KÜNYE
T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2025
- Dosya no
- 2022/1301
- Karar no
- 2025/126
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 21/06/2022
- Numarası
- 2021/5 E. - 2022/97 K.
- Davanın konusu
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- İstinaf karar tarihi
- 17/01/2025
Karar Metni
1.299 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesi ile;Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketlerin bünyesinde yer alan ... 'nın 2019 yılı Şubat ayında ... ismi ile bir program yapmayı planladıklarını araştırmalarında bu isimli bir programın kullanılmadığını tespit ettikten sonra bu isim ile program yaptıklarını daha sonra davalının davacılara 11/02/2019 tarihli ihtarname gönderildiğini markanın kullanılması karşılığında 150,000,00 TL para istediğini, davalının ... markasının 21/03/2014 tarihinde tescil edildiğini o tarihten beridir davalının markayı kullanmadığını.
Davacının ... isimli programının ... isimli kanalda yayınlandığını bunun ciddi bir kullanım olmadığını.
5 yıllık süre zarfında ciddi kullanım olmadığından markanın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; ... isimli markanın kendisine ait olduğunu, davacıların kullanımı nedeni ile ihtar çektiğini, haksız kullanım nedeni ile 150.000,00 TL para istediğini, ayrıca markayı ciddi şekilde kullandığını buna ilişkin CD leri sunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda.
"Davanın KABULÜ ile davalı adına tescilli ... numaralı ... ibareli markanın kullanılmama nedeni ile tescilli olduğu tüm sınıfları yönünden İptaline, " karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -42. maddenin lafzından, bu kullanımın “ciddi anlamda” yani markanın kendinden beklenen fonksiyonları gerçekleştirecek şekilde yapılmasının gerektiğinin anlaşıldığını, KHK 42/1-c'nin ikinci cümlesinde bir istisnaya yer verildiğini ve beş yılın dolması ile hükümsüzlük davasının açıldığı tarih arasında markanın ciddi biçimde kullanılmış olmasının, hükümsüzlük nedeni sayılamayacağı kabul olunduğunu,
556 sayılı KHK'dan öncesinde uygulanan 551 sayılı Marka Kanunu m.50/a'da da bu sürenin üç yıl olarak belirlendiğini, 556 sayılı KHK'nın yürürlüğe girmesiyle bu sürenin artık beş yıl olduğunu, marka sahibinin ticari faaliyeti, ekonomik koşullar gibi nedenlerle markayı kullanımına dönem dönem ara verebileceğini ama böyle bir aranın makul sürelerde olması gerektiğini, ... Markasına İlişkin 41. Sınıfta "Eğitim ve öğretim hizmetleri.
Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri. Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil).Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri.Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri.
Tercüme hizmetleri." emtialarında davalı adına 05/03/2013 tarihinden itibaren 10 müddetle tescil edildiğini, tescili 21/03/2014 tarihinde sicile kayıt edilen markanın, 31/05/2014 tarih ve 429 sayılı Resmi Marka Gazetesinde yayınlandığını,-...
AŞ ve ... bünyesindeki ... "..." isimli programın yayınlanması üzerine 11.02.2019 ve 21.02.2019 tarihinde iki defa ihtar çektiğini, buna rağmen program yapmaya devam ettiklerini ve Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/5057 sayılı soruşturmasında bilirkişi raporunda markasının ...'da yayınlanan programa ad olarak verilmesinin bu şekilde aynı sektörde aynı markanın kapsadığı emtia grubunda kullanılmasının, marka hakkında tecavüz oluşturduğunu, bu nedenle de 10.01.2017 tarih ve 6769 nolu Sinai Mülkiyet Kanunu'nun 29/1.
Maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz hükümlerine aykırı bir durumun oluştuğu kanaatine varıldığını ve İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nde 2020/16 esasına kayden açılan davanın devam ettiğini,-emsal olarak sunduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15 Ocak 2014 Esas No: 2013/11-1138 Karar No: 2014/16 sayılı kararında, haktan faydalanmanın tescil ile mümkün olacağını ortaya koyduğunu, marka tescilinden doğan hakkın, usulünce yenilenmesi halinde süre sınırına tabi olmayan bir hak niteliğinde olduğunu,05/03/2013 tarihinden itibaren 10 müddetle tescil edilmiş markasının,
verilen karar ile marka kullanım hakkı ve markadan kaynaklanan tüm haklarının ihlal edildiğini, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle.
2019 yılında müvekkillerinin ... isimle ve aynı mal veya hizmet kategorindeki bir program yapmaları ve bu durumun ...tarafından fark edilip bir haksız kazanca dönüştürülmeye çalışılıp müvekkillerine karşı markaya tecavüz ettikleri iddiasıyla tazminat talep etmesi nedeniyle davanın açıldığını, müvekkillerinin programı yapmaya başlamadan önce yaptıkları çalışmalarda bu ibarenin daha önce başka biri adına tescil edildiğini fark edemediklerini, marka 2013 yılında tescil edilmiş olmasına karşın uzun yıllardır kullanılmadığını, bilirkişi raporlarıyla da kesin bir biçimde ortaya konulduğu üzere son kullanımın 2013 yılında gerçekleştiğini,
davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesinin talep etmiştir.
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; davalı adına tescilli ... isimli markanın davalı tarafından 5 yıllık süre içerisinde ciddi biçimde kullanılıp kullanılmadığı,
kullanılmama nedeni ile iptal davasıdır.Mahkeme dosyasından aldırılan 20/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak: Davalının cevap dilekçesinde yer alan CD lerde ve internetten yapılan incelemeler sonucunda ...'e ait ... adlı programın ... adlı kanalda 2012- 2013 yılları arasında yayınlanmış olduğu, Davacılara ait ...'da yer alan ... programının 06.02.2019-03.04.2019 tarihleri arasında yayınlanmış olduğu, Nihai takdir yetkisi Sayın Mahkeme'de olmak üzere ... tescil no.lu ... ibareli markanın Haziran 2013 tarihinden dava tarihi olan 11.01.2021 tarihine kadar 5 yılı aşkın sürede kullanılmadığı tespit edildiğinden,
kullanımına ilişkin herhangi bir bilgi, belge, delil bulunmadığından 6769 sayılı yasa madde 26 uyarınca iptal koşullarının oluştuğuna dair raporunu sunmuşlardır. 6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile aynı yasanın 9/1 maddesine göre , marka sahibinin markayı tescilinden itibaren fiilen kullanması yükümlülüğü vardır.
Aksi taktirde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu tüm emtialarda kullandığının ispat yükü markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir.HMK nın Taraflarca Yerine Getirilme İlkesi başlıklı 25. Maddesi "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim,
iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz. " hükmüne haizdir. Taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu davalarda, dava malzemesinin toplanması ve mahkemeye sunulması taraflara aittir.
Bu nedenle ticari defterlerin sunulması konusunda ayrıca tebligat yapılması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.Somut olayda , ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından markanın tescilli olduğu sınıflarda markanın işlevine uygun olarak ciddi şekilde kullanıldığı ispat edilememiştir.
Diğer yandan markanın sahibi tarafından kullanılma yükümlülüğünün 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 9.maddesi ile düzenlendiği ve kullanmama halinin iptal yaptırımına tabi tutulduğu, 6769 sayılı SMK'nın yürürlüğe girdiği 10 Ocak 2017 tarihinden önce kullanmama nedeniyle markanın iptalini düzenleyen 556 sayılı KHK'nin 14. Maddesinin Anayasa Mahkemesince iptali gerekçesi düzenlemenin yasa ile yapılması gerekirken Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmasına ilişkin olduğu,
iptal kararı 06 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış, SMKnın yürürlüğü ile arada 4 gün için yasal boşluk oluşmuş ise de, 6 Ocak 2017 tarihine kadar yasal düzenleme eksikliği bulunmadığı dava konusu marka sahibinin markayı kullanma yükümlülüğünün önceki yasal düzenleme ve devamında yürürlüğe giren SMK ile de aynen mevcut olduğu KHK'nın iptal yaptırımını düzenleyen 14.maddesinin yerine koşulları farklı önceden mevcut olmayan yeni bir yükümlülük getirilmediği, bu nedenle Yasal düzenlemenin yerinde olmadığına yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı,
sunulu emsal Yargıtay kararının da dava konusu olayla ilgisinin bulunmadığı,Ceza Davasının kullanmama nedeniyle iptal davasının delili olmadığı anlaşılmakla tüm istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Sonuç olarak, kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, Davalının İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
17/01/2025
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, E. 2022/1301, K. 2025/126, 17 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama