KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- Dosya no
- 2021/1906
- Karar no
- 2024/1858
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/09/2021
- Numarası
- 2020/280 Esas - 2021/676 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli
- İstinaf karar tarihi
- 19/12/2024
Karar Metni
1.510 kelime·8 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğunu, şirketin diğer ortağı olan ...'ın müvekkilinin boşandığı eşi olduğunu, taraflar arasında boşanma nedeniyle ciddi ihtilaflar bulunduğunu, davalı şirkete ait 26/04/2019 tarih 2019/01 sayılı ortaklar kurulu kararındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, söz konusu karar ile diğer ortak ... kendisini şirketi tek başına temsil etmek üzere yetkili kıldığını, müvekkili adına atılan imzanın sahte olduğunu, bu nedenlerle söz konusu kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, dava konusu yapılan ortaklar kurulu kararının geçerli ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Dava konusu yapılan ortaklar kurulu karar aslının celp ve tetkikinde; kararın şirket ortakları olan ... ile ... tarafından imzalandığı ve ...'ın kendisini şirketin tek temsilcisi olarak yetkilendirdiği, davacı tarafın kararda kendi adına atılan imzanın sahte olduğu yönünde itiraz da bulunduğu anlaşılmıştır.Davacıya ait celp edilen imza örnekleri mahkeme huzurunda alınan imza ve yazı örnekleri ve dava konusu karar aslı bilirkişi ...'a tevdi edilmiş, bilirkişi düzenlemiş olduğu 11/08/2021 tarihli raporunda özetle;
"davacı ...'ın referans imzaları ile aralarındaki ilk bakışta genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden benzerlik bulunduğu izlenimi edinilmiş ise de; bu benzerlikler karşılaştırmalı incelemelerde esas alınan diğer kriterler itibariyle desteklenmemiş ve hatta aralarında bariz farklılıklar da saptanmıştır.Bu itibarla inceleme konusu Büyükçekmece 16. Noterliğinin 06/05/2019 tarihinde onayladığı, 26/04/2019 tarih ve ... nolu karar defteri aslında ... adına atılı imzanın davacı ... (...) ...'in eli ürünü olmadığı,
adı geçenin hakiki imzalarına benzetilerek yapılandırıldığını" teknik kanaati olarak belirtmiş, mahkememizce de düzenlenen bilirkişi raporu yeterli görülerek hükme esas alınmıştır.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının ortağı olduğu davalı şirkete ait 26/04/2019 tarih 2019/01 sayılı ortaklar kurulu kararında ... adına atılan imzanın kendisine ait olmadığı, davacının söz konusu kararın alındığı toplantıya katılmadığı, davacının imzası benzetilmek suretiyle belge düzenlendiği,
bu bağlamda davacı tarafın katılmadığı ve imzasının sahte olarak atıldığı ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ortaklığa ilişkin beyanları gerçeği yansıtmadığını. davalı şirket 30.12.2002 tarihinde kurulmuş olup davacı ... ile dava dışı ...'ın şirketin %50'şer hissedarı olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü üzere, ...nin gelirine dair iddialar gerçeği yansıtmadığını, davacının tarafın en azından, şirkete ortak olduğuna ilişkin genel kurul kararı da dahil olmak üzere Türkiye Sicil Gazetesinde yayınlanan 4 genel kurul toplantısına katılmasına rağmen;
şirket işleyişi hakkında habersiz bırakıldığına ve mali tablolar hakkında bilgi alamadığına ilişkin iddiası abesle iştigal olup bununla birlikte davacının, %50 paya sahip 2 ortaklı şirkette alınacak her karara muhalif kalarak karar alınmasını engelleyebilecek konumda olması düşünüldüğünde de bu iddianın batıl olduğunu, ortağın bilgi alma ve inceleme hakkını limited şirketler açısından düzenleyen TTK 614. maddesine göre,
ortağın “şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini” şirket müdürlerinden isteyebileceğinin hükme bağlandığı görülmekte olduğunu ancak bunun da istisnalarının yine aynı kanun maddesinde ifade edilmekte ve yapılacak işlemin açıkça belirtilmesi gerektiğini, ancak davalıya, bugüne kadar ulaşan;
şifahi ve yazılı bir bilgi isteği ya da ihtarname veya davacı ortağın şirketin işleyişi veya mali tabloları öğrenilemediğine/ kendisine verilmediğine dair, yargıya ulaşan bir talebi bulunmamakla birlikte zaten davalı şirketi gayrifaal hale getirenin kendisi olduğunu, zira davacının kasten icra ettiği eylem ve işlemler neticesinde davalı şirket batırılmış olup gayrifaal hale getirildiğini, bu sebeplerle 23.03.2018 tarihli Beyoğlu 16. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile dava dışı ... adına; şirkete müdür atanması,
şirketin zararlarının sonlandırılması ve feshi ile ilgili işlemlerin yapılması konusu ihtar edilmiş davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, genel kurul kararının davalı şirketin tüm ortaklarının birlikte aldığı aşikar olup davalının ve dava dışı ..., davacı yan tarafından 2015 yılından itibaren mağdur edilmekte olup davalı şirketin davacının hukuka mügayir davranışları sebebiyle gayrifaal hale getirilen davalı şirketin işlem yapması amacıyla davacı yanın davaya konu genel kurul kararından haberi olduğu, ilgili karara imza attığı aşikar olup hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacının, dava dışı ... ile arasındaki husumet sonucu;
davalı şirketin ticari hayatı davacı tarafından pazarlık unsuru yapıldığını, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz tanzim edildiğini, bilirkişi incelemesine konu imzanın örnek sayısı ve niteliği yeterli olmadığını her ne kadar dosyada mübrez bilirkişi raporunda mukayeseye esas belgeler olarak belirtilen belgeler olsa da işbu belgelerdeki imzaların hangi şekilde atıldığı, aslı olmayan belgeler açısından fotokopilerdeki imzaların görünürlüğünün ne kadar olduğu ve mukayeseye esas alınmasına dair görüşün bulunmadığının görüldüğünü, bilirkişi raporunun 2. sayfasındaki.
2006, 2015, 2020 ve 2021 tarihli davacıya ait imzalarda derin bir incelemeye girilmeksizin göz atıldığında dahi büyük farklılıkların olduğunu, bilirkişi raporu hangi imzalar arasında farklılık olduğunu belirtmediğini, davacının hangi imzasıyla mukayese edildiğinin ve hangi imzaya göre ne farklılıklarının olduğunun tespitinin net, şüpheden uzak ve somut gerekçelerle belirtilmesi gerektiğini, adli tıp kurumundan rapor alınması gerektiğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, limited şirket ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ortaklar kurulu kararında davacıya atfen atılan imzanın davacıya ait olup olmadığı noktasındadır.Davalı şirketi, 26/04/2019 tarih ve 2019/1 sayılı ortaklar kurulu kararı ile dava dışı ortak ... bir yıl süre ile şirketi münferit imza ile temsile yetkili kılınmıştır.Davacı tarafça, şirket ortaklar kurulu kararında adına atfen atılan imzanın kendisine ait olmadığı iddiasıyla söz konusu kararın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 208/1.
Maddesine göre, taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre de, bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, mahkemece HMK'nın 211. Maddesinde düzenlenen usulde inceleme yapılmalıdır.HMK'nın 211. Maddesi düzenlemesinden anlaşılacağı üzere davaya konu ortaklar kurulu kararındaki imzanın sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir.
Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.İmza incelemesinde öncelikle davaya konu ortaklar kurulu karar tarihinden öncesine ilişkin davacıya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, ortaklar kurulu karar tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır.Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak,
grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması;sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması,
gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.
Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştirDiğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir.
Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır.
Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir(Yargıtay HGK'nın 08.10.2019 tarihli ve 2017/(19)11-911 E. - 2020/736 K. sayılı kararı).İlk derece mahkemesince, davacının mukayese imza ve yazı örnekleri usulünce toplanarak dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve adli grafolog bilirkişi raporunda davaya konu ortaklar kurulu kararında davacı adına atfen atılmış imzanın davacıya ait mevcut mukayese imzalara kıyasla davacının eli ürünü olmadığı ve davacının hakiki imzalarına benzetilerek yapılandırılmış olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporu gerekçeli, denetime elverişli ve somut olaya uygun olup, davaya konu ortaklar kurulu kararında davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle söz konusu ortaklar kurulu kararı yok hükmümdedir.
Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/1906, K. 2024/1858, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama