KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Mart 2026
- Dosya no
- 2026/375
- Karar no
- 2026/447
- İncelenen kararın mahkemesi
- İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/11/2025
- Numarası
- 2024/307 Esas - 2025/793 Karar
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali
- İstinaf karar tarihi
- 05/03/2026
Karar Metni
1.821 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle. Müvekkili bankanın ... şubesi ile, davalılar arasında 13/04/2016 tarihinde Kredi Çerçeve Sözleşmesi imzaladığını ve davalı şirkete kredi kullandırıldığını, davalı borçluların sözleşme hükümlerine ve kredi geri ödeme planlarına aykırı davranmaları sebebiyle ihtarname gönderildiğini, Beyoğlu ...
Noterliği'nce 12/01/2017 tarih ve ... nolu ihtarname keşide edildiği, borçlu tarafından belirlenen ve değiştiği yazılı olarak müvekkili bankaya bildirilmeyen adrese gönderilen 'hesap kat ihtarı' na bir aylık süre içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle kesinleşen bir hesap özetinin mevcut olduğunu, kesinleşen hesap özetine dayanarak İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı olduğunu, kefalet sözleşmesinin maktu olarak hazırlandığını, hangi kredi sözleşmesi için imzalandığı ve hangi şirkete kefil olduğunu, kefil olunan miktar sözleşme içeriğinden belli olmadığını, Genel Kredi Sözleşmelerinden kefil olunması durumunda, kefil kendi temerrütünün hukuki sonuç ve kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, dosyaya sunulan kredi sözleşmesinde net bir faiz oranının belirlenmediğini, davacının elinde bulunan diğer davalıya ait teminatları nakde çevirmeden, müvekkilinden kefil sıfatı ile alacak talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu,
ihtarnamede birden çok kredi sözleşmesinden bahsedildiğini, bu durumda davalı müvekkilinin kefil sıfatı ile imzası bulunmayan sözleşmelerden kefil sıfatı ile sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olamayacağını, davacının elinde bulunan diğer davalıya ait teminatları nakde çevirmeden müvekkili davalıdan kefil sıfatı ile alacak talep etmesinin hukuka ve usule aykırı olduğunu, beyan ederek müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....
Şti davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "İstinaf kararından da belirtildiği üzere kefilin sorumluluğunun hangi sözleşme kapsamında olduğunun tespit edilmesi gerektiği vurgulanmış, ancak davacı banka tarafından sözleşmeler dosyaya sunulmadığından davalı kefil yönünden borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı net olarak tespit edilemediğinden davalı ... yönünden kefilliğinin hangi kapsamda olduğu tespit edilemediğinden davalı ... yönünden davanın reddine, davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Bilirkişinin yerinde inceleme yetkisi uyarınca sözleşmeyi ve alacağa dayanak belgeleri eksik ve hatalı incelediğini, Bilirkişi raporuyla borçlu şirket için asıl alacağa dair haklılığının ortaya çıktığını ancak faize dair alacağının eksik hesaplandığını, raporda faiz oranının hatalı hesaplandığını, faiz ve faiz oranına dair hesaplamaya itiraz etmesine rağmen ek rapor alınmadığını, kefil ...'un sözleşmeden kaynaklı alacağının tespit edilmesi için bilirkişinin yerinde inceleme yapması gerektiğini, Bilirkişi yerinde inceleme yapmadığı için raporun da hatalı olduğunu, ayrıca borçlu/şirkete dair alacağımız için faiz oranı da hatalı hesaplandığını,
faize ve orana itiraz etmelerine rağmen ek rapor alınmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Mahkemece istinaf kaldırma kararına uygun olarak Temlik Eden Bankadan davalının imzası bulunan sözleşmelerin dosyaya celbini istemiş ancak banka tarafından icra takibine konu edilen borca dayanak olduğu iddia edilen sözleşmelerin dosyaya ibraz edilmediğini, davacının istinaf dilekçesinde bahsettiği gibi bilirkişi tarafından sözleşmelerin eksik ve hatalı incelendiğinden,
yerinde inceleme yapmadığında bahsedilmesinin mümkün olmadığını, Bilirkişi bankaya gidip sözleşmelerin kendisine ibrazını talep etmiş olmasına rağmen banka tarafından sözleşmeler bilirkişiye teslim edilemediğini, bu hususa ilişkin yazılı belgelerin de Bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edildiğini, bu durumda davacının davalıdan ve hatta asıl borçludan hak ve alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, temlik eden ve icra takibini başlatan, huzurdaki davayı açan banka basiretli tacir olup şayet bir alacağı varsa bunu kesin delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu,
icra takip tarihinde davacının davalıdan hak ve alacak talep edemeyeceği ispat edildiğini, dolayısıyla davacının davalıdan kötü niyetle ve haksız olarak alacak talep ettiği sabit iken tarafımızca talep edilen tazminat yönünden karar hiçbir karar verilmemesi de kanuna aykırı olduğunu, davacının dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere davalıya tazminat ödemesi gerektiğini, dava değerinin %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyanla,
ilk derece Mahkemesince verilen kararın kısmen kaldırılmasını ve dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredi nedeniyle davalı kefilin sorumlu olup olmadığı ve kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Davacı banka ile davalı şirket arasında 13/04/2016 tarihinde 1.500,000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı ... bu sözleşmeye 13/04/2016 tarihinde 1.500.000,00 TL limitle müteselsil kefil olmuştur.Davacı banka tarafından, kredi borçlusu ve kefillere çekilen Beyoğlu ... Noterliğinin 12/01/2017 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği; muaccel hale gelen kredi alacağının ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.
Temlik eden banka tarafından, davalı takip borçluları hakkında, İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında, "ihtarname, kredi sözleşmesi" sebebine dayalı olarak 119.455,14 TL asıl alacağın, 13.235,90 TL işlemiş faizi, 661,80 TL BSMV ve 168,44 TL masraf alacağıyla birlikte tahsili istemiyle 27/03/2017 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile Dairemizce, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden yargılama yapılması için dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.İlk derece mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda bilirkişi ek raporu alındıktan sonra davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
Bilirkişi kök raporu ek-4'teki ekstreye göre davalı şirkete 15/04/2016 tarihinde 150.000,00 TL, 16/06/2016 tarihinde 41.000,00 TL kredi kullandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bu kredilerin 13/04/2016 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığı anlaşılmaktadır.
Genel kredi sözleşmesinin 2.2 maddesinde kredi limitinin Türk lirası veya herhangi bir para cinsinden teminatsız, kefalet karşılığı veya herhangi bir teminat karşılığı, nakdi veya gayri nakdi, vadesiz, kısa vadeli, orta veya uzun vadeli, cari hesap, taksitli, spot, avans, ya da iskonto, iştira, ayni ve bankaca müşterilere ilan edilecek diğer kredileri kullandırabileceği düzenlenmiştir.
Kredi kartı yoluyla kredi kullandırımı da anılan madde kapsamında kalmakta olup, bu haliyle kefil kredi kartı borcundan dolayı da sorumludur.Davalı ... kefalet tarihi itibariyle kredi kullanan şirketin ortağı olup, bu nedenle kefaletin geçerliliği için eş rızası gerekli değildir. Davalı ...'un kefaleti TBK'nın 583. Maddesindeki şartlara haiz olup, geçerlidir. Davalı 28/09/2016 tarihinde şirket ortaklığından ayrılmış ise de bu durum kefaleti sona erdiren bir sebep değildir.
Zira, kefalet şirket ortaklığına bağlı değildir. Bu durumda bilirkişi tarafından hesaplanan miktar itibariyle davalı kefilin sorumlu tutulması gerekirken ilk derece mahkemesince kefil yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davacı vekili bilirkişinin belirlediği faiz oranına itiraz etmiş ise de, banka tarafından kredilere fiilen uygulanan en yüksek faize ilişkin bir belge sunmadığından,
söz konusu itiraz yerinde görülmemiştir.Davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından reddedilen kısma ilişkin kötü niyet tazminatının koşulları oluşmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; kötüniyet tazminatına hükmedilmemesi yönünden ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine;
buna karşın ilk derece mahkemesince kefilin dava konusu krediden sorumlu olmadığından bahisle davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2026/375, K. 2026/447, 5 Mart 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama