KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 2 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/195
- Karar no
- 2024/642
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/11/2020
- Numarası
- 2018/455 Esas - 2020/763 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 02/05/2024
Karar Metni
1.569 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı ... San. Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında, 31.05.2015 tarih ve 1.500.000 TL bedelli, 30.12.2015 tarihli ve 660.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, diğer davalılar ... ve ...'ün de bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıklarını, davalıların kredi sözleşmelerindeki ödeme taahhütlerini yerine getirmediklerinden kredi hesabının 12.02.2018 tarihinde kat edildiğini, davalılara Beyoğlu ...
Noterliğinin 12.02.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, tüm davalılara hesap kat ihtarlarının gönderildiğini, verilen yasal sürenin geçmiş olmasına rağmen, müvekkili bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili bankanın vadesi gelen ve muaccel alacağı için ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu ve İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/239 D.
İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz taleplerinin kabul edilerek, alacaklarının bir kısmı için ihtiyati haciz kararı verildiğini, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararının icraya konularak aynı zamanda ilamsız icra takibine geçildiğini, davalıların bu takibe karşı haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulundukları için icra takibinin durduğunu, müvekkili bankanın kayıtlarında ödememe halinin sabit olduğunu, takibin durdurulması sebebiyle davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankaya herhangi bir borçlarının bulunmadığını, bu sebeple davacı tarafından gönderilen Beyoğlu ...
Noterliğinin 12.02.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesine süresi içerisinde Beyoğlu ...Noterliğinden keşide ettikleri 21.02.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, icra takibini başlatan ...'ın takibe konu kat ihtarının maddi gerçeklikten uzak ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, banka tarafından çekilen kat ihtarnamesinde yer verilen hesap özetinde kredi borcunun dayanağının ve faiz oranlarının belirtilmediği gibi hesap detayına ait bilgilere de yer verilmediğini, borcun dayanağına ve faiz oranlarına somut olarak ulaşamadıklarını,
kredi bilgilendirilmesinin zorunlu bir uygulama olup sürekli yapılması gereken bir işlem olduğunu, ancak müvekkilinin kredi boyunca borç ve kredi hakkında bilgilendirilmediğini, iş bu nedenle muhtevası açıklıktan uzak olan borcu ve bu haliyle kabul etmenin mümkün olamayacağını, kefiller olan davalılar ... ve ...'e kefalet ve neticesinin TBK.nın 21 maddesi uyarınca borçlu kefil olarak sorumlu olduğunu öngören klozların geçerliliği, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa klozlar hakkında açıkça bilgi verip içeriğini öğrenme imkanının ispatlanması gerekeceğini,
kaldı ki kefaleti gösterir belgede asıl borçlunun borç miktarının da yer almadığından, geçersiz olduğunu ve davacının kötü niyetli olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı bankanın Şişli şubesi ile davalı ... San. Dış. Tic. Ltd.
Şti. arasında, 31.05.2017 tarih ve 1.500.000 TL bedelli ve 30.12.2015 tarihli ve 660.000 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, diğer davalılar ... ve ...'ün de bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, davalı ... ve ...'ün kefalet limitlerinin 1.500.000 TL + 660.000 = 2.160.000 TL olduğu, davalıların kredi sözleşmelerindeki ödeme taahhütlerini yerine getirmediğinden kredi hesabının 12.02.2018 tarihinde kat edildiğine dair davalılara Beyoğlu ...
Noterliğinin 12.02.2018 tarih ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesinin keşide edildiği, ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığı, ipotekli taşınmazların bir kısmının satışının yapıldığı bir kısmının satışının düşürüldüğü, satılan taşınmazlardan elde edilen miktarın ve diğer taşınmazlar için takdir edilen bedelin ve muhtemel satış bedellerinin alacağın tamamını karşılamayacağı bu nedenle davacı tarafından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız haciz yoluyla takip yapılabileceği ve davacı tarafından davalılar aleyhine İstanbul ...
İcra Müdürlüğünün ...
E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, bu takibe itiraz üzerine bu davanın açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının takip tarihi itibariyle davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, 808.146,06 TL asıl alacak, 17.948,02 TL işlemiş faiz, 23 TL ihtiyati haciz masrafı, 485 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 826.602,08 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından davalıların bu miktar alacak için yaptıkları itirazın iptaline, 808.146,06 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 42,08 oranında faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına ve davanın kısmen kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın niteliği gereği kararın icraya konulması için kesinleşmesi gerekmediğinden yerel mahkeme ilamının karşı tarafın vekalet ücreti yönünden icraya konulması ihtimaline karşı istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar kararın infazı nedeniyle müvekkilinin mağduriyetine sebep olunmaması için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi neticeleninceye kadar icranın durdurulması konusunda tehir-i icra kararı verilmesi gerektiğini, davalılar ile imzalanan genel kredi sözleşmelerindeki ödeme taahhütlerini yerine getirmediklerinden kredi hesabının kat edildiğini, İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, davalıların takibe itirazları nedeniyle itirazın iptali davasının açıldığını, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, yerel mahkeme kararının faiz hesabı ve temerrüt faizinin başlangıcı yönünden dosya kapsamına ve hukuka aykırı olduğunu, istinaf yolu ile kararın kısmen kaldırılarak takibe konu alacağın tamamı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararında ve karar esas bilirkişi raporunda, alacaklarının varlığı ve miktarının tespit edildiğini, karara maddi vakalara ve hukuka uygun olduğunu,
ancak karara dayanak bilirkişi raporunda temerrüt ve faiz oranı yönünden hukuka aykırı bir yorumla hatalı hesaplama yapıldığını, bu konuda rapora itirazlarının ek raporda da giderilmediğini ve yerel mahkeme kararının bu yönüyle hatalı oluştuğunu, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar faiz işletildiğinde toplamda takip taleplerindeki gibi 844.909,27 TL takip çıkışı tutarına ulaşılacağını, bu nedenle hatalı bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, kararın ortadan kaldırılması ve tüm takip üzerinde itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini,
yerel mahkemece davanın kısmen kabulü ile davalıların toplam 826.602,08 TL alacak için yaptıkları itirazın iptaline, fazla dair talebin reddine karar verildiğini, davaya konu takipteki alacak 844.909,27 TL olduğunu, mahkemece bu bedelden 826.602,08 TL'lik kısmının kabul edildiğini, 18.307.19 TL’lik kısmı yönünden ise itirazın iptali talebinin reddedildiğini, davacı vekili lehine kabul edilen 826.602,08 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplandığını,
davalılar vekili yönünden ise alacağın redddine karar verilen 18.307.19 TL’lik kısmı üzerinden 4.080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken nasıl hesaplandığının anlaşılmadığı bir şekilde 15.189,18 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, hesaplanan 15.189,18 TL vekalet ücretinin yaklaşık 120.000,00 TL bedele denk gelmekte olduğunu, bu bedelde bir alacağın reddi veya davalılar lehine fazla talebin söz konusu olmadığını, bu nedenle davalılar vekili lehine hesaplanan vekalet ücreti miktarının açıkça hatalı, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, belirtilen sebepler neticesinde tehir-i icra kararı verilmesini,
yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın ortadan kaldırılmasını ve davanın tüm alacak yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava. İİK.nın 67. maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karara karşı davacı ve davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya istinaf incelemesinde iken davalı tarafça sunulan 29/12/2021 havale tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiklerini, masraf ve vekalet ücreti talebi bulunmadığını ve istinaf başvurusundan feragat ettiklerini bildirdiği, anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince; istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. Kabul davayı sona erdiren taraf işlemlerindendir.
6100 sayılı HMK'nun değişik 310/2. maddesi "(2) (Ek fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./29. md) Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." düzenlemesini getirmiştir.
Dosya kapsamından mahkemece davanın kısmen kabulüne dair karar verildikten sonra ve fakat dosya istinaf incelemesi aşamasında iken davalıların davayı kabul ettiği, davalılar vekilinin vekaletnamesinde davayı kabule ilişkin yetkisinin de bulunduğu anlaşıldığından davalı tarafın davayı kabul beyanı ve söz konusu düzenleme birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve kabul beyanına göre dairemizce davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/195, K. 2024/642, 2 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama