KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Dosya no
- 2025/219
- Karar no
- 2025/203
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/12/2024
- Numarası
- 2024/613 D. İş - 2024/626 Karar
- Dava
- İhtiyati Haciz
- İstinaf karar tarihi
- 20/02/2025
Karar Metni
1.417 kelime·7 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında değişik iş dosyası üzerinden görülen ihtiyati haciz talebi hakkında ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı (borçlulardan) ... San. ve Tic.
A.Ş. arasında 10/12/2016 tarihli alım-satım sözleşmesi akdedildiğini, diğer davalı ...'ın ise bu sözleşmeye "Garantör" olduğunu, bu sözleşmeye istinaden müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturaların müvekkili şirkete ödendiğini, müvekkili şirket tarafından e-fatura olarak kesilen faturaların karşı tarafa gönderildiği, ödeme yapılması konusunda ihtar edildiği,
ancak karşı tarafça bu güne kadar herhangi bir ödemenin yapılmadığını, müvekkili şirketin ihtiyati hacze konu faturalarının toplamının 10.275,69 EUR ve 931.789,95 USD tutarındaki alacağının mevcut olduğunu, işbu alacakların herhangi bir teminata bağlı olmadığını, borçlunun şu an için müvekkilinin alacağını karşılamaya yetecek miktarda malı ve alacağı bulunmadığını, ancak yaptıkları tespitlerden, borçlunun bu malları kaçırma hazırlığı içinde olduğunun öğrenildiğini, neticeten;
açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.275,69 EUR ve 931.789,95 USD tutarındaki nakdi alacak miktarı için borçluların menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "... ihtiyati haciz talep edenin dayanmış olduğu fatura, örnek dekont, ihtarname, yazılı sözleşme var ise de karşı taraflara atfı kabil BA formu, mutabakat belgesi veya yine karşı taraflara ait cari hesap özeti veya buna benzer karşı tarafları bağlayabilecek herhangi bir belge veya belgeler zinciri henüz sunulmamıştır.
Sunulan belgeler ise talep eden tarafından düzenlenmiş olup karşı taraf aleyhine değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. İhtiyati haczin dayandığı sebepler açısından bu aşamada sunulan deliller ihtiyati haciz talebinin kabulü açısından kanaat verici nitelikte deliller değildir. Yargıtay uygulaması da emsal talepler açısından bu yöndedir...
Böylelikle İİK m.257/f.1 hükmü çerçevesinde alacak muaccel kabul edilse dahi kanaat verici belge sunulamadığından ve ayrıca talebe konu alacağın muaccel olduğu noktasında da kanaat verici delil sunulmadığından bu maddeye dayalı ihtiyati haciz talebinin kabulü mümkün değildir.
İhtiyati haciz talebinin dayanmış olduğu vakıalar karşısında, istinai olarak muaccel olmayan alacaklar için dahi İİK m.257/f.2 gereği ihtiyati haciz talep edilebileceği kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir. Nitekim alacaklı vekili de borçlu şirketin mal kaçırma hazırlığı içerisine girmiş olduğunu öğrendiklerini beyan ederek ihtiyati haciz talep etmiştir.
Öncelikte belirtmek gerekir ki; "borçlunun mal kaçırma hazırlıkları içinde olduğu vakıasına ilişkin iddianın kesin delil olmasa da bu noktada mahkemeye kanaat verecek belirtilerle en azından ortaya konulması gerekir. (Prof.
Dr.İlhan Postacıoğlu, İcra İflas Hukuku, İstanbul, Sayfa.712)" Oysaki talep dilekçesi içeriği ve eki dikkate alındığında borçlunun mallarını kaçırma hazırlığı içinde olduğunun ifade edilmesi aslında soyut bir beyan niteliğindedir.Alacağın rehinle temin edilmemiş olması önemli ise de muacceliyet vakıasına dayanılmayan alacaklar için alacaklının, borçlunun yükümlülüklerinden kurtulmak maksadıyla mal kaçırdığı iddiasını sadece bir beyan olarak ve iddia olarak ileri sürmesi yeterli değildir.
Oysaki, beyanın sadece soyut bir beyandan ibaret olduğu mevcut dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre talebe konu alacak rehinle temin edilmemiş olsa bile alacağın muaccel olduğu şartına değil borçlunun mal kaçırmaya hazırlandığı vakıasına dayalı şartın bu noktada, somut vakıalar ile ortaya konulamadığı gibi kanaat verici belge ile dahi ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği açıktır. O halde bu yöne ilişkin şartın oluştuğu kabul edilemez.
Ancak daha önemlisi bu fıkraya dayalı olarak ihtiyati haciz talebinin kabulü için öncelikle; iddia olunan alacak ile ilgili ihtiyati haczin dayandığı sebepler noktasında tam olmasa dahi kanaat verici nitelikteki delillerin ortaya konulmuş olması, somutlaştırılması gerekir.
Bu açıdan, İİK m.257/f.1 hükmüne istinaden ihtiyati haciz talebinin kabulü için dayanılan sebepler ile ilgili "kanaat verici delil" olmadığı yönündeki gerekçe, İİK m.257/f.2 gereği talep olunan ihtiyati haciz talebi açısından da aynen geçerlidir.. "ihtiyati haciz talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli olmayacağı" gibi yine bir geçici hukuki koruma olan ihtiyati haciz yönünden talep eden lehine alacağın varlığı ve doğduğu hususu dışında ayrıca alacağın muaccel hale geldiği noktasında "kanaat verici düzeyde" belgelerin henüz sunulmadığı,
bu nedenle yine bir geçici hukuki koruma olan ihtiyati haciz talebi yönünden şartların oluşmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında talep edenin ihtiyati haciz talebinin tümden reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda alacağın varlığı ve doğduğu hususunda kanaat verici düzeyde belge sunulmadığından bahisle taleplerinin reddedildiğini, ancak ek olarak sundukları ve altında müvekkili şirket ile davalıların imzası bulunan sözleşmenin hukuki ilişkinin doğduğunu gösterdiğini, bununla birlikte yine ekler halinde sunmuş oldukları irsaliyelerde sözleşmeye konu bir kısım ürünlerin borçlu tarafa teslim edildiğini,
teslim edilen bu ürünlere ilişkin faturalar ve bu faturaların bir kısmına istinaden davalı tarafın yapmış olduğu ödemeleri gösteren dekontların da bir borç ilişkisinin varlığınının ve hatta davalı tarafın bunu kabul edip ödeme yaptığının kanıtı olduğunu, davalı borçlu tarafın borç ilişkisini kabul ederek bazı ödemelerini yapmış olmasına rağmen alacağın varlığı konusunda kanaat oluşmadığı gerekçesinin mesnetsiz kaldığını, verilen bu red kararının ile her geçen gün müvekkili şirketin alacak hakkına ulaşma ihtimali azalttığını, bunun sebebinin borçlunun mevcut mallarını kaçırma hazırlığı içinde bulunması olduğunu,
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/613 D.İş 2024/626 Karar Sayılı 25.12.2024 tarihli kararının kaldırılasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.275,69 EUR ve 931.789,95 USD tutarındaki alacak miktarı için borçluların menkul ve gayrimenkulleri ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı borçluya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep, değişik iş dosyasında fatura alacağına ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini garanti altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır.
İhtiyati hacze ilişkin yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ila 268. maddesinde yer almaktadır. Bilindiği gibi ihtiyati haciz talep edebilme koşulları İİK’nın 257. maddesinde gösterilmiş olup maddede hem vadesi gelen hem de henüz vadesi gelmemiş para alacakları için ihtiyati haciz şartları düzenlenmiştir. Bunlar muaccel alacaklarda alacağın vadesinin gelmiş olması ve alacağın rehinle temin edilmemiş olmasıdır.
Müeccel alacaklarda ise kural ihtiyati haciz istenemeyeceği ise de borçlunun belli bir adresinin olmaması veya borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa vadesi gelmemiş alacaklarda da ihtiyati haciz kararı verilebilir. Sözü edilen maddede bunun dışında herhangi bir koşul öngörülmemiştir.
İİK'nın 258/1.maddesinin ikinci cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir.
Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez.
Bu sebepledir ki; genelde geçici hukuki korumalara, karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. Yaklaşık ispat ölçüsünde haklılığının bulunması halinde muaccel bir para alacağı yönünden ihtiyati haciz, kararı verilebilecektir.
Somut olayda ihtiyati haciz talep eden, sözleşmeden kaynaklanan zarar tazmini şeklinde açıklama bulunan faturaların ödenmediğini iddia etmiş olup, dosyaya sunulan e-mail yazışmaları , ihtarname, eft yolu ile yapılan ödemelere dair dekont örnekleri ve e-faturalar, tek başına İİK 258/1. maddesi anlamında ihtiyati haciz talep edenin alacağının varlığına kanaat getirici belge ve delil olarak kabule elverişli değildir.
Dosyanın kapsamına ve mevcut delil durumuna göre varlığı ihtilaflı ve tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden yaklaşık ispat düzeyinde kanaat oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2025/219, K. 2025/203, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama