İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/1801 K.2024/1850

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2024/1801Karar2024/1850Tarih19 Aralık 2024Okuma9 dk · 1.892 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
19 Aralık 2024
Dosya no
2024/1801
Karar no
2024/1850
İncelenen kararın mahkemesi
BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
17/10/2024(Ara Karar
Talep
İhtiyati Tedbir
İstinaf karar tarihi
19/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.892 kelime·9 dk okuma·5 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; davalı ...’in, bugüne kadarki eylem ve davranışlarıyla devamlılığını tehlikeye atacak şekilde şirketin içinin boşaltılmasında ana aktör olarak kötüniyetli şekilde hareket ettiğini, şirketi yönetmeye ehil olmaması nedeniyle, şirketin malvarlığının ve azınlıkta bulunan pay sahibinin haklarının korunması,

şirketin daha fazla zarara uğratılmasının engellenmesi ve faaliyetlerinin verimli bir şekilde yürütmesinin sağlanması için ... ile başta “...” markası olmak üzere ... nin ticari itibarını, imkan ve kaynaklarını kullanarak haksız şekilde gelir elde eden ve esasında davalı şahısla ve bu şahıs vesilesiyle ...

Kurumsal'a tedbiren yönetim ve temsil kayyımı tayin edilmesini, ancak mahkeme aksi kanaatte ise anılan şirketlerin yönetim kurullarının karar ve işlemlerini kontrol etmek üzere tedbiren denetim kayyımı atanmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Somut olayda davacı vekili; şirketin malvarlığının ve azınlıkta bulunan pay sahibinin haklarının korunması,

şirketin daha fazla zarara uğratılmasının engellenmesi ve faaliyetlerinin verimli bir şekilde yürütmesinin sağlanması için ... ve ...'a tedbiren yönetim ve temsil kayyımı tayin edilmesini mahkeme aksi kanaatte ise anılan şirketlerin yönetim kurullarının karar ve işlemlerini kontrol etmek üzere tedbiren denetim kayyımı atanmasını ve ... ve ...'nin hesaplarına tedbir konulmasını, anılan şirketlerin tüm malvarlığının tespit edilmesini ve bu şirketlere ait taşınmaz ve araçlar ile her türlü devredilebilir malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiş ise de;

dosyada mevcut deliller incelendiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık yargılamayı gerektirmekte olup, talep ve karar tarihi itibariyle yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle ve dava dosyası içerisindeki ve belgelere göre davacı iddialarının yaklaşık olarak ispatının sağlanamadığı, davalı şirkette organ boşluğu olduğu ve ... ve ... 'nin hesaplarına tedbir konulması şeklinde davayı çözer şeklinde tedbire ilişkin yeterli delil bulunmadığı, davanın niteliği gereği yargılamayı gerektirdiği anlaşılmış olmakla ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine," karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Mevcut deliller ile birlikte Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan incelemeler değerlendirildiğinde dava dışı Şirket’i davalı ...’in faaliyetleriyle zarara uğrattığını, tedbir kararının verilmemesi halinde yargılama sırasında doğacak gecikme neticesinde ciddi bir zararın doğacağını, bu nedenle “yönetim ve temsil kayyımı” tahinine karar verilmesiyle birlikte HMK madde 389 ve devamı hükümleri uyarınca tedbir talenin kabulü gerektiğini, tek kişilik yönetim kurulunun, şirketi ve pay sahiplerini zarara soktuğu,

şirket aleyhine fiillerde bulunduğu ve yönetim kurulunun aktif faaliyette bulunmadığının Bakanlık Raporuyla sabit olup buna rağmen organ boşluğu olmadığı gerekçesiyle Şirketin yönetiminin ve temsilinin kayyıma devredilmemesi hem şirketin hem de azınlıkta kalan pay sahiplerinin haklarında ciddi kayıplara yol açacağını, yerel mahkemenin sadece şekli mevcudiyete odaklanarak yönetim kurulunun işlevsizliğini göz ardı etmesi ve kayyım atanması talebini reddetmesi hem TTK'nın amacına hem de Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, şirketin ve azınlık hissedarların haklarının korunması için,

şirket yönetiminin geçici olarak kayyıma devredilmesi gerektiğini, Bakanlık Raporunda tespiti yapılan ve dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerle de desteklenen hâkim hissedar ve tek kişilik yönetim kurulunun üyesi ...’in huzur hakkı ve yönetim kurulu primi adı altında fahiş nitelikte harcamalarda bulunması, şirketin önemli nitelikteki mal varlıklarını muvazaalı işlemlerle satması, marka hakkını davalı şirkete devretmesi ve kullandırması gibi hususların yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, tedbir talepleri için HMK'nın 390.

Maddesinde öngörülen yaklaşık ispat hususu dava dilekçesi ve ekinde sunulan deliller ile sağlanmış olup mahkemece tedbir talepleri için HMK m. 390'da aranan "yaklaşık ispat" koşulunun sağlanmadığını belirtmiş ancak bu değerlendirmenin hatalı olduğunu, somut olayda, tedbir taleplerini desteklemenin yaklaşık ispat yükünü fazlasıyla karşıladığını, mahkemenin delilleri değerlendirmeden yaklaşık ispatın sağlanmadığına karar vermesi,

HMK m. 390'a aykırı olduğunu, bu nedenle, mahkemenin azınlıkta bulunan pay sahiplerinin korunması ilkesini göz ardı ederek verdiği kararın düzeltilmesi gerektiğini, hâkim hissedar ve tek kişilik yönetim kurulunun üyesi ve aynı zamanda başkanı ...'in eylemleri sonucunda Şirketin ve azınlıkta kalan pay sahibi davacının önemli ölçüde zarara uğratıldığının açık olup azınlık pay sahibi davacının haklarına dair gerekli işlemlerin yapılmaması, davacının açık talebine rağmen şirketin iş ve işlemleri hakkında kendisine bilgi verilmemesi, şirketin genel kurulunun son 4 yıldır toplanmaması, kar dağıtımının süresinde ve usulüne uygun yapılmaması,

şirketin önemli nitelikte ve miktardaki varlıklarının satılması, devredilmesi ve kullandırılması, fahiş mahiyette huzur hakkı ve prim alınması ve ayrıca şirketin piyasa değerinin düşmesi ve mali yapısının bozulması hususunda herhangi bir tedbirin alınmaması, tek kişiden müteşekkil yönetim kurulunun üyesi olan ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı sıfatını da haiz bulunan kişinin yükümlülüklerini gereği gibi yapmadığını, görev ve yetkilerini kötüye kullandığını göstermekte olup şirketin mali yapısının bozulmasına,

piyasa değerinin düşürülmesine ve azınlık pay sahibi müvekkilimizin haklarının gasp edilmesine yönelik mevcut durumun devam etmesi halinde, telafisi güç ve imkânsız zararlar ortaya çıkacağından taleplerinin bir an önce kabul edilerek davalı şirketin, ...’nin mal varlığına ve ...'in paylarına tedbir konulması büyük önem taşıdığını beyanla beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve talebi gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Talep, anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna ve haksız rekabete dayalı olarak açılan tazminat davasında yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı tarafça, dava dışı ... Ticaret A.Ş.'nin %30 oranında ortağı olduğunu beyan etmiştir.

İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, azınlık pay sahibi haklarına dair gerekli işlemlerin yapılmaması, dava dışı ...

Ticaret A.Ş.'nin iş ve işlemleri hakkında bilgi verilmemesi, şirketin genel kurulunun son 4 yıldır toplanmaması, kar dağıtımının süresinde ve usulüne uygun yapılmaması, şirketin önemli nitelikte ve miktardaki varlıklarının satılması, devredilmesi ve kullandırılması, fahiş mahiyette huzur hakkı ve prim alınması ve ayrıca şirketin piyasa değerinin düşmesi ve mali yapısının bozulması hususunda herhangi bir tedbirin alınmaması, tek kişiden müteşekkil yönetim kurulunun üyesi olan ve aynı zamanda yönetim kurulu başkanı sıfatını da haiz bulunan kişinin yükümlülüklerini gereği gibi yapmayarak görev ve yetkilerini kötüye kullanması,

özen ve bağlılık yükümlülüğü ve rekabet yasağına aykırılık sebepleri ile açılan yöneticinin sorumluluğu ve davalıların haksız rekabette bulundukları iddiasına ilişkin davada yönetim kayyımı, olmadığı takdirde denetim kayyımı atanması suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 553/1. maddesinde, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu oldukları, TTK'nın 555/1.

Maddesinde ise şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir. Ancak TTK'da şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu davasında talep edilecek ihtiyati tedbirlere ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır.

Bu halde, söz konusu davada istenecek ihtiyati tedbirler hakkında genel nitelikteki düzenleme olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. Maddelerinin uygulanması gerekir. HMK'nın 389/1.

Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir.

HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.

Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.

Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.

Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4.

Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirket ve dava dışı ... Ticaret A.Ş.'de organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır.

Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur(Yargıtay. 11. HD.'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı). Bu hususlardan birinin bulunduğuna ilişkin dosyada yaklaşık ispat bulunmadığından davalı şirket ve dava dışı dava dışı ...

Ticaret A.Ş.'ye tedbiren yönetim kayyımı atanmasının şartları bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nunda şirketlere temsil kayyımı atanmasına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte temsil kayyımı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK) hükümlerine göre atanmaktadır.

TMK'nın 426/2-3 maddesine göre şirkete, temsil kayyımı atanması için yasal temsilcisi ile menfaatlerinin çatışıyor olması ya da yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunması gerekir. Ancak eldeki davada, dava dışı anonim şirket ile diğer davalı yönetim kurulu başkanı arasında menfaat çatışması bulunduğu veya şirket temsilcisinin görevini yerine getirmesine bir engel bulunduğu hususlarında yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir.

Bu halde davalı şirket ve dava dışı ... Ticaret A.Ş.'ye temsil kayyımı atanması şartları oluşmuş değildir. Davacı tarafça şirketlere denetim kayyımı atanması da talep edilmiştir. Şirket içi menfaat ihtilaflarına ait davalarda şirket varlığının korunması için mahkemece bir şirkete denetim kayyımı atanabilir.

Şirket içi menfaat ihtilaflarının halli için açılan davalarda dava aşamasında bir tedbir olarak şirket yöneticisinin kararlarının denetim kayyımının onayına bağlandığı hallerde kayyımın görev ve yetkileri ile ilgili olarak kanunda bir özel düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla denetim kayyımı atanmasına ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389 vd. maddelerinin uygulanması gereklidir. Somut olayda, TTK'nın 553/1 ve 555/1.

Maddeleri uyarınca yöneticinin sorumluluğu ve haksız rekabete dayalı tazminat talep edilmiş olup, davacının sunduğu deliller davanın niteliği ve yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle denetim kayyımı atanması yönünden yaklaşık ispat şartını sağlamaya elverişli değildir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları da nazara alındığında para alacakları yönünden dava konusu olmayan malvarlığı değerlerine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının şirketlerin malvarlığına yönelik tedbir talebi de yerinde değildir.

Sonuç itibariyle, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre davalı ve dava dışı şirketlere yönetim-temsil veya denetim kayyımı atanması, malvarlığı değerlerine tedbir konulması istemleri yönünden ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 19/12/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/1801, K. 2024/1850, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Talep
  5. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  7. Gerekçe
  8. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1801
Karar No
2024/1850
Tarih
19 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1801 K.2024/1869
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1801 K.2024/1795
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/1802 K.2024/1772
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/1802 K.2024/1841
  • İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1803 K.2024/2203
  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2024/1804 K.2024/1764

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.