KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2024
- Dosya no
- 2021/830
- Karar no
- 2024/1032
- İncelenen kararın mahkemesi
- BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/02/2021
- Numarası
- 2018/297 Esas - 2021/173 Karar
- Dava
- İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 05/07/2024
Karar Metni
1.500 kelime·8 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davalı şirket ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu ve müvekkilinin bu ticari ilişkiden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak davalının buna karşılık gereken ödemeleri yapmadığını, müvekkili şirketin alacağı olan 7.093,23 TL' nin tahsili amacıyla davalı şirkete cari hesap alacağına ilişkin olarak bildirimde bulunduğunu daha sonrada İstanbul ...
İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyayı ile icra takibi başlattığını ancak davalının yapılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı tarafından yapılan bu icra takibine itirazın iptaline karar verilerek, icra inkar tazminata hükmedilmesini ayrıca yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, mahkemece hazırlanan tensip tutanağının davalı müvekkiline usulsüz olarak tebliğ edildiğini, davalı tarafından e- devlet üzerinden haricen öğrenildiğini ve 16/05/2018 tarihinde mahalle muhtarlığından alındığını, davalı müvekkiline çıkartılan tebligatın Tebligat Kanunu hükümleri gözetilerek usulüne uygun yapılıp yapılmadığının mahkemece tespit edilmesini, davalının davacı şirketi tanımadığını, hiçbir ticari münasebet içerisinde olmadığını, müvekkilinin Eskişehir' de ikamet ettiğini ve İstanbul ili ile ve davacı şirket ile alış verişi olmadığını,
bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davalının Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığından yoklama kaydı sorulmuş ,31/12/2010 tarihinde fatura tarihlerinde faal olduğu anlaşılmış ise de ;davacı taraf fatura konusu malları davalı tarafa teslim ettiğini ispatlayamamış olup davalı tarafın ba bildirimleri incelendiğinde de herhangi bir alım kaydına rastlanmadığından öncelikle malı teslim ettiğini ispat yükü altında olan davacının bu husu ispatlayamadığı kesin delil niteliğinde olan yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla davanın reddine şartları oluşmadığından da kötü niyet tazminatı talebini reddine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın tacir olmasına rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmemiş olduğundan, davacının kayıtlarına göre karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacak davasında ticari defterlerini sunmayan tacirin karşı tarafın alacağının varlığını kabul etmiş sayılacağını, davacı şirketin yasalardan ve ticari ilişkiden doğan tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olduğunu, dosyada mevcut fatura ve sevk irsaliyelerinden de sabit olduğu üzere davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunu,
davacı tarafından düzenlenen faturaların ve sevk irsaliyelerinin üzerinde teslim alındığına dair imzalar bulunduğunu, teslim alan kişiler belli olmakla davalının çalışanları tarafından teslim alınan mallar için yapılan kısmi ödemelerin mevcut olduğunu,davalı tarafın 4 faturaya ilişkin ödemelerini yaptığını, ticari defterlerin taraflar arasındaki mevcut ticari ilişkiyi kanıtlar nitelikte olduğunu, VUK 230. madde uyarınca sevk irsaliyesindeki tüm zorunlu unsurların tamamlandığını, bu sebeple imzanın aidiyetine ilişkin husustan dolayı davacının sorumlu tutulamayacağını, sorumluluğun davalı tarafta olduğunu,
davalı/ borçlu tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğundan itirazın iptalini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalının tacir değil basit usulde vergilendirilen esnaf olduğunu, en geç 31.12.2010 tarihinde faaliyetinin sona ermiş olduğunun dosyaya mübrez Eskişehir Vergi Dairesi kayıtlarıyla (yoklama fişi) sabit olduğunu, ticari faaliyetin fiilen daha önce sonlandırılmış olmasına karşın, Mart 2011 yılında işyerine gelen vergi memurlarınca tespit edilen tarihin afaki bir tarih olduğunu,taraflar arasında hiç bir ticari ilişki olmadığını, davacı tarafın taraflar arasında kısmi ödemeler olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, mahkemece yapılan yargılamada,
davacı tarafın takibe dayanak yaptığı cari hesap ekstresinde ödeme belgesi gibi görünen çekler ilgili bankadan sorulmuş ve çeklerin örneklerinin de dosyaya celbedildiğini, buna göre davalının çeklerin ne keşidecisi ne de cirantası bulunmadığını, çeklerin davalı ile hiçbir ilgisi bulunmadığını ve ödemelerin de davalı tarafça yapılmadığının ispatlandığını, davalı tarafından davacı ile yapılan hiç bir ticari alış-veriş olmadığı gibi ödemenin de bulunmadığını, davalının küçük bir konfeksiyon atölyesi işlettiğini ve çek karnesinin de hiç olmadığını,
haksız ve ispatlanamayan davanın reddine ilişkin verilen kararın ,usule yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğunu beyanla istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul ...
İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "cari hesap alacağı" borcun sebebi gösterilerek 7.093,23 TL asıl alacak ve 5.672,54 TL işlemiş faiz olmak üzere 12.765,77 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe muavin defter suretinin eklendiği, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.
Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nın 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir.
Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi. “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir.
Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır.
Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir.
Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta, davalı tarafça tüm ticari ilişki reddedilmektedir. Davacının sunduğu sevk irsaliyesi ve faturalardan ticari ilişkinin 2010 yılında sürdüğü iddia edilmektedir.
Yine davacıya ait bu yıla ait yevmiye defterinin açılış ve kapanış kayıtlarının bulunduğu, envanter defterlerinde kapanış kaydının bulunmadığı, defteri kebirin sunulmadığı belirtilmiştir. Davalının ise işletme defteri tuttuğu, ancak defterini bilirkişi incelemesine sunmadığı görülmektedir.
Dosyaya alınan bilirkişi raporunda davacı ticari defterleri üzeride yapılan incelemede; davacının 7.093,23 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, ancak davacının davalı ile olan ticari ilişkisini kanıtlayamadığı, dayandığı sevk irsaliyeleri üzerendeki isimlerin davalı çalışanı olmadığı, kargo ile gönderdiğini iddia ettiği mallara ilişkin kargo kayıtlarının temin edilemediği, yemin deliline de başvurmadığı görülmektedir.
Davacının ticari defterlerinin delil olabilmesi için davalının da tacir ve işin ticari işletmesi ile ilgili olması gerektiği, somut dosyada davalının tacir işin ticari işletmesi ile ilgili olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı, işletme defteri tutması nedeniyle esnaf statüsünde kaldığının kabulü gerektiği, davacı tarafça temel ilişkinin ve malların teslimi kanıtlanmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/830, K. 2024/1032, 5 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama