarın faizi ile birlikte ödediğini, ancak yerel mahkeme ve bilirkişi raporunda 2 taksitin ödendiğinin iddia edildiğini, davacının ise davalı şirkete yukarıda belirtilen tarih ve miktarlarda 3 taksit ödediğini, davalı şirket tarafından davacıya herhangi bir bildirim yapılmadan haksız ve hukuka aykırı olarak 14/08/2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, akabinde 13/10/2017 tarihinde aynı şekilde icra takibi başlatıldığını,
daha sonra ise davalı şirketin 03/11/2017 tarihinde davacıyı ve kefil şirket olan ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'yi çağırarak borç tasfiye protokolünü imzalamaları konusunda zorladığını, icra dosyalarında alacaklı tarafın davalı ... Olduğunu, davalı şirketin davacıya karşı hem icra takibi başlattığını hem de açılmış olan icra takiplerine istinaden davacıya borç tasfiyesi imzalattırdığını, bununla beraber davacıya borç tasfiye protokolü imzalamaması halinde kefil olan ... San.
Ve Tic. Ltd.
Şirketi' nden tahsil edeceklerini beyan ederek davacıyı zor durumda bırakarak imzalatıldığını, davacının, davalı şirkete yapmış olduğu ödemelerin dekontlarını sakladığını, ancak davacının Batman ilinde ki iş yerine hırsızların girmesiyle birlikte davacıya ait kasanın çalındığını, kasanın içerisinde bulunan çekler, senetler ve tüm evrakların çalındığını, hırsızlık suçuna karışan şahısların tespit edildiğini, akabinde haklarında şikayetçi de olunduğunu, Batman 4. Asliye Ceza Mahkemesi 2020/177 Esas sayılı dosyasının devam etmekte olduğunu, bundan kaynaklı olarak davacının hangi bankalardan ödeme yaptığını tam olarak tespit edemediğini,
ancak davalı şirket hesaplarında davacının ödemiş olduğu tüm taksitlerin tespit edilebileceğini, ancak eksik inceleme sonucunda açılan haklı davanın reddedildiğini, davacı hakkında açılan icra takipleri sonucunda davacının araçlarına haciz konularak araçlarına el konulduğunu, davacının o dönem içerisinde İstanbul Havaalanı İnşaatında çalışmakta iken tüm araçlarına el konularak davacının mağduriyetine sebep olunduğunu, davacının İstanbul Havaalanı İnşaatını tamamlaması halinde hem ödemeler konusunda rahatlayacağını hem de ekonomik olarak rahat nefes alacağını,
ancak ne var ki araçlar hakkında yakalama kararından sonra İstanbul Havaalanı İnşaatında bulunan alacaklarını alamadıkları gibi tamamlamaları halinde alacakları alacaklarını da alamadıklarını ve davacının başka yerlerde olan borçlarını da ödeme imkanı kalmadığından dolayı iflas etmek zorunda kaldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava; taraflarca akdedilen Borç Tasfiye Protokolün zorla imzalatılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince karar istinaf edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık temelde; borç tasfiye protokolünün zorla imzalatılıp imzalatılmadığı ve davacının maddi bir zararının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Taraflar arasında Otomotiv ve Otomotiv Ürünleri Kredisi ile Rehin Sözleşmesi düzenlendiği, geri ödeme planına göre taksitlerin 3 er aylık dönemler halinde ödemesinin kararlaştırıldığı, 16/11/2016 tarihinde yapılması gereken ilk ödemenin 17/03/2017, tarihinde 16/02/2017 tarihinde yapılması gereken ikinci ödemenin 01/06/2017 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.
Kredi sözleşmesi devam ederken davalının rehin hakkı sahibi olduğu araçlar üzerine değişik icra dairelerinden 10'un üzerinde haciz konulduğu, ayrıca yakalama emri çıkarıldığı anlaşılması üzerine davalı tarafça davacı ve kefiline sözleşmenin 15.5 maddesi gereği hesap kat edilerek tüm borcun ödenmesi ihtar edilmiştir. Ayrıca davalı tarafça davacı ve kefili hakkında İstanbul ... icra müdürlüğünün ... E. Dosyası ile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takip ve İstanbul ...
İcra müdürlüğünün ... e. Dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip başlatılmıştır. Bu aşamadan sonra taraflarca 03/11/2017 tarihinde kredi kullanan davacı vekili avukatının imzaladığı borç tasfiye protokolü düzenlenmiştir. Davacı hakkında 3 kişilerce başlatılan takipler ile birlikte davalı yanca başlatılan rehinli takibe ilişkin İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davacı yanın 26/10/2017 tarihinde borca itirazından ve 27/10/2017 tarihinde kıymet takdirine itirazından feragat ettiği, akabinde araçların satışına muvafakat ettiğini bildirerek araçların satılmasını talep ettiği, yine davalı yanca başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine ilişkin İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalı vekilinin 02/11/2017 tarihinde dava dışı kefil aleyhine uygulanan hacizlerin ve 29/12/2017 tarihinde borçlular adına kayıtlı araçlar üzerindeki yakalama şerhlerinin kaldırılmasını talep ettiği görülmektedir.
Taraflar arasında 03/11/2017 tarihli zarar doğurduğu iddia edelin borç tasfiye protokolünün imzalandığı, protokolde davalı yanca başlatılan takip dosyalarına konu borçların davacı ve kefil tarafından kabul edildiği, dosya borçlarından indirim yapılarak tasfiyesi hususunda tarafların anlaşmaya vardıkları, protokole göre;
davacı ve kefillerin kredi sözleşmesinin teminatını teşkil eden araçları 12/11/2017 tarihine kadar satarak satış bedelini davalıya olan borçlarına mahsup edilmek üzere ödeyecekleri, en geç 12/11/2017 tarihine kadar 702.500,00 Euro ödenmesi halinde takip giderleri hariç kredi sözleşmesi borcunun sona ereceği, ödemenin belirtilen tarihlerde yapılmaması halinde protokolün kendiliğinden münfesih olacağı, mutabık kalınan tarihlerde ödemenin yapılmaması halinde araçların icrai yoldan satışlarının gerçekleşeceği ve borçlu ve kefillerin protokole dayalı olarak talepte bulunamayacakları,
yükümlülüklerin tam ve zamanında yerine getirilmemesi halinde davalının borç tüm ferileri ile ödeninceye kadar başta icrai satış işlemleri olmak üzere yasal işlemlere devam edeceği hususlarının kabul edildiği görülmektedir. Davacı tarafın protokolün zorla imzalatıldığı yönündeki iddialarını ispatlar bir delil bulunmadığı gibi, kefil ve kendisi hakkında süreside ödemediği borçları nedeniyle takibe geçilmesi bir hakkın kullanılmasından ibaret olup haksız fiil sayılamaz.
Yine davacı tarafça avukatı vasıtasıyla imzaladığı tasfiye protokolünün irade fesadı nedeniyle geçersiz olduğuna yönelik 1 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir dava açılmadığı, davalı tarafça sözleşmenin feshinde, icra takibi başlatılmasında yasal mevzuata ve sözleşme hükümlerine aykırı bir hususun bulunmadığının kabulü gerekmiştir.
6102 sayılı TTK 18/2 maddesi gereği her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, davacının davasının dayanaksız ve haksız olduğu, davacı iddialarının ispatlanamadığı, protokol içeriğinde davacıya bir kısım indirimde yapıldığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, vekil eli ile yapılan temliklerde gabinde aranan subjektif unsur gerçekleşmeyeceğinden gabin iddiasının dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
(Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2015/10859 Esas, 2018/11504 Karar) Tüm bu açıklamalara göre, HMK 353/(1)b-1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı isabetli bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1076, K. 2024/1477, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama