KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2024
- Dosya no
- 2021/865
- Karar no
- 2024/869
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/10/2019
- Numarası
- 2016/124 Esas - 2019/830 Karar
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 30/05/2024
Karar Metni
2.813 kelime·14 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket bünyesinde 01/04/2015 ve 09/01/2016 tarihleri arasında Adana Bölge Müdürü pozisyonunda müvekkili şirket üst düzey çalışanlarından olan davalı ...'in 05/01/2016 tarihli dilekçe ile müvekkili şirketteki görevinden istifa ettiğini ve ayrıldıktan hemen sonra müvekkili şirket ile aynı faaliyet konusunda iştigal eden ... Tic.
A.Ş.'de müvekkili şirketteki aynı pozisyonda Adana Bölge Sorumlusu olarak çalışmaya başladığını, aynı sektörde faaliyet gösteren rakip bir şirkette işe başlamasının hizmet akdinin devamı süresinde iş sözleşmesinin 12. maddesinde yer alan 'çalıştığı esnada veya iş sözleşmesi çalışanın kendi isteğiyle sona erdikten sonra 12 ay süresince, iş yerindeki görevi esnasında öğrendiği,
yapılması planlanan araştırma veya geliştirme çalışmaları, piyasaya sürülecek yeni ürünlerle rekabet halinde hiçbir işi kabul etmeyeceği veya şirket ile aynı iştigal alanında faaliyette bulunan veya işverenin ürün ve hizmetlerinin tümünü, bazılarını veya birini üreten veya pazarlama ve satışını faaliyet konusu yapan başka işverene ait iş yerinde gerek iş sözleşmesi adı altında gerekse de danışmanlık ilişkisi çerçevesinde çalışmamayı, bu konudaki kişi kurum veya kuruluşlarda ücretli veya ücretsiz görev almayacağını kabul ve taahhüt ettiğini' öngören Rekabet Yasağı taahhüdüne açıkça ve doğrudan aykırı davranışı bulunduğunu,
davalının rakip bir şirkette müvekkili nezdinde öğrendiği bilgileri kullanmasının, müvekkili aleyhine haksız rekabet doğuracağının tartışmasız bir gerçek olduğunu, tüm bu nedenlerle davalının, davalı ile müvekkili şirket tarafından akdolunan iş sözleşmesine aykırı hareketleri nedeniyle müvekkili şirketin ihlali öğrendiği tarihte emsali işgörenlerin aldığı ücretin 12 aylık tutarı olan 102.000,00 TL miktarındaki cezai şartın davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, ayrıca yargılama masrafları ve vekalet ücretinin ise davalı karşı taraf uhdesinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının ikametgahının bulunduğu Adana Ticaret Mahkemelerinin yetkili bulunduğunu, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacının iddiasına konu rekabet etmeme hükmünün hukuken geçersiz olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılmasının yasal zorunluluk olduğunu, davacı vekilinin dilekçesinde atıf yapılan rekabet yasağı maddesinde, coğrafi açıdan herhangi bir sınırlama yapılmadığını, bu yasak, herhangi bir alan sınırlaması olmaksızın, hem ülke içerisinde, hem de başka ülkelerde geçerli olmak üzere düzenlendiğini,
bu şekilde bir rekabet etme yasağının düzenlenemeyeceğini, rekabet yasağı sözleşmesinin, ancak ve ancak işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye atılmaması şartıyla geçerli olabileceğini, söz konusu rekabet yasağı hükmünün, davalının ekonomik geleceğini tehlikeye attığının sabit olduğunu, davalının anayasa ile güvence altına alınmış bir hak olan çalışma özgürlüğünü kullandığını, bahse konu sektörün, çalışanların ayrılma oranlarının en yüksek olduğu sektörlerden biri olduğu göz önüne alındığında, iş değişikliklerini, ticari sırrın el değiştireceği şeklinde yorumlanamayacağını,
tüm bu nedenlerle davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen 01.04.2015 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin 12 .maddesi ile öngörülen rekabet yasağının geçerli olup olmadığı, geçerli ise rekabet yasağının gerçekleşip gerçekleşmediği, buna bağlı olarak cezai şartın talep edilip edilemeyeceği noktalarındadır.
Davalı-işçinin davacıya ait işyerinde Adana bölge sorumlusu olarak çalıştığı, ancak tanık beyanları ve dosya kapsamından davalı-işçinin davacı şirketin müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfuz etme imkanı bulunduğunun ve işverenin önemli bir zarara uğraması ihtimalinin olduğunun belirlenemediği, davalı-işçinin sonradan çalışmaya başladığı ...
A.Ş' nin de davacı şirketle aynı sektörde faaliyet göstermekle birlikte davacı şirket faaliyet alanının iş konusunun çok geniş olarak ticaret sicilde "her türlü yiyecek, içecek, meşrubat ve gıda maddelerinin, ....ve 15.08.2011 tarihinde tescil edilen genel kurul kararında yazılı olan diğer işler." olarak belirtildiği ve ayrıca mahal bakımından geçerli bir sınır belirlenmediğinden sözleşmenin geçerli olmadığı değerlendirilmiştir.
Kaldı ki, hizmet sözleşmesinin ve bu sözleşmenin bir parçası olan rekabet yasağı şartının ve rekabet yasağı sözleşmesinin kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin olmasına göre bu davaya uygulanması gereken TBK'nun 420/1. madde hükmü uyarınca, hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan cezai şart geçersizdir.Cezai şartı öngörülen sözleşmede sadece davalı işçi aleyhine cezai şart konulmuş, davacı işveren aleyhine cezai şart konulmamış olduğundan sözleşmedeki rekabet yasağı şartı bu sebeple de geçersizdir.
Bu açıklamalar ışığında, taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağının geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmeye bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davacının cezai şart talebinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/124 esas sayılı dosyası nezdinde kendilerince ikame edilen dava ile davalı tarafın müvekkili firma nezdinde yaptığı çalışmasından ayrılarak sözleşmeye aykırı şekilde rekabet yasağını ihlal ederek bir başka firmada çalışması nedeniyle tazminat talep edildiğini, yerel mahkemece taraflar arasında akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağının geçersiz olduğu,
geçersiz sözleşmeye bağlı olarak bir hak ve alacak talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin bu kararı dosyadaki delil durumuna ve hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararın UETS ile 15/01/2021 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, rekabet yasağı sözleşmesinin amacının işçinin işyerinde öğrendiği özel bilgileri iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işverenle rekabet teşkil edecek şekilde kullanmasını önlemek olduğunu, işçinin iş sırlarına vakıf olması veya müşterileri tanıması nedeniyle rekabet yasağı sözleşmesi yapılıp yapılamayacağı değerlendirilirken,
yasağın kararlaştırıldığı tarihte var olan şartlar değil, iş ilişkisinin devamında hakim olunan bilgiler ve sözleşmenin sona erdiği tarihteki şartların dikkate alınması gerektiğini, nitekim iş sözleşmesi imzalanırken işçinin müşteri çevresine veya iş sırlarına hakim olup olamayacağının bilinemeyebileceğini, bu bağlamda işçinin işten ayrıldığı tarihteki fiili ya da potansiyel rakipleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiğini, bununla birlikte işçinin müşterilere ait bilgilere ya da iş sırlarına hakim olması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilirken işçinin işyerindeki konumunun da dikkate alınması gerektiğini,
davalı tarafın müvekkili firma nezdinde bölge müdürü olarak görev yapmış olduğunu, müvekkili firma müşterilerini tanıma ve işin sırlarını öğrenme şartlarını iş yerindeki ünvanı gereği tam olarak sağlamakta olduğunu, bununla birlikte davalı tarafın müvekkili firmadan ayrılması sonucu çalışmaya başladığı ... Tic. A.Ş.'nin müvekkili firma olan ... Tic.
A.Ş. ile aynı gıda maddesi üretim faaliyetlerinde bulunduğunun herkesçe bilinen bir gerçek olduğunu, her iki firmanın da özellikle süt ve süt ürünlerinin üretimi konusunda faaliyet göstermekte olduğunu, yerel mahkeme gerekçesinin dosyadaki delil durumuna aykırı olduğunu, bölge müdürü olması sebebiyle iş sırlarına vakıf olan ve müşteri çevresini yakinen tanıyan davalı tarafın müvekkili firmayla birebir aynı sektörde faaliyet gösteren bir firmada çalışmaya başlamasıyla müvekkili firmayı zarara sokacağı ve iş sözleşmesinde belirtilen rekabet yasağını ihlal edeceğinin açık olduğunu,
rekabet yasağını ihlal eden davalı tarafın sözleşmede belirtilen cezai şart gereği ödeme yapması gerektiğini, yerel mahkemenin davanın reddi gerekçesi olarak ''mahal bakımından geçerli bir sınır belirlenmediğinden sözleşmenin geçerli olmadığı '' ifadesinin de hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket nezdinde Adana Bölgesi Bölge Müdürü olarak çalışan davalı tarafın müvekkili şirketten istifa ederek kısa bir süre içerisinde müvekkili firma ile aynı iş kolunda faaliyet gösteren ...
Tic.
A.Ş. 'de yine Adana Bölge Müdürü olarak çalışmaya başladığını, Kanun hükmü uyarınca hakimin somut olayın özelliklerini değerlendirerek rekabet yasağını sınırlayabileceğini, sözleşmede geniş bir coğrafi bölge alınmış olması gerekçe gösterilerek sözleşmenin aynı il yönünden dahi geçersiz olduğunun ileri sürülmesi sözleşme ekonomisi, sözleşmeyi ayakta tutma ilkesi ve taraf iradelerine açık aykırılık teşkil edeceğini, yerel mahkemenin TBK madde 445/2 uyarınca değerlendirme yapmadan rekabet yasağını geçersiz kabul etmesinin isabetsiz olduğunu,
rekabet yasağını ihlal doğası gereği ancak bir firma da çalışan kişiler tarafından işlenebilecek bir ihlal olduğunu, işverenin rekabet yasağını ihlal edebileceği düşüncesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle rekabet yasağına dayalı cezai şartın sadece işçi aleyhine konulmasının mantıksal açıdan tutarlı olacağını, belirtilen sebepler neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye iadesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE
Dava, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı cezai şartın tahsiline ilişkin alacak davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilinde süresinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, rekabet etme yasağı kaydının geçerli olup olmadığı ve davalının eylemlerinin rekabet yasağını ihlal niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.Davalı, davacı şirkette 01/04/2015 tarihinde Adana işyerinde Satış Müdürü pozisyonunda çalışmaya başlamış ve taraflar arasında aynı tarihte iş sözleşmesi imzalanmıştır.
Sözleşmenin 12. maddesinde rekabet yasağı düzenlenmiştir. Davalı 05/01/2016 tarihli dilekçesi ile istifa etmiş ve 10/01/2016 tarihinde işten ayrılmıştır. Davalının SGK Kayıtları, davacı şirket kayıtları, davalının hizmet döküm cetveli celp edilmiş, davalının 10/01/2016 günü davacı şirketten ayrılış bildirgesinin verildiği ve işten ayrılış nedeni olarak 03 kodunun girildiği, davalının istifa ettiği anlaşılmıştır.
Davalı taraf, davalının her ne kadar istifa ederek işten ayrıldığının bildirildiğini beyan etmiş ise de esasen davalının davacı tarafça istifaya zorlandığını, davalının davacıdan kaynaklanan sebeplerle istifa etmek zorunda bırakıldığını, kendi özgür iradesi ile istifa etmediğini beyan etmiştir.
Davacı taraf, işçinin sözleşmeyle kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığından bahisle kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 444/1. maddesinde, fiil ehliyetine sahip olan işçinin, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebileceği, aynı maddenin 444/2. maddesinde ise, rekabet yasağı kaydının,
ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı düzenlenmiştir. Buna göre rekabet yasağı kaydının geçerliliği için zararın gerçekleşmesi şart olmayıp, işçinin edindiği bilgilerin iş verenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması yeterlidir.
6098 sayılı TBK 447/2 hükmünde de belirtildiği gibi; işverene yüklenebilen nedenlerle iş akdinin son bulması halinde rekabet yasağı hükümleri son bulacaktır.Taraflar arasındaki 01.04.2015 tarihli İş Sözleşmesinin Yapılacak işin yeri ve konusu başlıklı3.
Maddesinde; a)Çalışan gerek bu sözleşmenin ve gerekse İş kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde ...A.Ş ünvanlı Adana işyerinde Satış Müdürü olarak çalışmayı kabul ve taahhüt eder. c)Çalışan gerektiğinde işverenin aynı veya Türkiye sınırları içinde herhangi bir işyerinde bulunan bir başka işinde çalışmayı da kabul eder,
düzenlemesi bulunmaktadır.Her ne kadar davalı tarafça davacı işverenin olumsuz davranışları ve baskı görmesi nedeni ile istifa etmek zorunda kaldığı beyan edilmiş ise de gerek taraflar arasındaki sözleşmenin yukarıda anılı maddesi gerekse istifa öncesi davalının şehir dışında görevlendirildiğine dair kurum içi bir işlem tesisi bulunmadığı birlikte gözetildiğinde istifanın rızaen olduğu değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki İş Sözleşmesinin Rekabet Yasağı kenar başlıklı 12. maddesine göre, “....Çalışan; işyerinde çalıştığı esnada ya da iş sözleşmesi çalışanın kendi isteğiyle sona erdikten sonra 12 ay süresince, işyerindeki görevi esnasında öğrendiği,
yapılması planlanan araştırma veya geliştirme çalışmaları, piyasaya sürülecek yeni ürünlerle rekabet halinde hiçbir işi kabul etmeyeceği veya Şirket ile aynı iştigal alanında faaliyette bulunan ve/veya işverenin ürün ve hizmetlerinin tümünü, bazılarını veya birini üreten ve/veya pazarlama ve satışını faaliyet konusu yapan başka işverene ait işyerinde gerek iş sözleşmesi altında gerekse danışmanlık ilişkisi çerçevesinde çalışmamayı, bu konudaki kişi,
kurum veya kuruluşlarda ücretli veya ücretsiz görev almayacağını kabul ve taahhüt etmiştir.Bu maddeye aykırı hareket eden çalışan ihlalin gerçekleştiği andan çalışıyorsa iş sözleşmesi tazminatsız ve ihbarsız olarak sona erdirilir.
Bu durumda çalışan, son aldığı ücretin 12 (oniki) aylık tutarındaki meblağı cezai şart olarak vermeyi, şirketin çalışanın yurtiçi/yurtdışı eğitimleri için doğrudan ve dolaylı olarak yüklendiği tüm masrafları yasal faizi ile birlikte ödemeyi; çalışan işten ayrıldıktan sonra bu maddeye aykırı hareket ettiyse işverenin ihlali öğrendiği tarihte emsali işi görenlerin aldığı ücretin 12 aylık tutarındaki meblağı cezai şart olarak ödemeyi; her iki durumda da, bu ihlallerden dolayı işverenin ayrıca uğrayacağı tüm zararları tazmin etmeyi kabul ve taahhüt eder.
Taraflar rekabet yasağı anlaşmasının coğrafi sınırını, Türkiye ve işverenin ticaret yaptığı ülkeler olarak belirlemişlerdir. Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede 12 ay rekabet yasağı süresi öngörülmüş, rekabet yasağının geçerli olacağı yer '''Türkiye ve işverenin ticaret yaptığı ülkeler'' olarak belirlenmiştir.
TBK'nın 445/1 fıkrasında bu tür sözleşmeler bakımından yer ve zaman sınırlaması öngörüldüğü gibi, aynı maddenin ikinci fıkrasında da mahkemece aşırı nitelikteki rekabet yasağı hükümlerinin kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Bu durumda TBK.'nın 445. maddesinde düzenlenen geçersizlik hali özel norm niteliğinde olup kesin hükümsüzlük olarak değerlendirilemez.
Hakimin müdahalesi ile giderilebilecek bir hükümsüzlük hali olduğunun kabulü gerekir(Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.06.2016 Tarih ve 2015/12450 E - 2016/6672 K. Sayılı Kararı).Gerek 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi ve gerekse de mülga 818 sayılı BK’nın 348. maddesi ile mer'i hukuk düzeni içerisinde yerini bulan ve kısaca rekabet yasağı olarak adlandırılan davaya konu sözleşme, kanun ile düzenlenmiş bir sözleşme olup içeriğinin sınırlandırılması da yine kanun hükmü ile sağlanmış, 6098 sayılı Kanun’un 445. ve 818 sayılı Kanun’un 349. maddelerinde bu yolda hükümlere yer verilmiştir.
SGK kayıtlarına göre davalı 11/01/2016 tarihinden itibaren dava dışı ... A.Ş.'de çalışmaya başlamıştır. Ticaret sicil kayıtlarına göre de davacı firma da, davalının çalışmaya başladığı dava dışı şirket de gıda sektöründe faaliyet göstermektedir. Davalı her iki şirketin Adana ve çevresindeki faaliyet alanında çalışmıştır.Davalı hizmet akdi sona ermeden önce davacı şirket nezdinde Adana Bölge Müdürü olarak çalıştığından alelade bir çalışan olmadığı açıktır.
Davalının davacı şirketteki pozisyonu, davacının müşteri çevresi, fiyat ve pazarlama politikası ile işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı vermektedir.
Bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydı anılan Kanuni düzenlemeye uygun olup geçerlidir.Davalı taraf, rekabet yasağı sözleşmesiyle hizmet sözleşmesinden sonra 12 ay süre ile işverenin iş alanına giren başka bir rakip işletmede çalışmayacağını taahhüt etmesine rağmen, davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmada, iş akdinin sona erdiği 10/01/2016 tarihinden itibaren 12 ay geçmeden ve bir gün sonra 11/01/2016 tarihinde çalışmaya başlayarak rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğine göre TBK'nın 446. maddesi uyarınca rekabet yasağının bağlandığı cezai şarttan sorumludur.
Davacı firmanın faaliyet gösterdiği bölgelerin rekabet yasağının yer itibariyle sınırlandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki sözleşme, hem hizmet ilişkisinin devamı sürecinde geçerli olan bir hizmet sözleşmesini, hem de hizmet sözleşmesi sona erdirdikten sonra da yükümlülükler öngören bir rekabet etmeme sözleşmesini ihtiva etmektedir.
Bu durumda, hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan cezai şart hükümlerin geçersiz olduğunu hüküm altına alan TBK'nın 420. maddesinin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yer alan rekabet etmeme sözleşmesine de uygulanması söz konusu olmadığından, ilk derece mahkemesi gerekçesi yerinde değildir. (Yargıtay 11. HD, 2017/3977 K. 2019/990 T. 11.2.2019 tarihli kararı).
Sözleşmenin 12. maddesinde ''...işverenin ihlali öğrendiği tarihte emsali iş görenlerin aldığı ücretin 12 aylık tutarındaki meblağ cezai şart ödeyeceği" kararlaştırılmış olduğu, dosya kapsamından aylık ücretin 8.500,00 TL olduğu buna göre hesaplanan 102.000,00-TL cezai şart miktarı üzerinden değerlendirme yapmak gerekmiştir.TBK'nın 182/3. maddesine göre, Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Davalı işçinin bir aylık ücreti, davalının diğer sektörlerde iş bulma ve geçimini temin imkanı ile sözleşmede işverenin üstlendiği karşı bir ediminin bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde rekabet yasağı kaydında kararlaştırılan cezai şartın hakkaniyete uygun olmadığı ve aşırı nitelikte bulunduğunun kabulü ile cezai şarttan %60 oranında bir indirim yapılması uygun, makul ve gereklidir.
Buna göre sonuç olarak davacının, davalının rekabet etmeme yasağı nedeniyle 40.800,00-TL cezai şart alacağı bulunmaktadır.
Davacı tarafın faiz istemi bulunmadığı gözönüne alınarak ayrıca sözleşme ile tayin edilen bir cezai şartın tahsilini istemek hakkını haiz olan davacının açtığı dava sonunda cezai şartın mahkemece fahiş görülerek hakimin takdir hakkını kullanarak tenkis edilmesi halinde, tenkis edilen miktardan dolayı davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilemeyerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dairemizce hüküm kurulması gerekmiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda. Mahkemece rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin geçersiz olduğundan bahisle eldeki davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın cezai şarttan indirim yapılmak suretiyle 40.800,00-Tl cezai şartın davalıdan tahsiline,çezai şart tutarında takdiren indirim yapılarak hüküm kurulduğundan TBK'nın 182. maddesi gözetilmek suretiyle ret edilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiştir.karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2021/865, K. 2024/869, 30 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama