İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/126 K.2020/347

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

Esas2020/126Karar2020/347Tarih26 Kasım 2020Okuma13 dk · 2.670 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
26 Kasım 2020
Dosya no
2020/126
Karar no
2020/347
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarihi
20/06/2017
Numarası
2014/75 E. 2017/654 K.
Davanın konusu
İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan
İstinaf karar tarihi
26/11/2020
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.670 kelime·13 dk okuma·1 bölüm

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİDÜŞÜNÜLD Ü

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı İNŞ. GIDA SAN.VE TİC. LTD. ŞTİ. ile davacı banka arasında 09.07.2011. 04.07.2017 ve 20.12.2012 tarihli 3 adet kredi genel sözleşmesi imzaladığını, iş bu sözleşmelerin, davalı gerçek kişiler tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, davalı gerçek kişiler ve borçlu şirket tarafından kredilerin ödenmediğinden, Beyoğlu ...

Noterliğinin 08.04.2013 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi keşide edilerek gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan davalılar hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından söz konusu icra takibine asıl alacak, faiz ve ferileri yönünden itiraz edilerek takibin durduğunu, bu nedenlerle haksız itirazın iptaline, haksız itiraz nedeniyle %20 İcra inkâr tazminatına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı bankanın 26.11.2012 tarihli ibranamesi ile davalı ...'ı ... Ltd.

Şti. unvanlı firma tarafından kullanılan krediler açısından ibra etmiş olduğunu, davalının söz konusu bankaya her hangi bir borcu ve kefaletinin de bulunmadığının da söz konusu ibranamede yazıldığını, ibraname suretini dosyaya ibraz ettiklerini, ancak söz konusu dava sebebiyle mağdur olacağı endişesi yaşayan davalı tarafından ibranamenin, Şarköy Noterliği’nin 23.05.2014 tarih ve ... yevmiye nolu tasdiki ile örnek olarak hazırlandığını, söz konusu noter tasdikli suretin dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, bu nedenlerle; davanın reddi ile davacı aleyhine reddedilen miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,

yargılama giderleri ile icra vekaletin davacı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda. İncelenen tüm dosya kapsamına, tarafların iddia ve savunmaları , denetlenebilir bilirkişi rapor ve ek içeriğine göre, davacı ... Bankası T.A.O. nun kullandırdığı kredi nedeniyle ödenmeyen kredi borçlarından dolayı yapılan takibe yönelik itirazın iptaline konu davada esas borçlu ... Ltd.

Şti. olduğu , diğer davalılar ... da bu sözleşmeye müşterek borçlu ve müteselsil kefalet verdiklerinden kefalet limitleri çerçevesinde ödenmeyen borçtan sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.

Davacı banka , 26/11/2012 tarihi itibariyle dosyaya sunulan cevabi yazısına göre davalı firmaya asaleten ve kefaleten borcu bulunmadığına dair cevap vermiş ise de, o tarih itibariyle davalının borcunun bulunmadığı tespit edilmiş , ancak devam eden kredi ilişkisi çerçevesinde 26/11/2012 tarihinden sonrada kullandırılan krediler nedeniyle diğer davalıların cari hesaptan dolayı sorumluluklarının devam edeceği belirlenmiştir.

Buna göre davacı banka kayıtları üzerinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde kat tarihlerine göre aktif faiz uygulanarak yapılan hesaplamalar neticesinde borç bakiyenin kredi kartı , kredili mevduat , taksitli kredi kartı , taksitli ticari krediler ile ilgili ayrı ayrı hesaplanıp denetlenmiştir.

Bilirkişinin ... nolu kredili mevduat ile ilgili alacak için hesapladığı asıl alacak yönünden talepten fazla hesaplama yaptığı tespit edilmekle icra dosyasındaki asıl alacak için taleple bağlı kalınarak faiz hesaplaması mahkemece yapılarak sonuca ulaşılmıştır.

Bunun dışında itirazın iptaline yönelik davada, davacının davalılardan talep edebileceği asıl alacak, aktif faiz, temerrüt faizi ve BSMV miktarları her bir kredi ve kullanılan hesaba göre hesaplanmış ... nolu kredi ile ilgili faiz ve BSMV ile birlikte toplam 21.403,32 TL miktar üzerinden , ... nolu hesapla ilgili asıl alacak , aktif faiz , temerrüt faizi ve BSMV olmak üzere toplam 26.349,73 TL miktar üzerinden , ...nolu kredi ile ilgili asıl alacak , aktif faiz , temerrüt faizi ve BSMV olmak üzere toplam 83.438,24 TL miktar üzerinden , ... nolu şirket kredi kartı ile ilgili asıl alacak , aktif faiz ,

temerrüt faizi ve BSMV olmak üzere toplam 13.739,88 TL miktar üzerinden olmak üzere toplam 113.170,93 TL asıl alacak ve ferileri ile toplam 144.931,17 TL ye yönelik itirazın kısmen iptali ile devamına, alacağın mahkeme tarafından hesaplandığı, likit olmadığı ve davacı bankanın verdiği yazıların değerlendirilmesi neticesinde belirlendiği gözönüne alındığında icra inkar tazminatının tayinine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle.

Mahkemenin kararının yanlış olup, eksik incelemeye dayandığını, davalı ...'nin davacı bankaya borcu bulunmadığıın bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen banka kredilerinde kefilin söz konusu kredilerin doğal sonucu olarak sürekli kapanıp tekrar açılması dolayısıyla sorumluluğunun muhakkak olduğunu, bu açıdan banka ile tek bir GKS imzalayan kefilin asıl borçlunun sürekli kullanıp kapattığı kredilerin ödenmemesi durumunda sorumlu olacağını, ancak davalının durumunun çok farklı olduğunu,

davalı asıl borçlunun ödeme gücüne olan güvenini kaybettiği anda bankaya giderek 26.11.2012 tarihinde tüm borcu bizatihi sıfırlamak suretiyle bankadan ibraname aldığını, bunun anlamının açık ve net olduğunu, " kefil oldum, borcu ödedim artık bu işle bir alakam yoktur" anlamı taşıdığını, devamla bankanın, davalının kefaletinin bulunmadığı GKS'ler karşılığında borçlu firmaya ayrıca ayrı bir kefil de almak suretiyle kredi kullandırdığını ve bu kredilerin ödenmemesi üzerine de ihtarname göndererek borçluları temerrüde düşürmeye yönelik işlemlere başladığını,

davalının kefil olduğu borç davalıca ödenerek 26.11.2012 tarihli ibraname alındığından ve davalının da kefaletten kurtulduğuna yönelik haklı bir kanaat oluştuğunu, (Yargıtay HGK, 2002/19-426 E, 2002/513 K), davalının 26.11.2012 tarihinden sonraki kredi sözleşmelerinde kefaleti olmadığını ve imzası bulunmayan sözleşmelerden dolayı sorumlu tutulmasının yasalar gereği mümkün olmadığını (Yargıtay 19. HD, 2012/15421 E., 2013/1789 K,), Banka bu durumun farkında olduğu için 26.11.2012 tarihinden sonra yaptığı GKS'lere ...

Ltd.

Şti'ni kefil aldığını, davacı bankanın riskinin 28.11.2012 tarihinde başladığını yani davalının ibra edildiği tarihten sonra, cari hesap şeklinde işleyen kredilerde birden fazla sözleşme varsa ilk sözleşmeye kefil olan kişinin borçlu kabul edilmesi için kefil olduğu sözleşmede sonraki sözleşmelere en azında atıf yapılması gerektiğini, ki bu türden bir atıf olmadığını (Yargıtay 19 HD, 2013/825 E., 2013/4805 K,) ödenmeyen kredilerin dayanağının davalının imzası ve kefaleti bulunmayan hatta haberi dahi olmadığı GKS'ler olduğunun açık ve net olduğunu,

-Banka ibra ettiği bir kişiye karşı imzası olamayan GKS'lere istinaden kullandırdığı 3. Kişilerin borçları için kredi kati yapmak suretiyle ihtarname gönderdiğini, davalının ihtara cevap verdiğini ve ibra edildiğini ve borcu bulunmadığını davacı bankaya bildirdiğini, tüm bunlara rağmen kötüniyetli işlemlerine devam eden davacı bankanın kötüniyetinin açık olduğunu ve davanın reddi ile davacı tarafın %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini ve kararının kaldırılması ve esas hakkında inceleme yapılarak davanın davalı açısından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, -Takip tarihinden itibaren değişen/azalan oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına karar verilmesi, hukuka ve yasalara aykırı olduğunu 6102 sayılı TTK'nın 81. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceğinin hükme bağlandığını, 02.02.2015 tarihli bilirkişi raporunun 10. sayfasında yer alan Temerrüt Faizinin Tespiti başlıklı bölümde;

faiz hesaplaması yapıldığını, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılarak takip tarihinden itibaren faiz oranının talepleri doğrultusunda belirlenmesine karar verilmesini, -Banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak, banka kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan kimseden olan banka alacağı, kredi kartı üyelik sözleşmesinden doğan alacak, kredi kartı ile yapılan harcamadan doğan banka alacağının, Yargıtay'ın emsal kararlarında likit alacak olarak kabul edilmekle ve bahsedilen alacaklara ilişkin davalar sonucunda borçlu aleyhine inkâr tazminatına hükmedildiğini,

davacı Banka alacağının da kredi sözleşmesine dayalı olduğundan likit alacak olması nedeniyle borçlular aleyhine inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm nedenlerle kararın kaldırılarak yapılacak istinaf incelemesi sonucunda talepleri gibi karar verilmesini talep etmişlerdir. Dava, davalılara yönelik başlatılan takipte, itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bu karara karşı davacı taraf vekili ve davalı kefil ... yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.

Uyuşmazlık, davalı şirketin kullandığı krediye kefil olan davalı ...'ın borcunun dayanağının hangi sözleşme olduğu, takip konusu borcun 2011 yılındaki kredi sözleşmesinden veya 2012 yılındaki kredi sözleşmesinden mi kaynaklı olduğu, davalının kefaletinin geçerli olup olmadığı, 2011 tarihli sözleşmenin çerçeve sözleşme mahiyetinde olup olmadığı, borcun hangi döneme ait olduğu, kredi sözleşmelerinin birbirinden bağımsız olup olmadığı veya birbirinin eki niteliğinde olup olmadığı hususlarında olduğu anlaşılmıştır.

1)6098 TBK'nun 583/1.maddesine göre. "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz.

Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." Anılan kanun hükmü uyarında, kefilin sorumlu olacağı azami borç miktarı ile kefalet tarihinin de kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılması bir geçerlilik şartıdır.

Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır.

Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir.

Kişisel (şahsi) teminat sözleşmesinin alt kavramını oluşturan kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. BK’nun 492 nci maddesi gereğince kefilin sorumluluğu, asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 4.7.2001 gün ve E:2001/19-534, K:2001/583 sayılı ilamı).

Türk hukuk öğretisinde de, kefilin borcunun, fer’i (bağımlı) bir borç olduğu benimsenmiş; asıl borcun varlığına ve geçerliliğine bağlı olduğu vurgulanmıştır. Kefalet borcu, temin ettiği asıl borcun feri olup, asıl borç herhangi bir sebeple düşerse, kefil de borçtan kurtulabilir. Kefil, kanunun kendisine tanıdığı bu ve diğer hakları kullanmaya yetkilidir. Asıl borç tediye (ödeme) ile vesair surette düşerse, kefalet gibi feri haklar da düşer.

Kefil asıl borçludan daha fazla mükellefiyet altına giremez (11.06.1969 gün ve 1969/4-6 sayılı YİBK’nın Gerekçesi). Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının yapmış olduğu takibin 2012 yılında riskinin başladığı belirtilmiş olup, net bir şekilde borcun bu krediden kaynaklandığı belirtilmemekle birlikte kullandırılan kredi limitleri dikkate alınarak borcun bu krediden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır.

Somut olayda, dosyada bulunan 09.07.2011 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, davalının, müşterek müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmede imzasının yer aldığı ve sözleşmenin sonunda, sözleşmeden doğan sorumluluklara kefil olduğu yönünde el yazısının bulunduğu görülmüştür. 20.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi incelendiğinde, davalının imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır.

TBK 'nun 583. maddesinde, kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe, kefaletin geçerli olmayacağına ilişkin amir hükmü dikkate alındığında, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır ve TBK'nun 583.maddesindeki bu koşullar, geçerliliğe ilişkin şekil şartı kabul edildiğinden, bu unsurlarda eksiklik bulunması halinde, herhangi bir yoruma ihtiyaç kalmadan kefalet sorumluluğu da geçersiz sayılır.

Bu haliyle, yasa koyucu tarafından geçerlilik koşulu olarak kabul edilen şekli unsurlar yerine getirilmeliğinden davalının kefaleti geçersizdir. (Yargıtay 19.HD 2016/6371 E. 2016/9497 K.. Yargıtay 19.HD 2015/1415 E-2020/720 K.. Yargıtay 11.HD. 2015/2504 E. 2015/3630 K.). Dolayısıyla davalı, söz konusu 20.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kefil sıfatıyla sorumlu tutulamaz , zira davalı ...'ın bu kredi sözleşmesinde kefaletleri bulunmamaktadır.

Söz konusu bu yeni kredi sözleşmesinde taraflar arasında imzalanan ilk kredi sözleşmesinin devamı niteliğinde olduğuna veya ilk kredi sözleşmesi ile bağlantı olduğuna dair bir ibare de bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı tarafça 2011 tarihli sözleşmenin çerçeve sözleşme olduğu belirtilmiş ise de, 2012 tarihli sözleşmenin bağımsız bir sözleşme olduğu ve limit artırımına dayalı yeniden yapılandırma sözleşmesi olmadığı görülmüştür.

Cari hesap şeklinde işleyen genel kredi sözleşmelerinde borcun bir tarihte sıfırlanmış olması kefalet sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediden dolayı kefalet sorumluluğu devam eder ise de, davalının kefalet imzasının bulunmadığı sözleşmelere dayanılarak kullandırılan kredilerden dolayı davalının kefalet sorumluluğundan söz edilemez. Davalı borçlu ...'ın, söz konusu ikinci kez kullanılan genel kredi sözleşmesinin kefili değildir.

Davalı ...'ın, kefil olduğu 2011 tarihli sözleşme nedeniyle verilen kredi borcu kapatılmış olup, dava konusu kredinin 2012 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi olduğu, davalının da 2012 tarihli sözleşme nedenli borcunun ve kefaletinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

2) Açıklanan bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı banka ile davalı asıl borçlu arasında GKS'lerin imzalandığı, bu GKS'ler kapsamında asıl borçluya kredi kullandırıldığı, bu GKS'lerden 2011 tarihli olanı davalı ...'nin müteselsil kefil olarak imzalandığı görülmüştür. Uyuşmazlık asıl borçlunun daha sonra banka ile imzaladığı diğer GKS'den kullandırılan kredi dolayısı ile oluşan borcun kefalet kapsamında olup olmadığından çıkmaktadır.

Buna göre olayın özelliğinden davacının takipte kötü niyetli olduğu anlaşılamamaktadır. Davalı da davacının takipte kötü niyetli olduğunu ispatlayamamıştır. Bu nedenle şartları oluşmadığından Davalı vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.

Davalı tarafça, davacının yapılan takipten ötürü kötüniyetli olduğuna dair dosyaya delil sunulmadığı, davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin kötüniyet tazminatına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.

3) Kullandırılan kredi nedeniyle hesap yapılması gerektiğinden, alacağın likit olmadığına yönelik Mahkeme değerlendirmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, icra inkar tazminatının asıl alacağa bağlı feri nitelikte olması nedeniyle, Davacı vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.

Davaya dayanak kredi sözleşmesinin temerrüt faizini düzenleyen 19. maddesinde borcun ödenmemesi halinde alacağın muaccel olduğu tarihten müşteriye ihtarda belirtilen süre sonuna kadar Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının, temerrüt tarihinden itibaren ise bildirilen en yüksek cari faiz oranını %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı kabul edilmiştir.

Dosya kapsamında mevcut davacı banka tarafından akdi faiz oran o dönem itibariyle %26 olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da bu oran ve %50 fazlası dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, dolayısıyla uygulanan faiz oranının sözleşme hükümlerine ve davacı bankanın cari kredi faiz oranlarına uygun olduğu, davacı istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Tüm bu açıklanan sebeplerle, 20.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşme sebeple başlatılan icra takibinden dolayı davalı ...'ın borçlu olmadığının tespitine dair hüküm kurulması gerekirken, hatalı hüküm kurulduğu anlaşılmakla bu istem yönünden istinaf isteminin kısmen kabulü ile, bu açıklamalar gereğince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince istinafa konu kararın kaldırılarak.

Davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacı vekili istinafı yönünden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere. 1- Davalı ... vekilinin İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/06/2017 tarih, 2014/75 E., 2017/654 K. Sayılı kararına karşı yaptığı istinaf talebinin 1 nolu bentte gösterilen sebeplerle KABULÜNE, 2 nolu bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE.

Davacı vekilinin istinaf talebinin 3 nolu bentte yazılan sebeplerle REDDİNE, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak işin esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm VERİLMESİNE, 2- Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasının KISMEN KABULÜ ile. 2/a- İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile davalılar ... ve ... LTD. ŞTİ. itirazlarının; a) ... nolu kredi ile ilgili.

Toplam 21.403,32 TL miktar üzerinden b) ... nolu hesapla ilgili. Toplam 26.349,73 TL miktar üzerinden c) ... nolu kredi ile ilgili. Toplam 83.438,24 TL miktar üzerinden d) ... nolu şirket kredi kartı ile ilgili.

Toplam 13.739,88 TL miktar üzerinden olmak üzere 113.170,93 TL asıl alacak, TOPLAM 144.931,17 TL' ye yönelik itirazların iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, ... yönünden açılan davanın REDDİNE, 2/b- Takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen/azalan oranlarda ticari avans faizi uygulanmasına,

2/c- Alacağın mahkeme tarafından hesaplandığı likit olmadığı ve davacı bankanın verdiği yazıların değerlendirilmesi neticesinde belirlendiği gözönüne alındığında icra inkar tazminat TALEBİNİN REDDİNE, 2/d- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.900,25 TL harcın peşin alınan 2.669,35 TL'nin mahsubuyla bakiye kalan 7.230,90 TL harcın davalılar ... Ltd.

Şti.'den müteselsilen tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine, 2/e- Davacı tarafından yapılan 2.698,35 TL ilk masraf, 252,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 750,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.700,35 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 3.431,04 TL sinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 2/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc.

Trf.'ne göre, 14.344,49 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... Ltd. Şti.'den müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 2/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 17.718,46 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı ...'a verilmesine, 2/h- Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde ilgili tarafa iadesine 3-İstinaf yargılaması yönünden.

3/a- Davalı vekili tarafından istinaf başvurusu kabul olunduğundan 1.808,00 TL istinaf peşin harcının talep halinde davalıya iadesine, 3/b- İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan toplam 31,40 TL istinaf karar harcından alınması gerekli 54,40 TL istinaf karar harcının mahsubu ile 23,00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/c- Taraflarca yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 3/d- Duruşma açılmadığından,

istinaf aşaması için vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 4- 6100 Sayılı HMK 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

26/11/2020

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/126, K. 2020/347, 26 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/126
Karar No
2020/347
Tarih
26 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/126 K.2020/676
  • İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/126 K.2020/585
  • İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/126 K.2020/759
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2020/127 K.2020/1288
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/127 K.2020/641
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2020/127 K.2020/882

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.