KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/221
- Karar no
- 2024/740
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/10/2020
- Numarası
- 2018/512 Esas - 2020/735 Karar
- Dava
- Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 16/05/2024
Karar Metni
2.603 kelime·13 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile takip yapıldığı, takibe konu 28/12/2012 tarihli senedin müvekkili tarafından ... Limited Şirketi'nin büyük hissedarı olan ...'nın hisselerinin bir kısmının devraldığı gün açığa imza şeklinde tanzim edilmiş olup, senette bulunan tanzim tarihi müvekkilinin adı, soyadı ve imzası dışındaki hiçbir yazı, bedel ve tarihin müvekkiline ait olmadığını, üçüncü kişiler tarafından doldurularak takibe konu edildiğini belirterek dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, paranın ödenmemesi halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2014 yılı Temmuz veya Ağustos ayında komşusu olan dava dışı ... paraya ihtiyacı olduğundan kendisinden borç para istediğini, müvekkilininde elindeki altın, döviz ve nakit paradan oluşan birikimini toplayarak ... zaten elindeki senet miktarı olacak şekilde borç istediğinden 166.000,00 TL verdiğini, ... vefatı sonrası ailesine senetten bahsetmediğini, borç ödenmeyince borçlular hakkında takibe geçtiğini, senedin ne şekilde ve nasıl verildiğine ilişkin nispi defilerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin senedi aldıktan sonra sadece adını soyadını yazarak ciro ettiğini,
davacının senetten dolayı borçlu olduğunu, müvekkilinin ...'ya takip yapmamasının ya da ödeme emri gönderilmemesinin yasadan kaynaklı hakkı olduğunu, belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacı tarafça, davalı ve dava dışı ... arkadaş oldukları ve planlı olarak olayı gerçekleştirdiklerine ilişkin iddiası, dosyaya davacı tarafça sunulan ve takip tarihinden öncesine ait olduğu anlaşılan davalı ve dava dışı ...'ın birlikte çekilmiş fotoğraflarını içerir facebook kayıtları,
dava dışı ... davacıdan talep etmiş olduğu paraya ilişkin mailde davacıya verilen sürenin dolduğu tarihten 2 gün sonrasında davalı tarafça avukatına vekalet verilmesi (ki yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalının ... ölümünü 5 - 6 ay sonra öğrendiği ve bu tarihte avukatına vekalet verdiğine ilişkin çelişkili beyanı) dava dışı ... mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu sonrası davalıyı haklı çıkarmaya çalışacak şekilde imzanın kendisine ait olduğu yönündeki beyanları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak düşünüldüğünde davalının beyanlarının çelişkili davranma yasağına aykırı olduğu,
buna mukabil davacı tarafça lehtara ve eşi ... ait hisselerin 28/12/2012 tarihli hisse devir senedi ile devralındığı ve aynı tarihte müdür olunduğu, uygulamada sıklıkla karşılaşıldığı üzere müdürlerden teminat senedi alınmakta olup, dava konusu senedin de, senet düzenleme tarihi de dikkate alındığında teminat senedi olarak verildiği ve akabinde lehtarın eşi ... tarafından davalı ...'e teslim edilerek takip başlatıldığı kanaatine varılarak davalının kötü niyetli olarak davacı hakkında borçlu olmadığı senedi takibe koyduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile davacının,
davalıya Silivri İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu 28/12/2012 düzenleme tarihli, 28/07/2015 ödeme tarihli, 166.748,00 TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalının takibinde kötü niyetli olması nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve davanın kabulüne" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün yetkili hamili bulunduğu 28/12/2012 düzenleme, 28/07/2015 vade tarihli, keşidecisi ..., lehtarı ... olan 166.748,00 TL bedelli bono bedelinin tahsili amacı ile Silivri İcra Müdürlüğü'nün ...
Esas sayılı dosyası ile kambiyo takibi başlattığını, nitekim davacı tarafın bu takip üzerine müvekkili aleyhine menfi tespit davasını açtığını, açmış olduğu davada davacı tarafın takip konusu senedin açığa imza şeklinde tanzim edilmiş olduğunu, ... şirketinin hisselerinin devraldığı gün bu senedi "teminat senedi" olarak verdiğini, bu senedin daha sonra müvekkili tarafından haksız olarak takibe konulduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın takibe konu senette yer alan imzanın kendisine ait olduğunu açıkça kabul ettiğini, bu durumda menfi tespit davalarında ispat kurallarına ve ispat yükünün hangi tarafa ait olduğuna dikkat edilmesi gerektiğini,
davacı tarafın üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olduğunu kabul ediyor ise bu durumda borçlu olmadığını da yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacı tarafından müvekkili aleyhine açılmış olan davada davacı tarafın dava konusu senet üzerinde yer alan imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini, bu durumda bu davaya konu edilmiş olan senedin müvekkili bakımından kesin delil olduğunu, davacı tarafın bu davadaki iddialarını tanık delili ile ispat etmesinin hukuken mümkün olmamasına rağmen yerel mahkemenin savcılık soruşturma dosyasındaki ifadeler gereğince karar verildiğini,
dava konusu olayda tanık dinlenemeyeceğinin de dikkate alınmak suretiyle toplanan delillere göre yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, davacı tarafın dava konusu senedi ... şirketinin hisselerinin bir kısmını devraldığı 28/12/2012 tarihinde senedi de ... teminat olarak vermiş olduğunu beyan etmiş ancak bu iddiasını ispata yarar hiçbir yazılı delilin sunulmadığını, yerel mahkemenin ise bunu dikkate almadığını, sadece hisse devri sözleşmelerinden yola çıkarak hisse devir tarihi ile senet tarihinin aynı olduğunu, bu nedenle senedin teminat senedi olduğu sonucuna ulaştığını, bu hususun kabulünün kesinlikle mümkün olmadığını,
yerel mahkemenin davacı tarafın afaki iddialarından yola çıkarak varsayıma dayalı hüküm tesis edemeyeceğini, şirket ile ilgisi dahi olmayan davacı tanığının ifadesine itibar eden yerel mahkemenin şirketin iç yapısını ve ortaklarının ilişkilerini bilen şirket ortağı tarafından verilmiş olan ifadeyi kesinlikle dikkate almadığını, sadece davacı tarafın lehine olan hususları dikkate alan yerel mahkemenin tarafsızlığına gölge düştüğünü, dava konusu olayda senet lehtarının vefat etmiş olduğunu, bu durumda davanın onun mirasçalarına yöneltilmesi gerektiğini,
lehtar ile keşideci arasındaki ilişkiye dayanılarak müvekkilinin kıymetli evraka dayanan haklarına zarar verilemeyeceğini, ayrıca temelde davacı tarafın senet nedeni ile borçlu bulunmadığını ispat etmesi gerekli iken bu hususun göz ardı edildiğini, tamamen varsayımlara dayalı olarak verilmiş olan kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava; icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafça davacı aleyhine Silivri İcra Müdürlüğü'nün ...
E sayılı dosyasında ''28/12/2012 düzenleme ve 28/05/2015 vade tarihli 166.748,00 TL bedelli senet'' dayanak gösterilmek suretiyle 17/01/2018 tarihinde icra takibi başlatılmıştır.Davacı dava dilekçesinde, takibe konu senedin açığa imza şeklinde tanzim edildiğini, senetteki davacı ad soyadı, tanzim tarihi ve adına atılan imza dışındaki kısımların kendilerince yazılmadığını ve senedin hisse devri nedeniyle ve dava dışı ...Ltd.
Ştindeki müdürlük sıfatından doğabilecek zararlara karşı teminat amacıyla dava dışı lehdar ... verildiğini, teminat senedi olduğunu ve davalının kötüniyetli olduğunu iddia etmiştir. Davacı vekili, 11/01/2020 tarihli ıslah dilekçesi sunmuştur.
Bu dilekçesinde ise senette yazı ve rakam arasında farklılıklar olduğunu beyan ederek takibe konu senedin adi senet olduğunu ve senetteki dava dışı lehdar imzasının bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere ... ait olmadığını savunmuş ve senede dayalı hakkın ciro yoluyla devrinin mümkün olmadığını, senedin kambiyo niteliğinin haiz olması halinde ise zamanaşımına uğradığını belirtmiş borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davalı taraf ise davaya konu bonoyu komşusu olan dava dışı lehdar ... verdiği borca karşılık 2014 yılı temmuz yada ağustos ayında cirolayarak kendisine verdiğini,
imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince bonoya atılan her imzanın sahibini bağladığını ve geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamasına rağmen senedin geçerliliğini ortadan kaldırmayacağını savunmuştur.Dava konusu takibe dayanak bononun incelenmesinde; keşidecinin davacı ..., lehdarın dava dışı ..., ihdas nedeninin "malen" olduğu, ... davalı ...'e bonoyu ciroladığı ve teslim ettiği, onun tarafından takip başlatıldığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesince yargılama sırasında davacı tarafça lehdar imzasının sahte olduğu iddia edilmesi karşısında alınan 18/12/2019 tarihli Adli Tıp Uzmanı bilirkişi raporunda.
İnceleme konusu senette ... atfen atılan imza ile ... karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından tespit edilen yüksek derecedeki benzemezlikler nedeni ile, alacaklısı ... , borçlusu ... olan, 28.07.2015 ödeme tarihli, 166.748 TL bedelli senet arkasındaki ... atfen atılan imzanın, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, ...'nın eli Ürünü olmadığı,
İnceleme konusu senetteki borçlu imzası üstündeki “ ...” el yazısı dışındaki el yazıları ve rakamlar ile ...'nun karşılaştırma belgelerindeki el yazıları ve rakamları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından tespit ediler yüksek derecedeki benzemezlikler nedeni ile, alacaklısı ... , borçlusu ... olan, 28.07.2015 ödeme tarihli, 166.748 TL bedelli senetteki (borçlu imzası üstündeki “ ...” el yazısı dışındaki) el yazıları ve rakamların, karşılaştırma belgelerindeki el yazısı ve rakamlara kıyasla, ...'nun eli ürünü olmadığı kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafça takibe konu senedin yazı ve rakam arasında farklılıklar olduğundan bahisle adi senet olduğu iddia edilmiş ise de senet üzerindeki bedele ilişkin yazı ve imzanın incelenmesinde senette rakamla ''166.748,00 '' ve yazı ile ''yüz altmış altı bin yedi yüz kırk sekiz bin'' ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
Yazı ile yazılan bedelin sonuna fazladan ''bin'' ibaresinin eklenmesi anlam karmaşasına sebep vermemiş olup maddi hata sonucunda bu ibarenin yazıldığı değerlendirilmiştir.Yine davacı vekilinin ıslah dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur.
TTK'nın 749/1. maddesine göre keşideciye karşı başlatılacak icra takibinde zamanaşımı süresi vadeden itibaren işlemeye başlayacaktır ve bu süre 3 yıldır, ancak senedin vade tarihinin 28/07/2015 tarihi ve icra takip tarihinin de 17/04/2018 tarihi olduğu gözönüne alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı vekilinin takibe konu senedin kambiyo senedi vasfını yitirdiği, adi senet olduğuna dair iddiası yerinde değildir.
Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK.
690, 730).6102 sayılı TTK'nın 778. maddesi yollaması ile bonoda da uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK.nun589) maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez''.
İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar.
Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz.
Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar.
Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Bonodaki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır.
Bononun geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir.6102 sayılı TTK’nun 686/1. (eTTK 598) maddesi. “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir.
Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır”. hükmünü içermektedir.Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; ticari senetteki geçersiz imza zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır.
Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz.
Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295. Doğanay s.1646-1647. Murat Alışkan. Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu. Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807. Erol Ertekin/İzzet Karataş. Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363). Yine 6102 sayılı TTK’nun Kanunun 710/3. (e.622/3) maddesi uyarınca.
“Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir”.Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu bonoda davacı keşideci durumunda olup, davalı senede ciro yoluyla hamil olmuştur.
Görünüşe göre ilk ciro, çekin lehtarı durumundaki ... imzası ile yapılmıştır. Davacı keşideci, kendi imzasını inkar etmemektedir. Bono metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır.
Dava konusu bononun, kambiyo senedi vasfına haiz olduğu sabit olup, davacı tarafça bononun teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve takip alacaklısı hamilin kötü niyetli olarak bonoyu iktisap ettiği iddia edildiğine göre 6102 sayılı TTK'nun 687. maddesinde yer alan "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez;
meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" hükmü ve TTK'nın 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken TTK'nın 680. maddesinde yer alan "tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez;
meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun " hükmü bağlamında hamilin bonoyu iktisap ederken bononun teminat senedi olduğunu, anlaşmaya aykırı doldurulduğunu bile bile keşideci davacının zararına iktisap edip etmediğinin incelenmesi gereklidir.
(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/19-806 E-2016/298 Karar sayılı ilamı.) Somut olayda takibe ve eldeki davaya konu dosya ile soruşturma dosyası kapsamından, davacı keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan davalı lehine anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve davalının iktisabında kötüniyetli olduğu iddiasını kanuni delillerle (kesin delillerle) ispatlamak zorundadır.
Dava konusu bononun davalı lehine olacak şekilde doldurduğunu ispata yarar dosyada delil bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Mahkemece tensip zaptı ile İİK. 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde davacı yararına ihtiyati tedbir verilmiş olması ve bu tedbirin icra dosyasında uygulanmıştır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221 Esas ve Karar sayılı kararı)Somut olayda mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının uygulandığı gözetildiğinde kötüniyet tazminatı şartları oluştuğundan davalının kötüniyet tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığından davalı
vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/221, K. 2024/740, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama