İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1554 K.2025/43

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2021/1554Karar2025/43Tarih16 Ocak 2025Okuma12 dk · 2.313 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
16 Ocak 2025
Dosya no
2021/1554
Karar no
2025/43
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
17/06/2021
Numarası
2018/586 Esas - 2021/546 Karar
Dava
Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
İstinaf karar tarihi
16/01/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.313 kelime·12 dk okuma·6 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin %25 hissedarı olan müvekkilinin 28/03/2018 tarihli Genel Kurul Toplantısında muhalefet şerhi koyduğu 7. maddesinde kar dağıtımı talebinin haksız olarak reddedildiğini, zira 10 yıldır kar dağıtmayıp yedek akçelere eklenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, şirket karlarının sadece belli ortaklara huzur hakkı ve ikramiye ödenmek suretiyle harcandığını, 8. maddesinde ise sermayenin 17.580.000,00-TL'den 25.000.000,00-TL'ye çıkarılmasına karar verilmiş ise de, bu kararın da davacının şirketteki etkinliğinin azaltılmasına yönelik dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,

gündemin 9. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı aylık 10.000,00-TL net huzur hakkı ödenmesine karar verilmiş ise de, ortak yöneticilerin şirketten emek vermeksizin para kazanmasına yol açtığını ve örtülü kar dağıtımına sebebiyet verildiğini beyanla 28/03/2018 tarihinde icra edilen 2017 yılı olağan genel kurulunun 7, 8 ve 9. maddelerinin iptalini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kar dağıtılmayarak şirketin ekonomik olarak güçlü kalmasının amaçlandığını, sermaye artırımına ilişkin dava dilekçesinde herhangi bir gerekçe ileri sürülmediğini, ayrıca huzur hakkının kanundan doğan bir hak olup kararlaştırılan miktara nazaran fahiş tutarda olmadığını, davacının şirket adına hiçbir riske girmediğini ancak yönetim kurulu üyelerinin şirket adına imzalanan kredi sözleşmelerine şahsi kefaletlerini koyduklarını, açılan davanın diğer ortakları yıldırmaya matuf olduğunu, ayrıca çıkarılma davası açılacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacı yan, genel kurulun 9 nolu kararında yönetim kurulu üyeleri ..., ... ile ...'ya ayrı ayrı aylık 10.000,00-TL net huzur hakkı ödenmesinin fahiş olduğunu ileri sürerek iptali gerektiğini belirtmiştir.

Bilirkişi raporunda yıllık olarak üç yönetim kurulu üyesine toplam 450.000,00-TL ödenmesine karar verilmişse de, şirketin borç yükü nedeniyle yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı tanınmasının yerinde olmadığı görüşü ileri sürülmüştür.

Ancak şirketin mal varlığı, kar zarar durumu ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluk davası rizikosu altında bulunuyor olmaları nazara alınarak özellikle şirketin aktiflerine kıyasen aylık 10.000,00-TL her bir yönetim kurulu üyesine huzur hakkı tanınmasının fahiş nitelikte olmayacağı kanısına varılmıştır.

Bir başka söyleyişle, tartışma konusu yapılan huzur hakkının, piyasa koşullarının üzerinde olmadığı, şirketin ekonomik hacmi nazara alındığında, huzur hakkı adı altında yapılan ödemenin fahiş olarak değerlendirilemeyeceği, örtülü kar dağıtımı niteliğinde olmadığı kanısına varılmakla 9. maddenin iptaline ilişkin istemin reddine ve davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. TK 394. Maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesinin mümkün olduğunu, ancak bu huzur hakkı bedeli tespit edilirken; piyasa ortalamasına uygun ve fiili emek karşılığı olması, kar dağıtımı niteliği taşımaması, şirketin mali durumu-ekonomik yapısı ile uyumlu olması,

şirketin finansal yapısını olumsuz etkilememesi gerektiğini, yöneticilerden ...'nın Antakya’da ...'nın Samandağ’da yerleşik olduğunu, tüm mesaisini veya mesaisinin büyük kısmını şirkette geçirmesinin fiilen imkansız olduğunu ve emek bulunmadığını, yönetici ortakların işyerleri başka şehirlerde olan başka şirketlerde de yönetici olduklarını, tüm şirketlerden huzur hakkı aldıklarını, dolayısıyla alınan bedelin emek karşılığı olmadığının açık olduğunu, bu şirket ve diğer şirketlerin 9-10 yıldır kar dağıtmadığını, aynı yöneticilerin çok sayıda şirketten huzur hakkı aldıklarını,

böylece hem kar transferi yapılmakta hem de kar dağıtımının yaratacağı vergi yükünden kurtulmakta olduklarını, toplantıda sunulan bilançoya göre dönem karının 388.309,37 TL olduğunu, (Önceki yıl karı 742.268,84 TL idi. % 45’lik azalma vardır. buna rağmen başarıdan söz edildiğini, Genel Kurul’da sözel olarak (tutanaklara geçmemiştir) bir önceki yılda doğmuş huzur hakları bedellerinin tahsil edilmediğinin beyan edildiğini, geçen yıl huzur hakkı bedellerinin tahsil edildiğinin kayıtlarda da bulunmadığını, o rakamın düşülmüş olması durumunda şirket karının sadece 28.309,27 olacağını,

hükmün ret kısmının bu nedenlerle hukuka aykırı olduğunu ve bozulması gerektiğini, önceki yıl huzur hakkı alınmadığı hususunun bilançolar ile bilirkişi incelemelerinde ortaya çıktığını, bilançoda borç olarak da yer almadığını, dolayısıyla bilançonun gerçeği yansıtmadığının ortaya koymak yanında, bu durumun şirketin zarara sokulması için yönetim kurul tarafından elden gelen her şeyin yapıldığını da gösterdiğini, bu durumun dahi huzur hakkı ödemesinin hak edilmediğinin açık delili olduğunu beyanla, davanın reddine ilişkin karar kısmının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasa ve Yerleşik Yargıtay Uygulamasına aykırı davanın, dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, iş bu nedenle yerel mahkemenin, 7 ve 8 no.lu Genel Kurul kararının iptaline ilişkin kararın isabetsiz olduğunu, yerel mahkemenin genel kurul kararlarına ilişkin hukuki değerlendirmelerine ve tespitlerine katılmanın mümkün olmadığını, davaya konu genel kurulda davacı tarafın yasanın aradığı şartlar dahilinde genel kurul kararında muhalefet şerhi olmadığı gibi adeta peşin muhalefet şerhi bulunduğu hususlarının gözden kaçırıldığını,

dava konusuna ilişkin genel kurul tutanağı incelendiğinde davacı daha karar alınmadan önce görüşmeler sırasında karşı çıktığı (peşin muhalefette bulunduğu), bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olduğunun görüleceğini, davacı tarafından kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkma (muhalefet) bulunmadığını, bu nedenle iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediğinin açıkça ortada olduğunu ve yerel mahkemece dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini,

davacı ile müvekkilin grup şirketleri olan pek çok firmada muhalefet şerhi hususunun tartışıldığını ve bu konuyu açıklığa kavuşturan pek çok emsal karar mevcut olduğunu, Genel Kurulun 7 no.lu gündem maddesinin iptaline ilişkin yerel mahkemece herhangi bir somut veri araştırılmadan, çelişkilerle dolu ve soyut ifadelerin dayanak alınarak karar verildiğini, şirket değerinin her yıl arttığını, karın sermayeye eklenmesi ve dolayısı ile hisselerin bedelsiz olarak ortaklara dağıtılması neticesinde davacının şirketteki hisselerinin de değer kazandığını,

davacının şirkete ortak olduğu tarihte adına ödenmiş olan hisse bedelleri değeri ile bugün itibariyle hisse değeri karşılıkları arasında ciddi bir artış olduğunu, bu uygulamanın davacının zararına olmasının mümkün olmadığını ve yerel mahkemenin davacının hisse payının düşürülmesi ve sermaye artırımı kararının hangi sebeple hukuka aykırı olduğuna dair kanaatinin nasıl oluştuğunun taraflarınca anlaşılamadığını, huzur hakkının yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, verilmesi için şirketin kar etmesine dahi gerek olmadığını,

yerel mahkemece verilen kararın 9. no.lu genel kurul kararlarının iptali talebinin reddi yönünden isabetli olduğundan onanmasına, 7. ve 8. no.lu genel kurul kararının iptaline dair kararının hukuka aykırı, haksız ve mesnetsiz olduğundan iş bu yönden kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: huzur hakkının yönetim kurulunun kanundan doğan bir hakkı olduğunu, verilmesi için şirketin kar etmesine dahi gerek olmadığını, kaldı ki ; orta düzey bir müdürün aylık maaşına denk gelen miktardaki huzur hakkı ödemesinde davalı şirketin büyüklüğü, yaptığı iş ve yönetim kurulu üyelerinin üstlendiği sorumluluk kıyaslandığında ;

yerel mahkemenin 9 no.lu huzur hakkına ilişkin genel kurul kararına dair kararının usul ve yasaya uygun olduğundan, davacının haksız ve mesnetsiz istinaf itirazlarının reddi gerektiğini, yerel mahkemece verilen kararın 9. no.lu genel kurul kararlarının iptali talebinin reddi yönünden isabetli olduğunu ve onanmasını, 7. ve 8. no.lu genel kurul kararının iptaline dair kararın hukuka aykırı, haksız ve mesnetsiz olduğundan kararın kaldırılarak davanın reddine, davacının haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; davalı Anonim Şirketin 28/03/2018 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan 7, 8 ve 9 nolu kararların TTK 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 7 ve 8 numaralı kararın iptaline 9 numaralı karar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinafa konu uyuşmazlık temelde; genel kurul toplantı tutanağına davacı tarafça konulan muhalefet şerhinin geçerli olup olmadığı, kar dağıtımına ve sermaye artışına ilişkin verilen kararın yerinde olup olmadığı, yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaşırılan huzur hakkının dürüstlük kurallarına uygun olup olmadığı noktasındadır.

Davalı Anonim şirketin 28/03/2018 tarihli hazirun cetveline göre 7 ortaklı 170.840 paya bölünmüş 8.542.000 TL sermayesi bulunduğu, davacı ...'nın nominal değeri 2.135.500 TL olan 42.710 paya sahip olup %25 oranına tekabül ettiği anlaşılmaktadır.

Genel kurulda oyların tamamının asaleten ve vekaleten temsil edildiği, davacının vekili aracılığıyla katıldığı genel kurulda dava konusu ettiği 7, 8 ve 9 numaralı kararların müzakaresi esnasında talep ve görüşlerini bildirdikleri gibi karar alındıktan sonra kararın altına " alınan karara muhalifiz, talebimizin aksi yönünde karar alınmıştır.

Bu hususa yönelik dava açacağız dedi' şeklinde mahelfet şerhi konulduğu, kararların davacının karşı oyu ve oy çokluğu ile alındığı görülmektedir.

6102 sayılı TTK'nın 445 ve 446. maddelerinde; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,

yönetim kurulu ile kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa, yönetim kurulu üyelerinden her birinin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açabileceği belirtilmiştir. TTK'nın 445. maddesi uyarınca açılacak iptal davalarında alınan kararın altına muhalefet şerhinin eklenmesi özel dava şartıdır.

Bu hususa ilişkin TTK 446/1 a) toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten" düzenlemesini içermektedir. Somut uyuşmazlıkta kararlar alınmadan önce müzakere aşamasında davacı tarafça muhalefet gerekçelerini belirtildiği görülmektedir. Kaldı ki tutanağa yazdırılan muhalefet şerhinin gerekçeli olması gerektiğine dair herhangi bir düzenleme ve zorunluluk bulunmamaktadır.

Muhalefet şerhinin gerekçeli olmasını aramak yasananı öngörmediği bir dava şartının yorum yolu ile ihdas edilip yargıya erişim hakkının engellenmesi sonucunu doğuracağı da gözününe alınarak davalı tarafın bu yönlere ilişen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı şirketin olağan genel kurul toplantı tutanağının (7). maddesinde, karın kullanım şekli görüşülmüş ve yapılan oylama sonucunda karın kanun ve esas sözleşme gereği ayrılması gereken miktar ayrıldıktan sonra kalan kısmı dağıtılmayarak tamamının olağanüstü yedek olarak ayrılmasına 42.710 olumsuz oya karşılık 128.130 olumlu oy ile oy çokluğuyla kabul edilmiştir.

Davacı vekilince, 10 yıldır kar dağıtılmayıp yedek akçelere eklenmesini dürüstlük kuralına aykırı olduğu, karın sadece belli belli ortaklara huzur hakkı ve ikramiye ödenmek suretiyle harcandığı, şirket ortaklarının temel amacının kar payı almak olduğu, gerekçesiyle genel kurul kararının iptali talep edilmiştir. TTK'nın 507/1.

Maddesine göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasındadır.

Kar payı dağıtılabilmesi için öncelikle genel kurulun kapsadığı dönem itibariyle şirketin kar etmiş olması gerekir. Şirketin bilançosuna göre 2016 yılında 253.442,28 TL geçmiş yıl karı ile 742.268,84 TL cari yıl net karının da bulunduğu, 2017 yılında net 388.522,20 TL kar elde ettiği sabittir.

Şirketin borçları bulunmasına rağmen kar dağıtılmamış olması ortaklığın amacı olan kar alma hakkını engeller mahiyette olduğu ve dürüstlük kuralarını uygun olmadığı, yaklaşık 1.384.263,32 TL dağıtılabilir kar bulunduğu bilirkişi raporu ile de belirlenmiş olmakla bu maddeye yönelik iptal kararı verilmesinde bir isabetsizilk yoktur. Doktrinde emredici hukuk kuralının koruduğu menfaate göre bir ayrım yapılarak bir sonuca varılması baskın olarak kabul edilmektedir.

Buna göre; eğer emredici kanun hükmü kamu düzenine ilişkinse burada bir yokluk ya da butlan hali bulunacak; ancak kanun hükmü pay sahibinin menfaati korumaya yönelikse iptal edilebilirlik gündeme gelecektir. Doktrinde bazı yazarlar tarafından, kamu düzenine ilişkin olan emredici hükümler mutlak emredici hükümler, pay sahiplerinin çıkarlarına yönelik hükümlerse nispî emredici hükümler olarak tanımlanmaktadır.

Bu yazarlara göre, nisbî emredici hükümlere aykırılık iptal sebebi oluşturacaktır. Sermaye azaltımı ve artırımı kararları anonim şirkette sermayenin korunmasına ilişkin kararlar olup sermaye kaybının sınırına ilişkin TTK 376/2 maddesi haricinde ve bu madde uyarınca alınacak diğer önlemler emredici nitelikte değildir.

TTK nın 376/2 maddesinde şirketin sermayesi ile kanuni yedek akçeleri toplamının 2/3 ünün zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı hallerde sermayenin 1/3 ü ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar verme hakkı tanımaktadır.Bu durumda bu seçeneklerden birine karar verilmesi zorunludur. Burada ki düzenleme kanunda öngörülen tedbirlerin alınmaması durumunda karşılaşılacak yaptırımlar düzenlenmiştir.

Ancak bu seçenekleri kullanma hakkı sadece sermayenin 2/3 ünün kaybı haline mahsus olmayıp, şirket genel kurulu kanuni sınırları gözeterek her zaman sermaye artırımına veya azaltımına karar verebilecektir.(Y11H.D'nin 26/04/2022 tarih ve E:2020/6203-K:2022/3451). Somut olayda, alınan bilirkişi raporu ile.

TTK 376/2 madde çerçevesinde bir teknik iflas riskinin görülmediği, şirketin nakit sermaye artırımın gerektircek herhangi bir yatırım veya işletme projesini varlığına ilişkin somut bir gerekçe bulunmadığı belirlenmekle bu maddeye ilişkin iptal kararı verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.

9. Madde ile yönetim kurulu üyelerine ödenecek huzur hakkının kararlaştırıldığı, yönetim kurulu üyelerinin her birine aylık 10.000 TL, huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, kararın yine davacının olumsuz oyuna karşılık diğer ortakların olumlu oylarıyla alındığı, karara karşı davacı vekilinin belirlenen ücretin fahiş olduğu, örtülü kazanç aktarımı olduğu, yönetim kurulu üyelerinin şirketin yönetiminde emek sarf etmedikleri bu sebeple huzur haklarının fazla ve yersiz olduğu iddia edilmektedir.

2017 yılı öncesine ait ödenmesine karar verilen huzur haklarının yönetim kurulu üyelerine ödenmediği 2017 yılında net karın 388.522,20 TL olduğu da belirlenmiştir.

Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarının ağırlığı, şirketin aktiflerine kıyasen aylık 10.000,00-TL her bir yönetim kurulu üyesine huzur hakkı tanınmasının fahiş olmadığı, karar altına alınan huzur hakkının, piyasa koşullarına göre makul olduğu değerlendirilerek 9. maddenin iptaline ilişkin istemin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın,

alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 579,50 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

16/01/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1554, K. 2025/43, 16 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  8. Gerekçe
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1554
Karar No
2025/43
Tarih
16 Ocak 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1555 K.2025/20
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2021/1562 K.2025/34
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1565 K.2025/24
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1572 K.2025/26
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/1581 K.2025/42
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi E.2021/1582 K.2025/162

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.