KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Dosya no
- 2024/328
- Karar no
- 2024/1402
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/12/2023
- Numarası
- 2023/807 Esas - 2023/995 Karar
- Dava
- Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin
- İstinaf karar tarihi
- 03/10/2024
Karar Metni
1.497 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasındaki Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 10.08.2022 tarihinden bu yana ... Şirketi (eski Ünvan:... Şirketi) nin ortağı olduğunu, şirketin sermayesinin beheri 1.000.000 Türk Lirası değerinde olup, müvekkilinin 500.000,00 TL toplam itibari değerde 2000 payı mevcut olduğunu, diğer davalı ortağın payı ile eşit durumda olduğunu, davalı taraf ile müvekkili ...’ın %50-%50 oranlarında birlikte ortak oldukları ...
A.Ş ile ilgili daha evvel keşide edilen ve ekte dosyaya sunulan ihtarnamelerde belirtildiği üzere kanundan doğan denetim ve inceleme yetkisini kullanmasının bizzat davalı tarafından engellendiğini ve iyi niyetli tüm çabalara, görüşmelere rağmen ortaklığın devamına yönelik olumlu bir gelişme elde edilemediğini, müvekkili tarafından şirket adresinde kendisi adına imza yetkisini kullanacak ve yine müvekkil adına şirket kasa ve ön muhasebe işlemlerini denetleyecek ... ile ona yardımcı olacak müvekkilin şahsi denetime ve muhasebe işlemlerine muktedir personelinin şirket adresinde bulunmasının davalı tarafından istenmeyerek engellenmesinin,
buna ilişkin zorluk çıkartılmasının müvekkilin ortağı olduğu şirkete yönelik denetim ve gözetim hakkını açık şekilde ortadan kaldırdığını, geçen süreç içerisinde şirket kredi kartından müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında yüklü tutarlarda dayanağı belirsiz kişi ve şirketlere ödemeler yapılmış olup, yapılan tüm ödemelerin müvekkilin denetimi ve onayı dışında meydana geldiğinden ötürü şirket mali kaynağının tamamen diğer ortağın kontrolsüz şekilde ortaya koyduğu iş ve işlemler ile tükenme noktasına geldiğini,
davalı tarafından şirketin iki ortaklı yapısını adeta unutarak iş ve eylemlerde bulunulmasının müvekkili tarafından kabul edilemez ve katlanılamaz bir hal aldığını, ...ve ... arasında mevcut 28.12.2022 tarihli ortaklık sözleşmesi ve yine buna ek protokolü kapsamında şirketin hedeflediği ciro hedefini ve karlılığı yakalamadığı gibi müşteri sayısındaki belirgin düşüş ve müvekkile olan borçların yerine getirilmediği ortada olmasına rağmen halen şirket yönetiminin kötü bir şekilde yürütülmesi ile davalı tarafından uğratılan yönetim zafiyeti ve boşluğu şirketi maddi olarak çıkmaza soktuğunu,
müvekkilinin ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaktan bilgi alamadığı gibi kar dağıtımı yapılmadığını, şirket bilançoları ve muhasebe kayıtları kendisine gösterilmediğini, müvekkilinin T.T.K. gereğince haklı sebeplerle davalının şirket ortaklığından çıkartılmasını talep ettiğini, TTK düzenlemesinde “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında diğer ortağın şirketten çıkarılmasına karar verilmesi için dava açabilir.” mevcut olduğunu, TTK m. 245’te,
“bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması” veya “bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi” ve bunlara benzer haller haklı sebep olarak nitelendirildiğini, taraflar arasında mevcut 28.12.2022 tarihli ortaklık sözleşmesi ve yine buna ek protokolü kapsamında beraber ortak oldukları İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil nosunda kayıtlı ...
Şirketi ile ilgili kuruluş aşamasında müvekkilinin hem şirkete borç olarak verdiği hem de şahsen davalı taraf ...’na verilen şahsi borçlar tutarları ile birlikte karşılıklı olarak kabul edilerek imza edildiğini, gelinen aşamada müvekkili tarafından davalı tarafa verilen şahsi borçların tasfiyesine yönelik olarak protokolde belirtildiği üzere şirket gerçekçi bir kar yakalayamamış olup, protokoldeki yükümlülüklerin ... tarafından yerine getirilemeyeceğinin anlaşıldığını,
diğer yandan davalı tarafından şirkete imza yetkilisi yönetici yönetim kurulu başkanı olarak atanan ... tarafından şirket yönetiminde eksiklikler ve finansal planlamalarda hatalar yapıldığı tespit edilmiş olup, ...
Şirketinin finansal tablolarının görüşülmesi ve yine ortak ....’ın şirkete kaynak borç olarak aktardığı tutarların ne şekilde ve hangi tarihlerde tasfiye edileceğinin açık ve net bir ödeme planına bağlanması noktasında genel kurulun toplanması ve bilgi edinilmesi bakımından ihtarname keşide edildiğini ancak müvekkilinin gönderdiği sayısız ihtarname sonuçsuz kaldığını, ortaklar arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle anonim şirket organlarının iş göremez hale gelmesi ve gerekse şirketin organsız kalması nedeniyle ayrıca şirket yönetmine kayyum atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Somut olayda her ne kadar davacı vekili davalının şirket ortaklığından çıkartılmasını talep etmiş ve TTK 245 Maddesinde yer bulan haklı sebepleri saymış ise de; anılan maddenin kollektif şirketlere ilişkin bir madde olduğu ve anonim şirketlere uygulanamayacağı, anonim şirketlerde, ortağın doğrudan doğruya haklı sebepler ileri sürerek bir diğer ortağı ortaklıktan çıkarmayı talep hakkının bulunmadığı,
anonim şirketlerde TTK’nın 531. maddesi uyarınca haklı sebeplerin bulunması halinde şirket ortağının sadece şirketin fesih ve tasfiyesini talep edebileceği bununla birlikte ayrıca hisselerini devrederek ayrılma yolunu tercih edebileceği bu haliyle böyle bir davanın açılmasının yasal dayanağı bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Türk Ticaret Kanunu madde 531 hükmü gereğince anonim şirketin haklı nedenle feshi sebeplerinin varlığı halinde Mahkeme fesih yerine davacı pay sahibinin ortaklıktan çıkarılmasına yahut “duruma uygun düşen”, “kabul edilebilir” başkaca bir çözüme karar verebileceğini, İşbu davada taleplerinin diğer ortağın şirket ortaklığından çıkartılması olsa da kanun koyucu mahkemeye burada geniş bir takdir yetkisi verdiğini,
feshin son çare olması ilkesi gereğince mahkeme ancak ortaklığın sürdürülmesinde ekonomik ve sosyal olarak bir yararın kalmamış olması yahut yarar bulunsa da duruma uygun düşebilecek ve kabul edilebilir nitelikte bir başkaca çözümün bulunmaması durumunda ortaklığın ve şirketin feshine karar verebileceğini ancak madde hükmü ile Mahkemeye paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesine karar vermek sureti ile davacı pay sahibinin ortaklıktan çıkarılması kararı verme yetkisi de tanındığını ancak mahkeme tarafından salt hukuki yarar yokluğu ileri sürülerek davanın usulden reddinin yerinde olmadığını,
Kanun koyucu mahkemeye taleple bağlılık ilkesini aşar şekilde bir karar verme yetkisi vermiş olduğundan mahkeme davacının talepleri arasında yer almayan başkaca bir çözümün uyuşmazlığın çözülmesinde daha elverişli olduğuna kanaat getirirse pay sahibinin ortaklık çıkarılması yönteminin uygulanmasına karar verebileceğini beyanla açıklanan nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul Anadolu 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/807 Esas-2023/995 Karar nolu 04.12.2023 tarihli davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, davalı şirket ortağının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hukuki yarar dava şartının bulunup bulunmadığı noktalarındadır. 6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır.
HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir.
Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır.
Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir.
Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/60E- 2020/3257 K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı) Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir.
Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir.Somut olayda davacının %50, davalı diğer ortağın %50 oranda davalı şirkette pay sahibi oldukları, davacı ve davalı ortakların şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, davacının,
davalı şirketin kötü yönetildiğini ileri sürerek yönetim kurulunun yetkisinin kaldırılmasını,şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve davalının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 531/1. maddesinde haklı sebeplerin varlığında ,sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini teşkil eden pay sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir.Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine,
payların değeri ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun bir çözüme karar verebilir. TTK sistematiğinde anonim şirketlerde sadece şirketin haklı sebeble feshi talebine olanak tanınmış olup, bir ortağın diğer ortağı haklı sebep olsa dahi ortaklıktan çıkartılmasını talep hakkı bulunmamaktadır. Limited şirkete özgü hükümlerin ise anonim şirkete uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır.
(Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2022/1837 Esas ve 2023/5518 Karar sayılı kararı) Yukarıda anlatılanlar ışığında eldeki uyuşmazlıkta davacı vekilinin davalı şirket ortağının haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılmasını talep hakkı bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355.
Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2024/328, K. 2024/1402, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama