KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2024
- Dosya no
- 2021/61
- Karar no
- 2024/303
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 02/10/2020
- Numarası
- 2019/21 E. - 2020/239 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 15/02/2024
Karar Metni
2.155 kelime·11 dk okuma·4 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kuru gıda, bakliyat, kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe etkin olarak ve şirket yetkilisinin annesinin ismi olan ... isminden de esinlenerek, kabul edilen, beğenilen, hoş karşılanan anlamlarına gelen "..." ismini ürün markaları olarak seçtiğini ve 1990'lı yıllardan bu yana kullanmakta olduğunu, bu bağlamda müvekkilinin "..." markasını 2004 yılında 05, 29, 30 ve 31. Sınıflarda ... sayı ile TPMK nezdinde kendi adına tescil ettirdiğini, "..." esas unsurlu birçok markanın da müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili markasının sektöründe tanınmış olduğunu, ancak hal böyle iken davalı ...
Şirketinin de yetkilisi olan diğer davalı ... tarafından ... sayı ile "..." markasının 29 ve 30. Sınıflarda 20/01/2016 tarihinde tescil ettirildiğini ve davalının söz konusu markayı müvekkili ile aynı sektörde, aynı ürünleri, aynı mahallerde, aynı mağaza dizayn, tabela, renk ve benzerlikte ve hatta aynı yerde kullanmaya başladığını, davalının haksız kullanımı nedeniyle ... markasına ait ürünler ile piyasa ve tüketici nezdinde ki konumu ve imajına ... markası adına telafisi imkansız zararlar verildiğini, bu durumun markanın ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini, tek harf değişikliğinin markaya ayırt edicilik katmadığını bu nedenlerle,
davalı ... adına TPMK nezdinde ... no ile tescilli bulunan "..." markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, diğer davalı ... Tic. Ltd.
Şti'de bulunan ... unvanının terkinine, davalının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talep edilen "..." markasını esasa ilişkin karar tarihinden itibaren kullanımının önlenmesine, bu çerçevede davalının söz konusu markayı ürün veya hizmetler üzerinde kullanılmasının, bu markayı taşıyan ürünleri veya hizmetleri depolamasının, elde bulundurmasının, satışa arzının, ithal ve ihracının önlenmesine, markanın davalı tarafından reklam ve tanıtım malzemelerinde, antetli kağıtlarda, irsaliyelerde, fiyat listelerinde, faturalarda ve sair basılı evraklarda kullanılmasının önlenmesine,
hüküm fıkrasının tamamının ...- ... gazetelerinin Türkiye'nin tümünde yayınlanan bütün nüshalarında yayınlanmasına, bu yayına ilişkin tüm masrafların karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE KARŞI DAVA; ... ibaresinin müvekkilinin faaliyetlerinde aktif olarak kullanıldığını, müvekkilinin ... başvuru numaralı markasını 29. Ve 30. Sınıflarda yer alan emtialarda tescil ettirildiğini, ... ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu, karşı davalının piyasaya hakim olmak ve tekel yaratmak çabası ile müvekkillerine ait markanın birebir aynısını tescile bağlamasının ticaret ahlakı ile bağdaşmadığını ve bu durumun davalı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, taraf markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, her iki tarafın ürünlerinin, hizmetlerinin ortalama alıcıları tarafından yazıldığı gibi okunup algılanacağını,
davacı/karşı davalı tarafın markayı kullanması halinde sektördeki tanınmışlıklarından yararlanarak haksız yarar elde edileceğini, bu durumun müvekkillerine ait markanın ayırt ediciliğini zayıflatacağını, ... markasının tek başına ve esas unsur olarak müvekkili ... adına tescilli olduğunu, sektörel anlamda da belirli bir tanınmışlığa ulaştığını bu açıdan davacı/karşı davalı tarafın tüm tabelaları ve ticari faaliyetinde ... markasını kullanırken ... markasının tescilini de almasının kötü niyetin açık göstergesi olduğunu ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu;
davacı/karşı davalının ... markasının tanınmış olduğunu iddia etmesine rağmen bu hususa ilişkin dosyaya delil sunmadığını, huzurdaki davada davacının marka hakkına tecavüzün şartlarının oluşmadığını, ... markasının 2013 yılından beri kullanıldığını, 2016 yılında tescil edildiğini, bu durumun uzun süre sessiz kalma yoluyla hak kaybına neden olduğunu, müvekkillerinin faaliyet konusunun kuruyemiş, baharat ve bakliyat olduğunu, bu nedenle işyeri girişine “kuruyemiş, bakliyat ve şekerleme” yazdırmasının doğal olduğunu, markalardaki tek bir harf farklılığının bile ayırt edicilik kattığını, bu hususta TPMK sisteminde birçok örnek bulunduğunu,
müvekkilinin markasında vurgunun “...” harfinde olduğunu, davacı markasında ise ”...” harfinde olduğunu, müvekkilinin davacıya ait logoda yer alan filler ve ortasındaki “...” harfinden tamamen farklı bir görsel sergilediğini, ... markası için tescil başvurusu yapıldığında davacı/karşı davalı tarafın bülten itirazında bulunmadığını, markanın sorunsuz şekilde tescil edildiğini, aradan 3 yıl geçtikten sonra huzurdaki davanın ikame edilmesinin hakkaniyete ve iyi niyet kaidelerine aykırı olduğunu ve İstanbul 1. FSHHM’de açılan davanın konusunun marka tecavüzü olduğunu, fakat huzurdaki davanın konusunun hükümsüzlük olduğunu,
bu nedenle davaların aynı dava olmaması sebebiyle davacı/karşı davalının derdestlik itirazının geçersiz olduğunu belirtmekte ve asıl davanın reddini, karşı davada davalının TPMK nezdinde tescillediği 35. sınıf emtiasındaki ... no.lu ... markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, davalının ... markasını ticari anlamda her türlü kullanımının önlenmesini ve hükmün ilanını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince.
"Somut olayda davacı ve davalı markası arasında kıyaslama yapılmış ve bilirkişinin Davalı ...’a ait ... no.lu ... markasının, tescilli olduğu 29 ve 30. sınıfları aynen/benzer olarak kapsayan eski tarihli ... yegane/esas unsurlu davacı markaları ile karıştırılma ihtimaline sebep olacak derecede benzerlik arz ettiği yönündeki tesbitine mahkememizce de aynen iştirak edilmiş, davaya konu markalar arasında doğrudan karıştırma ihtimalinin varlığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar davalı/karşı davacı sessiz kalma yolu ile hak kaybı iddiasında bulunmuş ise de davacının sessiz kalmasının kabulü yönünden davalının markasal kullanımı şarttır. Somut olayda davalının tescil tarihinden önce markasal kullanımını ispatlayamadığı, kullanımlarının ticari ünvan kullanımı mahiyetinde kaldığı anlaşılmıştır.
Karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede ise karşı davacının hükümsüzlük iddiasına dayanak sunduğu," gerekçeleriyle, Ana davada;-Davacının davasının KABULÜ ile; davalı yana ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı ...
Ticaret Limited Şirketinin unvanından "..." ibaresinin terkinine, davalıların "..." markasının kullanımının önlenmesine, bu ibareyi içeren ürünleri veya hizmetleri depolamasının, elde bulundurmasının, satışa arzının, ithal ve ihracının önlenmesine, reklam ve tanıtım malzemelerinde, antetli kağıtlarda, irsaliyelerde, fiyat listelerinde ve tüm basılı evraklarda kullanılmasının önlenmesine, hüküm özetinin masrafı davalılarca karşılanmak suretiyle ulusal çapta yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, Karşı davanın reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF
Davalı/karşı davacılar istinaf dilekçesinde özetle; haksız, hukuka aykırı, eksik ve yetersiz olan 16.03.2020 tarihli bilirkişi raporu dikkate alınarak; asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu edilen müvekkiline ait markanın hükümsüzlüğü kararı, müvekkil şirketi oldukça ağır şekilde etkileyeceğini, bilirkişinin alanında henüz uzmanlaşmamış bir araştırma görevlisi ve avukatlık mesleğinde yeni olması ve tek kişilik bir bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dava konusu markaların gerek anlam,
gerek akustik gerekse etimolojik kökeni ve kelime türü olarak birbirinden farklı olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma olanağı olmadığında iptalinin gerekmeyeceğini, iki markanın anlamlarının farklı olduğunu, markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili marka logosu ile davacı/karşı davalının logosu, gerek anlam, gerek vurgulanan nitelik gerekse kompozisyon olarak birbirinden farklı olduğunu, müvekkili logosunda sadece ... harfi büyük olarak kullanıldığını, "..." harfine vurgu yapıldığını, ve ... harfinin başına bir damla figürü konulduğunu, ... yazısı,
logoda kullanılan turuncu iki dağ keçisinden tamamen bağımsız şekilde yerleştirildiğini, iki dağ keçisinin ortasında yer alan, arka fonu beyaz olan, yeşil yapraklar tarafından çevrelenmiş ve elips şeklinde bir alana, turuncu renkte yazı ile "..." yazısı yerleştirildiğini, ve hemen altına yine müvekkili adına tescilli "..." yazısına yer verildiğini, müvekkiline ait internet sitesinde de bu şekilde kullanıldığını, müvekkili markasının logosundaki dağ keçisi Anadoluyu simgelediğini, davacı/karşı davalı logosu tüm dünyada baharat taşımasının tarihsel süreci ile özdeşleşmiş şekilde fillerin kullanıldığı oryantal bir motif olduğunu,
internet araştırmalarında da iki markanın karıştırılmadığını, iki marka bir bütün olarak karşılaştırıldığında, herhangi bir karışıklık doğuracak bir durumun bulunmadığını, eğer sorun olacak olsaydı TPMK tarafından markasının tescili yapılmayacağını, markanın sözcük, resim veya şekillerin kombinasyonundan oluşması halinde sadece sözcük, şekil veya resme bakılarak karar verilmemesi gerektiğini, markanın toplu olarak bıraktığı intibaya bakılarak karar verilmesi gerektiğini, davacı karşı davalının kötü niyetli olduğunu, amacının tekel yaratmak olduğunu, müvekkilinin markasının aynısını 35. sınıfta tescil ettirdiğini, müvekkilin ticari çapı,
yatırım maliyetleri ve vizyonu göz önüne alındığında başka bir markayı taklit ederek bundan nemalanma ihtiyacı duymayacağının mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkili markasını 2013 yılından beri aktif olarak kullandığını, 2016 yılında tescile bağladığını, www...com.tr internet adresi içeriğinde yer alan yeni açılan şubeleri, ürün görselleri, çeşitleri ve diğer bilgilerden de görülebileceği üzere müvekkilinin sektöründe uzman kadrosu ile;
önce İstanbul, akabinde Trakya, devamında Ege Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi olmak üzere, Türkiye genelinde ve dünyada, tanınmış marka olmayı hedefleyen ve bu hedefini gerçekleştirmek için gerekli yatırım ve reklamları yapan bir firma olduğunu, davacı/karşı davalı, gerek şube sayısı, gerek personel sayısı, gerekse ciro miktarı anlamında müvekkili şirket ile rekabet edebilecek durumda olmadığını, Mahkemenin müvekkilinin "... Tic. Ltd.
Şti.'nin ticari unvanından "..." ibaresinin terkinine yönelik kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli tek markası ... başvuru numaralı 29 ve 30. sınıflarda tescilli olan "..." ibareli markası olmadığını, -... başvuru numaralı "...". 31. ve 35. sınıf -... başvuru numaralı "...". 35. sınıf -... başvuru numaralı ... "...". 29. ve 30. sınıf -... başvuru numaralı "...".
29. ve 30. sınıf emtialarında tescile bağladığı markaları da bulunduğunu, davacı/karşı davalının ticari unvanının esas unsuru ise "..." olduğunu, bilirkişi raporunda da bu husus açıkça yer aldığını, ticari unvanın terkinini gerektirecek bir benzerlik bulunmadığını, yaptıkları itiraz gerekçeleri dikkate alındığında asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yetersiz ve hatalı değerlendirmelerle varılan, haksız ve hukuka aykırı Yerel Mahkeme kararının kabul edilmesi mümkün olmayacağını, istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davanın ve karşı davanın konusu, markanın hükümsüzlüğü davasıdır. 13/03/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle.
Asıl davada; davalı ...’a ait ... no.lu ... markasının, tescilli olduğu 29 ve 30. sınıfları aynen/benzer olarak kapsayan eski tarihli ... yegane/esas unsurlu davacı markaları ile karıştırılma ihtimaline sebep olacak derecede benzerlik arz ettiği somut olayda davalı tarafın markasal kullanımı her ne kadar tescilli marka kullanımı olup, markanın aynen/”ayırt edici unsuru değiştirilmeksizin farklı unsurlarla kullanımı” niteliğinde bir kullanım ise de, SMK m.155 düzenlemesi çerçevesinde artık sonraki markanın tescilli olmasının ve tescile uygun kullanılmasının bir öneminin bulunmadığı, dolayısıyla davacı ...
Tic.
A.Ş.’nin davalıya karşı marka hakkı ihlali iddiasında bulunabileceği, davalı taraf ... ibaresini 2013 yılından beri marka olarak kullandığını, bu sebeple davacının marka hakkı ihlali iddiasını ileri sürmekte uzun süre sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğradığını belirtmişse de, dosya içeriğinde davalının bu savunmasını ispat eden herhangi bir delile rastlanmadığı davalı markasının tescilinde kötü niyet bulunup bulunmadığı konusundaki takdirin, somut olayın şartlarında tamamen Sayın Mahkeme’ye ait olduğu,
aynı (gıda) iştigal alanındaki tarafların ticaret unvanlarının ihtiyari (ek) unsurları (... - ...) arasında TTK uyarınca unvan terkinini (kısmi terkin; ... ibaresinin unvandan silinmesi) gerektiren bir benzerliğin söz konusu olmadığı; davacının, ... ibareli marka hakkına dayanarak ve SMK m.7/f.3-e bendindeki düzenlemeden hareketle davalı ticaret unvanından ... sözcüğünün silinmesine ilişkin talebinin Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğunu, Karşı Davada. Davalı ... Tic.
A.Ş. adına ... no. ile tescilli markanın, davacı ...’un eski tarihli ... tescil no.lu markası ile aynı ibareden (...) oluştuğu ve 35. sınıfta müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için 29 ve 30. sınıf emtiaların bir araya getirilmesi hizmetini (mağazacılık) kapayacak şekilde tescilli olduğu ve davacı markası ile bu emtia sınıfları yönünden doğrudan benzerlik içerisinde olduğu ancak, asıl davada davalı adına tescilli ... no.lu ... markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini yönünde karar tesis edilirse, bu kararın markanın başvuru-koruma tarihinden itibaren geçmişe etkili olarak hüküm ve sonuç doğuracağı,
Kanun ile markaya sağlanan korumanın hiç doğmamış sayılacağı, bu takdirde karşı davacının -2016 tarihli marka tesciline dayanarak- davalı markasının hükümsüz kılınması talebinde bulunamayacağı sonucunun doğacağını" belirtmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 155.md.göre marka, patent veya tasarım hakkı sahibi kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.
Somut olayda davalının markasında dağ keçisine yer verme biçimi sebebiyle ve ... ibaresinin ... ile tek bir harf dışında farklılık arz etmediği de dikkate alındığından davalının markasal kullanımı davacı markasına yakınlaşmasına mahal verecektir.
Taraflar aynı gıda sektöründe iştigal etmektedirler.Davacının ilki 2004 yılında davalı markasından yaklaşık 12 yıl önce davalı markası ile ayn/benzer emtialarda tescilli markası bulunduğu anlaşılmıştır.Davacı ve davalı markası arasında doğrudan karıştırma ihtimali bulunmaktadır.
Mahkemece asıl davanın kabulüne, davalıya ait ... tescil nolu markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalının ticaret unvanındaki ... ibaresinin markasal kullanıldığı ve davacı markası ile karıştırılma ihtimali yarattığı anlaşılmakla, ticaret unvanının terkinine karar verilmesi yerinde olup, asıl davada davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmekle, hükümsüzlük kararı baştan itibaren hüküm doğuracağından ve davalı yönünden marka koruması sağlamayacağından karşı davanın reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun görülmüştür.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı-karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
15/02/2024
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2021/61, K. 2024/303, 15 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama