KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Eylül 2025
- Dosya no
- 2025/1118
- Karar no
- 2025/1091
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/04/2025
- Numarası
- 2024/441 Esas - 2025/255 Karar
- Dava
- Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali
Karar Metni
735 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
İlk derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla, dosya incelendi.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava genel kredi sözleşmesine dayalı alacağa ilişkin olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile, takibin 33.3212,89 TL nakdi alacak üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine ve davalı şirket yönünden 24.637,06 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesine, depo talebinin davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
04/6/2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. Maddesi ile değiştirilen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nu Ek Madde 1/2'deki düzenleme ile. 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarın esas alınacağı düzenlenmiştir.
7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinde yapılan değişikliğin ne şekilde uygulanacağı yönünden bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Öte yandan verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibariyla kesin olan yani temyiz yolu kapalı bulunan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Zira ortada tamamlanan ve miktar yönünden kesin olmakla bir taraf yararına kesin hüküm etkisi ya da usuli kazanılmış hak yaratan bir hukuksal durum doğmuştur; oluşan bu hukuki durumun değişmezlik ve dokunulmazlık niteliklerini zedeleyecek şekilde yeni düzenleme çerçevesinde tekrar değerlendirmeye tâbi tutulmasının kazanılmış haklara saygı, hukuki güvenlik, belirlilik ilkelerinin yanı sıra adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesine de aykırı olacağı açıktır.
Hukuk yargılamasında ceza yargılamasında olduğu gibi lehe-aleyhe düzenleme değerlendirmesi yapılması mümkün olmadığı gibi yargılamanın taraflarının aynı haklara aynı ölçüde sahip olmasına göre kararın verildiği tarih itibarıyla her iki taraf açısından geçerli olan öngörülebilir koşullara göre değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu itibarla kararın verildiği tarih itibarıyla temyiz eden açısından kararı temyiz etme koşulları belirli; kararı temiz etmeyen taraf açısından ise diğer tarafın temyiz etme koşullarını o tarih itibarıyla sağlayıp sağlamadığı öngörülebilir olmalıdır.
Neticeten eldeki davada 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibariyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır(HGK'nın 14.07.2025 Tarih ve 2023/4-931 E. - 2025/491 K. sayılı kararı).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere verildiği anda yürürlükte bulunan kanun hükümlerine göre miktar itibariyle kesin olan bir kararın sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenleme kapsamında değişen parasal sınırlara göre kesin olup olmadığının değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu kapsamda söz konusu Yargıtay kararı nazara alındığında istinaf incelemesi bakımından da ilk derece mahkemesince verilen karar tarihindeki düzenlemelere göre değerlendirme yapılması gerekir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi olan 22/04/2025 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan HMK'nın 341/2. Maddesine göre, (karar tarihindeki) miktar ve değeri 2025 yılı için 40.000,00 Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.
Zira, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinde yapılan değişiklik, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarihte yürürlükte olan düzenlemelere göre miktar itibariyle kesin olan bir karar yönünden istinaf yolunu olanaklı kılacak nitelikte değildir.
Ayrıca, anılan maddenin dördüncü fıkrasında da alacağın tamamının dava edildiği durumlarda asıl talebin kabul edilmeyen bölümü istinaf sınırının altında kalan tarafın istinaf yoluna başvuramayacağı düzenlenmiştir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.
İlk derece mahkemesince, istinaf eden davacı aleyhine karar verilen kısım ise nakdi alacak bakımından 1.713,01 TL, gayri nakdi alacak bakımından 24.637,06 TL'dir. Bu haliyle, davacı tarafça istinafa konu edilen kısım miktar itibariyle kesindir.
Her ne kadar İlk derece Mahkemesince davacının aleyhine verilen red kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş ise de; karar tarihindeki düzenlemelere göre, miktar itibariyle hüküm tarihinde geçerli olan istinaf sınırını geçmeyen karara karşı HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından davacının istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/1118, K. 2025/1091, 4 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama