İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/1440 K.2025/1531

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Esas2025/1440Karar2025/1531Tarih30 Ekim 2025Okuma13 dk · 2.612 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
30 Ekim 2025
Dosya no
2025/1440
Karar no
2025/1531
İncelenen kararın mahkemesi
İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
24/06/2025
Numarası
2020/541 Esas - 2025/480 Karar
Dava
Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
30/10/2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.612 kelime·13 dk okuma·8 bölüm

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 06/12/2010 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşme çerçevesinde davalı şirket lehine teminat mektuplarının tesis edildiğini, akabinde davalı şirketin sözleşme süresinin yarısında sözleşmeyi feshetme ve davacı şirketin işlettiği merkezi yeni bir şirkete devretme talebinde bulunduğunu,teminat mektuplarını ise iade etmediğini, akabinde cezai şarta mahsuben davacı şirkete de fatura kestiğini, davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, bu şartlarda davalının haksız yere tahsil etmiş olduğu 300.000 TL teminat mektubu bedelinin davacı şirkete iadesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; teminat mektuplarının haksız olarak nakde çevrilmediğini, davalının haklı bulunduğunu, satış taahhüdünün ihlali nedeniyle İstanbul 18 ATM'nin 2015/538 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu dosyanın bekletici mesele sayılması gerektiğini,esasen davacının müvekkil şirkete kredi borcu ve cezai şart borcu bulunduğunu, bu nedenle açılan davanın reddi gerektiğini talep etmiştir.

DAVA

Birleşen davada, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılarla 06/12/2010 tarihli " Bayilik Protokolü ve Ariyet Sözleşmesi" düzenlendiğini, sözleşmeye göre davalı bayinin her yıl 1100 m3 benzin, motorin ve dizel satmayı kabul ve taahhüt ettiğini, aksi halde eksik kalan her m3 için 60 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının edimlerini yerine getirmediğini, 06/02/2010-30/12/2010 tarihleri arasında satış taahhüdü ihlalinden doğan cezai şart alacaklarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 USD'nin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin eksik taahhüt nedeniyle değil, tarafların karşılıklı ve ortak mutabakatı ile feshedildiğini, sözleşme 06/12/2010 tarihinde imzalanmışsa da, sözleşme sonrası eksiklerinin tamamlanarak hizmete çok sonra girebildiğini, davacının müvekkilini uyarmadığını, dosyaya sunulan uyarı yazılarının müvekkiline tebliğ edilmediğini, uyarı mektubu tebliğ edilmeden ve cezai şart faturası kesilmeden teminat mektuplarının 29/11/2013 tarihinde paraya çevrilerek ve sözleşmenin feshinden sonra 22/01/2014 tarihinde 139.962,81 TL cezai şart faturası kesilerek gönderildiğini, noterden faturanın iade edildiğini,

MK 2 maddesine aykırı olarak cezai şart uygulaması kısmi olarak yapılarak, tahsilat sonrasında fatura içeriğinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmadığını, dava açmaları üzerine cezai şart talep edildiğini, davacı vekilinin kendilerinin açtığı davadaki cevap dilekçesinde bildirdiği alacaklarını ispat etmesi gerektiğini, davalılar Kemal ... ve Hasan ... yönünden de kefilliklerinin 150.000 TL ile sınırlandırıldığını, müvekkilinin teminat mektuplarının paraya çevrilmesi haklı ise, kefillerin sorumlu olduğu miktarın üzerinde para tahsil edildiğini,

kefalet sözleşmelerinin kefalet tarihi ve kendi el yazısı ile yazma kuralına uyulmadığından geçersiz olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda; mahkememizin önceki kararının yalnızca eksik satış hususunda ilk alım tarihine göre hesaplama yapılması ve geri dönüşüm kredi borcu hesaplaması yönünden kaldırıldığı, dosya kapsamında alınan ve hüküm kurmaya elverişli bulunan 28.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda belirlendiği üzere ve yukarıda anlatılan gerekçelerle; eksik satış konusunda ilk alım tarihine göre belirlenen dönemler için ve fesihten geriye dönük bir yılda eksik alımlar nedeniyle davalının talep edebileceği cezai şart tutarının 19.521,60-USD olduğu,

bu tutarın asıl dava tarihindeki kur üzerinden karşılığı olan 52.019,21 TL'lik cezai şart bedelinin birleşen davacı ...'a ödenmesi gerektiği, ancak tahsil edilen tutarın 300.000 TL olduğu aradaki 300.000-52.019,21=247.980,79 TL nin asıl davada davacı tarafa iadesi gerektiği, geri dönüşüm kredi borcu bakımından her ne kadar birleşen davacı tarafça ödemenin ... tarafından çekle yapılacağı, ancak bir kısmının ödenmesine rağmen bir kısmının karşılıksız çıktığı iddia edilmiş ise de sunulan kısmi ödemeye ilişkin dekontların incelenmesinde, açıklama kısımlarında kredi ödemesi değil akaryakıt ödemesi yazdığı,

yine sunulan çek listesinde borcun neye ilişkin olduğunun yazmadığı, bu sebeple geri dönüşüm kredi alacağının varlığının ve miktarının ispatlanamadığı anlaşılmakla; asıl davada davalı tarafça cezai şart bedeli olarak tahsil edilmesi gereken tutarın toplam teminat mektuplarından tenzili ile fazla tahsil edilen teminat mektubu bedelinin asıl davacıya iadesine, birleşen davacının mahsup sonrası bakiye bir cezai şart alacağı kalmadığından birleşen davanın reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı birleşen dosya davalısından müvekkil şirketin cezai şarttan kaynaklı olarak alacaklı bulunduğunun açıkça ortada olduğunu, bilirkişi raporunda da yıllar itibari ile yapılan hesaplamaya göre 137.005,80 USD alacaklı bulunduğunun açıkça ortaya çıktığını, geri dönüşüm kredisinin müvekkili şirkete ödenmesi gerektiği taraflar arasında imzalanan sözleşme ve protokoller ile sabit olduğu gibi dosya kapsamında yapılan inceleme ile de açıkça ortaya çıktığını, davacı birleşen dosya davalısının 300.000 TL teminat mektubu bedelinin iadesini talep ettiğini,

ancak söz konusu teminat mektubunun davacı birleşen dosya davalısının doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı karşılığı verildiğini ve cezai şart ile diğer borçlarına mahsup edildiğini, bu halde açılan bu davanın haksız olarak açıldığının ortada olduğunu, bu yön dikkate alınarak asıl dava davacısının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı karşı davalı yana verilen geri dönüşüm kredisinin ödemesine ilişkin davacı karşı davalı yan tarafından sıralı çekler düzenlendiğini, 28.02.2013 tarihinden başlamak üzere 28.01.2015 tarihine kadar her ay için 10.416,67 TL olmak üzere çek verildiğini,

ancak söz konusu çeklerden 28.11.2013 tarihinden 28.01.2015 tarihine kadar her ay için verilen çek bedellerinin ödenmediğini, dosyaya ibraz edilen cari kayda ilişkin tablo, çek bilgilerine ilişkin tablo ile davacı karşı davacı yan tarafından cari kayda yansıtılan ve yapılan ödemeleri gösteren dekontlardan da geri dönüşümlü kredinin ödenmediğinin görüleceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE

Asıl dava; taraflar arasında akdedilen 06/12/2010 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi gereğince davalıya teslim edilen ve nakde çevrilen 300.000 TL teminat mektuplarının bedelinin iadesine, birleşen dava; taraflar arasında akdedilen sözleşmedeki satış taahhüdüne uyulmadığı iddiasıyla, doğmuş cezai şart alacağının davalılardan tahsiline ilişkindir.

İlk derece mahkemesince 2015/954 E. 2017/132 K. Sayalı kararı ile; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen kararın taraflarca istinafı üzerine İstanbul BAM 16 Hukuk Dairesinin 2017/45672020/1399 K sayılı kararı ile. 06/12/2010 tarihli satış taahhüdünde ; "..satış taahhüdüm ...'ten alacağım ilk ... ürünü (herhangi bir ... ürünü) alım tarihinden itibaren başlayacaktır" düzenlemesi bulunmaktadır.

Birleşen davada davalı vekili cevabında, eksiklikler giderildikten sonra, sözleşmenin hizmete çok sonra girdiğini savunmuştur. Bu durumda, takvim yılının başlangıcının ve eksik satış yapılıp yapılmadığının ilk ... ürünü alım tarihine göre belirlenmesi gerekirken, kaldı ki kabule göre de, sözleşme başlangıç tarihi 06/12/2010 olmasına rağmen bilirkişi raporunda 01/01/2013-30/12/2013 tarihinin esas alınması doğru olmamıştır.

Bilirkişi raporundaki Bayilik Protokolünün 3.2.3 maddesinde düzenlenen Geri Dönüşümlü Kredi'ye ilişkin hesaplamaların ise denetime elverişli olmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme ile karar verildiği kanaatine varılarak asıl davada davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına,

dosyanın tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek Dairemizin kararında işaret edilen hususlarda yeniden ayrıntılı rapor alındıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, taraf vekillerinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrası ilk derece mahkemesince araştırma yapılmış, dosyaya bilirkişi raporları sunulmuştur.

Davacı taraf asıl davada 300.000 TL değerindeki teminat mektuplarının haksız yere paraya çevrildiğinden bahisle bu miktarın tahsilini talep etmiş, davalı taraf cevap dilekçesinin 3. Sayfasındaki savunmasında; bayinin eksik alınmadan kaynaklanan 141,120 USD cezai şart borcu bulunduğundan davacı tarafa 22/01/2014 tarihli fatura tanzim edilerek teminat tutarının 139.962,81 TL'sinin cezai şart alacağına mahsup edildiğini, ayrıca bayinin davalı şirkete 156.300 TL geri dönüşümlü kredi borcu bulunduğunu, sözleşmenin 46f maddesi kapsamında kredi borcunun muaccel olduğunu, bu bedelin de banka teminat mektubundan tahsil edildiğini,

3.737,19 TL nin ise grup şirketi ...

Madeni Yağ alacağına mahsup edildiğini savunmuştur.Kaldırma kararı doğrultusunda satış taahhütnamesinde "satış taahhüdünün ...'ten alacağının ilk ... ürünü (herhangi bir ... ürünü) alım tarihinden itibaren başlayacaktır." hükmü esas alınarak ilk akaryakıtın verildiği 24/08/2011 tarihi ile sözleşmenin feshedildiği 30/12/2013 tarihi arasında yapılan toplam eksik alım cezai şart tutarının 137,006,28 USD olduğu, son dönemin esas alınması halinde cezai şart tutarının 19.521,60 USD olduğu belirlenmiştir.

Dosyaya alınan bilirkişi raporları ile; bayilik protokolünün 3.1.4. maddesi işletme yükümlülüğü maddesinin son bendi ; ... tarafından Kredi olarak verilecek olan 250.000 TL.'lik beyaz ürün karşılığında 250.000 TL yi 12 ay ödemesiz, sonraki 24 ay 24 eşit taksitlerle ödemeyi ...'e geri ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder.

3.2.3.Bayilik Hizmet Bedel Sağlama Yükümlülüğü, paragraf 1, son bendi : ...bayie kredi olarak verilecek 250.000 TL ( ikiyüzellibin türklirası) tutarındaki beyaz ürünü bayinin tanzim edeceği fatura mukabilinde bayiye teslim ermekle yükümlüdür. bayi ise 250.000 TL' yi 12 ay ödemesiz, sonraki 24 ay 24 eşit taksirlerle ...e geri ödemeyi kabul beyan ve taahhüt eder, şeklindedir.Davalı taraf teminat mektubundan bayiye verilen krediden dolayı geri ödenmeyen 156.300 TL'nin mahsup edildiğini ileri sürmüştür.

Davacıya verilen kredinin ürün şeklinde verildiği anlaşılmaktadır. Davacı bahsi geçen ürünün kendisine teslim edilmediğine yönelik herhangi bir savunma ileri sürmemiştir. Dosyaya alınan 28/11/2022 tarihli bilirkişi raporunun 4. Sayfasında "gerek davalı karşı davacının sunduğu tablo, dekont ve açıklamalar, gerekse tarafımızca davalı/karşı davacı ... ticari defterlerinde yapmış olduğumuz incelemelerdeki tespitlerin rakamsal olarak birbiri ile örtüşlüğü görüldüğünden....

Davacı Mollabeyin halen 156.300 TL'lik geri dönüşüm kredi borcu olduğu" şeklinde rapor tanzim edildiği, yine 04/11/2016 tarihli raporda da davalı birleşen davacının bu miktar krediden kaynaklı alacağının bulunduğu, 28/01/2025 tarihli raporda da mahkemece bu miktarın ödenmesi gerektiği yönünde karar verilmesi ihtimaline göre hesaplama yapıldığı görülmektedir. Uyuşmazlık konusu teminat mektupları üzerinde yapılan incelemede "... Ltd.

Şti. 'nin satın aldığı veya alacağı her türlü akar yakıt madeni yağ,.....şirketiniz nezdindeki imzalanmış olduğu her türlü sözleşme, protokol, taahhütname, anlaşma ve benzeri nitelikteki her türlü hukuki işlemden kaynaklanan cezai şartta dahil olmak üzere şirketinize karşı .......... Doğacak tüm borçları" kapsar şekilde teminat altına aldığı görülmektedir.

Bu durumda davalı birleşen davacının, davacı birleşen davalıdan olan 156.300 TL'lik ödenmeyen kredi alacağına mahsup edilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince aksi yönde karar verilmesi isabetli değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşuludur (TBK md. 179/3).

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrasındaki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. İfaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir.

Beş yıl süreli bir akaryakıt bayilik sözleşmesinde veya eki taahhütnamede bayinin yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise tedarikçi firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerekir.

Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyecektir. Ancak.

TBK’nın 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen hüküm, emredici nitelikte olmadığından taraflar, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecektir.

(Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/3179 E 2025/2089 K sayılı kararı)Taraflar arasında imzalanan 06.12.2010 tarihli bayilik sözleşmesi ile birlikte aynı tarihte imzalanan ve bayilik sözleşmesinin ayrılmaz parçası olduğu kabul edilen Bayilik Protokolünün “diğer yükümlülükler” başlıklı 5.maddesinin “hakların geç kullanılması" başlıklı 5.2 maddesinde “BAYİ’nin ...’e karşı her ne suretle olursa olsun üstlenmiş olduğu yükümlülük ve taahhütlerden herhangi birinin ihlali halinde ,

... lehine doğacak hakların bir ya da birkaçının ... tarafından BAYİ’ye karşı zamanında kullanılmaması ... tarafından bu haklardan feragat edildiği anlamına gelmez. ... bu haklarını mevzuat ve yasalarda belirlenen sürelerde her zaman için kullanabilir” hükmünün yer aldığı görülmektedir. Yine tarafların müştereken düzenledikleri fesih protokolünde "......taraflar arasındaki 26/12/2011 tarihli bayilik sözleşmesi ekleri ile birlikte ... ... ve Tic.

A.Ş. (...) 'nin doğmuş ve doğacak hakları saklı kalmak kaydıyla ve tarafların karşılıklı ve ortak mutabakatı ile fesih edilmiştir " düzenlemesini içerdiği görülmektedir. Bu durumda çekincesiz olarak mal verilmesinin davacının cezai şart talebinden vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği anlaşılmakla sadece son döneme ilişkin cezai şart yönünden kabul kararı verilmesi isabetli olmayıp tüm dönemlere ilişkin hesaplanan 137,006,28 USD cezai şartın esas alınması gerekmektedir.

Bu duruma göre davacının paraya çevrilen teminat mektubu tutarının 300.000 TL olduğu, bu tutardan davalının kredi alacağı için 156.300 TL'nin mahsup edilebileceği, bakiye kalan 143.700 TL bakiye alacağının kaldığı, 28/01/2025 tarihli bilirkişi raporu ile teminat mektubunun paraya çevrildiği 12/10/2012 tarihi itibariyle 100.000 TL'nin 55.321,97 USD 29/11/2013 tarihinde paraya çevrilen 150.000 TL'nin o günkü kurdan 74.217,01 USD ve 29/11/2013 tarihinde paraya çevrilen 50.000 TL'lik mektup bedelinin 24.739 USD tutarında olduğu belirlenmiştir.

Davalının mektup bedelinden kalan 143.700 TL ilk nakde çevrilen 100.000 TL (55.321,97 USD) düşüldükten sonra 43.700 TL bakiye kaldığı anlaşılmaktadır. Bu miktardan 29/11/2013 tarihinde paraya çevrilen 150.000 TL'lik mektuptan 43.700 TL düşülmesi gerekmekte olup bu tarihli kur 1 USD= 2,0211 TL üzerinden USD karşılığının 21.621,88 USD olduğu belirlenmiştir.

Bu durumda davalı birleşen davacının, davacı birleşen davalıdan 137,006,28 USD -( 55.321,97+ 21.621,88 USD)= 76.943,85 USD bakiye cezai şart alacağı kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Birleşen davacı dilekçesinde cezai şart alacağının davalıdan talep edildiğine yönelik bir yazı örneği dosyaya sunmuş ise de bu talebin birleşen davalıya tebliğ edildiğine dair bir kayıt bulunmadığından ödenmesi gereken cezai şart yönünden temerrüt tarihi dava tarihi olarak belirlenmiştir.6102 sayılı TTK 22. Maddesi gereği;

kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz.Ancak tacir de olsa, tarafların ekonomik mahvına sebep olan cezai şarta ilişkin Sözleşme maddesinin, TBK’nın 27. maddesinde yer alan “Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.” düzenlemesi uyarınca “ahlak ve adaba aykırı” görülmesi mümkündür.

Bu durumda cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise, o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun : 2017/(19)11-943 e. 2021/984 k.

Sayılı ilamında belirtildiği gibi Mahkemenin bu hususta karar verirken, kararlaştırılan cezaî şartın tahsili cihetine gidilmesi hâlinde o şirketin eskisi gibi ticarî hayatını devam ettirmesinin mümkün olup olmadığını gerekirse bilirkişiden de mütalâa alarak araştırması icap eder. Aynı incelemeyi gerçek kişi olan tacir için de yapması gerekir. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-922 E., 2019/706 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.

6102 sayılı TTK’nın 22. maddesinde cezaî şarttan indirim yapılmasının öngörülmediği, davacının tacir olduğu, sözleşme yaparken basiretli davranması gerektiği anlaşılmış ise de; cezaî şart tacir borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından, mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesi mümkündür.Bu durumda mahkemece, cezaî şart hususunda bir karar verilmeden önce, sözleşmenin düzenlendiği tarihte tarafların iktisadi durumu, davacı cezai şart borçlusunun ödeme gücü ve kabiliyeti göz önüne alınarak,

bu yönde davacı/ birleşen davalı defter ve kayıtlarının incelenmesi ile denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre az yukarıda belirlenen mahsup sırası takip edilerek davacı alacağından indirilecek cezai şart belirlenerek karar verilmesi gerektiği hâlde, eksik inceleme verilen karar isabetli değildir. HMK'nın 355.

Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Asıl davada davalı birleşen davada davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/1440, K. 2025/1531, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Dava
  7. Cevap
  8. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  9. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  10. Gerekçe
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1440
Karar No
2025/1531
Tarih
30 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2025/1441 K.2025/1720
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2025/1441 K.2025/858
  • Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/1441 K.2025/1069
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2025/1442 K.2025/1419
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2025/1442 K.2025/867
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2025/1442 K.2025/1220

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.