KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Dosya no
- 2020/2457
- Karar no
- 2024/275
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 28/12/2017
- Numarası
- 2017/67 E. - 2017/422 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 15/02/2024
Karar Metni
1.491 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı adına tescilli ... ve ... markalarının müvekkilinin ... esas unsurlu markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markalarda kullanılan ... ve ... ibarelerinin tamamlayıcı unsurlar olarak kullanıldığını, jenerik isimler olduğunu, işitsel benzerliğin markaların benzer olarak kabul edilmesi için yeterli olduğunu, markalar karşısında kalan tüketicilerin hafızasında ilk bakışta ... kelimesinin kalacağını, benzer şekilde çok sayıda Yargıtay kararı olduğunu, müvekkiline ait markanın ayırt ediciliği yüksek olduğu için markaların benzer olduğunu,
markaların aynı sınıflarda tescilli olduklarını, davalıya ait markaların müvekkilinin markalarının devamı olduğu, seri marka olduğu konusunda bir intibaa uyandırdığını, müvekkiline ait ... markasının tanınmış marka olduğunu, davalıya ait markaların varlığını sürdürmesinin müvekkilinin markasının ayırt edicilik vasfının zarar görmesine yol açacağını, davalı tarafın markalarının kötü niyetli olarak başvurulduğunu, açıklanan nedenlerle davalı adına tescilli ... ve ... markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle.
Davacı adına yirmiden fazla marka olduğunu, dava dilekçesinde bu markalara yer verildiğini fakat hangi markanın müvekkilinin markalarına benzediğinin belirtilmediğini, markalar incelendiğinde büyük kısmının farklı sınıflarda tescil olduğunun tespit edildiğini, markalar arasında benzerlik olup olmadığının tespitinde sadece markaların söyleyiş benzerliğine göre karar verilemeyeceğini, markaların bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini müvekkilinin markalarında ... ibaresinin tek başına esas unsur olmadığını, ... ibaresinin yanına eklenen kelimeler ile birlikte bir anlam ifade ettiğini,
markalarda esas veya yardımcı unsur olmadığını markaların bütün olduğunu, davacı tarafın markasının tanınmış marka olarak nitelendirilemeyeceğini, tanınmışlığın tespiti için belirli kriterler olduğunu, davacının tedbir kararının yerinde olmadığını, açıklanan nedenlerle, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Toplanan deliller ve hüküm kurmaya elverişli ve yeterli bilirkişi raporu ışığında davalı markasında tek ayırt edici unsur olarak ... ibaresinin kullanıldığı, markalarda yer alan ... ve ... ibarelerinin herkesin kullanımına açık yardımcı unsur niteliğinde olduğu,
... markasının belirli bir tanınmışlığı olduğu gerçeği gözetildiğinde ... ve ... şeklindeki kullanımların ortalama kullanıcı nezdinde ... markasının devamı olarak algılanabileceği, bu hususlar dikkate alındığında, davalı markası ile davacı markalan arasında ortalama tüketici nezdinde 6769 sayılı SMK md 6 anlamında bir karışıklığın meydana gelebileceği, davacı markasının sahip olduğu tanınmışlık ve taraflara ait markaların aynı emtia ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu dikkate alındığında,
davalı adına tescilli ... ve ... markalarının tescil edildiği bütün mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü talep edilebileceği " gerekçesi ile davanın kabulü kararı verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -bilirkişi raporu ve bu raporu dayanak alan mahkemenin bu kabulünün hatalı olduğunu, müvekkilinin markalarında yer alan ibarelerden hiçbirinin markanın esaslı unsuru olmayıp markanın bütününe bakmak gerektiğini, markaların bütününe bakıldığında ise ortada bir görsel veya işitsel benzerlik bulunmadığını, Davacının kendi markasını sadece "..." olarak kullanabildiğini, müvekkilinin sahibi olduğu "... ve ..." markalarının ancak markaları oluşturan ibarelerin tümü birlikte kullanıldığında bir anlam ifade edebildiğini, Müvekkilinin "..." ibaresini tek başına kullanmasının mümkün olmadığını,
markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, -Davacının "..." ibaresi ile hemen hemen bütün sınıflarda tescil yaptırdığını, ancak davacının tescil yaptırdığı bu sınıfların büyük çoğunluğunda kullanımı bulunmadığını, Davacının sadece tekstil ürünleri alanında faaliyet gösteren bir firma olup dava konusu sınıflar olan 14 - 35 - 42. sınıflarda hiçbir faaliyeti bulunmadığını, Davacının bu ibare ile kullanmadığı ve kullanmayacağını bildiği halde bütün sınıflarda tescil yapmasının kötüniyetli bir davranış olduğunu,-raporda ve gerekçeli kararda tanınmış marka kriterlerinin açıklanmadığını,
heyetin bir markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesi için WIPO kriterlerini sağlaması gerektiğini ifade etmiş ve fakat davacının markasının bu kriterleri nasıl sağladığını, hangilerini sağladığını ve dolayısıyla tanınmış bir marka olduğu sonucuna nasıl vardıklarını açıklamadığını, davacının da WIPO kriterlerini sağladıklarını gösteren herhangi bir delil sunmadığını, -mahkemenin taraf markalarının benzer tüketici grubuna hitap ettiğini kabul ettiğini, ancak davacının bu markayı 14 - 35 - 42. sınıflar açısından kullanmadığını, müvekkilinin saat alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, hitap edilen bir çevrenin aynı olmadığını,
kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; ... ve ... markalarının esaslı unsurunun ... olduğunu, '...' ve '...' kelimelerinin bir mal/hizmet grubunun isimlerinden olan saat ve medya anlamına geldiği ortalama tüketici tarafından bilinebileceği için tek başına tescil edilmesi mümkün olmayan jenerik ibareler ve dolayısı ile markanın tali unsuru konumunda olduğunu, davalının markalarının esas unsuru ... ibaresi olmakla, taraf markalarının esas unsurlarının birebir aynı olması durumunda tüketicide yaratacağı çağrışımın haksız kazanca neden olacağını,
tali unsurların başına eklenen .. ibaresinin markanın asli ve ayırt edici unsuru olduğunu, iltibasın varlığının kabulü gerektiğini, Davalı şirkete ait hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ettikleri ...” 35. Sınıf ve 42. sınıf ve “... markalarının 14. Sınıfta yer alan mallar için tescil ettirildiğini, müvekkili şirketin ... ibareli markalarının da bu sınıflarda yer alan mal/hizmetleri kapsadığını, ... markalarının tanınmış marka niteliğini haiz olmasının, dava konusu markaların müvekkili markaları ile iltibas oluşturma ihtimalini arttırdığını, raporda kriterlerin sayıldığını,
delil olarak sundukları tanınmışlığa ilişkin verilerin kriterleri sağladığını, davalı tarafından ileri sürülen haksız ve dayanktan yoksun işbu istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. gerekmektedir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davalı adına tescilli ... nolu ... markasının 35 ve 42. sınıflarda tescilli olduğu, .... nolu ... markasının 14. Sınfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. davacı adına tescilli ... ve ... nolu ... ibareleri markaların 14. sınıfta, ..., ..., ...., ... ve ... notu ... ibareleri markaların 35. sınıfta, Davacı adına tescilli ... ve ... nolu ... ibareleri markaların ise 42.sınıfta tescilli olduğu, Davacının 1993 tarihli ... ibareli markasının 25. sınıflar için tescil edilmiş olup, ... nolu 35, 36, 40, 42, 18, 25, 35, 04, 05, 06, 07, 08 den ...
44'e kadar aynı ibareden oluşan sınıflar için seri markaları mevcuttur. Davacı davaya konu markası da dahil olmak üzere bu markaları 1993 de 25. sınıflar için aldığı markasının kapsamını genişleterek benzer sınıflar için seri olarak tescil ettirmiştir. SMK'nın 25/1 maddesine göre. 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.10/10/2017 tarihli bilirkişi raporunda, "...
Davalı markasında tek ayırt edici unsur olarak .... ibaresinin kullanıldığı, markalarda yer alan ... ve ... ibarelerinin herkesin kullanımına açık yardımcı unsur niteliğinde olduğu, ... markasının belirli bir tanınmışlığı olduğu gerçeği gözetlidiğinde ... ve ... şeklindeki kullanımların ortalama kullanıcı nezdinde ... markasının devamı olarak algılanabileceği, bu hususlar dikkate alındığında, davalı markası ile davacı markalar arasında ortalama tüketlei nezdinde 6769 sayılı SMK md 6 anlamında bir karışıklığın meydana gelebileceği,
Davacı markasının sahip olduğu tanınmışlık ve taraflara ait markaların aynı emtia ve hizmetlerde tescil edilmiş olduğu dikkate alındığında, davalı adına tescilli ... ve ... markalarının tescil edildiği bütün mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğü talep edilebileceği " sonuç ve kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamına göre, 10/10/2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davacı tarafın “...” ibareli markalarının tanınmış marka olduğu, davalı yana ait ... ve ... markalarının davacı adına tescilli “...” hakim unsurlu markalara iltibas yaratacak nitelikte olduğunun tespit edildiği,
taraf markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynı olduğu ve aynı ve benzer emtialarda tescilli oldukları, davalı markasındaki ... ve ... ibarelerinin herkesin kullanımına açık yardımcı unsur niteliğinde olduğu, markaya ayırt edicilik kazandırmadığı, tanımlayıcı bir ibare olduğu, davacının ... ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu, bu hali ile davalı markasının tüketici nezdinde bıraktığı genel izlenime göre karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı markasının eski tarihli ve tanınmış marka olduğu, taraf markalarının tescilli oldukları emtia gruplarının benzer olduğu,
bu nedenle davalı markasının iltibasa sebebiyet verdiği ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların markalarını aynı sınıf mallarda kullandığı, davacıya ait markanın tanınmış marka olduğu, tanınmışlık kriterlerinin gerekçeli karar ve bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı, taraf markalarının sınıfları arasında ayniyet olması;
hedeflenen tüketici kesimi, son kullanıcılar, tescil edilmiş olan / tescil edilmek istenen sınıflar içerisinde yer alan ürünlerin/hizmetlerin kapsamı, pazar anlayışı, dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, ürünlerin/hizmetlerin tüketiciye sunulduğu mekanlar, ürünlerin kullanım amaçları ve benzeri hususların tamamı arasında da bir ayniyet ve/veya benzerliğin bulunduğu, davalı markalarının davacı markalarının serisi niteliğinde bir marka olduğunu düşünebileceği, markanın sonuna eklenen ibarelerin iltibas tehlikesini bertaraf edecek nitelikte yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
sonuçta ibareler yönünden de tarafların markaları arasında işletmesel bağlantı yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu, kullanmama defi istinaf dilekçesinde ileri sürülmüş ise de, bu definin cevap dilekçesinde ileri sürülmediği, HMK 357.
Maddesi uyarınca istinaf aşamasında cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen hususların ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
15/02/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/2457, K. 2024/275, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama