KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Dosya no
- 2021/2172
- Karar no
- 2025/743
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/07/2021
- Numarası
- 2019/1033 Esas - 2021/572 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı
- İstinaf karar tarihi
- 29/05/2025
Karar Metni
1.454 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yurt içi ve yurt dışı taşımalara aracılık eden forwarder hizmeti sağlayan bir firma olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta müvekkil şirket davalının İzmirden Doha-Katar a ve Cidde-Suudi Arabistan a ihraç edeceği ticari mallarının nakliye ve gümrük işlemlerini organize etmek için görevlendirildiğini davalıya ait ticari emtialar için 2 adet taşıma gerçekleştirildiğini, 10/04/2019 tarihinde İzmir den Doha ya gönderilecek ticari emtialar için havayolu taşıması organize edildiğini, dava dışı taşıyıcı ... in alt firması olan ...
Havayolları tarafından taşımanın gerçekleştirildiğini, 1.460,00 USD tutarında hava navlun ve AWB ücreti fatura edildiğini, davalı firmanın bu tutarın 1.219,32 USD lik kısmını ödemediğini bu fatura için bakiye 240,68 USD kaldığını, ... tarafından 6.731,80 USD olarak 01/04/2019-15/04/2019 tarihleri arası ... raporu kapsamında müvekkiline fatura edildiğini, davacı şirketin tüm çabalarına rağmen davalının aldığı hizmetin karşılığını ödemediğini, müvekkili tarafından Üsküdar ...
Noterliği tarafından 16/07/2019 tarihinde .. yevmiye numaralı ihtarname gönderildiğini, İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı ile icra takibinin durdurulduğunu, itirazın iptaline, icranın devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davacı vekili 20/12/2019 tarihli beyan dilekçesi ile davalının icra takibindeki ana parayı davacının hesabına yatırmış olduğunu, icra harç, masraf ve vekaletname ücreti yönünden davaya devam ettiklerini belirtmiştir. Mahkememizin 16/04/2021 tarihli celsesinde.
1-Davacı vekiline ödeme dekontunu sunmak üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, 2-DAvalıya tebligat çıkartılarak davacı tarafın iddia ettiği gibi dava açıldıktan sonra davacının hesabına ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda mahkememize bilgi vermesinin istenmesine, bilgi verilmediği takdirde ödemenin yapılmış sayılacağı husunun ihtarına, tebliğ ile ihtarın yapılmış sayılmasına, şeklinde ara karar kurulmuştur.
Davacı vekili verilen sürede ilgili ödeme dekont suretini dosyaya sunmuştur. Davalı tarafça beyan dilekçesi sunulmuştur.
Bu açıklamalar ekseninde değerlendirme yapıldığında; davanın itirazın iptali davası olduğu, davanın 18/12/2019 tarihi saat 10:48 de açılmış olduğu, aynı gün saat 12:31 de icra takibi asıl alacak miktarının davalı tarafından davacı hesabına yatırılmış olduğu, davalının yapmış olduğu ödeme ile alacağı kabul ettiği, icra takibinde haksız itirazda bulunduğu ve açılmış olan bu davaya sebebiyet verdiği anlaşılmakla davanın kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce asıl borcun davacıya ödendiğini buna rağmen icra inkar tazminatına arabulucuk ücretine ve vekalet ücretine hükmedildiğini, asıl borcun dava tarihi ile aynı tarihte ödenmesinin yapıldığını, iyi niyetle dava açıldığından habersiz bir şekilde borcun ödendiğini, bu davanın konusuz kaldığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, hava taşıma nedeniyle navlun alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ödeme ile davanın konusuz kalıp kalmadığı, icra inkar tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...
Esas sayılı takip dosyasında, "fatura" sebebine dayalı olarak 2.440,68 USD asıl alacağın tahsili istemiyle 28/08/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davacı vekilince sunulan 20/12/2019 tarihli dilekçesi ile, davalının icra takibine konu edilen ana para tutarını ödediğini, icra harç ve masrafları ile vekalet ücreti yönünden davaya devam ettiklerini bildirmiştir. Dosyaya sunulan banka dekontuna göre davalı tarafça, 18/12/2019 tarihinde davacının hesabına 12.906,08 TL ödeme yapılmıştır. Bu ödeme saat 12:36'da yapılmış olup, buna göre davaya konu asıl alacağın dava tarihinden sonra ödendiği sabittir.
Davacı takip alacaklısı takip talebinde alacağın icra masrafları ve ücret-i vekalet ile birlikte tahsilini istemiştir. Bu nedenle takip giderleri dışındaki takip konusu alacağın ödenmesi halinde icra takip giderleri, harcı ve vekalet ücreti yönünden takibin devam edip etmeyeceği hususunda da bir karar verilmesi gerekir(Yargıtay 11. HD'nin 10/01/2018 tarih ve 2016/8788 - 2018/145 E-K).
İtirazla takibi durduran borçlu, defaten ya da farklı zaman dilimlerinde yaptığı ödemelerle borcu tamamen veya kısmen sona erdirebilir. Davadan sonra yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmeyeceğine göre karar değişkenlik arzedecektir.
Şöyle ki, davadan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harç, faiz, masraf, icra vekalet ücreti) borcun ödenmesi halinde “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulur. Davadan sonra borcun kısmen ödenmesi halinde ise, bu tutar hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin “infaz aşamasında nazara alınmasına” şeklinde ibare düşülür.
Davadan sonra asıl alacağın tamamen ödenip, icra harç, faiz ve masrafların yatırılmaması halinde davacı tarafın dava dilekçesinde takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faiz masraf ve vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini de istediği nazara alınarak; davalının bu kalemlere itirazı haksız ise, kapak hesabı yapılmaksızın ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemleri zikredilerek karar verilmelidir.
Zira bu itirazların iptaline karar verilmediği sürece alacaklı takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi, icra masrafları ve icra vekalet ücretini davalıdan alamaz. Dolayısıyla açıklanan bu ilkeler gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir(Yargıtay 19. HD'nin 20/06/2018 tarih ve 2017/1335 - 2018/3438 E-K).
Somut olayda, davalı tarafça asıl alacak ödenmiş olmakla birlikte takibin ferilerine ilişkin bir ödeme bulunmadığına göre takip giderleri, harcı ve vekalet ücreti yönünden takibin devamının sağlanmasına yönelik olarak hüküm tesis edilmesi gerekir.
Ancak, davacı vekilince sadece icra harç ve masrafları ile vekalet ücreti yönünden davaya devam ettiklerini bildirmesine rağmen, ilk derece mahkemesince takipten sonra işleyecek faiz yönünden de sonuç doğuracak şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur.
Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davalı asıl borcu ödeyerek borcu benimsemiş durumdadır. Bu haliyle davalı itirazında haksız ve dava konusu fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, davadan sonra yapılan ödeme ile konusuz kalan asıl alacak tutarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince takipten sonra işleyecek faiz yönünden de sonuç doğuracak şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/2172, K. 2025/743, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama