KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Dosya no
- 2021/1559
- Karar no
- 2025/95
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/06/2021
- Numarası
- 2019/1169 Esas - 2021/403 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/02/2025
Karar Metni
2.381 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ile davalı arasında ticari iş ilişkisi mevcut olup taraflar yıllardır cari hesap şeklinde çalıştığını, bu ticari ilişki kapsamında alacak ve faturaların karşılıklı olarak ticari defterlere işlendiğini, davalı tarafından cari hesap ekstresine ilişin ödeme yapılmaması üzerine, davalı şirketten olan alacağın tahsili için İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile takip başlatıldığını, süresi içerisinde borcu olmadığından bahisle icra takibine haksız ve yersiz şekilde itiraz ettiğini, müvekkili ve şirket ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere 2019 yılı muavin defterlerinde davalı şirketin bakiye 667.180,43 TL borçlu olduğunu, alacağı tamamen sürüncemede bırakmak maksadı ile takibe kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, haricen edindiği bilgiler uyarınca davalı şirketin toplu işçi çıkarmakta olduğunu, alacağının teminat altına alınabilmesi ve davalı tarafın kötü niyetli itirazının altında yatan olası mal kaçırma girişimlerinin önlenmesi için,
öncelikle takip konusu alacağın ihtilafsız olması sebebiyle teminatsız olarak, aksi kanaat söz konusu ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini beyanla, ihtiyati haciz kararı verilmesine, davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, İİK'nın 67/2 uyarınca davalının %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle. Dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, müvekkili şirketle davacı şirket arasında yıllardır devam eden bir ticari ilişki olduğunu, müvekkili ... Tic. Ltd. Şti, 2014 yılına kadar, davacı ... Ltd. Şti'nin %95 hissesine sahip ortağı olduğunu, yani davacı ...
Şirketinin davalı ... tarafından kurulmuş bir şirket olduğunu, 2014 Senesi sonunda müvekkili şirketin, ...'de bulunan hisselerini %5 hisse sahibi diğer ortak ...'ya devrederek ...'deki ortaklığını sona erdirdiğini, müvekkil ... Tic. Ltd.
Şti'nin, tıp kitaplarının basım, yayım ve dağıtımı konusunda Türkiye'nin en büyük şirketlerinden biri olduğunu, müvekkil şirketin davalı şirketteki %95'lik ortaklığı sona erse de, ticari ilişkinin sona ermediğini, bu ticari ilişkide müvekkilinin kitap satan, davacı şirketin de kitap alan durumunda olduğunu, müvekkili şirketin, devam eden bu ticari ilişkide, davacının yapacağı ödemelerin aylık nakit olarak yapılması ve yeni iskonto oranlarının %15 olacağını bildirmesi üzerine davacı şirket tarafından icra takibi başlatıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkilinin kitap satan, davacı şirketin de kitap alan durumunda olduğunu,
mal satımlarına ilişkin faturalar incelendiğinde davacı şirket tarafından müvekkili şirkete kesilmiş neredeyse hiçbir fatura olmamasına rağmen, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete kesilmiş yüzlerce faturanın olduğunu, davacı şirketin yaptığı icra takibinin dayanağına sadece iki satırlık bir muavin defter kaydı koyduğunu, davacı şirketin, şirket hisselerinin devri sırasında, müvekkili şirkete ve ortaklarına ödenen hisse devir bedellerini şirketler arasında bir ödeme gibi gösterilmiş olabileceğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını beyanla, açılan davanın reddine,
alacağın %20'si oranında tazminatın davacından tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Alınan bilirkişi kök ve ek raporları ile hesap kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı şirketin diğer ortağı olan ... tarafından satın alınan hisse bedellerine denk gelen çeklerin davalıya verildiği ve defterlere işlendiği, daha sonra bu çeklerin 575.000,00TL'lik kısmının şirket alacağıymış gibi takibe konu alacağa eklendiği, oysa bu çeklerin şirket sahibi adına keşide edilip verildiği ve iki tarafın da defterine kaydedildiği,
şirket hisse borçlusu satın alan gerçek kişi ise de onun adına davacının çek vermesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu durumda davacı şirketin yaptığı ödeme kadar kendi ortağından alacaklı olmasının mümkün olduğu, bunun hesaplara usulüne uygun işlenmemiş olmasının davacının kusuru olduğu, ticari defterlere göre davacının hesabından düşürülmesi gereken 12.000,00 TL ve 1.404,00TL'nin mahsubu sonrası 653.144,53TL alacak göründüğü, şirket hisse bedeli için verildiği anlaşılan çeklerin bedeli olan 575.000,00TL düşüldüğünde ise bakiyenin 78.144,63 TL olacağı ve davacının bu miktarda alacaklı olduğu,
davacı defterlerine işlenen 631,80TL'lik faturanın davalıya tebliğ edildiğine dair kanıt ortaya konmadığı ve davalı defterinde kaydı da olmadığından bu miktar yönünden da alacağın sübuta ermediği, bu durumda davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından davalı şirkete avans olarak toplamda 575.000,00 TL bedelli çekler verildiğini, mahkeme, bahse konu çeklerin kambiyo senedi olduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten soyut olduğu yönündeki ticaret hukuku kurallarına aykırı biçimde çeklere sebep bulma gayreti içerisine girdiğini, bu durumun kabulünün mümkün olmadığını, davacı şirketin ticari defter kayıtlarını eksiksiz ve usulüne uygun biçimde tuttuğunu, davacı şirketin ticari defterlerinde bulunan kayıtlara ilişkin işlemleri tevsik eden belgelerin sunulduğunu,
ancak yargılama süresince davalının ticari defterlerinde bulunan ve uyuşmazlığın çözümünde önem arz eden kayıtları destekler ve tevsik eder nitelikte belge sunulmadığının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, alınan kök raporun tarafların ticari defterlerinin incelenmesini ve karşılaştırmasını içerirken ek raporda taraflarca talep edilmemiş olmasına rağmen şirket değerinin hesaplanmasına gidildiğini, ek raporda, kök rapora karşı sundukları itirazların değerlendirilmediğini, kararın kaldırılmasını,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
İlk derece mahkemesinin kararının, taraflar arasındaki hukuki ilişkininin tespiti ve çeklerin, şirket hisselerinin devirlerine karşılık olarak verildiğinin kabulü bakımından doğru olduğunu, ancak davalı şirketin satıcı, davacı şirketin de alıcı durumda olduğu da göz önüne alınarak davanın tamamının reddine karar verilmesi gerektiğini, bununla birlikte, davacı tarafından 667.180,43 TL. üzerinden başlatılan icra takibinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla, artık icra takibi ile talep edilen alacağın likit olmadığının ortaya çıktığını, alacak likit olmadığı ve itirazlarının da haksız bulunmadığı için,
icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, nitekim 667.180,43 TL. tutarındaki alacağa yaptıkları itiraz neticesinde alacak miktarının 78.144,63 TL. olarak tespit edildiğini, dolayısıyla yapılan itirazın haklı olduğunu, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı takip dosyası ile " bakiye 667.180,43 TL cari hesap ekstresi-muavin defter dökümü" borcun sebebi gösterilerek 667.180,43 TL TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip talebine muavin defter çıktısının eklendiği, borçlunun zamanaşımı defiyle birlikte borca da itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.
Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
Taraflar arasında ticari satıma ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davacı ve davalı beyanlarından taraflar arasında uzun süreli ticari ilişkinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin 100.000 TL sermaye ile her biri 25 TL nominal değere sahip 4.000 hisse ile kurulduğu, kuruluş aşamasında 3.800 hisseye tekabül eden %95 hissenin davalı şirkete, %5 hisseye tekabül eden 200 hissinin dava dışı ...'ya ait oluğu,
davalının sahip olduğu hisseleri davacı şirketin diğer ortağı ...'ya 30/05/2014 tarihinde 95.000,00TL bedelle noter satış sözleşmesiyle satıldığı ve tescil edildiği anlaşılmaktadır Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ile her iki tarafın ticari defterlerinin yasal sürede açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil edeceği belirlenmiştir.
Tarafların ticari defterleri üzeride yapılan incelemede 2014 yıl sonu itibarıyla tarafların ticari defterlerinin birbirine mutabık olduğu, tarafların ticari defterlerindeki mutabakatsızlığın; davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı ticari defterlerinde kaydı bulunmayan 101 adet 751.985,80 TL lik işlem ile davacı kaydında bulunup davalı kaydında bulunmayan 69.315,13 TL lik iki adet ödemeye ilişkin kayıttan kaynaklandığı belirlenmiştir.
Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan toplam 69.315,13 TL tutarlı 2 işlemin dekontlara dayalı yapıldığı belirlenmiş ve bu miktar nihai hesaplamada dikkate alınmıştır.Davalının ticari defterlerinde kaydı bulunup davacı defterlerinde kaydı bulunmayan 631,80 TL lik faturanın sevk irsaliyesinin bulunuğu, usulüne uygun kaydedildiği anlaşılmakla davalı kayıtları esas alınmıştır.
Yine davalının kayıtlarında bulunup davacı kayıtlarında bulunmayan 12.000 TL lik havalenin banka dekontu ile sabit olduğu, davacı tarafça bu miktarın davalı talimatıyla 3. Kişiye gönderildiği savunulmuş ise de buna dair bir talimat bulunmadığı gibi davacının sunduğu 3. Kişiye gönderiye ilişkin dekontta da herhangi bir açıklama bulunmadığı anlaşılmakla bu miktar yönünden davalı kayıtlarına itibar edilmiştir. Dava dışı ... ve ...
A.Ş nin davalıya göndermesi gereken 1.404,00 TL lik havaleyi davacı hesabına gönderdiği, davacının bu şirketten bir alacağı bulunmadığı, bu işlem ile davacı hesabına gelen miktarın davalı kayıtlarında mahsup işlemi yapıldığı anlaşılmakla davalı kayıtları esas alınmıştır. Bu işlemler sonucu taraflar arasındaki mutabakatsızlık tutarı 737.950.00 TL olarak belirlenmiştir.
Davadaki asıl uyuşmazlık konusu olan davalı defterlerinde 98 adet hesap virman açıklamasıyla yapılan kayıtlardan kaynaklanmaktadır. Bilirkişi raporu ile bu işlemlerin "davacı/alacaklı şirketin, şirket hisselerinin devri sırasında, davalı/borçlu şirket ve ortalarına ödenen hisse devir bedellerinin tahakkuku" olarak yasal defterlere kaydedildiği belirlenmiştir. Bu miktar davacının cari hesabından çıkarılıp davalı şirketin ortaklar hesabına aktarılmıştır.
Bilirkişi raporu ile bu işlemden kasıt 737.950,00 TL nin taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanmayıp davalı şirketin ortağının bir alacağı olarak şirkete verilen bir tutar olarak kabul edilmesi amacı taşıdığı belirtilmiştir. Yapılan bu işlem somut bir evraka dayanmadığından bilirkişi tarafından hesaplamaya dahil edilmemiştir.
Bu durumda davacı kayıtlarında yer alan 667.180,43 TL den davalı kayıtlarında yer alıp davacı kayıtlarında yer almayan 3 adet kayıt toplamı 14.035,80TL nin mahsubu ile bakiye 653.144,63 TL alacak bakiyesi kaldığı görülmektedir.Davalı tarafça kendisine verilen cari hesaba işlenen 22 adet 575,000 TL lik çekin ticari alışverişin siparişi için verilen avans olmadığı, şirketin hisse satışına ilişkin yapılan ödeme olduğu savunulmuştur.
Davacının dayanağı açık hesap ilişkisinden kaynaklı alacak talebi olduğuna göre tüm iddialarını ispat yükü davacıdadır. Davacını dayandığı ticari defterlerinin kendi lehine delil olabilmesi için HMK 222. Maddesi gereği diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmuştur. Davalı ticari defterleri davacı ticari defterlerindeki kayıtlara aykırıdır. Davacı taraf gönderdiği paranın sipariş avansı olarak gönderildiğini yazılı delil ile kanıtlamış değildir. Vasıflı (nitelikli) İkrar: Vakıanın doğruluğunu beyan eder ve karşı tarafın istemine hak vermeyen bir açıklama bir niteleme vasıflandırma getirilmektedir. Vasıflı ikrarda ikrar edilen kısımla davalının vasıflandırması bir birinden ayrılmaz.
Bu sebeple vasıflı ikrarda iddia edenin ispat yükü devam eder. Davalının çek bedellerini tahsil etmiş olmasına rağmen bu bedeli sipariş avansı değilde hisse satış bedeline mahsuben tahsil edildiği ileri sürülmekle, verilen çeklerin sipariş avansı olarak verildiğini kanıtlama yükü davacı üzerindedir. Kural olarak çek ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur.
Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, bedelsiz bir avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davacının kendi ticari defterlerinde alacaklı gözükmesi veya davalı ticari defterlerinde mal teslimine ilişkin bir kayıt bulunmaması tek başına ispata yeterli değildir.
Davalının dava konusu çekler karşılığı hisse senedinin devrine ilişkin olduğu ya da başka bir ticari ilişki kapsamında çeklerin alındığını savunması ispat yükünü değiştirir nitelikte değildir. Davacı taraf 575.000,00 TL bedelli çek ödemelerinin satın aldığı malların sipariş avansı olarak verildiğini, dosya kapsamı delillerle ispat etmiş değildir. Bu durumda davacının tüm ve davalının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir.
İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, hüküm altına alınan alacak açık hesap ilişkisinden kaynaklanmakla likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi yerinde değildir. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
05/02/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1559, K. 2025/95, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama