İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAİSTİNAFMAHKEMESİ KARARI

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2517 K.2024/165

Birleşen İstanbul Anadolu 1. FSHHM 2018/70 E. 2018/30 Karar Sayılı Dosya

Esas2020/2517Karar2024/165Tarih5 Şubat 2024Okuma17 dk · 3.442 kelime

KÜNYE

T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
5 Şubat 2024
Dosya no
2020/2517
Karar no
2024/165
İncelenen kararın mahkemesi
İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Tarihi
22/09/2020
Numarası
2018/69 E. - 2020/133 K.
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.442 kelime·17 dk okuma·7 bölüm

Birleşen İstanbul Anadolu 1. FSHHM 2018/70 E. 2018/30 Karar Sayılı Dosya

DAVANIN KONUSU

Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA DİLEKÇESİ

Davacı vekili asıl davada, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...’nin 1992 yılında bölgesel kalkınma ve işsizliğin önlenmesi amacıyla üretim bölgesinde özel yetiştirilen patatesler ile atıştırmalık cips üretmek üzere ... tarafından kurulduğunu, müvekkilinin sektöre “...” markasıyla giriş yaptığını, 2002 yılında “...” olarak adlandırılan Akdeniz’in doğu sahilleri bölgesinde müvekkilinin “...” markasının atıştırmalık markalar arasında birinci sırada yer aldığını, müvekkilinin ürünlerinin, Ortadoğu ülkelerinde en çok bilinen cips markası olarak satışa sunulduğunu, müvekkilinin uluslararası faaliyetlerini distribütör ağıyla sürdürdüğünü,

“...” markasının Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin birçok uluslararası marka tescili bulunduğunu ve birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini, Google arama motoruna “...” yazıldığında öncelikle müvekkiline ait marka kullanımlarının yer aldığını, müvekkilinin üretim kapasitesini arttırarak büyük bir pazar elde ettiğini, ... haberinde müvekkiline ait marka ve şirketinin ekonomik yatırımlarına yer verildiğini, davalının “...” markasının davacının markası ile benzer olduğu, 30. Sınıfta benzer mal ve hizmetler için tescil edildiği,

ayrıca davalıya ait ... numaralı tasarımlarda da “...” ibaresinin yer aldığı, davalının hayatın olağan akışına göre uzun yıllardır sektörde bulunan müvekkiline ait markadan haberdar olması gerektiğini, müvekkiline ait markanın aynı/benzer ve tüketici nezdinde iltibas uyandıracak şekilde bir marka tescilinin ve kullanımının iyiniyetle bağdaşmadığını, müvekkili şirketin ticari faaliyetleri ve markasının tanınmışlığı göz önüne alındığında, davalı şirketin marka olarak seçmiş olduğu ibarenin tesadüfi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını,

davalıların müvekkiline ait markanın ününden ve dünya piyasasından edindiği tanınmışlıktan haksız bir biçimde istifade etmek maksadıyla hareket ettiğini, davalının müvekkiline ait marka ile birebir aynı olan ibareyi kendi adına tescil ettirmek istediğini, davalıya, müvekkiline ait olan “... ” ibareli markalardan ve başvurulardan feragat edilmesi talebiyle 16.12.2015 tarihinde noter kanalıyla ihtarname çekildiğini, davalılardan ...’nin cevabi ihtarnamesinde, markaların benzer olmadığını, markalar benzer olsa dahi müvekkilinin Paris Sözleşmesi’ne taraf olmadığını belirttiğini,

müvekkili şirketin menşe ülkesi olan Lübnan’ın Paris Sözleşmesi’ne taraf olduğunu, sözleşmeye taraf olduğuna dair WIPO’nun internet adresinden alınan ve uluslararası sözleşmelere taraf olan ülkelerin listesine dava dilekçesi ekinde yer verdiklerini, müvekkiline ait marka ile davalıya ait markanın aynı ve ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu ve bu nedenle davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini,

müvekkiline ait tanınmış marka olan "..." markasının patates cipsleri ile tanınan bir marka olması nedeniyle söz konusu emtialar ile karıştırılmaya elverişli bulunan ve patates cipsler ile de tüketilebilen yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar ile hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç yönünden yer alan alt sınıflar bakımından davalılar markasının hükümsüzlüğü talep edildiğini,

davalı markası her ne kadar “...” olarak üç kelimeden oluşsa da “...” markasının bir çatı markası olduğunu, “...” ibaresinin ise ürünün cinsini ihtiva ettiğini, bu anlamda “...” ibaresinin ayırt edici unsur olarak yer aldığını, davalı kullanımlarında yalnızca “...” ibaresini barındırdığını ve çatı markasına yer vermediğini, çatı marka olan “..” ibaresinin bir başkasına ait olan markanın önüne getirilerek kullanılmasına imkan tanınması halinde herkesin bir başkasının markasının önüne çatı markası ekleyerek marka sahibi olabileceğini, müvekkiline ait “...” markasının, davalıya ait tescilli tasarım belgesinde kullanılması sebebiyle,

ilgili markaların hükümsüz kılınması halinde de müvekkilinin haklarını ihlal eden kullanımlara devam edileceğini, ... sayılı çoklu tasarım tescilinde 8 farklı tasarımın bulunduğunu ve söz konusu tasarımların her birinde “... ” ibaresinin yer aldığını belirterek,

davalı adına tescilli ... numaralı “...” markasının “patates cipsleri, yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar ile hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç” yönünden, davalı adına tescilli ... numaralı “ ...” markalarının “patates cipsleri” yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ... numaralı tasarım tescilinde yer alan her bir desen için “... ” ibaresi barındıran kısmı yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, birleşen 2018/70 Esas sayılı dosyada dava dilekçesinde özetle; davalı .... Tic.

A.Ş. adına ... sayılı ve “ ...” ibareli markalar yönünden de hükümsüzlük davası ikame ettiklerini, aynı zamanda “... ” ibaresini barındıran tasarımlar yönünden de yine aynı mahkeme nezdinde bulunan 2018/69 Esas sayılı davası ile kısmen hükümsüzlük davası açıldığını, söz konusu davada hükümsüzlüğü talep edilen markalar arasında yer alan ... sayılı “ ...” marka tescilinin bu davada hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı “....” marka tescilinden daha önce tescil edildiğini, tüm uyuşmazlıkların “... ” ibaresinin tescilinden kaynaklanması ve bu davada da yine aynı marka ibaresinin hükümsüzlüğünün talep edilmiş olması sebebiyle,

uyuşmazlık konusu markanın iki sahibi bulunması ve zorunlu dava arkadaşlığının mevcudiyeti ile diğer davadan ayrı olarak ikame zorunluluğu doğduğunu, ancak 2018/69 E. sayılı dosyada verilecek karar ile bu davada verilecek karar bakımından her biri diğerinin sonucunu etkileyeceği ve uyuşmazlık konusu bakımından da aynı olan 2018/69 Esas sayılı dosya ile aralarındaki irtibat ve usul ekonomisi gereğince birleştirilmesini ve davalılar adına tescilli ... numaralı “ ...” markasının “patates cipsleri, yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar ile hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler,

patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç” yönünden hükümsüzlüğün ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce 08/08/2018 tarih, 2018/70 Esas ve 2018/30 Karar sayılı kararla, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle her iki davanın birleştirilmesine ve yargılamanın 2018/69 Esas sayılı dava üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin eski unvanının ... Tic. A.Ş. olduğunu, 1985 yılından beri özellikle çay sektöründe faaliyet gösteren ... Tic. A.Ş. tarafından 2013 yılında tüm hisselerinin devralındığını, ilgili hisselerin satın alınmasından sonra şirketin ticaret unvanının değiştirildiğini ve yeni ticaret unvanının ... Tic.

A.Ş. olduğunu, müvekkili şirketin hisseleri sahibi ... ’ın Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu sıralamasında 130. sırada yer aldığını, müvekkili şirketin faaliyet alanı itibariyle Türkiye’de büyük bir pazar payına sahip olduğunu, ... adına tescilli “...” markasının tanınmış markalar arasında yer aldığını, müvekkili şirketin ilk olarak 2015/35972 başvuru numarası ile “...” markasının tescilini gerçekleştirdiğini ve büyük reklam kampanyaları ile dava konusu “... ” markasını Türkiye’de tanınır hale getirdiğini, davacı şirketin, müvekkiline ait markanın tescilinden 3 yıl sonra haksız ve mesnetsiz iddialar ile bu davayı açtığını,

davacı şirketin, 1992 yılında kurulduğunu ve “...” markası ile cips sektörüne giriş yaptığının iddia edildiğini ancak davacının dosyada bu iddiasına ilişkin hiçbir belge sunmadığını, davacı tarafın bu iddiasını kabul etmediklerini, davacının 2002 yılında “...” olarak adlandırılan Akdeniz’in doğu sahilleri bölgesinde “...” markası atıştırmalık markalar arasında birinci sırada yer aldığını ve Ortadoğu ülkelerinde en çok bilinen cips markası olarak satışa sunulduğunu,

davacının markaların birçok ülkede tescilli olduğunu ve uluslararası faaliyetlerini distribütör ağı ile sürdürdüğü yönündeki davacı iddialarını ispata yarayan hiçbir belgenin dosyada yer almadığını, davacıya ait markaların nerede tescilli olduğuna dair dosyada veri bulunmadığı gibi dava konusu markanın tescilli olup olmadığı hususunun da anlaşılamadığını, davacının “...” markasının Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca tanınmış marka olmadığını, Türkiye’de davacıya ait tescilli “...” markası bulunmadığını, davacı tarafın Türkiye’de “...” markası adı altında herhangi bir satışının da olmadığını,

Paris Sözleşmesi hükümlerinden faydalanabilmesi için öncelikli olarak ülkesinin Paris Sözleşmesi’ne taraf olduğunu kanıtlaması gerektiğini, davacı tarafın ülkesinin Paris Sözleşmesi’ne taraf olduğu varsayılsa dahi davacı tarafın markasının tanınmış marka olduğu ile Türkiye’de de bilinirliğini ispatlamasının zorunlu olduğunu, davacı tarafın markasının Türkiye’de de bilinirliğinin bulunmadığını, Google arama motoruna “... ” yazıldığı takdirde öncelikli olarak müvekkilleri adına tescilli dava konusu “... ” ürünlerinin çıktığını ve ilgili tüm haberlerin de müvekkili şirketlerle ilgili olduğunun tespit edileceğini,

Google arama motoruna “...” yazıldığında davacı şirketlerle ilgili hiçbir veri tespit edilemediğini, davacının Lübnan’da faaliyet gösterdiğini ve Arapça dili kullanılması sebebiyle müvekkillerinin davacı şirketten ve iddia edilen “...” markasından haberdar olma imkanlarının bulunmadığını, müvekkillerinin, ... firması üzerine tescilli olan ve sonrasında diğer davalı ...

Yiyecek adına devredilen “...” tescilli markalarına dayanarak “....” markasını türettiklerini, müvekkilleri adına tescilli “... ” markasının Türkçe karşılığının “... ” olduğunu ve söz konusu markanın uzun bir çalışmanın sonucunda oluşturularak büyük reklam kampanyaları sonucu Türkiye’de tanınır hale getirildiğini, davacının müvekkili markaların tanınmışlığından haksız olarak yararlanmaya çalışma gayreti içerisine olduğunu, davacı adına tescilli olduğu iddia edilen “...” kelimesinin tek başına “efendi, patron, amir, üstat, üniversite lisansüstü derece, yönetici, örnek, mumlu kağıt, küçük bey, kaptan, baş, temel, ana...” anlamlarına geldiğini,

müvekkili şirketlerin “... ” markası ile davacı markasının aynı olmadığını, tescilin kötü niyetle yapıldığını iddiasını kabul etmediklerini, davacı tarafın müvekkili şirket adına ... başvuru numaralı “...” markalarına yönelik itirazının TPE tarafından reddedildiğini ve bu ret kararına karşı davacı tarafın herhangi bir yola başvurmadığını, davacının tescilden yaklaşık 3 yıl sonra müvekkillerine ait marka tanınmış hale geldiğinde, kötüniyetli olarak huzurdaki davayı açtığını, müvekkilinin dava konusu markayı başka ülkelerde de kendi adına tescil ettirdiğini ve söz konusu tescil belgelerinin ibraz edileceğini,

davacı tarafın tescil belgesini ibraz etmediği için “...” markasının kendi adına tescilli olup olmadığı ve tescilli ise hangi mal ve hizmetleri kapsadığının tespit edilemediğini, tescilli olduğu iddia edilen “...” markası ile müvekkilleri adına tescilli olan “ ...” markaları ile tasarım benzerliği olmadığı gibi ambalaj görseli olarak da benzerlik bulunmadığını, dava konusu tasarımın müvekkilleri tarafından uzun süren çalışmalar sonucunda tescil edildiğini, “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu, tüketicilerin ürünleri tercih etme noktasında “...” markasının etkili olduğunu, “...” ibaresinin bir bütün olarak markayı ifade ettiğini,

marka ve tasarım ambalajları incelendiğinde “...” ibaresindeki her iki kelimenin de aynı boyutta yer aldığını ve her iki kelimenin bir bütün olarak anlam ifade ettiğini, dava dilekçesinde tasarımlara yönelik olan iddialarının tasarımda yalnızca “...” ibaresinin yer almasına dayandığını, bu anlamda markaya ilişkin itirazlarını tasarım bakımından da tekrar ettiklerini belirterek asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince; " Somut olayda davacı tarafın Türkiye'de tescilli bir markası ve endüstriyel tasarımı mevcut olmadığı gibi, davacının yurt dışında tescilli olduğu markaların Türkiye'de ve Paris Sözleşme'sinin 1 mükerrer 6. maddesine göre tanınmış bir marka olarak bilindiğine dair dosyaya hiç bir delil sunulmamıştır.

Sunulan deliller Lübnan'daki ticari tanıtım ve faaliyetlerine ilişkin internet ortamından alınan görseller olup, davacının markalarının Lübnan veya başkaca Paris Sözleşmesi'ne taraf ülkelerde tanınan ve bilinen bir marka olduğu da ispatlanamamıştır.

SMK'nun 6/6. maddesinde ise başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkının marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiş olup, davacı şirket Türkiye'de ticaret siciline kayıtlı olmadığı gibi, Türkiye'de tescilli bir markası da mevcut değildir. Yine SMK'nun 6/9. maddesi ise kötü niyetle marka tescil edilmesi halini hükümsüzlük nedeni olarak saymış olup, kötü niyet iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerekir.

Somut olayda davacının Türkiye'de tescilli veya Paris Sözleşmesi uyarınca tanınmış bir markası mevcut olmadığından, davalı tarafça davalının markasına benzer marka ve tasarımları tescil ettirdiği kanıtlanamamıştır. Yine davacı, davalıya ait endüstriyel tasarımlarda yer alan "..." ibaresi nedeniyle bu tasarımların hükümsüzlüklerini talep etmişse de, Türkiye'de korunması gereken "..." ibaresiyle ilgili bir sınai mülkiyet hakkı bulunduğunu da ispatlayamamıştır.

Tüm bu nedenlerle, her iki davanın da reddine, " karar verildiğini,

İSTİNAF

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

Her ne kadar gerekçeli kararın 5.sayfasında; "ön inceleme duruşmasında ayrıca, davalıların "..." markasının "..." anlamına geldiğini, SMK'nin 5. Maddesi uyarınca da hükümsüzlük istediklerini beyan etmişse de, dava dilekçesinde bu nedenle bir hükümsüzlük talepleri mevcut olmadığından ve iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu talebe davalı tarafça açıkça muvafakat edilmediğinden, bu talep uyuşmazlık konusuna dahil edilmedi," denilmişse de, 11.04.2018 tarihli cevaba cevap dilekçemizin esasa ilişkin 8.maddesinde bu durumun beyan edildiği,

HMK 141.mad.göre cevaba cevap dilekçesinden iddiaların geniş tutulması yasağından muaf tutulması sebebiyle talebinde incelenmesi gerektiğini, mahkemece verilen kararda beyanlarının ve taleplerinin değerlendirilmeye alınmadığını, eksik incelemeyle karar verildiğini, taraflarınca sunulan belgelerin tercümesinin bulunmaması sebebiyle değerlendirmeye alınmadığının belirtildiğini, dosyadaki deliller arasında tescil belgeleri ve faturalar yer aldığını, evrakların neyi ispat ettiğinin anlaşılır olduğunu, tercüme edilmemesinin tek başına değerlendirme yapılması anlamına gelmeyeceğini,

marka hukuku kapsamında bulunan ortak dil gerekse gümrük ve fatura dilinde kullanılan ve ülkemizde de kullana gelen terimler ile anlaşılabilecek evrakların hiçbir şekilde değerlendirmeye alınmaması hakkaniyeti aykırı olduğunu, dosyaya ibraz olunan dijital materyaller de incelemeye alınmadığını, müvekkili markasının çok eskiye dayalı olan kullanımlarını ispat eder mahiyette olan reklam videoları da değerlendirmeye alınmadığını, davalı firma yetkililerinin Ortadoğu pazarına ilişkin beyanları,

müvekkilinin tanınmış olduğu ülkelerde de faaliyet gösterdiklerine ilişkin delil olarak ibraz edilmiş ve söz konusu deliller gerekçeli kararda tartışılmadığını, usul yönünden kararın bozulması gerektiğini, Davalıların, uluslararası faaliyet gösteren şirket oldukları gözetildiğinde, müvekkili markasından haberdar olmamalarının söz konusu olmayacağını, aynı sektörde faaliyet gösteren ve Ortadoğu'ya özel sirkeli cips üreten bir firmanın, Ortadoğu'da bilinen bir cips markasından haberdar olmamasının mümkün olmadığını,

davalıların Google arama motoruna "..." ibaresi yazıldığında da müvekkili şirket sayfası ve sosyal medya hesaplarının gözüktüğünü, davalı kullanımlarında "..." ibaresini kullanmadığını, tanınmış her markanın çatı markası olarak kullanılması ve bir üçüncü kişinin marka hakkının mevcudiyetini kısıtlama anlamına geleceğini, tescilde veya başvuruda "..." ibaresinin mevcudiyetinin ayırt edicilik safhasında bu şekilde değerlendirilmesi diğer marka sahiplerinin haklarının gasp edileceğini, mahkeme kararda müvekkili markasının ülkemizde tanınmış bir marka olduğunu ispat edemediğini ve ülkesellik prensibi gereğince,

yurt dışında bilinen bir marka olsa dahi bu durumun dikkate alınmadığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda ise, tanınmışlık yönünden farklı görüşlerin olduğunun belirtilmesinden başka herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Asıl davanın konusu, davalıya ait ... sayılı çoklu tasarım tescilindeki "..." ibaresinin yer aldığı tasarımların kısmen hükümsüzlüğü, davalı adına tescilli ... sayılı “ ...” markasının “Patates cipsleri, yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar ile hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç” yönünden, ..., ..., ..., ..., ... sayılı “..” ibareli marka tescillerinin ise “Patates cipsleri” yönünden kısmen hükümsüzlüğü davası, Birleşen davanın konusu,

davalılara ait ... numaralı "..." markasının "Patates cipsleri, yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar ile hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç" emtiaları yönünden kısmen hükümsüzlüğü davasıdır.

TPMK kayıtlarına göre, ... numaralı "..." ibareli markanın 29.sınıfta 25.10.2016 tarihinde davalı ... A.Ş. adına, ... numaralı "... + Şekil" ibareli markanın 29.sınıfta 04.07.2017 tarihinde davalı ... A.Ş adına, ... numaralı "..." markasının 29.sınıfta 25.05.2017 tarihinde davalı ... Ticaret A.Ş adına, ... numaralı "..." markasının 29.sınıfta 20.04.2017 tarihinde davalı ... A.Ş adına, ... numaralı "..." markasının 29.sınıfta 20.04.2017 tarihinde davalı ...

A.Ş adına, ... numaralı "..." markasının 29 ve 30.sınıflarda 21.07.2016 tarihinde her iki davalı adına, ... numaralı "ambalaj deseni" isimli çoklu endüstriyel tasarımın 26.11.2015 tarihinde davalı ... A.Ş adına tescil edildiği görülmüştür.

Mahkemece davacı vekiline davacıya ait marka tescillerine ve davacının markasının tanınmış marka olduğuna dair yabancı dilde hazırlanmış belgelerin onaylı Türkçe tercümelerini dosyaya sunması, aksi takdirde bu delillerden vazgeçmiş sayılacağına dair ihtarda bulunularak kesin süre verilmesine rağmen, davacı vekili delillerinin tamamının tercümelerini dosyaya ibraz etmemiştir. 03.12.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda.

Mahkemenin 22/11/2018 tarihli celsesinde tesis edilen 3 no’lu ara karar ile, davacı vekiline, dosyaya sunduğu yabancı dilde yazılı belgelerin Türkçe çevirilerini sunması için iki haftalık süre verilmişse de davacı vekilinin yalnızca, davacının kendi internet sitesinde ve çeşitli internet sitelerinde yer alan tanıtım ve bilgilendirme yazılarının bir kısmının onaylı tercümelerini dosyaya sunduğu, bir klasör halinde dosyada bulunan fatura ve marka tescil bilgilerinin Türkçe çevirilerinin dosyaya sunulmadığı,

mahkemece tesis edilen 22/11/2018 tarihli ara karar gereğince, davacının, çevirilerini sunmadığı delillerden vazgeçtiği sonucunun ortaya çıktığı, bu nedenle de bilirkişi raporu hazırlanırken yalnızca, davacının onaylı tercümelerini sunduğu belgelerin dikkate alındığı, davacı vekilince onaylı tercümesi sunulan belgelerde, “ ... yılda 24.000 ton patates işletmektedir.

Yeni fabrika üretim kapasitesini 60.000 tona çıkaracaktır.”, “...” gibi tanıtıcı ifadelerin bulunduğu, davacının onaylı tercümesini sunduğu bu belgelerin, davacının markasının tanınmışlığını göstermediği, heyette bulunan gıda mühendisi bilirkişinin de davacıya ait markanın Türkiye’de herhangi bir bilinirliğe sahip olmadığını mütalaa ettiği, davacı tarafın, dosyaya sunduğu onaylı çeviri metinleriyle, Türkiye’de korunan herhangi bir fikri mülkiyet hakkının varlığını ortaya koyamadığından, SMK m.6/VI hükmünden hareketle hükümsüzlük isteminin dayanaktan yoksun olduğu,

dosyada mevcut onaylı çeviri metinlerine göre, davacının marka tescilinin kötüniyetli olduğu yönünde bir tespitte bulunulamadığı, davacının endüstriyel tasarım belgesinin hükümsüzlüğü talebine, “...” markasından kaynaklı haklarına dayandırdığı, ancak somut olayda, davacının “...” markasından kaynaklı olarak Türkiye’de korunmaya değer bir hakkının varlığı tespit edilemediğinden, endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğü isteminin de dayanaksız kaldığı belirtilmiştir.

6769 sayılı SMK'nun 3. maddesi uyarınca markaların korunmasında markaların ülkeselliği ilkesi geçerli olup, bir hak sahibi markasını hangi ülkede korumak istiyorsa o ülkede tescil başvurusunda bulunması gerekir. Aynı işaretlerin, bir ülkede başka, diğer bir ülkede ise daha başka bir kişi adına tescilli olması mümkündür. Her bir marka tescili kural olarak tescilli olduğu ülkenin coğrafi hudutlarıyla sınırlı olarak korunacaktır.

Ancak yurtdışında tescilli, ülkemizde tescilli olmayan tanınmış markalar yönünden, SMK'nun 6/4. maddesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesindeki düzenlemeden yola çıkılarak, Ülkemizin de taraf olduğu 1883 tarihli Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6. maddesi uyarınca, genişletilmiş koruma sağlanmaktadır.

Korumanın kapsamı ise, Paris Sözleşmesinin devamı olarak imzalanan yine Türkiye’nin de taraf olduğu 1994 TRIPS Sözleşmesinin 16. maddesinde gösterilmiştir, Markanın tanınmışlığı Paris Sözleşmesi’nde ve SMK’da tanımlanmamıştır. Bir markanın tanınmışlığı, kullanıldığı malın Türkiye’ye ihraç olunmasına veya hizmetin Türkiye’de görülmesine, hatta markanın Türkiye’de bilinmesine, tesciline ve kullanılmasına bağlı olmayıp, önemli olan, markanın Türkiye’de tanınabilir olmasıdır.

Aksi halde, Paris Sözleşmesinin markaları uluslararası açıdan koruyan hükümlerinin bir anlamı kalmayacaktır. Nitekim, Paris Sözleşmesinde de bir markanın herkesçe fiilen bilinmesinden değil, bilinebilir olmasından söz edilmiştir.Bir marka Paris Sözleşmesine taraf tek bir ülkede tanınmışsa, Türkiye'de tescili olmasa ve kullanılmasa dahi tanınmış marka olarak sayılmasına engel hukuki durum yoktur.

Önemli olan, Türkiye'deki ilgili sektörde yer alanların bu markanın tanınmış bir marka olduğunu bilmelerinin beklenip beklenmediğidir. Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, davalının marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya davacı tarafça sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir.

Söz konusu deliller değerlendirilirken, tanınmış marka iddiasında bulunan tarafın, hükümsüzlüğünü talep ettiği markanın başvuru tarihinden önce, markayı ülke içinde her hangi bir tanıtım faaliyetinin bulunup bulunmadığı, reklam harcamaları, markanın ayırt ediciliği yüksek olup olmadığı, aldığı yurtiçi ve yurtdışı kalite ödülleri vs. özellikle dikkate alınmalıdır.

Tek başına bir markanın yurtdışındaki ülkelerde tanınmış olması veya çok sayıda ülkede tescilli olması, o markanın Türkiye’de de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyecektir.Davacının Türkiye'de tescilli bir markası ve endüstriyel tasarımı mevcut olmadığı, davacının yurt dışında tescilli olduğu markaların Türkiye'de ve Paris Sözleşme'sinin 1 mükerrer 6. maddesine göre tanınmış bir marka olarak bilindiğine dair dosyaya hiç bir delil sunulmadığı, davacı tarafından sunulan bir kısım delillerin Lübnan'daki ticari tanıtım ve faaliyetlerine ilişkin internet ortamından alınan görseller olduğu,

davacının markalarının Lübnan veya başkaca Paris Sözleşmesi'ne taraf ülkelerde tanınan ve bilinen bir marka olduğu davacı tarafından ispatlanamamıştır. 6100 sayılı HMK'nun 223.mad.göre yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf tercümesini mahkemeye sunmak zorundadır.

Davacı tarafından ibraz edilen belgelerin yabancı dilde olduğu, bir kısmının tercüme edilmediği, verilen kesin süreye rağmen de davacı tarafından bu belgelerin tercüme ettirmediği anlaşıldığından bu nedenle bilirkişi raporunda bu belgelerin değerlendirilmemesi yerindedir. 6100 sayılı HMK 141.mad. göre taraflar cevaba cevap ve 2.cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir, yahut değiştirebilir.

Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez, yahut değiştirilemez. Mahkemece. Her ne kadar davacı vekili ön inceleme duruşmasında ayrıca, davalıların "..." markasının "..." anlamına geldiğini, SMK'nun 5. maddesi uyarınca da hükümsüzlük istediklerini beyan etmişse de, dava dilekçesinde bu nedenle bir hükümsüzlük talepleri mevcut olmadığından ve iddianın genişletilmesi niteliğindeki bu talebe davalı tarafça açıkça muvafakat edilmediğinden,

bu talep uyuşmazlık konusuna dahil edilmemiştir. " denilmiş ise de HMK 141.mad.göre davacı 11/04/2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde bu hususu ileri sürdüğü HMK 141.md.göre, bu hususun ileri sürülmesi iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi olarak değerlendirilemeyeceğinden mahkemenin bu gerekçesi yerinde değil ise de, aynı gerekçelerin bu yönden de geçerli olduğu, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının Türkiye'de tescilli veya Paris Sözleşmesi uyarınca tanınmış bir markası mevcut olmadığından,

davalı tarafça davalının markasına benzer marka ve tasarımları tescil ettirdiğinin ispatlanamadığı davacı tarafından davalıya ait endüstriyel tasarımlarda yer alan "..." ibaresi nedeniyle bu tasarımların hükümsüzlüklerini talep etmişse de, Türkiye'de korunması gereken "..." ibaresiyle ilgili bir sınai mülkiyet hakkı bulunduğunu da ispatlayamadığından davanın sübut bulmadığı anlaşılmıştır.

Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/09/2020 tarih ve 2018/69 E., 2020/133 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından Asıl ve Birleşen davaya karşı yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Asıl dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Birleşen dava yönünden, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

4- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.

05/02/2024

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2020/2517, K. 2024/165, 5 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davanın Konusu
  4. İstinaf Karar Tarihi: 05/02/2024
  5. Gereği Düşünüldü
  6. Dava Dilekçesi
  7. Cevap Dilekçesi
  8. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  9. İstinaf
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/2517
Karar No
2024/165
Tarih
5 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2518 K.2024/222
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2521 K.2024/282
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2522 K.2024/196
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2524 K.2024/155
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2525 K.2024/223
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi E.2020/2532 K.2024/283

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.