KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/505
- Karar no
- 2024/1073
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/12/2020
- Numarası
- 2019/537 Esas - 2020/867 Karar
- Dava
- Tazminat (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 11/07/2024
Karar Metni
2.464 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... A.Ş vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... aracılığı ile diğer davalı ... A.Ş.'den makine kiraladıklarını, kiralanan makinenin kendilerine ait iş sahasına teslim edilmek üzere diğer davalı ...
A.Ş. tarafından götürülürken aracın devrilmesi sonucunda 19.05.2018 tarihinde hasarlandığını, makine onarılıncaya kadar başka makine kiralamak zorunda kaldıklarını, ikinci kez kiralanan makine için 97.343,99 TL ödediklerini, ikinci kez makine kiralanmasından kaynaklı meydana gelen zararın ödenmesi için davalılara Gümüşhane ...
Noterliğinin 29.05.2018 tarih ve ... sayılı ihtarnamesini gönderdiklerini, iş makinesinin kendilerine teslim edilmemesi nedeniyle ödenen kira bedeli nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla ticari faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili11/02/2020 tarihinde sunduğu dilekçesi ile talep miktarını 97.343,99 TL olarak ıslah etmiştir.
CEVAP
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... adında başka bir tüzel kişilik bulunmadığını, sözleşmeye göre meydana gelen zarardan kendilerinin hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davaya konu aracı ...
Sigorta A.Ş.'ye sigortalattığını, bu sigorta şirketinin de 151.572,59 Euro ödeme yaptığını, kaza sonrasında hasar bedelini de davacının aldığını, bu nedenle zararının karşılandığını, davacının oranıma başlaması için 27.09.2018 tarihinde 20.000,00 Euro, hasar ödemesi için 08.04.2019 tarihinde 108.451,41 Euro ve 26.04.2019 tarihinde 23.121,18 Euro ödeme yapıldığını, davacının fazla hasarı söz konusu ise bunu diğer davalı olan ...
A.Ş.'den istemesi gerektiğini, finansal kiralama sözleşmesinin 12'inci maddesine göre bütün tazminatlardan davacının sorumlu olduğunu, davacının onarım süresince başka bir makine kiralamış olmasından kendilerinin sorumlu tutulamayacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili verdiği cevap dilekçesinde 6102 sayılı TTK m. 855'e göre zamanaşımı süresi definde bulunmuştur.
Davanın esasına ilişkin olarak da davacının mal sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş.'nin davaya dahil edilmesi gerektiğini, kazanın sürücünün hatasından değil sürücü dışındaki başka etkenlerden kaynaklandığını, bir zarar hesaplanacaksa bunun 6102 sayılı TTK m. 882'ye göre özel çekme hakkına göre hesaplanması gerektiğini, davacının sigortasının zararı karşıladığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında yapılan finansal kiralama sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin "Kiralayanın Sorumlu Olmadığı Haller" başlıklı 9'uncu maddesinin (b) bedinde "Özel şartlar bölümünde Ek - 1 özel bir düzenleme bulunmadığı takdirde işbirliği yaptığı kuruluşların ve üçüncü şahısların her türlü kusurlu ve kusursuz davranışları ile elinde olmayan nedenlerden doğabilecek her tür ve kategorideki zararlardan" sorumlu olmadığı belirlenmiştir.
Sözleşmenin bu maddesinin yollama yaptığı "Ek - 1 Özel Şartlar" bölümünün "Kiralanan ve Kiracıya ilişkin Taahhütler" başlıklı (L) bendinin 3'üncü fıkrasında "Kiracı, kiralananı kendisinin seçtiği ve beğendiğini, kiralananın satışına / imaline ilişkin tüm esaslı noktaları satıcı / imalatçı ile arasında kararlaştırıldığını, bu nedenle, malın teslimi / imali tarihi, kurulumu işletmeye alınması da dahil olmak üzere, süresi ne olursa olsun meydana gelebilecek gecikmelerden, eksiklik ve aksaklıklardan kiralayanın her ne nam altında olursa olsun bir sorumluluğunun bulunmadığını,
bu hususlarla ilgili olarak kiralayanı ibra ettiğini kabul ve taahhüt etmiştir." düzenlemesi yapılmıştır. Sözleşmenin "Zilyetliğin Devri" başlıklı 35'inci maddesinde de "Kiralananın zilyetliği, satıcı ile gerçekleştirilen tesellüm işlemlerini müteakip kiracının tesellüm ve kabul belgesini veya bu belge yerine kaim olmak üzere sevk irsaliyesi vs. bir belgeyi imzalaması ve kiralayana ibraz etmesinden sonra kiracıya devredilmiş sayılacaktır." düzenlemesi getirilmiştir.
Finansal Kiralama sözleşmesindeki bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde davalı ... A.Ş.'nin zarar gören makinenin kiralayanı sıfatıyla üçüncü şahısların her türlü kusurlu ve kusursuz davranışlarının neden oldukları zararlardan sorumlu olmadıkları, kiralanan malın satıcıdan beğenilip teslim alınması aşamasının kiracı durumunda olan davacının sorumluluğunda olduğu ve bu nedenle de meydana gelebilecek gecikmelerden ötürü de sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Sözleşmenin "Zilyetliğin Devri" başlıklı 35'inci maddesinde zarar gören makinenin zilyetliğinin devrinin kiracının tesellüm ve kabul belgesini veya bu belge yerine geçen sevk irsaliyesi ve benzeri bir belgeyi kiralayana vermesinden sonra gerçekleşeceği kabul edilmişse de sözleşmedeki bu madde diğer iki maddede yer alan kiralayan sıfatı taşıyan davalı ... A.Ş.'nin makinenin geç tesliminden kaynaklı zarar sorumluluğunu doğurmamaktadır. Çünkü davalı ...
A.Ş.'nin sorumlu olmayacağına ilişkin sözleşme maddeleri zilyetliğin devri öncesi ya da sonrası ayrımına gitmeden düzenlenmiştir. Ayrıca davalı ... A.Ş. davaya konu hasarlanan aracın tesellüm ve kabul belgesini de delil olarak sunmuştur. Dolayısıyla hasarlanan aracın zilyetliği kaza esnasında davacıya geçmiş durumdadır. Bu gerekçelerle davalı ... A.Ş. yönünden davanın reddine Davaya konu hasarlanan makinenin davalı ...
A.Ş.'ye ait ... plakalı araç ile taşınırken meydana gelen trafik kazası sonucunda hasarlandığı konusunda bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Dosya içerisinde bulunan trafik kazası tespit tutanağı ve eki krokiden kazanın tek taraflı kaza olduğu ve davalı şirketin aracının virajı alamayarak yan yattığı dolayısıyla zarar ile kusurlu eylem arasında uygun nedensellik bağının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hazırlanan 03.06.2020 ve 02.10.2020 tarihli bilirkişi raporları ile de davacının hasarlanan makineyi onarımda geçen 4 ay 18 gün kullanamadığı ve bu süre içinde başka bir makine kiraladığı, bu makinenin kiralanmasından kaynaklı zararının da 258.499,53 TL olabileceği tespit edilmiştir.
Dolayısıyla 6098 sayılı TBK m. 49'a göre haksız fiilin kusur, zarar ve uygun nedensellik bağına ilişkin koşullarının tamamının oluştuğu anlaşılmakla 6100 sayılı HMK m. 26 taleple bağlılık ilkesine göre davanın kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi karar verilmiştir. Davacı ile davalı ...
A.Ş. arasında dava konusu makinenin taşınması konusunda yazılı olmayan anlaşma yapılmış olması ve her iki taraf içinde yapılan bu anlaşmanın ticari iş niteliğinde olması nedeniyle davacının ticari faiz talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının talep ettiği tazminatın davayı açarken kiraladığı başka makinenin kira faturalarını dosyaya sunmak suretiyle davanın açıldığı tarihte miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilmesi olanağı bulunduğundan davacının davası mahkememizce 6100 sayılı HMK m. 107'ye göre belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmemiştir.
6098 sayılı TBK m. 117'ye göre haksız fiillerde temerrüt tarihi haksız fiilin gerçekleştiği tarih olması nedeniyle davacının davayı açarken gösterdiği dava değeri olan 1.000,00 TL için kazanın meydana geldiği 19.05.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmiş, kalan 96.343,99 TL için ise davacının ıslah tarihi olan 11.02.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmiştir. Davacı vekilinin 10.05.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi talebinin ise reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...
A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; uygulanması gereken mevzuatın TTK hükümleri olacağında hiçbir kuşku bulunmadığı/bulunmaması gerektiğini, Ticaret Mahkemesinde görülen ve ticari bir işle ilgili her tür ihtilafta TTK hükümlerinin uygulanacağını, nitekim TTK'nun ilk 3 maddesinde ticari işletmeyi ilgilendiren ve ticari iş niteliğindeki her olayda TTK hükümlerinin uygulanacağının açıkça belirlediğini, TTK'nun 855. maddesinde taşıma ilişkisinden kaynaklanan her tür ihtilafta zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, dava da bu 1 yıllık süre içerisinde açılmadığını,
dolayısıyla davanın ıslah edilmemiş hali dahi zamanaşımına uğramış olup davanın zamanaşımı süresinden sonra açılmış olması sebebiyle reddi gerektiğini, taşıma ilişkisinden kaynaklanan ihtilaflarda; bedeni zararlarda (ölüm, sakatlık ve yaralanma hallerinde) 10 yıllık Bunun dışındaki mala ilişkin zararlarda 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, davaya konu hasar/zararın, 18.05.2018 tarihinde gerçekleşmiş ve davacı zarardan bu tarihte haberdar olmuş olup bu koşullar altında -niteliği ne olursa olsun- işbu davaya konu taşıma dolayısıyla oluştuğu iddia edilen her tür zararın en geç 18.05.2019 tarihinde açılması gerektiğini, oysa işbu dava,
ıslah edilmemiş haliyle dahi 28.08.2019 tarihinde, yani zamanaşımı süresinin dolmasından yaklaşık 3,5 ay sonra açıldığını, bu durumda açılan davanın hiçbir biçimde esasa girilmeden zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle reddi gerektiğini, yapılan ıslahın, olaydan 1 yıl 9 ay sonra yani zamanaşımı süresinin dolmasından 9 ay sonra yapıldığını, bu durumda ıslahla talep edilen 96.343,99-TL'nın ayrıca zamanaşımına uğradığı,
bu davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilecek bir dava olmadığını, dolayısıyla belirsiz alacak davalarına özgü ıslah ve zamanaşımına ilişkin hiçbir değerlendirme bu davaya uyarlanamayacağını, taşıyıcı sadece taşınan malda doğrudan meydana gelen zararlardan sorumlu olduğunu, TTK 882. maddesinde taşıyıcının sorumluluğu belirli bir limitle sınırlandırıldığını, davacı bu limitin çok üzerindeki bir bedeli (müvekkil şirketin sorumluluk sigortacısından) aldığını, geriye davalı şirketin sorumlu tutulabileceği hiçbir bedel kalmadığını, yapılan bilirkişi incelemesinde aracın kaç günlük tamir gerektirdiği hiçbir biçimde saptanmadığını,
davacının talep ettiği bedeli, hasar gören iş makinasının yerine bulunacak iş makinasının tamir süresi boyunca kiralanması için ödenmek zorunda kalınacak bedelin ne olduğu olup bunun için de hayati önem taşıyan tespitin; hasar gören iş makinasındaki hasarın kaç günlük tamir gerektirecek hasar olduğu olup ancak Mahkemece görevlendirilen Bilirkişi;
görevlendirme konularının iş makinesinin kaç günde onarılabileceği konusunda hiçbir teknik belirleme yapmadığını, sadece fiili bir durum tespiti yaptığını, iş makinesinin ne zaman servise bırakıldığını, ne zaman teslim alındığını belirlemiş ve bunu "onarım süresi" olarak kabul ederek Mahkemeye sunduğunu, yine hasar gören aracın muadili aracın günlük kira bedelinin tespitinin de yapılmamış olması, bilirkişi incelemesinin eksik yapıldığının göstergesi olduğunu, leasing sözleşmesindeki kiralama bedelinin araç kiralama bedeli ile karıştırılmasının hatalı olduğunu, Bilirkişi zarar tespitini yaparken davacı şirket ile diğer davalı ...
A.Ş.
Arasındaki "Lesaing sözleşmesinde yazılı kiralama bedelini'', ''hasarlanan aracın muadili iş makinasının günlük kira bedeli" ile karıştırmış her ikisini aynı nitelikte değerlermiş gibi kabul ederek bu teknik ile zarar bedelini belirlemiş olup Mahkemenin de bunu aynen kabul ederek hükme geçtiğini oysa her iki değerin birbiri ile alakası olmadığını, Leasing sözleşmesindeki kiralama bedelinin bir finansman bedeli olduğunu, verilen kredinin taksitlerini yansıttığını, Leasing bedeli ne kadar yüksekse,
vade ne kadar uzun ta da kısa ise ona göre değişkenlik arz eden bir değer olup oysa Bilirkişiden belirlemesi istenen kira bedeli bir malın kullanılması için ödenmesi gereken gerçek manada bir kira bedeli olupi iki farklı değer birbirine karıştırılmış ortaya ihtilafımızla hiç ilgisi olmayan bambaşka bir değer çıkartıldığını, esasen davacı şirketin bile 97.349,99 TL ödemiş olduğunu bildirdiği bir zararı Sayın Bilirkişinin 252.999,54 TL. olarak belirlemiş olması da bu çelişkinin/hatanın açık bir kanıtını oluşturduğunu, böyle bir tespitin kabulü hiçbir biçimde mümkün olmadığını beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, yurtiçi taşıma sözleşmesi kapsamında yapılan taşıma nedeniyle meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan tazminat, davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu olup olmadığı, sorumluluğunun dayanağı ve davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır. Davacının, ... A.Ş.'den finansal kiralama yoluyla edindiği iş makinesinin yurtiçi taşınması işini davalı ... A.Ş.'ye verildiği hususları ihtilaf konusu değildir.
Davalı ... A.Ş. Tarafından ... A.Ş.'ye kesilen navlun faturası dosya arasındadır. Kaza tespit tutanağına göre, 19/05/2018 tarihinde yükün taşındığı .../... plakalı aracın tek taraflı kazaya karışması sonucu yük hasarlanmıştır. Davacı tarafça, yükün hasarlı teslim edilmesi nedeniyle kiralanan iş makinesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı tarafça, diğer savunmalarının yanı sıra zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun Madde 855/1. maddesi, bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar, şeklinde düzenlenmiştir. Ancak anılan maddenin 6. Fıkrasında, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı hükümleri saklıdır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu(KTK)'nun 109/1. maddesinde ise, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.Eldeki davada, iddianın ileri sürülüş biçimine göre talep motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin olup, KTK 109/1 maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımının uygulanması gerekir.
Dosyadaki eksper raporuna göre iş makinesi davacının şantiyesine en geç 29/05/2018 tarihinde ulaşmış olup davanın açıldığı 28/08/2019 tarihi itibariyle henüz zamanaşımı dolmamıştır. Bu nedenle davalı ... A.Ş.'nin zamanaşımı savunması yerinde değildir. Bu aşamada davacının talep ettiği zararın davalı taşıyıcının sorumluluğunda olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığa haksız fiil hükümleri uygulanmış ise de, taraflar arasında taşıma ilişki bulunması nedeniyle uyuşmazlığa özel düzenleme niteliğinde bulunan TTK'nın 850 vd. maddelerinde düzenlenen taşımaya ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. TTK'nın taşımaya ilişkin kitabında Türk Borçlar Kanununun uygulanmasını gerektiren bir atıf da bulunmamaktadır.
Davacı gönderilen olup, TTK'nın 871/1 maddesi uyarınca gönderilen de, gönderenin taşıma sözleşmesinden doğan istem haklarını taşıyıcıya karşı ileri sürebilir. Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur(TTK m. 875/1).
Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır(TTK m. 880/1). Taşıyıcı, zıya veya hasardan sorumlu olduğu hâllerde, 880 ilâ 882 nci maddelere göre ödenmesi gereken tazminatı ödedikten başka, taşıma ücretini geri verir ve taşıma ile ilgili vergileri, resimleri ve taşıma işi nedeniyle doğan diğer giderleri de karşılar.
Ancak, hasar hâlinde, birinci cümle uyarınca yapılacak ödemeler 880 inci maddenin ikinci fıkrasına göre saptanacak bedel ile orantılı olarak belirlenir. Başkaca zararlar karşılanmaz(TTK m. 883). Eşya taşımaya ilişkin öngörülen sorumluluktan kurtuluş hâlleri ve sınırlamaları, gönderen veya gönderilenin, zıya, hasar veya gecikme nedeniyle taşıyıcıya yöneltebileceği, sözleşme dışı istemleri için de geçerlidir.
Anılan düzenlemeler karşısında taşınan eşyaya gelen zararı aşan dolaylı zararlar taşıyıcının sorumluluğu kapsamında değildir.
Davacı tarafça zarara, taşıyıcının kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği de ispat edilemediğinden davalı taşıyıcı, TTK'da düzenlenen sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanacak olup, davacının taşımaya konu eşyanın hasarlı teslim edilmesi nedeniyle onarım süresince başka bir iş makinesi kiralanması nedeniyle oluşan dolaylı zarardan sorumlu değildir.
Bu nedenle ilk derece mahkemesince davalı taşıyıcı yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince davalı ...
AŞ'nin haksız fiil hükümlerine göre zarardan sorumlu olduğundan bahisle davanın bu davalı yönünden kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı ... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/505, K. 2024/1073, 11 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama