KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Dosya no
- 2021/1080
- Karar no
- 2024/1480
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/04/2021
- Numarası
- 2019/1025 Esas - 2021/394 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/10/2024
Karar Metni
1.940 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Borçlu Davalı şirketin müvekkil şirkete olan borcundan dolayı İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe ve borca itiraz ederek takibin durdurulduğunu, müvekkil şirket ile davalı firmanı cari hesap ilişkisi çerçevesinde Mal alım Satımı yaptıklarını, müvekkil şirketin davalıya firmaya ithal fidan ve bitki satışı yaptığını, davalının da ödemesini yapmadığını, ve davalının müvekkil şirkete 73.665.71 TL C/H Borcu olduğunu, davalı ile yapılan görüşmelere rağmen netice alınamadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinin de sonuçsuz kaldığını beyanla, davanın kabulü ile itirazı iptaline ve takibin devamına,
davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacı tarafın icra takibinde alacağın dayanağı olarak C/H alacağını göstermiş olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında C/H ilişkisi çerçevesinde herhangi bir alışveriş yapılmadığını, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, Cari hesap sözleşmesinin rızai bir şekilde yapılmasının gerektiğini, Müvekkil şirket ile davacı şirket arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi kurulmadığını, bu sebeple başlatılan takibin hukuka uygun olmadığını beyanla, Davanın reddine karar verilmesini, davacını %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, Yargılama giderleri ile vekalet ücretini karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda davalı tarafın davayı takip etmediği, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 74.421,46 TL alacaklı olduğu, 5.192,00 TL tutarlı faturanın mükerrer olarak davacı tarafından ticari defterlere işlendiği, mükerrer fatura düşüldükten sonra 69.229,46 TL davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının davaya konu faturaları vergi dairesine bildirdiği,
davalı ve davacı tarafın BA/BS formlarının birbiriyle örtüştüğü, dolayısıyla faturalara konu malların davalıya teslim edildiği yönünde kanaat oluştuğu, HMK 222/3.
Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde).
Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne ," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının alacaklı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, bu sebeple borca, asıl alacağa, işlemiş faize, faiz oranına takibe itiraz edildiğini, davalı ile davacı firma arasında cari hesap ilişkisi çerçevesinde herhangi bir alışveriş yapılmadığını, aralarında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu sebeple cari hesap alacağına dayanarak başlatılan takibin hukuka uygun olmadığını, Yargıtay Genel Kurulu kararının itirazlarının yerinde olduğuna delalet ettiğini, Dava konusu fatura içeriği malzemeler şirketimize teslim edilmemiştir.
Sevk irsaliyelerinin satıma konu ürün ile birlikte gönderilmesi ve imza karşılığında ürünlerin teslim edilmesi gerekmektedir. Davalı şirkete teslim edilen herhangi bir ürün bulunmadığını, bilirkişi raporunda sevk irsaliyesine ve teslim belgesine rastlanıp rastlanılmadığı hakkında herhangi bir tespit yapılmadığını, davacı tarafın icra takibinde alacağın sebebi olarak;
"cari hesap alacağı"nı gösterdiğini, icra takibinde dayanılmayan ticari defter ve belgeler, faturalara dayanılarak bilirkişi raporunda hesap yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin, teknik-hukuki veriler ortaya koymadan, bazı sonuçlara şahsi kanaati ile ulaşmaya çalıştığını, eksik, hatalı, gerçek verilere, somut delillere dayanmayan, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporunun kabul etmediklerini, davacının iddia ve taleplerini genişletmesine muvafakatleri bulunmadığını, eksik, hatalı, gerçek verilere, somut delillere dayanmayan,
denetime elverişli olmayan ve itirazlarına cevap vermemiş olan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı tarafın davaya konu icra takibine, "...borca, asıl alacağa, takibe itiraz ediyoruz. aksine müvekkilim firma alacaklı durumdadır." şeklinde itiraz ederek aradaki cari hesap ilişkisini ve ticari ilişkiyi kabul ettiğini, bilirkişi tarafından vergi dairesi kayıtları üzerinde yapılan incelemede davalı tarafın müvekkil tarafından kesilen bütün faturaları vergi dairesine beyan ettiği bu meyanda defterlerine işlediğinin açıkça anlaşıldığını, davalı tarafın, müvekkil tarafından kendisine düzenlenen faturaları, ticari defterlerine kaydetmesinin,
yasa ve Yargıtayın Yerleşik İçtihatları gereği fatura içeriklerini kabul ettiğini açıkça gösterdiğini, mahkeme tarafından, 29.09.2020 tarihli duruşmada, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için gün ve saat belirlenmiş, "davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde davacının defterlerinin lehinde delil sayılacağı ihtar edilmiştir." Duruşma zaptı davalı tarafa tebliğ edilmesine rağmen belirlenen inceleme gününde davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediğini, bilirkişi tarafından, davacının ticari defterleri ile vergi dairesinden gelen evraklar üzerinde yapılan incelemede, davalı tarafın,
müvekkil tarafından kesilen faturaları vergi dairesine ibraz ettiği, bu faturaları vergi indiriminde kullandığı bu minvalde ticari defterlerine işlediği açıkça anlaşıldığını, bu sebeple, davalı tarafın istinaf dilekçesinde iddia ettiği hususları hukuki dayanaktan yoksun olup gerçeklikten uzak olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır.
Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile " cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 73.665,71 TL asıl alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takip talebine cari hesap ekstresi eklendiği, takibe borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir.
Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, 2015/13357 Esas ve 2016/2695 Karar Sayılı İlamı).
Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir.
Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3).
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır.
Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta,
davalı tarafça tüm ticari ilişki reddedilerek taraflar arasında TTK 89 ve devamı maddelerince düzenlenmiş "cari hesap sözleşmesi" bulunmadığından davacının alacağın talep edemeyeceği savunulmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir.
Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nun cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur.
Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanmayacağından davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir.
6100 sayılı HMK 222/1 maddesi gereği ticari davalarda mahkemece tarafların ticari defterlerine resen dayanılabileceği gibi dava dilekçesinde de tarafların ticari defterlerine delil olarak dayanılmış olmakla bu yöne ilişen istinaf istemi de yerinde görülmemiştir.Somut olayda mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunmamış, delil olma niteliğine sahip davacı ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda denetime elverişli ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu uyarınca davacının takip tarihi itibarıyla açık hesaptan kaynaklanan alacak miktarı 69.229,46 TL olarak belirlenmiş,
taraflarca vergi dairesine verilen BA ve BS formlarının birebir uyumlu olduğu da belirlenmiştir. Buna göre davalının vergi dairesine BA formuyla bildirdiği malları teslim almadığı hususu ispatlaması gerekmekle olup buna dair herhangi bir delil sunulmuş değildir. Bilirkişi raporu ile de davacını takip tarihi itibarıyla alacağı takip miktarı gibi 69.229,46 TL olarak belirlenmiş olmakla davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Davalı tarafça dosya istinaf edilip dairemize geldikten sonra satışa konu olduğunu iddia ettiği mallar yönünden davacının dava dışı sigorta şirketinden malların yurt dışından taşınması esnasında oluşan hasara ilişkin ödeme aldığı, bu kısmi ödemenin gözününde bulundurulması gerektiğine yönelik beyanları yönünden; davalı taraf davaya cevap dilekçesinde bulunmadığı, savunmasını hasrettikten sonra istinaf aşamasında savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamındaki iddiaları dinlenebilir nitelikte değildir.
Bahsi geçen iddialar borcu sona erdiren ödeme gibi bir içerik taşımadığından istinaf aşamasında dikkate alınmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1080, K. 2024/1480, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama